TGB denilen sözde gençlik örgütü ve katil Baas rejimi ile ilişkileri

Türkiye’de son bir kaç yılda ortaya çıkan ve İşçi Partisi paravanı olarak kurulan sözde gençlik örgütünün bu günlerde birinci gündem maddesi Suriye ve katil ESAD.

Türkiye’nin Suriye politikalarını eleştirip katil ESAD ve rejiminin içeride borozancılığını yapan sözde milli özde ise kızılbaş merkezki çakma Türk örgütü.

Kendi ülkesine Amerikan köpeği diye böğürüp katil ESAD rejimi adına ülke içinde gösteriler yapan ve onbinlerce masumun kanının dökülmesinin esas sebebi olan BAAS rejimini ayakta tutabilmek adına Türki’yenin meşru adımlarını içeride provake etmeye devam ediyor.

TGB ve Suriye dosyasını açıyoruz.

29 Ekim kutlamalarını BAAS rejimi ve ESAD propagandasına dönüştürüp AK Partiyi ve hükümeti topladıkları kalabalık ile eleştirmeye protesto etmeye çalışırlarken suç üstü yakalandılar.Öyle ki Suriye devlet televizyonu TGB’nin öncülüğünde hazırlanan alternatif cumhuriyet kutlamalarını CANLI olarak yayınlamış ve ESAD ve Suriye rejimine ait slogan ve bayrakları da anında duyurmuş.

İşte katil ile işbirliği yapan ve bunu yaparken de TÜRK bayrağını paravan olarak kullanan kansızları tanıyın.

TGB’nin ESAD yalakçılığı bunula da kalmıyor.ESAD rejimine destek için bu ülkeye gezi düzenleyip AK Parti ve Türkiye aleyhine slogan atan BAAS rejimi yanlıları ile bir araya da geldiler.

TGB eğitimde kılık kıyafet dayatmasını meşru görüyor ve başörtülü olarak eğitimine devam edenlere eşek benzetmesi yapıyor.

gerici eğitim

TGB’nin devrimci anlayışı. Lenin ve Mustafa Kemal onlara göre iki devrimci ve anti emperyalist.Diktatör olmaları kan dökücü olmaları ve binlerce masum insanı katletmiş olmaları hiç önemli değil.

LENİN KEMAL

Lenin de Mustafa Kemal sizin olsun kızılbaşlar MİLLET bize yeter.

.

Sözde Türkiye-Suriye kardeşliği sloganları atarak ESAD rejiminin yalakçılığına devam eden örgüt özellikle HATAY da arap alevi vatandaşlarımızı da kullanarak provakasyonlarına devam ediyor.

TGB denilen sözde gençlik örgütü ve katil Baas rejimi ile ilişkileri” üzerine 38 yorum

  1. TGB nin GERÇEK AÇILIMI, TÜRKİYE GAY BİRLİĞİ DİR. LOGOSUNDAKİ G HARFİNİ DİREKT atatürk ÜN RESMİ ÜZERİNE KOYMALARININ NEDENİ, atatürk ÜN DE GAY OLDUĞUNU İFADE ETMEKTİR

  2. Siz angut musunuz lan siz ortadoğuyu bölmek parçalamak istiyorsunuz siz amerika ve akp nin prtaklığını yapıyorsunuz onlara hizmet ediyorsunuz,tgb gibi vatan sever atatürk sevdalısı başka kurum varmı?siz atatürk düşmanısınız,ileride çocuklarınız size soracak baba bu vatan ı nasıl böldünüz diye,çocuklarınızın yüzüne nasıl bakacaklsınız,sizin yüzünüze tükürecek çocuklarınız

  3. AKP, POLİTİK İSLAM KURUMLAŞMASINA HIZ VERDİ!
     
    Politik iktidarın toplumsal iktidarı kendine tabi kılma süreci hızlanıyor…İslamcılar, önlerindeki bütün engelleri tek tek ortadan kaldırmaya devam ediyorlar.
    Sunni mezhebi esas alan AKP, çevresi bir mezhep savaşı ile yanan bir alanda büyük bir yıkımın ön şartlarını oluşturmaya devam ediyor. Bu temelde, Türk Devleti’nin kendi içindeki önemli Alevi potansiyelini etkisizleştirme konusunda yoğun faaliyet içinde olduğu, son Askeri Şura kararlarında olduğu gibi, Ordu’da yapılacak temizliğin devam edeceği sinyali verilmiştir.
    Alevi ve Kürtler için yeni rejim altında yaşam şartları daha da zorlaşacaktır.
    Devlet kurumlarında ki tüm Alevi ve Kürt’lerin fişlenmesi ve kilit noktalardan uzaklaştırılmaları kaçınılmazdır. Alevi kökenli birisi artık çavuş bile yapılmayacaktır. Namaz kılmayan, oruç tutmayan, hanımlarına Türban taktırtmayan subaylar terfi edilmeyecektir.

    Askeri Şura’ dan verilen sinyal şu anlama geliyor: ‘Yeni Türk ordusu, Sunni, tarihsel olarak sürdürülen Suud-Yavuz çizgisinde hareket edecektir.” Kemalist Ordu’ya güvenen Alevilerin imhasına kadar uzanabilecek bu yeni süreç, yakında daha büyük temizliklerle hızlandırılacaktır.
    Siyasal islamcı iktidarın önündeki en büyük engeller ortadan kaltığına göre, Suriye ve Irak mehzep çatışması temelinde dışa yayılma süreci başlayacaktır. Komşu ülkeleri işgal etmek için adeta yanıp tutuşan AKP iktidarı, Irak ve Suriye’nin iç işlerine müdahale etmeye bu anlamda hız verecektir. Türkiye’nin Irak ve Suriye’de bir mezhep savaşına oynadığını gösteren somut kanıtlar var. Nitekim, Türkiye bölgede gelişecek bir mezhep çatışmasına seyirci kalmayacağını, bizzat başbakanın ağzından açıkça ilan ediyor.
     
    Taksim gezi eylemleri ile açılan yeni süreç, Avrupa’da faaliyet gösteren onlarca tarikat ve cemaati zor duruma düşürdü. Çaktırmadan her tarafa sızan, her yıl milyarlarca kara parayı Türkiye’de aklayan ve AKP rejiminin bel kemikleri olan Avrupa düşmanı politik islamcılar, Erdoğan ve diğer sertlik yanlılarının yaptıkları hatalar ve verdikleri açıklar yüzünden problemli bir döneme girdiklerini sezdiler. Avrupa’ da şimdiye kadar uyuttukları salon sosyalistlerinin, sözde Hiristiyan demokratların, bunak yöneticilerin bu yüzden uyandıklarını, kendilerinden şüphelenmeye başladıklarını ve zaman içerisinde verdikleri destekleri bırakacaklarını anlamaya başladılar. Avrupalıları kandırmak için, sözde ılımlı geçinen, bazı bürokratları maskeleme olarak kullanan politik İslamcılar, yıllarca, aşırı sağcı politikaları, solcu kılığına girerek, aşırı dinci politikaları, kardeşlik ve dostluk yalanları ile gizleyerek güçlendiler. Sadece Almanya’ya, 35 yıllık bir zaman dilimi içerisinde 9 000′ den fazla cami veya mescit kurdular. Her taraf kuran kursu ile dolup taştı… Bütün Avrupa şehirleri, bebeklerden başlayarak beyin yıkama faaliyetleri yürüten binlerce organizasyon tarafından adeta parsellendi. Avrupa ülkelerini din, Allah hizmetleri vs.. yalanları ile kandırarak milyonlarca sübvansiyon alan ve örgütledikleri insanlardan aldıkları haraçlarla büyüyen bu tarikat ve cemaatler çetevari yatırımları da yaparak devleştiler…
    Avrupalılar bu türden beklenmedik yapılar karşısında adeta aciz kalmışlardı. Her istediklerini koparıp alan, 100 000 lerce insanı kontrol altında tutan politik islam’a karşı bir alternatifleri olmayan zavallı politikacı ve dini liderleri en sonunda yine onların kanı ile beslenen AKP uyandırdı. Avrupa Parlamentosu’nun açıklamasını ‘Avrupa’yı tanımıyorum’ diye reddeden Erdoğan, sürece yeni bir yön verdi, artık işler eskisi gibi yürümeyecektir. Bu işin Viyana’sı da buraya kadar!
     
