Araplar Türkleri arkadan vurdu yalanı

Filistinli Araplar ve Osmanlı askerleri

M. Kemal’in, Büyük Millet Meclisinin açıldığı günün ertesinde, 24 Nisan 1920 tarihli gizli celsede yaptığı konuşmanın metni yer alıyor. Metinde, Araplar, Osmanlı Devletine sadakatlerini bildiriyorlar.

“…Suriyede İngilizler, Fransızların tarzı idaresine, muhakkirane olan idaresine hedef olduktan sonra bu
aksamdaki ehli islâm pek büyük bir hataya duçar olduklarını takdir ettiler ve onu müteakip bir kısmı kendi
dahillerinde müstakil olmak fakat yine bir suretle bir şekilde Çamiai Osmaniye dahilinde bulunmak cihetini
düşündüler. Bittabi makamı muallâyi hilâfete karşı olan merbutiyetleri cümlemiz gibi bütün ehli iman için bir
vazifei mukaddese idi. Diğer bir kısmı daha ileriye gittiler. Bize hiç bir şekil ve surette istiklâlin lüzumu yoktur,
biz halifemiz ve padişahımıza merbut olarak Camiai Osmaniye dahilinde bulunacağız, dediler…”
“…Binnetice Emir Faysal dahi hususî murahhaslarını bizimle temasa getirdi. (…) Dedik ki, artık hududu
millimiz dahilinde bulunan menabii insaniyeyi ve menafii umumiyeyi hududumuzun haricinde israf etmek
istemeyiz. Fakat ittihat, kuvvet teşkil edeceğinden bütün âlemi islâm’nı manen olduğu gibi maddeten de
müttefik ve müttehit olmasını şüphe yok ki büyük memnuniyetle karşılarız ve bunun içindir ki bizim kendi
hududumuz dahilinde müstakil olduğumuz gibi, Suriyeliler de hududu dahilinde ve hâkimiyeti milliye esasına
müstenit olmak üzere serbest ve müstakil olabilirler. Bizimle itilâf veya ittifakın fevkinde bir şekil, ki federatif
yahut konfederatif denilen şekillerden birisile irtibat peyda edebiliriz.”

KAYNAK:
T.BM.M. Gizli Celse Zabıtları, DEVRE: 1, İÇTİMA: 1, 24 Nisan 1336 (1920), 2 nci in’ikat – 4 ncü celse, sayfa
2, 3. (Meclis tutanakları)
Ayrıca bakınız:Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II., Ankara, 1959, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayınları, sayfa 57.

“Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in Hicaz’da bazı Arap bedevi kabilelerini ayaklandırarak 1916’da İngilizlerle
işbirliği yaptığı doğrudur. Ancak, Birinci Dünya Savaşı konusunda genel bir bilgisi ve fikri olan herkes, bunun
`askeri açıdan´ tayin edici bir değer taşımadığını bilir. İngilizlerin daha sonra yerine getirmediği `bağımsızlık
vaadi´ ile işbirliğine çektikleri Şerif Hüseyin’in ve oğullarının komuta ettiği bedevi kabileleri, Mekke-Maan
hattında, yani `asıl cephenin gerisi´nde İngiliz kuvvetlerine yardımcı olmuştur. `Asıl cephe´, önce Şüveyş
Kanalı ve Kanal Harbi’nde Türk-Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesinden sonra Filistin’de kurulmuştur.
Filistin’de tek bir Arap ayaklanmamıştır. Suriye’de, Irak’ta, Lübnan’da Türk kuvvetlerini `arkadan vuran´
herhangi bir olay olmamıştır. Arapların ezici çoğunluğu, İstanbul’a yani Türkiye’ye sadık kalmıştır… Arabistan
Yarımadası’nın Hicaz bölümünden Akabe’ye kadar.

KAYNAK:
Cengiz Çandar, “Sharon’cu Vicdansızlar-Filistin Yalanları”, Yeni Şafak, 5 Nisan 2002.

Medine Müdafii Fahrettin Paşa ve yara bere içinde ki son Osmanlı askerlerinin Kabe’ye kutsal topraklara vedası!

Medine Müdafii Fahrettin Paşa

Feridun Kandemir Medine’de yaşananları şöyle anlatmaktadır:
“Medine’den ayrılmadan önce, son ere kadar hepsinin, bu arada çeşitli yaralar alarak vücutları adeta delik
deşik olmuş, kimi kolsuz, kimi bacaksız kalmış gazi mehmetçiklerin, birbirlerine sokulup yardım ederek,
halsiz-mecalsiz, son defa Harem-i Şerifi ziyaretle Ravza-i Mutahhara’ya yüzlerini-gözlerini sürerek dualar ede
ede yaptıkları veda ziyareti görülecek şeydi.
İngiliz altınları ile Türk’e diş biler hale getirilmiş bazı sözde Araplar bile bu manzara karşısında göz yaşlarını
tutamamışlardı. Bizimle beraber Medine’de kalıp aylar süren kuşatmanın her türlü sıkıntısını çeken, açlığına
bile katlanan yerli Araplar ise tam bir matem havası içinde hüngür hüngür ağlıyorlardı. Hele yıllardan beri
Harem-i Şerifte vazifeli olarak çeşitli hizmetlerde bulunan harem ağalarının hıçkıra hıçkıra mehmetçiklerin
boyunlarına sarılışlarını benim gibi görenlerin, o anda ne hale geldiklerini tarif edemem.”
Görüldüğü gibi, olayın görgü şahidi bile asilere “bazı sözde Araplar” dedikten sonra, yerli Arapların Türkler ile
beraber Medine’de kalıp aylar süren kuşatmanın her türlü sıkıntısını çektiklerini, açlığına bile katlandıklarını
ifade etmektedir.

KAYNAK: Feridun Kandemir, Medine Müdafaası: Peygamberimizin Gölgesinde Son Türkler, İstanbul 1991, sayfa 235.

Filistin halkı Osmanlı tuğrası ve Türk bayrakları ile sokaklarda ;

Filistin halkı Osmanlı tuğrası ve Türk bayrakları ile sokaklarda

N. Zeine (1981), Arab Turkish Relations and The Emergence of Arab Nationalism, Greenwood Press,
Westport, sayfa 39.

Mısır Port Side Limanı,Mısır gemileri Osmanlı’ya yardım taşıyor.

Mısır Port Side Limanı,Mısır gemileri Osmanlı’ya yardım taşıyor

Libya’da Ay Yıldız sancağı altında İtalyanlara kaşı birlikte savaştığımız Libyalı Araplar.

Libya’da Ay Yıldız sancağı altında İtalyanlara kaşı birlikte savaştığımız Libyalı Araplar

Arap ve Osmanlı birlikleri yan yana

Arap ve Osmanlı birlikleri yan yana

 

.

kaynak : http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/

.

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Araplar Türkleri arkadan vurdu yalanı” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s