Balyoz davasında gerekçeli karar açıklandı

balyoz gerekçeli karar

.

YARGITAY’IN GEREKÇELİ KARARININ TAMAMI PDF İNDİR 10-10-2013

.

Balyoz davasının 1435 sayfalık gerekçeli kararı tamamlandı. Bazı ayrıntılar şu şekilde: ‘Tüm dijital deliller gerçek.. Hukuk dışı bir yapılanma içerisinde askeri yazışma ilkelerinin geçerli olması beklenemez.. Hiçbir bilirkişi raporu yargıcı kesin olarak bağlayamaz.. Kesin kanaate vardığımızdan bilirkişi heyeti oluşturulmadı..’

07.01.2013 10:26 Balyoz davasının gerekçeli kararı tamamlandı. Gerekçeli kararda darbe, darbeye teşebbüs ve darbeye eksik teşebbüs anlatılıyor. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ömer Diken’in, basın mensuplarına bir açıklama yaparak tamamlandığını bildirdiği gerekçeli karar 1435 sayfadan oluşuyor. Kararın 100 sayfalık bölümü dijital delillere ayrıldı. Kararda haklarında mahkumiyet kararı olan ancak teslim olmayan 14 sanık için yakalama, bir sanık hakkında ise kırmızı bülten çıkartıldı.

Edinilen bilgilere göre kararın dijital olarak dağıtılmayacağı ileri sürülüyor. Ancak diğer bir bilgiye göre ise mahkeme, 1500 sayfaya yakın gerekçeli karara 15 gün içinde son şeklini vererek, taraf avukatlarına CD içerisinde tebliğ edecek. Basına bugün yansıyan bilgilerin, gerekçeli kararın taslak metnine ait olduğu öğrenildi.

Dosyası ayrılan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün de aralarında bulunduğu 3 sanığın yargılanmasına ise 5 Şubat 2013’te başlanacak.

Kararda 100 sayfalık tüm dijital delillerin gerçek olduğu belirtiliyor. Dava dosyasının 1 ay içerisinde Yargıtay’a gönderileceği öğrenildi. Savcılığın konuyla ilgili açıklama yapması bekleniyor.

KARARDAN BAŞLIKLAR

– Hukuk dışı bir yapılanma içerisinde askeri yazışma ilkelerinin geçerli olması beklenemez.

– Hiçbir bilirkişi raporu yargıcı kesin olarak bağlayamaz.

– Kesin kanaate vardığımızdan bilirkişi heyeti oluşturulmadı.

– Davadaki belgelerin Genelkurmay Başkanlığı tarafından askeri birimlerde asıllarının bulunduğunun belirtilmesiyle, sanıkların aksi yöndeki savunmalarını bertaraf ederek, mahkemede tam bir kanaat oluşmuştur.

– Kendi mağduriyetlerine kısmen ya da tamamen kendi hareketleriyle neden olan sanıklar, bu durumdan kendi lehlerine sonuç çıkararak haklarının ihlal edildiğini iddia edemezler.

– 2003 yılında yazılmış bir word belgesinin 2007 yılında yeni versiyon yüklü bir bilgisayarda açıldığında 2003 yazılan belgenin sanki 2007 yılında hazılrlanmış gibi görüneceği uzmanlarca doğrulanmıştır.

– Kanunların suç olarak kabul ettiği konularda amirin emrinin yerine getirilmesinin astı sorumluluktan kurtaramayacağı açıktır. Bu nedenle sanıkların emir gereği seminere katıldıkları yönündeki savunmalarına itibar edilemez.

– Sanıkların herbirinin darbe harekatında çeşitli görev aldığı, bu harekatın boyutlarından haberdar oldukları belirlenmiştir.

– 2003 yılı Mayıs ayında Çetin Doğan’ın kalp ameliyatı olması ve Ağustos 2003’te emekli edilmesi nedeniyle sanık Çetin Doğan liderliğindeki cunta yapılanması darbe harekatını ellerinde olmayan nedenlerle tamamlayamadı.