    3 000 civarında Türk’ün yaşadığı bir İsviçre kasabasına 7 tarikat ve 6 politik organizasyonla toplumsal piskoloji kuran, Türk islam sentezi adı altında Irk Din mafiası oluşturarak milyonlarca inanı haraca bağlayan tarikat ve cemaatler, her ağacın kurdu kendisinden olur misali, hiç beklemedikleri yerden ilk darbelerini aldılar.
     
     
    TÜRBAN BİR ÜNİFORMADIR.

    Türban bizim üniformamızdır ( N. Erbakan)
    Türban bir “tekgiyim”dir (üniformadir). Onu giyen kişi, sizin yüzünüze bagırarak: “ben islamcıyım!” der…
    Erdoğan’ın malları mülkleri olan Kadınların esareti yeni aşamaya giriyor: Türban, çarşaf üretimi son 7 yılda %800 artış gösterdi.
    Kadınları, İslamcı militan yetiştiren bir çeşit yumurtlama makinesinden farksız gören R. T. Erdoğan onları aşağılamaya devam ediyor. Erdoğan, İslamcı gericiliği cesaretlendirerek büyük şehirlerde dahil olmak üzere, Türkiye’deki siyasal ve toplumsal manzarasını değiştirmeye hız verdi. Bazı hükümet daireleri çalışma programlarını namaz saatlerine göre düzenliyor ve tamamen gerici bir önlem olarak liselerde erkek ve kızlar ayrılıyor. Müslümanlar için Ramazan ayında lokantalar alkol servisini durdurmaya devam ediyorlar ve polis alkol ve sigara içtikleri için insanları vahşice avlamaya hız verdi. Yakın Doğu’da yükselen siyasî İslam’ın etkileri peçe ve başörtüsünün giderek yaygınlaştığı İstanbul’da bellidir. Bugün, herhangi bir tür örtü, Türk kadınlarının yüzde 70’ından fazlası tarafından takınılmaktadır.
    İnsanların yatak odalarına girip yapılacak çocuk sayısını belirleyerek, henüz doğmamış çocuklara dahi musallat olmaya çalışan AKPliler, ” ne kadar fazlası olursa, AKP o kadar uzun yaşar” felsefesi ile, “zorla evlendirilen,görücülük vs..usulleri ile evlenme veya çok eşlilik” şeklinde devam eden islami doyumsuzluğun çeşitli şeklillerini kuvvetlendirerek kadınları bütün tahakküm araçlarının karşısında yapayalnız ve savunmasız bırakmaktadır.

    Bu örtülerin arkasında daha büyük bir drama yaşanıyor! AKP iktidarı 12 yılına girerken kadın cinayetleri ve şiddet, taciz,tecavüz, çocuklara yönelik cinsel istismar dikkat çekici oranda arttı! İşte rakamlar ve oranlar: 2002-2013 yılları arasında kadın cinayetleri oranında % 4100 artış olduğu belirtildi. Bakanlık, 2002-2013 yılları arasında fuhuş suçlarının % 620, ırza geçme ve çocuklara cinsel taciz suçlarının %925 arttığını belirtti. her gün en az 325 kadın şidette uğruyor. TÜİK verilerine göre 2002 yılında kadın cinayet sayısı 66 iken 2013 yılında bu sayı 3550 ye çıkmış kısaca 2005 – 2013 yılları arasında kadın cinayetleri sayısı 7.190 olmuş. aynı yıllar arasında 5074 kadın tecavüze uğramıştır. Ayrıca; fiziksel ya da cinsel saldırıya uğrayan kadınların % 188’inin bunu gizlediği belirlenmiştir.
    Dünya Ekonomik Forumu’nun 2013 Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre Türkiye 134 ülke arasında sondan 4. sıradadır ve AKP iktidarında devamlı bir gerileme göstermiştir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun rakamlarına göre tecavüz ve taciz gibi cinsel saldırı suçlarında son beş yılda yüzde 90 artış yaşandı. 2002-2013 yılları arasında, 300 binin üzerinde kadın cinsel saldırıdan mağdur oldu. 2013 yılının ilk 6 ayında 600 kadın, 69 çocuk ve 5 bebek öldürüldü. 338 kadına tecavüz edildi, 375 kadına ve 35 bebeğe şiddet uygulandı ve 671 kadına taciz uygulandı.. Şimdi AKP rejiminde Başı kapalı kadınların sergilediği görüntünün ardında korkunç işsizlik ve yoksulluğun damgasını vurduğu, barbar, yüzyıllarca süren kadın karşıtı uygulamaların içine kilitlenmiş geniş bir ülke bulunmaktadır. Siyasî İslam’ın güçleri, Türkiye’nin yazgısını kimin şekillendirip, kazançlara el koyacağı hesabını yaparken kadınları da birer savaş malzemesi olarak kullanmak istiyorlar.
    Erdoğan ve İslamcı kadın gruplarının iddialarının tersine, örtü “dinî özgürlüğün” uygulanmasının bir örneği veya bir tanrıya adanmışlığın göstergesi değildir. Hristiyanların haçı veya Yahudilerin takkesi gibi sadece dine üyeliğin gerici bir simgesi de değildir. Örtü, kadınların erkeklere boyun eğmelerinin fiziksel simgesidir; onların ast konumlarının sürekli, dayatılmış teyididir. Gerici şeriat yasalarının (İslamcı hukukun) kadınlara dayattığı tecrit edilmenin (inzivanın) evin dışına uzantısını temsil etmektedir.Kadının bedenini örtmesini ilginç bir kültürel özellik veya sadece bir giyisi “seçimi” olarak göstermek saçmalıktır. Başörtüsü, bedene hapishane olup altındaki giyeni boğan çarşaftan veya peçeden daha az eziyetli olabilir, fakat bunların hepsi kadının tam olarak insan olmayıp mülk olduğu görüşünü yansıtıyor. Örtü (ve peçe), İran, Suudi Arabistan ve bunların ötesinde faaliyet gösteren gerici İslamcı güçlerin toplumsal programının çarpıcı göstergesidir ve kadınlar için tam kulluktan aşağı bir anlama gelmemektedir.
    Baskıcı ülke yönetimlerinin simgeler ve sembollerle sürekli olarak yapılacak propagandaya büyük ihtiyaç duydukları gerçektir. ”yavaş, yavaş” ninileri ile ilerleyen AKP’de bir kaç göstermelik vekil dışında, basında ve diğer yerlerde AKP için çalışan bütün kadınların türbanlı olmaları, Erdoğan’ın Askeri şura toplantısında masalarda ki suyu kaldırtması, generallerden buna karşı çıt çıkmaması, İslamizmin restorasyonunda gelinen süreç hakkında bir indikasyon vermektedir.