– Harekat planının, Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nca öğrenildiği, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın bu plan seminerinin oynanmaması talimatları Genelkurmay’ın Çetin Doğan’ı uyarmasıyla ortaya çıktı.

– “Milli Mütabakat Hükümeti” ismiyle harekat sonrası iş başına getirilmesi planlanan hükümetin dizayn edilmesi gibi icra aşamasına geçildiği ancak icra hareketlerinin tamamlanamadığı tespit edilmiştir.

DİĞER AYRINTILAR

Davaya ilişkin kararını 21 Eylül 2012’de açıklayan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararının yazımını da bitirdi. Mahkemenin 1435 sayfadan oluşan gerekçeli kararı, sanık avukatlarına da dağıtılmaya başlandı. Fotokopi olarak dağıtılan gerekçeli kararın birinci sayfasından 232’inci sayfasına kadar olan bölümde, sanık bilgileri ve iddianamelerin özetine yer verildi.

Gerekçeli kararın ilk 148 sayfasında sanıkların isimleri ile kimlik bilgileri ve adresleri yer alırken, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 148 ile 232 sayfalar arasında ise birlikte görülen 3 ayrı iddianamenin özetleri yapıldı.

Mahkeme şu değerlendirmelere yer verdi:

GEREKÇELİ KARARDAN

”Balyoz Planı” davasının gerekçeli kararında, ”Hukuk dışı bir yapılanma içerisinde, yazışmaların bir düzen ve intizam içerisinde olması, askeri yazışma ilkelerinin geçerli olması beklenemez” ifadelerine yer verildi.

‘HUKUK DIŞI YAPILANMA’

”Hukuk dışı bir yapılanma içerisinde, yazışmaların bir düzen ve intizam içerisinde olması, askeri yazışma ilkelerinin geçerli olması beklenemez. Teslim edilen yazılı belgeler ile asıllarının, Genelkurmay Başkanlığı tarafından askeri birimlerde asılları bulunduğu belirtilen taranmış belgelerin, dijitaller içerisinde yer alması, delillerin doğruluğu konusunda sanıkların aksi yöndeki savunmalarını bertaraf ederek, mahkemede tam bir kanaat oluşturmuştur.

Mağduriyetlerine kısmen ya da tamamen hareketleri ile neden olan sanıklar, bu durumdan lehlerine sonuç çıkararak haklarının ihlal edildiğini iddia edemezler.”

ÇETİN DOĞAN

Gerekçeli kararda, emekli Orgeneral Çetin Doğan liderliğindeki yapılanmanın, darbe harekatını ”ellerinde olmayan nedenlerle” tamamlayamadığı bildirildi ve ‘Mayıs 2003’te Çetin Doğan’ın kalp ameliyatı olması ve Ağustos 2003’te emekli edilmesi gibi nedenlerle Çetin Doğan liderliğindeki cunta yapılanması, darbe harekatını, ellerinde olmayan nedenlerle tamamlayamadı’ denildi.

GENELKURMAY’IN YOLLADIĞI BELGELER

Mahkeme heyeti, ayrıca sanıkların öne sürdükleri ‘belgeler sonradan oluşturuldu’ iddiasına cevap verdi.

Gerekçeli kararda, “Teslim edilen yazılı belgeler ile asıllarının Genelkurmay Başkanlığı tarafından askeri birimlerde asılları bulunduğu belirtilen taranmış belgelerin dijitaller içerisinde yer alması, delillerin doğruluğu konusunda sanıkların aksi yöndeki savunmalarını bertaraf ederek mahkemede tam bir kanaat oluşturmuştur.” ifadesine yer verildi.