    Camileri dama taşı, minareleri süngü, imam hatipleri de arka bahçesi olarak gören bir zihniyetin bütün okullara girebilmek için kullandığı siyasi bir işaret olan türban, iddia edildiği gibi masum bir başörtüsü değil. Bu yeni üniformadır. Siyasi bir üniforma olarak kullanılan türban, tek tip bağlama şekliyle takan herkesin aynı görünmesini sağlar ve bir yere aidiyet belirtir.

    Türkiye’nin temel sorunu olan bu Kadın istismarı ve kadına karşı şiddet aşırı bir artışı devam ederken, baş sorumlunun kadınlar üzerinden siyaset yapması, onlardan daha fazla çocuk doğurtmak için kışkırtmalara devam etmesi bunu İslamcılık için bir mücadele metodu olarak ele alması esef vericidir.

    Nüfus patlamaları yoluyla hegemonya kurmak, başka toplumlar üzerinde baskı, onların yaşam alanlarına, sayısal güç, yapmacık çoğunluklar yaratarak müdahale etmek, bilindiği gibi ilkel çağlara tekabül eden ve Osmanlı’ların da başarı ile uyguladıkları bir politikadır. Bütün Anadolu toprakları, bu strateji ile yaratılan yapay çoğunluklar sayesinde etnik temizliğe uğramıştır. Anadolu’nun bütün yerlileri yokedilerek, ucube, dejenere yeni bir millet yaratılmıştır.
    İslamcı güçler ele geçirecekleri yerlere, önce fakir fukara adı altında göçmenler sokar, arkasından da yağma ve talan için seferlere başvururlardı. Araplar’ın bir kaç kabile ile başlattıkları bu yayılmacılık taktiği günümüzde biçim değiştirerek devam ediyor. Sonradan İslam dinini yayma adı altında yağma ve talancılığın öncülüğünü üstlenen Osmanlılar, ekarte ettikleri milletlerin çocukları da ellerinden alarak, devşirme sistemince onları Türk Müslüman yaptılar.
    R.T. Erdoğan, bu devşirme silahına sahip olmadığı için belki de yanıp tutuşuyor ama o ortalığı kuru kalabalıklarla doldurmak için, hayranı olduğu padişahlardan daha fazla olanaklara sahip..! Erdoğan, doğum başına vereceği yardımı çoğaltmaya hazırlanıyor: ”…en az 3 çocuk yapın, doğurun, doğurun, daha fazla doğurun, bu yolda her şey mubahtır, ne duruyorsunuz, biz bunu boşa mı söylüyoruz”, diyen Erdoğan’ın, sanki damızlık bir millet yönetiyormuş gibi, başka ülkelere kaçmak için çırpınan, karnını zor doyuran milyonların yapacağı çocukları ne yapacağı, bunları nerelerde kullanacağı bir bilmeceye dönüştü! 1965 lerden itibaren en az 16 milyona yakın türk kendi topraklarını terkederek başta Avrupa olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerine yerleşti. Bu sayıyla Türkiye insan ihracatı listesinin başında durmaya devam ediyor. kendi insanını hangi nedenden olursa olsun, başka ülkelere göçe zorlayan bir sistem, din, ve kültürü terketmemek, kaçanları elde tutmak için gerekli önlemleri almak yerine, daha fazla kaçacak insan yaratmak için zorlayıcı veya teşvik edici tetbirlere başvurmak, daha çok insanın kafasını karıştırmaya başladı. tabii olmayan bir yolla, yapay metotlarla üretilen bu kalabalıkların geleceği ne olacak ki? Ya askere gidip mayına basacak, ya kahvede akşama kadar okey atacak, ya da başka ülkelere kaçacaklardır…
     
    Türkiye, yüz karası insan ihracatında dünyada 1. sırayı tutmaya devam ediyor!. Ekonomi gelişiyorsa Migrasyonun durması gerekmez mi?
     
    Avrupa’ ya milyonlarca cahil cuhul insan ihraç edilmiş, bunlar yarli halklara düşman olarak örgütlenmiş, kadınlarına Türban veya benzeri üniformalar giydirilerek, mevcut toplumla kaynaşmaları yasaklanarak, karşıt bir güç olarak ortaya çıkarılmışlardır. Bu rezalet duruyorken AKP yöneticileri daha çok çocuk yapın demeye devam ediyorlar! Erdoğan, bu çocuk doğurtma savaşını, sidik yarışına dönüştürdü. Erdoğan’dan önce bu konuyu en ciddi şekilde devlet stratejisi yapan Alman Nazi lideri Hitler olmuştur.
    Esasen bugün Erdoğan’ın Türkiye’de uyguladığı ”çocuk parası, yardımı”, ilk defa Hitler tarafından, ”üstün ırk” diye tanımlanan Alman ırkının üstünlüğünü sayısal anlamda korumak ve dünyayı ele geçirmek için uygulanmıştır.
    Aynı şekilde, Erdoğan’ın sık sık bağırarak tekrarladığı, ”tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan…” sloganı da, Alman Nazi’lerinin ana sloganlarından bir tanesidir.
    Bu noktadan da anlaşılacağı gibi, Erdoğan’ın temsil ettiği Milli Görüş ideolojisi, Arap Milliyetçiliği olan İslamcılık ile Alman Irkçı nazı ideoljisinin bir karmasıdr.
    Farklı ideolojiler, nüfusa da farklı biçimde bakar. Mesela İslamcı milliyetçilerin kafası, “Büyük Nüfus = Güçlü Türkiye” şeklinde çalışır.
    Ne var ki bu, Birinci Dünya Savaşı’ndan kalma bir fikirdir. Orduların kafa kafaya geldiği, sayısı fazla olanın genellikle savaşı kazandığı bir dönemdi o… İleri teknoloji ve nükleer silahlar bu bağlantıyı çoktan kopardı. Gökyüzüne hâkim misin, uzaya hâkim misin, Biz 76 milyonla yakar yıkar demekle bir yere gidilemez.
    TSK’nin, “Güçlü Ordu = Güçlü Türkiye” denklemi nasıl yanlışsa, Irkçı islamcı milliyetçiliğin “Büyük Nüfus = Güçlü Türkiye” denklemi de yanlış…
     
     
    AVRUPA’YA GİRİŞ SORUNU!