Sanıklar ile avukatları tarafından, delillerin askeri yazım kuralları içerisinde hazırlanmadığı, dolayısıyla da hukuksuz delil olduğu iddialarına ise gerekçede şu cevap verildi: “Hukuk dışı bir yapılanma içerisinde yazışmaların, bir düzen ve intizam içerisinde olmasının, askeri yazışma ilkelerinin geçerli olmasının beklenemeyeceği…”

Kararda sanıklar için, “Kendi mağduriyetlerine kısmen ya da tamamen kendi hareketleriyle neden olan sanıklar, bu durumdan kendi lehlerine sonuç çıkararak haklarının ihlal edildiğini iddia edemezler.” denildi.

‘DARBE PLANLARINDA GÖREV ALDILAR’

Delillerin değerlendirilmesi bölümünde, suçları sübuta erdiği kabul edilen sanıkların her birinin darbe harekatıyla ilgili çeşitli görev aldıkları, harekattan ve boyutundan haberdar oldukları vurgulandı. Kararda, bu nedenlerle sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlatıldı.

”Milli Mutabakat Hükümeti ismiyle harekat sonrasında iş başına getirilmesi planlanan hükümetin dizayn edilmesi gibi icra aşamasına geçildi ancak icra hareketleri tamamlanamadı” ifadelerine yer verilen gerekçeli kararda, ”Balyoz Harekat Planı”nın Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nca da öğrenildiği kaydedildi.

Kararda, bunun eski Genelkurmay Başkanlarından emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın seminer sonuç raporunu hukukçulara inceletmesi, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın ”Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo”nun oynanmaması talimatı ve Genelkurmay Başkanı’nın sanık Çetin Doğan’ı bu konuda uyarmasıyla anlaşıldığı vurgulandı. (AA)

‘EMİR ASTI KURTARMAZ’

Mahkeme emirleri yerine getirdikleri savunması yapan sanıklarla ilgili şu ifadeye yer verdi: “Kanunların suç olarak kabul ettiği konularda amirin emrinin yerine getirilmesinin astı sorumluluktan kurtaramayacağı açıktır. Bu nedenle sanıkların emir gereği seminere katıldıkları yönündeki savunmalarına itibar edilemez.”

WORD BELGELERİ

Büyük tartışmalara konu olan word belgeleri için mahkeme şunları söyledi: ” 2003 yılında yazılmış bir word belgesinin 2007 yılında yeni versiyon yüklü bir bilgisayarda açıldığında 2003 yazılakn belgenin sanki 2007 yılında hazılrlanmış gibi görüneceği uzmanlarca doğrulanmıştır.”

36 SANIK NİYE BERAAT ETTİ

Gerekçeli kararda, davada haklarında beraat kararı verilen 36 asker için de bilgiler yer aldı. 36 sanığın da, bazı görevlendirme listelerinde isimlerinin yer aldığının belirtildiği kararda, “Sanıkların bu görevlendirmeden haberdar oldukları yada bilgileri dahilinde görevlendirildikleri, Balyoz Harekat Planından haberdar oldukları, bu plan dahilinde jandarmanın eylem planları kapsamında görev kabul ettikleri sabit görülmemiştir.” ifadeleri yer aldı.

BALYOZCULAR ORG. ÖZEL’İN ÜSTÜNÜ ÇİZMİŞ

Balyoz davasının gerekçeli kararında, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in ismi de geçti. Özel’in darbe harekatına destek vermediği için isminin yanına eksi konmuş. Dönemin, Kara Harp Akademisi Komutanı olan Özel’i ikna için ise sanıklardan dönemin Harp Akademileri Komutan Yardımcısı olan Doğan Temel görevlendirilmiş.

‘Genelkurmay’ın raporlarını kabul edip TÜBİTAK’ın raporlarını reddetmek çelişki’

Balyoz davası gerekçeli kararında, sanıklar ve avukatların TÜBİTAK’ın Başbakanlığa bağlı olması nedeniyle buradan bilirkişi görevlendirilemeyeceği yönündeki iddialarına yönelik mahkeme açıklama yaptı. Bu düşüncenin yerinde olmadığını belirten mahkeme, aksi durumda birçok davada bilirkişi bulmanın imkansız hale geleceğini kaydetti. Mahkeme, kanun gereği kamu görevlilerinin silsile yoluyla bağlı oldukları değil, bağlı oldukları kurumun bizzat kendisi hakkında bilirkişilik yapamayacaklarını hatırlattı.

Sanıklar ve avukatlarının askeri bilirkişi raporlarını kabul etmelerinin ise iddiaları konusunda tutarsız olduklarını gösterdiğini belirten mahkeme, “Çünkü askeri bilirkişiler muvazzaf olup Genelkurmay Başkanlığı’na bağlıdır. Genelkurmay Başkanlığı ise Anayasa’nın 117. maddesi gereğince Başbakanlık’a bağlıdır” dedi.

Bu tespitler doğrultusunda mahkemenin, dosyada mevcut Cumhuriyet Başsavcılığı ve askeri savcılık tarafından yaptırılan bir kısım bilirkişi incelemelerini delillerin değerlendirilmesi açısından yeterli gördüğü ifade edildi.

ÇETİN DOĞAN’IN DARBE SÖZCÜĞÜNÜ AĞZINDAN KAÇIRMASI VE BUNA İLGİNÇ İTİRAZI

Davanın bir numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan ile ilgili bölümde ilginç detaylara yer verildi. Kararda sanık Çetin Doğan’ın huzurdaki savunmaları sırasında seminerde ‘Darbe planı görüşüldü’ şeklinde beyanda bulunduğu, ancak sanık Doğan’ın bunun zabıtlara yanlış geçtiğini belirterek itiraz ettiğini 17 Mart 2011 tarih ve 24 nolu celsenin saat 09.50’de görüntü ve sözlerinin huzurda kendisine gösterildiğinde sanığın bu sözlerinin aynen ağzından çıktığını ve çözümlemenin doğru yapıldığının anlaşıldığını belirtildi.

Balyoz Davası’nın 17 Mart 2011 tarihli 24. Celse (16. duruşma) Tutanağını indir/oku (Pdf)

ÖNCE SÖYLEMEDİM DEDİ, SONRA DİLİM SÜRÇTÜ DEDİ

Sanık Doğan’ın da bu kez dil sürçmesi olduğunu, amacının bu olmadığının, yanlış söylediği beyan ettiğinin anlatıldığı kararda, “Sanığın bu sözlerinin gerçek amaç ve kastını gösterdiği, sanığın ve seminere katılan ve mahkum olan diğer sanıkların yargılama boyunca seminerde darbe planının görüşüldüğünün saklamaya çalıştıkları bu yönde yoğun gayret gösterdikleri ancak sanık Çetin Doğan’ın savunma sırasındaki bir anlık dalgınlıkla seminerde asıl görüştükleri konun darbe planı olduğunu ağzından kaçırdığı, diğer deliller de gözetildiğinde bunun bir dil sürçmesi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığının altı çizildi.

“SİYASETİ KONTROL EDERMİŞCESİNE”

Kararda Sanık Doğan’ın savunmasında meslek hayatı boyunca hiçbir zaman siyasete bulaşmadığını, siyasetle işinin olmayacağını ancak asker olarak cumhuriyete karşı olacak davranışlara da sessiz kalamayacağını dile getirdiği belirtildi. Çetin Doğan’ın bu savunmasına ilişkin mahkeme ise kararında şu değerlendirmede bulundu: “Sanığın kişiliği itibariyle seçim yolu ile gelmiş bulunan hükümetlere karşı sanki hükümeti, siyaseti kontrol edermişcesine bir tavır takındığının göstergesi olduğu, sanığın bu sözleriyle ordunun hükümetin üstünde bir konumu olduğu veya ordunun hükümeti denetleme, faaliyetlerini kontrol etme gibi bir görevinin olduğu anlamına geldiği, ancak Cumhuriyeti korumanın her Türk vatandaşının görevi olduğu, hukuk devleti ilkesinde demokrasinin oturmuş olduğu bir ülkede de ordunun görevinin hükümetin emrinde özellikle de dış tehdite karşı ülkeyi korumak olduğu, bu hususun gözden kaçırılmaması gerektiği, eğer halkın kendisini yöneten siyasilerden bir memnuniyetsizliği varsa memnuniyetsizliği giderme yolunun da yine seçim yolu olması gerektiği’ belirtildi.