    Asker doğan savaşçı fertler, non-stop savaş ideolojisi ve piskolojisinden kurtulamayan bir kültür yapılanmasıyla sivil bir topluma entegre olmak doğal olarak zordur. Avrupa’ya düşmanlık edilerek oraya girilemez, kültürünü, yaşam biçimini beğenmediğin, sana tamamıyla ters düşen bir sisteme bağlanman tabiata aykırıdır. Çin, İslam birliğine üyelik müracaatında bulunmuyor, Kendisine has bir kültürü olan Japonya AB ülkelerine, üyelik için yalvarmıyor!, Suudi Arabistan, sosyalist bir pakt için can atmıyor. Peki dinci Sunnici AKP’nin, kendi idolojisine zıt bir sisteme yamanmak için çırpınması ne ile açıklanabilir?
    AKP’nin kurmaya çalıştığı, başkanlık sistemini de esas alan yeni islam rejimi, diktacı yetkilerle donatılmış bir tek adam rejimi olacaktır. Bu tek adamın, yani Erdoğan’ın siyasal olarak Türkiye’yi düzenlemesine imkân sağlayan bütün temel direklerinin kurulması sürecinin, yalan ve palavralarla, Avrupa’ ya ”demokratikleşmek süreci” diye tanıtılması, bir taktiktir.
    Dünyada bir sürü paktlar var ve yenileri de sürekli oluşma halindedir. Avrupa kültürüne zıt bir kültürü Türkiye’de hakim kılmaya çalışan AKP rejiminin, o pakta girmek için çırpınmalaraı iki yüzlülüktür. Avrupa Birliği oluşumu sadece bir kaç tefecinin, kap kaçtının, çalıp çırpmalarını düzenleyen bir sistem değil, ondan daha önemlisi ortak bir mentalite birliğine gidiş projesidir.
    Buraya üyelik için baş vuran veya girmek için çalışma yapan ülkeler, iki yüzlüce, hem tam tersine gidip, hemde ”almıyorsun beni işte…’ diye ortalığı velveleye vermiyorlar.
    Türkiye’de Avrupa’i olan ne varsa onu kökten silme açılımı yapan AKP’nin bu üyelik çığırtkanlığı şaibelidir.
    Avrupa ülkeleri şimdilik bu tarikat ve cemaatlere, milyonlarca kandırılmış cahil insana müsamaha gösteriyor diye, oraya istila için girme heveslerine kapılmak büyük bir tuzak olabilir.
    Demokrasiye sahip ülkelerin kalbi olan metropollerine binlerce Cami, mescit kurulmasına, on binlerce dinci militanın kitlelerin beyinlerini yıkayarak örgütlemesine izin veriliyor, her tarafa kuran kursları açılıyor, ezanlar yüksek sesle okunmaya başlanıyor diye, Avrupa’yı Sunni İslam’la ele geçirme hayallerine kapılmak için zamanın henüz erken olması gerek…!
    Bu da AKP’ nin 5.kol olarak doğan Müslüman askerlerinin taktiği olsa gerek!
    AKP, Milli Görüş örgütü temelinde esasen hem teorik hem de pratik anlamda Avrupa kültür ve tarihinin, değer ve yargılarının, onun en temel yaşam şekillerinin karşısındadır, tek bir ortak noktaları bile yoktur: kiliseleri Camilere çevirmek istiyorlar, Avrupalıların kıyafetlerinden tutun, yiyeceklerine, kadın-erkek ilişkisinden, muzik ve sanata, normal Avrupalı’nın en basit yaşam şekline karşılar. Bu haliyle 180 derece tezatla, hangi birliktelikten bahsedilebilinir!
    AKP’yi kuran tarikat ve cemaatler Avrupa’ya düşmanlıklarına devam ediyorlar. Milli Görüş tarafından Avrupa toprakları üzerinde örgütlenen kitleler, Avrupa halkına kin ve nefret kusuyorlar! Erdoğan’ın ”daha fazla çocuk, daha fazla doğurun..” kışkırtmasıyla iyice çoğalan ilkel kitleler tatamıyla İslamcı ırkçı tarikat ve sözde sivil örgütlerin denetminde getto adacıklarına dönüşüp, Hünkar’ın şanlı girişini beklemekten başka bir hareket yapamıyan robotlara dönüşmüşlerdir. Bu haliyle İslamcı akımların çatı örgütü olan AKP’nin Avrupa topluluğuna düşman olarak girme düşüncesi söz konusudur. Cahil, şartlanmış Müslüman kitle iç güdüsel olarak bir yerlere doğru gidilmesi gerektiğinin farkında, ama bunu Erbakan gibi dürüstlükle söyleyemiyorlar. Erbakan, Avrupa’yı resmen tehdit ederek, ” biz Roma’yı içerden fethetmek için geliyoruz..” demişti. Avrupa’da doğup büyüyen 3. 4. kuşakları ”askerli parası” diye adlandırılan haracı ikiye katlayarak ipotek altına alan AKP, eski militaristleri geride bıraktığı gibi, Avrupa’ya aslında neden girmek istediğini saklamaya devam ediyor!.
    Hem yaygınlaşan İslamcılık tehlikesini alevlendirecek, hem de beni bir an önce al diyeceksiniz!
    Şiddet yanlısı İslam’cı politik örgütler, Avrupa ülkelerinde, özellikle İngiltere, Almanya ve Fransa’da resmen birer tehlike haline geldiler; Örneğin çoğunluğu Protestan olan İsveç’te Müslümanlar’ın sayısı Katolikler’den üç kat fazladır. Şu an Avrupa topluluğu içinde 58 milyona yakın insan uluslararası politik İslam’ın avucunda, gece gündüz devam eden beyin yıkamayla Avrupalıları ürkütücü bir tehlike olarak hızla büyümeye devam ediyor.
     
    İşte hızla çoğalan bu kara cahil kitleler, Avrupa ülkelerinde görülen nüfus azalmasına paralel olarak, daha fazla alan kazanıp, yaşadıkları topluma cepheden tavır alarak onun birer düşmanı olup çıktılar. Örgütlenmeler ilk etapta cami dernekleriyle başladı ve genişleyerek devlet kurumlarını da sardı. 1960’lı yılların başında Almanya’da sadece üç cami varken şimdi cami sayısı AKP’ nin de kışkırtması ile 9 bini geçti. Arap ülkeleri, pakistan, Türkiye, Ortadoğu ve Afrika’dan akın akın Avrupaya yığılan Müslümanlar, uygarlığın verdikleri nimmetleri kötüye kullanarak hızla örgütleniyor, sözde terk ettikleri ülkelerin kültürüne daha sıkı sarılarak, kendilerini buralara süren hükümetlerinin desteğinde tahribatlarına devam ediyorlar.
    Şimdi bu durumda, tehlike olarak görülen bu ortamın en büyük mimarlarından biri olan AKP rejiminin truva atı gibi, bütün hatları yarıp, Avrupa’yı, geride hazır bekleyen 100 milyonlarca İslamcı’ya yemlik olarak sunması stratejisi kendisini ele veriyor…
     
    Erbakan’ın oğlu tekrar ediyor: ”..Mücahit Erbakan tezarühatlarıyla kürsüye gelen Fatih Erbakan, bir saati aşkın salona hitap etti.Necip Fazıl’ın ” surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!Ey kahpe rüzgar, ne yandan esersen es” dizelerini hatırlatarak, “şuurlu, samimi ve sadık bir toplantı olan bu toplantı, ikinci 40 yılın şahlanışıdır” dedi.Erbakan, şöyle konuştu:”Milli Görüş’ün misyonu, sadece oruç tutarak sadece namaz kılarak, bir hayır kurumu gibi çalışmak değildir.Avrupa’da bir çalışma olacağı zaman bunun Almanya’dan başlaması çok doğal çünkü insanlarımız burada neredeyse bir Belçika Hollanda kadar nüfus yoğunluğuna ulaşmış durumdalar. Almanya bizim olacaktır…” Görüldüğü gibi AKP’nin politik ideolojik motoru olan bu Milli Görüş, mazlum fakir işçi, iş arayan saf göçmenler, dinine sadık iyi vatandaşlar adı altında resmen 5.kol olarak örgütleniyor… Erdoğan’ın non-stop çocuk yapma taktiği esasen bu hedefe yöneliktir. Türkiye’de milyonlarca işsiz varken, çocuk istemeyen kadınları aşağılayan Erdoğan, ”.. siz merak etmeyin, Allah için en az 3 olsun,.., AKP olarak ekonomik mucizeler yaratıyoruz.”, diyerek Milli Görüş ideolojisine biraz diplomasi katıp 2071 parolası altında eski Osmanlı hedefinden vaz geçmediklerini vurguladı.
    Avrupa’ya sokulan Milyonlarca kara cahil kitle ise ”giriş, çıkıştan”: ”…Bundan sonra Türkiye’de ve Dünyada Muhammed Ali Fatih Selim Erdoğan rüzgarı esecek inşaallah. En yakın zamanda Erdoğan’ı Avrupa Birliğinin başında görmek istiyoruz. Allah’ın rızkıdır…” ”, diyerekten, sabah Camilerine girecek, akşam ise çıkacaklardır. Kafirin malı yemekle bitmez!
    Zavallı Avrupa halklarının bu yiyicilerden çekecekleri var: Berlin, Paris, Brüksel, Viyana, Londra vs.. artık uygarlık yerleri değil, İslamcı tarikat ve cemaatlerin üniformalarını taşıyan, rütbeleri, yıldızları, Türbanlarının bağlanışı ile simgelenen yağma ve talancıların korkunç yıkım sürecine sokulan, uygar insanların boşalttıkları alanlara dönüşen birer kenttirler artık…
     
    Sevgi ve Saygılarla
    Entegrasyon Komitesi İsviçre- Vevey

    ———————————————————————-
    Esin Duran,
    Selda Suner,
    N. Gök,
    Ferdi koçkar
    Yeliz seren
    S. Aktaş
    Pelin Moda,
    Bedri Engin,
    Nazmi Dogan,
    Sevda Suner
    Sezer Aşkın,
    H. Datvan,
    Salih Demir,
    Nizamettin Duran
    A. Demir
    Melahat Baykara,
    ismail çekmez.
    Aydin Nizam
    Uğur Demir
    Ismail B. Cenk,
    Tekin Balkic
    Selma Altuntaş,
    Murat Koç
    Filiz Serin,
    Nedim Serin,
    Vedat Koçak,
    Salih Birdal,
    Erdal Cömert
    Ismail Bulak
    Ahmet Meriç
    Mustafa Gur,
    Hasan Zafer
    Bahar Ünsal
    Osman B.
    Ayse bahar
    Metin Maslak
    H. Maslak
    Dilek Solak
    zeynep içkaya
    Sevda maslak
    Sercan Gezmiş
    Aynur Balkaya
    İpek Doğan
    Nazım Doğan
    Murat Doğan
    esin erkan
    Beyhan erdem
    n. erdem
    İsmail Deniz
    Ayten BARAK
    Ugur Birdal
    Ahmet Tan
    Yıldırım Kongar
    Selma Kongar
    Birol Aytekin
    Hatice Gül
    Ibrahim Erkin
    Kemal erdem
    Rıza Akdemir
    Mehmet Coskun
    Hüseyin demir
    fethi killi
    Yeliz Ender
    Mustafa Ender
    Ugur Basak
    Kemal Dektaş
    Ayten Ilkdal
    Nuri Aktanır
    Metin Koc
    Sevgi Ender
    Burhan Kulakçı
    Oğuz Duran
    Burcu Kanter
    Aysel kanter
    Erol kanter
    Layla SOLGUN
    M. Oktay
    Kemal Aktas
    Yelda tekinoglu
    Orkun Keskin
    T. Vural
    Oğuz şen
    Nur Şen
    Ismail çaykara
    Burhan Orkal
    D. Kahan
    Seher Yıldız
    Esra akkaya
    Mehmet Uzan
    Yeliz IŞIK
    Seyhan İlknur
    Osman Çekiç
    esma yıldız
    Murat Çetindal
    Ali OkyarMusa Tekin
    Aslı Birdal
    Nazmi Doğan
    İnci Gür
    L. Okar
    Mustafa Karkaya
    Omer Aytac
    Mürsel Bozkır
    Zeynep Şengül
    Gülcan Iğsız
    Murat Nidar
    şemsi Kaya
    Ayten Ekşi,
    Eda leman
    nermin ışıl
    D. Polat
    Kadir Erdem
    Serdar OKTAY
    Mehmet Özdemir
    Mustafa Erkan
    Nuri AKTAS
    Emine AKTAS
    O. Kadir Ergun
    Metin Kurca
    Sedat Isiklar
    Filiz Bag
    Kadir Baskale
    Sevim Varlik
    Hasan Mesut Akkaya
    Necmi Guler
    Erhan Isguz
    Meral Okur
    Bilge Okyaz.
    Kemal Koç
    L. Mirakoğlu
    Oktay Kızılcık
    Mehmet Yavuzgil
    Erdal Polat
    Hüsnü oktay
    k. Sankay
    Ahmet tekin.
    Semra Kaya
    Mustafa Çiçek
    Kayhan Göçkaya
    Erdal Solgun
    Mehmet Solgun
    Esra Solgun
    N. Altik
    Oguz Karakış
    Leyla Mert
    Işık mert
    D. Öksüz
    Erdem Yılmaz
    Ayse Eltan
    S. Guner
    M. Deniz Ok
    Mehmet İnce
    Huseyin Cinar
    Meltem Cinar
    Berk Cinar
    L. Demirkaya
    Huseyin Çilek
    Ayten Irmak
    D. Okdere
    Ali Uskan
    Berdan Temiz.
    H. Baskale
    Murat Gülay
    Esra Gülay
    Mustafa Akyol
    A. jale Kol
    M. Kol
    Tamer Oktay
    Aslan Burukoglu
    I. Demir
    Nurettin Akdal
    Uzan Kara
    ismail Igdır
    Ali Serin, Gül Akın, esra Serin
    Nuri Şen
    Hasan.Y. Balci
    Mehmet Yucel
    İsmet C. Koray
    salih Söğütlü
    Nuri Akçay, Gül Akçay, Esra Akçay
    Ali Dem. Sarahoğlu
    ***********************************************************************
     
    TAKSİM’E VE ÇAMLICA’YA CAMİ İSTEMİYORUZ. YENİ SULTANLARA HAYIR!
     
    İMZA KAMPANYASINA KATILALIM… 
    http://www.change.org/petitions/başbakan-yuksek-bina-yapmayın-demis-peki-ya-camlica
     
    Çamlıca ve Taksim’e kazma vurmanıza rızamız yok, bu sizi ilgilendirmiyor mu? #Camlica – Kampanyaya İmza Ver!
    Kampanyaya İmza Ver
     

    • Bu sözleri ben Kommunizmin içinde büyüdüyüm için çok iyi biliyorum KOMMUNİZM SOSYALİZM yada gdb dediyiniz gençlik kolu aynıdır KOMMUNİZM temeli dinsizleşdirme aynen böyle çünkü biz onların üyelik belgelerinin içindeki yazıyı rusca okuduk ve ne yazıldığını iyi biliyoruz aynen böyle yazar…inançsız ALLAHA İNANMIYORLAR devrim dedikleri ÇARLZ DARVİN bunun insanların maymundan geldiyine inanıyorlar…12 yaşına kadar LENİN hakkında okullarda sovyetler birliyi döneminde zorla şiirler okuttular öyle bir sistemki okuldan insanlara dinsiz ve alkola bağımlı büyütüyorlardı ona görede 70 yıl sürdü ömrü ama OSMANLI NERDEYSE 500 YIL yaşadı çünkü Müslüman bir devletti temeli sağlamdı ama içindeki çürükler özellikle ERMENİLER arkadan vurdular.Ben AZERBAYCANDAN göçmenim Türkiye ve şaşırıyorum bizim Türkiyedeki Türklere neden bir ERMENİYE suikast Yapıldı HRAN DİNKE hepiniz çıkıpda ben ERMENİYİM sloganı attınız ama ERMENİSTANLA savaşda HOCALIDA 1 gecede binlerce AZERİ katl edildi ERMENİLER ve Ruslar tarafından çıkıpta BEN AZERİYİM SLOGANI ATMADINIZ ben AZERİ TÜRKÜYÜM ve TÜRK OLMAMLA ŞEREF DUYARIM MÜSLÜMAN olmamla şeref duyarım.TAM 3 yıl ERMENİLER karşı AZERBAYCANDA KARABAĞDA savaşda oldumgözümle gördüm ERMENİLERİN ne yaptığını sovyetlerin zamanında ERMENİLERLE yan yana yaşadık onlar çocuklarına doğuştan TÜRKLER FAŞİST bizim düşmanımız diye çocuklara öyretiyorlar,,, sizler neyi kuruğunuzu bile bilmiyorsunu bence kurucularınızda ERMENİDİR KOMMUNİSTLER NEFRET EDİYORUM BU DİNSİZLERİ SÜRMEK LAZIM TÜRKİYEDEN KOMMUNİZM BİZİ SOVYETLERİN ZAMANINDA DİNSİZLEŞDİRDİ HATTA MİLLİYETİMİZİ UNUTTURDU maksad zaten budur ….