SANIK AVUKATI ÜLGEN’DEN TEPKİ

Balyoz Davası’nın gerekçeli kararındaki ”emekli Orgeneral Çetin Doğan 2003 yılında kalp ameliyatı oldu, darbe bu yüzden gerçekleşmedi” açıklamasına avukat Celal Ülgen’den itiraz geldi. Ülgen, Cnntürk’e telefonla bağlanarak “Ne savcının mütalaasında ne de mahkemede böyle bir şeyden hiç bahsedilmedi. Gerekçeli kararda nasıl yer alır” dedi. Ülgen gerekçeli kararı avukatlara verilmediğini önce medyaya dağıtıldığını söyledi.

SANIK AVUKATI ERSÖZ’DEN TEPKİ

Balyoz Davası’nın bir numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın avukatı Hüseyin Ersöz, mahkemenin gerekçeli kararını eleştirdi. Avukat Hüseyin Ersöz bir sayfalık yazılı açıklamasında şunları dile getirdi: “Gerekçeli kararda, darbenin Çetin Doğan’ın sağlık durumu ve emekli olması nedeniyle hayata geçirilmediği tespiti yapılmıştır. Bu değerlendirme ‘çaresizlikle’ kaleme alınmış görünmektedir. Zira iddianamede darbeyi Aytaç Yalman’ın önlediği iddia olunmuştur. Oysaki mahkeme bu kişiyi tanık olarak dinlemediğinden bu hususa gerekçesinde yer vermemiştir. Bunun yerine konuyu Çetin Doğan merkezli olarak ele almıştır. Ancak Çetin Doğan’ın emekli olacağı 2002 senesinden bellidir. Çünkü Çetin Doğan’ın önünde kendisinden daha kıdemli generaller bulunmaktadır. Diğer bir konu ise Çetin Doğan’ın sağlık sorunudur. Ancak mahkeme bu konuyla ilgili olarak da hiçbir araştırma yapmamış, o dönemdeki sağlık problemlerinin ciddiyetini araştırmaksızın gerekçeli kararına yazmıştır. Bu durum, Mahkemenin darbenin neden teşebbüs aşamasında kaldığını açıklamak noktasında Çetin Doğan’ın sağlık sorunlarına atıf yapmak durumunda kaldığını göstermektedir.”

-‘Yazım hataları sanıkların lehine yorumlanmalıdır’-

Ersöz, “Yasadışı bir oluşumda ‘Askeri yazım kurallarına uyulması beklenemez’ şeklindeki yaklaşım tamamıyla hatalı. Eğer iddia bir darbe planının hazırlanması ise o takdirde diğer örneklerine de bakmak gerekecektir. 12 Eylül 1980 Darbesi’ne dayanak kabul edilen Bayrak Harekat Planı askeri yazım kurallarına göre kaleme alınmıştır. Bu noktada Balyoz Harekat Planı’nda askeri yazım kurallarına uyulmaması şüphe doğurucu bir etken olarak kabul edilmeli ve sanıklar lehine yorumlanmalıdır. Zira tarih çelişkileri ve diğer teknik çelişkiler birlikte ele alındığında iddialara dayanak dijital dokümanların asker kişiler tarafından hazırlanmadığı sonucuna ulaşılmaktadır ki bu savunma makamının tezlerini güçlendiren bir husustur” dedi.

-‘Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması sağlanmalıdır’-

Avukat Ersöz, “Mahkemenin görevi ‘maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını’ sağlamaktır. Bu çerçevede dijital dokümanların sahteliği iddiaları karşısında, eğer dosyada çelişkili bilirkişi raporları bulunmakta ise yeni bir bilirkişi incelemesinin yapılması Yargıtay Kararları çerçevesinde zorunludur. ‘İmzasız’ dijital dokümanlara dayanarak gerekçeli karar kaleme almak hakimlerin tarafsızlığına gölge düşüren bir durumdur” ifadelerine yer verdi.

-‘Diğer hususlar iddianameden alıntılanmıştır’-

Hüseyin Ersöz, “Gerekçeli Kararda, Genelkurmay Başkanlığı’nın dokümanların gerçekliğini teyit ettiği şeklinde bir bilgi yer almaktadır. Bu tespitin hangi belgeye dayandığını anlaşılmamıştır. Zira Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı Bilirkişi Raporunda, Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı Bilirkişi Raporunda, Donanma Komutanlığı Askeri Savcılığı Bilirkişi Raporu’nda ve Birinci Ordu Komutanlığı Bilirkişi Raporunda iddialara dayanak plan ve eklerinin TSK ‘ya ait bilgisayarlarda oluşturulmadığı ve ‘gerçekdışı’ olduğu şeklinde değerlendirmeler bulunmaktadır. Son olarak Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın bir soru önergesine verdiği yanıtta da bu dokümanların TSK bilgisayarlarında oluşturulmadığına ilişkin bilgiler verilmiştir” diye konuştu. Avukat Ersöz açıklamasını şöyle tamamladı: “İsnatlara dayanak 11, 16 ve 17 Nolu CD’ler içinde yer alan bilgilerin ‘güncellendiği’ hususunda gerekçeli kararda yazan husus ise hiçbir ‘bilimsel gerçeğe’ dayanmamaktadır. Zira dosya içerisinde yer alan TÜBİTAK ve Emniyet Bilirkişi Raporları’nda son kayıt tarihi 2003 yılı olarak tespit edilmiştir. CD’ler içinde kayıtlı dokümanların güncellenmesi ise teknik olarak mümkün değildir. Bunun yanında bazı dokümanlar içerisindeki bilgiler güncellenirken kişilerin rütbeleri ile görev yerlerinin 2003 yılı olarak bırakılması da mantıklı değildir. Mahkemenin bu hususu görmezden gelmesi hakimlerin teknik hususlardaki bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Dava devam ederken bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olması bu hatalı değerlendirmeye gerekçeli kararda yer vermelerine neden olmuştur. Mahkeme tarafından gerekçeli karara yazılan diğer hususların tamamı iddianameden yapılmış olan alıntılardan ibarettir. Bu gerekçelerin delillerin sahteliği iddiası karşısında yeterli ve doyurucu olmadığı açıktır. Mahkemenin açıkladığı gerekçeli karar, kamu vicdanını tatmin etmekten çok uzaktır.” (DHA)

DİJİTAL DELİLLERE TEK TEK CEVAP VERİLİYOR

08.01.2013 10:44 Sanık ve sanık avukatlarının, dijital verilerin sahte olduğu iddialarına da tek tek cevap verildi. Delil niteliğindeki verilerin orjinal nüshalarının Genelkurmay tarafından mahkemeye gönderildiği ifade edildi. Mahkeme heyeti, Genelkurmay’dan gelen bu delillerin, gerçek olduğuna dair kesin kanaat oluşturduğunun altını çizdi. Gerekçeli kararın sonuç kısmında ise sanıkların 2002’de AK Parti’nin iktidara geleceğinin anlaşılması üzerine seçimlerden önce çalışmalara başladığı kaydediliyor. 1. Ordu merkezli bir cunta yapılanması içinde Hava Kuvvetleri ve Jandarma unsurlarının da yer aldığı vurgulanıyor.