  4. TGB: TÜRK GOMÜNİST BİLMEM NELERİ.GOMÜNİSTLERE GEÇİT YOK.OLMAYACAK.TOPAL ŞEFİNİZ PERİNÇEKDE ÖMÜR BOYU ZİNDANLARDA))

  5. 600 sene padişahın kuluydunuz, 300 sene de halifeye kul oldunuz. Cumhuriyet sayesinde ALLAH’a kul olmayı öğrendiniz. Bu yüzden mi ATATÜRK’e düşmansınız? Bu vatanı ALLAH’a, bu vatan içindeki herşeyi MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’e borçlusunuz bunu sakın unutmayın.

    • kimse kimsenin kulu değil koçum,adamı bırakında rahat uyusun,..mezarından kalksa kellenizi alırdı,ataturk istismarcıları sizi

  6. Her zaman bir TGB’li olmaktan gurur ve onur duymuşumdur. Bu zamana kadar TGB’nin yaptıkları ortadadır. Başta Tai-yeap bile it gibi korkuyor TGB’den. Çünkü TGB kitleleri önüne katıp, götürebiliyor. TGB bugün, laik Türkiye’nin, kalesi haline gelmiştir. Beşar Esad’a gelince, Esad, bugün kendi kurtuluş mücadelesini vermektedir. Yani, dahili ve harici bedhahları ile savaş halindedir. Suriye halkı, Esad’a sonuna kadar bağlıdır. Ama Amerikan uşağı ve onun taşeronu olan Tai-yeap’e ve işbirlikçilerine, sözde “öso” denen çapulcu yobaz şerefsizlere ise lanetler yağdırmaktadır. Ben sizin gibi beyni sulanmış hafızlara sorarım. Sizler takiyyeyi öyle güzel bilirsiniz ki. Bu ülkede, İncirlik de, elin conisi hava üssünde bulunan mescide giriyor, minberi yıkıyor, Kuran’ı parçalıyor sesiniz çıkmıyor. AKP’li belediyeler, camileri satılığa çıkartıyor sesiniz çıkmıyor. Çünkü, AKP kömürü gibi yürekleriniz kararmış, beyniniz ise, AKP’nin seçim öncesi dağıttığı patateslere dönmüş durumdadır. Siz AKP yandaşları tarihin lanetle anılan sayfalarına gömüleceksiniz. Bugün başta Türkiye’deki şehit analarının laneti, Suriye’deki anaların laneti sizin üzerinizdedir ve başta Tai-yeap’in. Sizin gibi kanı sütü bozukların, TGB’ye dil uzatabilmesi için (g)üven (ö)zveri (t)ecrübe ister bilmem anlatavildim mi? Bakın, AKP’nin yasakladığı Cumhuriyet Bayramı’nda olanları hatırlayın. Sizin ‘F’ ethullah tipi köpekleriniz o halkın coşkun akan selini durdurabildi mi? hayır. Çünkü orada yine biz TGB’liler verdik. Çünkü herbir TGB’li bir Kuvva-yi Millîye torunudur. Sizler, Filistin direnişini savunuyorsunuz da, zamanında “kardeşim Esad” dediğiniz kişiye simdi, “Esed” der oldunuz? Sizin önce Filistin’i savunabilmeniz için, öncelikle tai-yeap’in o boynundaki İsrail madalyasını çıkartması lazım. Ama tai-yeap daima, tavşana kaç, tazıya tut mantığını güdmüştür. Sizler öylesine iki yüzlüsünüz ki, bir yandan Amerikanın kucağında orgazm naraları atıyorsunuz, öte yandan yeri geldimi Amerika’ya demediğinizi bırakmıyorsunuz. Sizler türbanlı fahişelerinizle, sarıklı cübbeli p…venklerinizle bu ülkeden defolup gideceksiniz. Fethullah denen, deyyusu ekber kıvrana kıvrana geberip gidecek. Neyzen Tevfik boşuna dememiş: “Esir iken mümkün müdür ibadet? / Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et / Senin gibi dürzüler yüzünden / Dininden de soğuyacak bu millet” diye. BİZLER MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ. Zamanında şeyh sa(it) ve onun gibiler yağlı ilmiklere boyunları geçip geberdiyse, size de aynısı olacak. Çünki bu ülke de, HİÇBİR ZAMAN Kubilaylar, Çerkez Ethemler bitmez. Bir Kubilay ölür, onun kanının suladığı topraklardan bin Kubilaylar fışkırır. Bu ülkede Deniz Gezmiş’ler öldü mü sanırsınız? Mahir Çayan’lar öldü mü? ASLA. Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ın ardından kaç ana-baba çocuklarına Deniz ve Mahir adını koydu? Yüzlerce. Bu nedenle, biz TGB’liler bir çığ gibi büyümeye, ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün Bursa Nutku’nda bize emrettiği gibi yapmaya devam edeceğiz. Ne diyordu Bursa Nutku’nda Ulu Önder:

    “Türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, ‘Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır.’ demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
    Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, ‘Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir.’ diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, ‘Demek adliyeyi ıslah etmek, rejime göre düzenlemek lazım.’ diyecek.
    Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, ‘Ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.’
    İşte benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği!”

    Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, “Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi” adlı kitabında şu yorumu yapar: “Tarihte bu sözleri söyleyebilen bir başka devrimci çıkmış mıdır? Başında bulunduğu devletin bile ‘zaaf’ içinde olabileceğini düşünen, geleceğin siyasal iktidarlarından kuşkulanabilen, ama gençliğe böylesine ‘sınırsız’ bir güven besleyen, böylesine ‘çek’ veren, gençliği böylesine ‘son çare’ olarak gören bir devrimci yoktur! Ve Atatürk, hem gelecek iktidarlar hem de gençlik konusunda yanılmamıştır.”

    İşte bizler de, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ten aldığımız bu yetkiyle, TGB olarak yolumuza devam ediyoruz ve edeceğiz. Bizler, “Söz Konusu Vatansa Gerisi Teferruattır” diyoruz ve TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE için kanımızın son damlasına kadar mücadele ediyoruz. Nazım Hikmet’in dediği gibi “Akın var Akın! Güneşi zapt edeceğiz. Güneşin zaptı yakın.”

    Bu ülkede her zaman, yılanın başı ezilmiştir ve ezilecektir. Sizin gibi, yılanların da başının biz Mustafa Kemal’in Askerlerinin ayakları altında ezilmesi yakındır. Bu ülke “Allah Allah” diyerek, kurtarıldı. Analar, sırtlarına çocuklarını bağladı, midelerine açlık hissetmesinler diye bez bağladı cepheye mermi taşıdı. O insanlar müslüman değiller miydi? Evet müslümandılar ama şunu da biliyorlardı ki, rahat ve özgürce yaşayabilecekleri bir vatanları olmadıktan sonra, dinlerini de yaşayamayacaklardı. Şimdi tai-yeap, “Allah Allah” diye bu vatanı kurtaran Mehmetçiğin torunlarını bugün “yallah yallah” diye gönderme peşindesiniz ama size diyorum ki NAAAAHHHHH!!!! gönderirsiniz. Fethullah denen piç, sıkıyorsa bu ülkeye gelsin gelemez. Şeyh Said, Seyyid Rıza gibi keferelere ne olduysa aynısı ona da olacak.