Balyoz davasında verilen mahkûmiyet kararlarıyla ilgili İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yazılan gerekçeli kararda, sanık ve avukatlarının yargılama boyunca gündeme getirdiği iddialara tek tek cevap veriliyor. Özellikle sanıkların ‘dijital deliller sahte’ iddiası üzerinde uzun uzun duran mahkeme, elektronik ortamdaki belgelerin gerçekliğini 24. maddede özetliyor. İlk maddede ‘Balyoz Güvenlik Harekât Planı, Oraj Hava Harekât Planı, Suga Harekât Planı, Çarşaf ve Sakal Eylem planları, 11, 16, 17 No’lu CD’lerdeki Dijital Belgeler ile Seminer Ses Kayıtları ile Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo’ arasındaki benzerlikler vurgulanıyor. Mahkeme, Balyoz davasına konu olan 1. Ordu’da düzenlenen seminere ilişkin ses kayıtları ile dijital verilerin birbiriyle örtüştüğünün altını çiziliyor.

3. maddede gazeteci Mehmet Baransu’nun teslim ettiği deliller ile Gölcük Donanma Komutanlığı ve emekli Albay Hakan Büyük’ün evinde ele geçirilen belgelerin bazı bölümlerinin bire bir aynı olduğu vurgulanıyor. Gölcük Donanma Komutanlığı ve Hakan Büyük’ten ele geçirilen taranmış belgelerin asıllarının Genelkurmay tarafından mahkemeye gönderildiği belirtilen kararda, “Teslim edilen yazılı belgeler ile asıllarının Genelkurmay Başkanlığı tarafından askerî birimlerde asılları bulunduğu belirtilen taranmış belgelerin dijitaller içerisinde yer alması, delillerin doğruluğu konusunda sanıkların aksi yöndeki savunmalarını bertaraf ederek mahkemede tam bir kanaat oluşturmuştur.” ifadelerine yer verildi.

HAKAN BÜYÜK’TEN ELE GEÇEN BELGELER EN BÜYÜK DELİL

Mahkemenin dijital verilerin doğruluğu için kullandığı şu ifade ise çok çarpıcı: Eskişehir’de sanık Hakan Büyük’te ele geçen flash bellekte yer alan taranmış belgelerin bir kısmı Gölcük Donanma Komutanlığı’nda ele geçen dijitaller içerisinde de, ‘Hakan Büyük’ten’ aldıklarım isimli klasörlerde yer almaktadır. Bu husus bile tek başına bu belgelerin doğruluğunun en büyük delili durumundadır.” 8. maddede Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın Olasılığı En Yüksek Senaryo’nun oynanmaması için talimatı bulunmasına rağmen Doğan’ın plan seminerinde ısrar etmesinin Balyoz darbe çalışmasıyla uyuştuğu vurgulanıyor.

Büyükanıt, sakıncalı bulduğu için hukukçulara inceletti

1. Ordu’da düzenlenen seminerin darbe planı olduğuna dair bir başka delile 15. maddede yer veriliyor. Seminerin düzenlendiği dönem Genelkurmay 2. başkanı olan Yaşar Büyükanıt’ın, Balyoz davasındaki tanıklığında seminer sonuç raporuyla ilgili sarf ettiği “Raporu Genelkurmay Başkanı’na arz etmeden önce hukukçulara incelettik. Ayrıca Genelkurmay karargâhının temelini teşkil eden J Başkanlığı dediğimiz hepsine gönderdik. Onlardan da görüş aldık. Bundan sonra da komutana arz ettik.” ifadeleri de delil olarak gösteriliyor. Kararda Büyükanıt’ın seminer raporunu sakıncalı bulduğu için hukukçulara incelettiği dile getiriliyor.