  7. esad teröristlerle mücadele ediyor diyemi katil.muhalifler kafa kesince çocuk asınca kahraman mı oluyor.koyun beyinliler ABD İSRAİL BATI YA inanuyosunuz da müslüman krdeşimiz ESADA AHMEDİNEJADA mı inanmuyorsunuz..

  8. Esadin Allah belasini verir insALLAH … Pislik herif … Suriyedeki olanlar vicdan dayanmaz … Ordaki halk zulmun altinda ALLAH im sen onlari kurtar

  9. Bu bloğun sahibi veya yazarı dikkat ettiğim kadarıyla Türkçe yazım hatalarını çok yapıyor. Ayrıca O kadar Ciddi konularda ne ilginçtir ki! kendi eklediği materyallere dahi dikkat etmiyor. Bence ne kadar samimi olduğunuz ortada. Hakaret, Yanıltma, Yandaş içerik olduğu su götürmez. Herşeyden Önce şu aklınızda yer etsin. Bloğunuzda “M.Kemal” veya “Kemal” gibi atıflar yer alıyor. İster beğenin ister beğenmeyin, Kaldı ki Tüm Dünyanın saygı duyduğu biri için ve Milletinin (Halkının) yakıştırdığı ve sevdiği gibi “M.Kemal Atatürk” demedikten sonra ne kadar bilinçli ve Samimi olduğunuz her zaman tartışılır ve de Ne kadar Muhatap alınabileceğinizi gözden geçirin. Çok Pespaye, Kokuşmuş içeriklerle doldurarak sadece Egonuzu tatmin ettiğiniz belli ——

    • Bu blogun sahibi ya ermeni, ya yahudi. Turk filan degil. Herkes kandiriliyor buralarda. Turk milletini bolmeye, yikmaya ugrasiyorlar. Acin gozunuzu artik acin. Teyyip basa bilerek getirildi. buyuk numaralar donuyor. Ordu bitirildi. Ulke satildi. Siz hala alik alik, koyun gibi teyyibin pesinden gidin. Onun sonua da vahdettin gibi olacak, ilk vapurla kacacak yer arayacak.

  10. türkyede laikliği benimseyen ve türk bile olmayan selanik göçmeni sebetayist yahudi mason mustafa kamalı destekleyenler ve ondan nemalananlar
    1-kzılbaş aleviler(tunceli-hatay-kısmen sivas ve izmir)
    2-arnavut boşnak yugoslav göçmeni gayrı mülsümler
    3-yahudiler sebetayasitler ve masonlar
    4-pakraduniler
    5-ermeni gregoryanlar
    6-Pkk lılar
    7-İşçi partililer
    9-cahil anadolu insanları

    • biraz tarihini bi araştır yobaz oğlu..72 milleti biraraya getirip kürdü lazı türkü kardeş yapıp haçlıların elinden alan bir cumhuriyet kuran ve o cumhuriyetin dinini islam yapan bi öndere hakaret etmek yakışıyomu.o attğın itirflar ülkeyi bölmek isteyen batılı ajanların bi oyunu olduğunu anlayamıyomusnz..yazık

  11. Ulan bu mal beyinli pis şeriatcı gerizekalıları gördükçe utanıyorum gülüyorum yahu.Ula ATATÜRK’le tayyoş ‘u eşleştiren bir zihniyetin kafasında ben sorun ararım.Bakınız ne dıycem milli görüşcüler,pis kokan şeriatçılar,arap döllemeleri..Bu ülkeyi Ulu Onder ATATÜRK kurdu sike sike saygı göstereceksiniz,eger yoksa saygınız sıktır olun gıdın ıraga,irana..Ha bu arada Yaşasın BEŞİR ESAD! Yaşasın tam bağımsız laik Suriye..

    • Küfürlü ifadelerini silmiyorum ta ki karakterinin gereği olsun.Bu ülkede ESAD sloganı atanların ya kanı bozuktur ya dini.İki durum söz konusu, ya alevisin ya kızılbaş başka bir ihtimal yok.Laiklik sloganı atmak ancak sizin gibi bir avuç azınlığı mutlu eder.Esad ülkesinde onbinlerce masumu öldürerek 50 yıllık BAAS diktatörlüğünü devam ettirme peşinde.Sizler ise demoktarik bir ülkede yaşayarak özgür Suriye halkına diktatörlüğü layık görüyorsunuz.Esadı artık ne Rus gemileri kurtarabilir ne de İrancılar nede içimizde ki sapkın kızılbaşlar.

      • turkiyede de 11 yildir teyyip diktatorlugu var. amerika bizi de kurtar. gerci zaten yakinda gelecek ya. esaddan sonra sira da turkiyeye demokrasi getirme plani var.

    • alicia aç tavuk kendini darı ambarında sanarmış..israil finansıyla millete saldıran sözcüyü cok okuyorsun galiba ; ama birde bu pencereden bak aslanım : Suriye düşecek,kendi generalleri tarafından bile yüzüstü bırakılan İran yalaması rus kuklası beşşar öldürülecek,Lübnan hizbullahı tasfiye edilecek,Şii maliki halk destegiyle inecek,İrandaki 20milyon sünni,35milyonda azeri İranı bitirecek,Suriye ve kuzey ırak Türkiyeye baglanacak..ha gelelim senin gibi haçlı işbirlikçisi anadolu kızılbaş alevilerine : Sizin devlet kademesindeki saltanatınız boşa erdi.Yargı,Ordu,İstihbarat ve Emniyet bize geçti.Fethullah Gülen çok güzel ele geçiriyo devleti.hadi git savcılığa şikayet et daha olmadı kamalın komunist çine gidipte Türkleri sırtından vurarak tek çini benimsiyoruz deyip doğu türkistan mülüsmanlarına inandığı dinin gereğini yapan chp li ke-MAL gibi rusyaya kübaya israile abd ye git şikayet et.türkiyeye şeriat geliyor gelin birlikte arkadan vuralım kahpelik yapmak bizim genlerimizde var diye.Aslanım biz YAVUZUN HZ.Ömerin askerleriyiz.sizin son kullanma tarihiniz geçti artık.dev
      r bizim devrimiz.ya bu deveyi güdeceksiniz yada siktirolup ermenistana israile gideceksiniz kafirler ! yani şeriat ge-le-cek ! ha o zamanda kudurp höykürürseniz sonunuz perişan olur söyleyim ! Yavuzun yarım bıraktığı işi halletmek onun askerlerine düşer.kana kan dişe diş.suriyedeki gibi kanla yıkarız saltanatınızı ! adam gibi aleviler bizim kardeşimizdir.ve farkımızda yoktur.Hz.Alinin şeriatını benimser bizlere +saygı duyarlar ; ama kızılbaşlara gelincede,Biz hristyanlarla ve hatta siyonistlerle bile dostluk kurarız ama onlarla asla !

  12. Burada yorum yazmaya gerek yok.Yalnız şunu söyliyebilirim.Kemal Atatürk önderliğinde Türk kurtuluş savaşında başarıya ulaşamasaydık.Şimdi Ankara’nın batısında isimlerimiz Trikopis. Doğuda da Agopyan olacaktı.

  13. İnsanlar evlerini,yurtlarını bırakıp bizim ülkemize sığınıyorlar. Bir insan neden evini ve yurdunu bırakırda başka ülkeye gider. Bunu bir düşününde ona göre yorumlarınızı yapın. Ben söyliyeyim size, Bir insan ırzını namusunu, çoçuklarını ve en son da canına kastedildiğini görürse bu ülkeden ayrılmak için geçerli bir nedendir.Baas rejimi dediğiniz rejimi yönetenlerin islamla uzaktan yakından bir ilgisi yok beyler. yüzde yetmişi sunii olan bir devlette yönetimde bu dikta rejimini sergileyen insanlar var. Bu insanlar müslüman değil. Bunlar Hz. Ali’yi İlah edinmişlerdir. Bunlar alevide değiller. Alevilikle tek benzerlikleri Hz. Ali kutsallığıdır. Bu rejime karşı her türlüayaklanmayı bastırmak için eli kanlı örgütlerle korku salıyorlar.Bu rejime destek vermek insanı zalim yapar. Unutmayın ki zalimlerin varacağı yer cehennemdir.

  14. Sevgili arkadaşım.Eğer gerçekten müslümansan elini vicdanına koy da konuş…Suriye’de Esad halkın içinde korumasız gezerken halk tarafından çok sevilirken bir anda Esad karşıtlarının çıkması ve Libya’daki gibi bir gecede ayaklanma çıkarmaları normal mi ?(Başbakan yüzlerce korumayla geziyor.)Kaddafi de halkı tarafından çok seviliyordu ve bir gece içinde Kaddafi karşıtları çıkıp ayaklanma başlattılar.Güzelim ülkeyi ne olacağı belirsiz bir ülke haline getirdiler.Bunlar Amerika ve siyonist rejimin oyunları…Suriye Müftüsü,Suriye Baş Papazı ve Suriye Dedesi açıklama yaptıklarında sen izledin mi ? “Biz Suriye’de çok mutluyduk herkes mutluydu bir anda ortalık karıştı bizi bölmeye çalışıyorlar.Tayyip Erdoğan’a sesleniyoruz “Bir an önce tövbe et”” çağrısında bulundular.Esad Tayyip’in kankasıydı ya hani ? Neden bir gecede düşman oldu Tayyip ? Allah’ıma çok şükür içim rahat ve ben doğru yolda ilerliyorum. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım ve alnım ak…Siz müslümanın müslümanı vurduğu hükümeti destekliyorsunuz.Biz ise “dinsiz” dediğiniz “puta tapıyor” dediğiniz insanlar olarak Milletimizi,Cumhuriyetimizi ve namusumuzu koruyoruz.Bu kadar nankör olmayın!Şuan bu kadar rahat konuşabiliyorsanız bu Mustafa Kemal ATATÜRK sayesindedir.

  15. Afganistanda ,amerikan askeri kadınlara tecavüz ederken,ırakta müslüman bebekleri vururken,libyada direnişçi halkı tanklarla ezip geçerken ağzınızı açmıyorsunuzda vatanını savunan Esada mı lafınızı söylüyorsunuz,Hadi biz ESADın kucağına oturuyoruz,ulan 50 yıldır siz amerikanın kucağından kalkmadınız ki söz söyleme hakkınız nasıl doğuyor…,

  16. Bunları yazıyorsunuz birde müslümanım diye geçiniyorsunuz…Suriye’de halkı vuran Esad değil özgür Suriye Ordusu’dur…Bu orduyu da R. Tayyip Erdoğan Hatay’da beslemektedir.Bu kadar kör olmayın.Mustafa Kemal ATATÜRK olmasaydı şuan rahatça müslüman olarak gezemeyecektik ve annemizin babamızın adı soyadı yabancı olacaktı…Bizim atalarımız vatanı kurtarırken sizin atalarınız İngiltere’ye kaçtı…Bizim büyüklerimiz Amerikan donanmasını yuhalarken sizin büyükleriniz ona secde etti.TGB üyesi olarak Allah’a ,Kuran’a ve Peygamberimiz Hz.Muhammed (SAV) ‘e olan sevgimi içimde yoğun bir şekilde yaşar ve Mustafa Kemal ATATÜRK’ün devrimleri ışığında vatanımı ne pahasına olursa olsun korurum.29 Ekim’de Ankara’daydım gerekirse yurdumun 81 iline de gider bu vatan borcumu öderim.TGB Tam Bağımsız Türkiye için yola çıkmıştır ve içinde Allah (CC)’ını seven sizden daha fazla müslüman olan insanlar vardır. Bu örgütü kötülediğiniz için ileride üzüleceksiniz. Biz affederiz. Ama en önemlisi Allah(CC)’ın affetmesidir.Sizi Allah(CC)’a havale ediyorum…

    • TGB eylemleri ile BAAS rejiminin ve KATİL Esad cinayetlerinin yanında olduğunu açık etti.Sözde özgürlük derken Suriye’de muhalefete izin vermeyen muhalif sokak eylemlerini kanla bastıran 1970 yılından beri ülkeyi diktatörlükle yöneten azınlık cuntasına selam durmayı savaş karşıtlığı olarak göstermeye çalışan sözde gençlik örgütü suç üstü yakalandı.Kendi ülkesini satıp kanlı BAAS rejimini arkalayanlara Türk demek T.C. vatandaşı demek dahi fazlaca iyimserlik olur.Bu yüzden içeride demokrasi deyip dışarıda kanlı TİRANLARIN sırf AK Partiye muhalefet edebilmek maksadı ile kucağına oturan örgütler hiçbir zaman MİLLİ olmadı.Yine RUSÇU yine aynı KIZIL fala..Suriye’nin kızılları ile Türkiye’nin kızıllarının birbirini arkalamasını anlıyoruz.Ve elbette Türk halkı da kanlı BAAS diktatörlüğüne karşı Özgür Suriyelilerden yana olmaya devam edecek.

      • Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Esad’a “kardeşim” diye hitap ediyordu. Demek ki bazıları kızıl sever. Bu çelişik sözlerinle anlaşılıyor ki sende s..e sürülecek mantık yok be kardeşim.

        • Ne kadar akıllısınız siz ya! Ben dün komşumla iyi geçiniyorumdur hatta yediğim içtiğimde ayrı gitmiyordur. Komşumun belli bir zaman sonra hal ve hareketleri değişebilir. Her cani anasının karnından katil olarak doğmaz, bir yerden sonra bunu açığa vurur. Komşum bi bakıyorum ki karısını dövüyor, çocuklarına işkence ediyor. Ben adamla arama mesafa koyarım, hatta karısına ve çocuğuna sahip çıkarım yaptığı vicdansızlığa karşı dururum. Kime ne?

          Mello senin gibi aklı evvel biri bana gelip diyebilir mi?

          – Sen bu adama kardeşim diye hitap ediyordun aran iyiydi noldu birden bire bu çelişkinin nedeni nedir?

          Ben sana hadi oradan derim…

          Adam karısını dövüyor, çocuğunu taciz işkence ediyor. Adamın gerçek yüzünü gördükten sonra komşu diye tanır mıyım o vicdansız şeref yoksunu insan müsvettesini?

          Zalimden yana olmaya alışmışsnız, her doğruyu çelişki sanıyorsunuz…

          Çelişki yumağının içinde olan sizlersiniz….

      • eeee..sizin başbakanınız da kardeşm esad demişti.türkiyede agırlamış şerefine ziyafet vermişti…o nolacak?

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s