Hukuk dışı yapılanmada, askerî yazışmalara uygunluk beklenemez

Gerekçeli kararda sanık ve avukatlarının Balyoz planını içerir belgelerin askerî yazım kurallarına uygun olmadığı ve oluşturma tarihleri arasında uyumsuzluk bulunduğu yönündeki iddialara ilişkin de açıklama yapıldı. Kararda, hukuk dışı bir yapılanma içerisindeki yazışmalarda, askerî yazışma ilkelerine uyulmasının ve bunların düzen ve intizam içerisinde olmasının beklenmeyeceği kaydedildi. Sanık ve müdafilerinin, davanın askerî mahkemede görülmesi gerektiği yönündeki iddialarına da değinilen gerekçeli kararda, “Yapılan darbe planları kapsamında, istihbarat faaliyetleri ve keşif çalışmaları sivil alanlarda gerçekleştirilmiş, darbe planlarına göre tutuklanacak kişiler, el konulacak araçlar, görevden uzaklaştırılacaklar gibi faaliyetlerin askerî mahal dışında gerçekleşecek olması söz konusu suçun ‘askerî mahalde’ işlendiğinin kabulü mümkün değildir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar herhalde adliye mahkemelerinde görülür.” denildi.

Kararda, mahkeme süresince sanık ve müdafilerin TÜBİTAK’tan alınan raporlara ‘Başbakanlık’a, yani yürütmeye bağlı olması nedeniyle bu davada bilirkişi olarak görevlendirilemez’ şeklinde itirazlar da dile getirildi. Kararda, “Sanık ve müdafilerin askerî bilirkişi raporlarını kabul edip TÜBİTAK raporlarını kabul etmemeleri tutarsızlıklarını ortaya koymaktadır.” şeklinde ibareler kullanıldı. Elde edilen dijital verilerin, 5-7 Mart 2003 tarihindeki 1. Ordu Plan Semineri’nden önce oluşturulduğunun anlaşıldığı aktarılan kararda, “Söz konusu belgelerin tarihleri üzerinde güncellemeler yapıldığı, bir kısmının da oluşturma tarihleri değiştirilerek bu şekilde belgelerin ele geçirilme ihtimaline karşı savunma imkânı hazırlamaya çalıştıkları anlaşılmıştır.” sözleri kullanıldı.

AK Parti’nin iktidar olacağını anladıklarında hazırlığa başlamışlar

Gerekçeli kararın sonuç ve değerlendirme kısmında, Balyoz darbe planın hazırlanış süreciyle amaç ve nedenleri ayrıntıları şekilde anlatılıyor. 2002 yılında AK Parti’nin iktidara geleceğinin anlaşılması üzerine sanıkların seçimler öncesinde hazırlıklara başladığı belirtilen kararda, “Sanıkların demokratik yollarla iş başına gelen yürütme organını anti demokratik yollarla idareden uzaklaştırmak amacıyla Çetin Doğan liderliğinde 1. Ordu merkezli bir cunta yapılanması oluşturduğu, Harp Akademileri Komutanlığı ve Donanma Komutanlığı komutasındaki Hava Kuvvetleri unsurlarının ise İstanbul ve Bursa Bölge başta olmak üzere Jandarma unsurlarının bu cunta içinde yer aldıkları anlaşılmıştır. Hava Kuvvetleri unsurlarının başında sanık İbrahim Fırtına’nın olduğu, deniz unsurlarının başında sanık Özden Örnek’in olduğu, Jandarma unsurlarının başında ise dönemin Jandarma İstihbarat Başkanı Halil Helvacıoğlu’nun olduğu kararına varılmıştır.” denildi. (Zaman)

Balyoz-24celse-17-03-2011

(07 Ocak 2013), son güncel.: (08 Ocak 2013)

balyoz davasında gerekçeli karar inir

Balyoz davasında gerekçeli karar açıklandı” üzerine 3 yorum

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s