Şia reddiyeleri 1 – abna.ir fitnesi ve Hz.Ali’nin çocukları

abna.irSahabeler Hakkındaki “Allah onlardan razı olmuştur…” Ayeti ve Şiilerin Tutumu

Hiç şüphesiz Allah’ın indirdiğine ve peygamberine iman eden herkes Müslümandır.Bu yazı dizisinin maksadı ülkemizde caferilerin veya alevilerin inançlarını sorgulamak değil,hiç şüphesiz bunun kararı mahşere aittir.Bizim maksadımız Hz.Muhammed’in yakın dostları üzerinden binlerce yıldır sürdürülen bir inat ve saltanat iddiasına dair ileri sürülen iddialara cevap vermek.

İran Dini Lideri Ayetullah’a bağlı olarak faaliyet gösteren ehli beyt haber ajansı abna.ir ‘in bu konuda ileri sürdüğü İRAN ve Şia tezlerini sayfamıza taşıyıp haklılık veya haksızlığı üzerinden doğru bir müzakere ortamı yakalamakta bir beis görmüyoruz.

______________________________________________________________________________________

Sahabeler Hakkındaki “Allah onlardan razı olmuştur…” Ayeti ve Şiilerin Tutumu 
Diyorlar ki: Kur’an-ı Kerim, Halifeler ve sahabeler hakkında şöyle demiştir: “Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır.” Ama siz Şiiler halifelere ve sahabelere sövmektesiniz!!Ebu Bekir’in torunu!! olan İmam Cafer Sadık bundan iftihar etmiştir. Ali, kendi çocuklarının adını Ebu Bekir, Ömer ve Osman koymuştur.

abnairGörüldüğü gibi bu şüphede üç noktaya değinilmiştir:

1. Şüpheyi tasarlayan ilk konuda “Tövbe” suresinin 100. Ayetine işaret etmektedir. Ayet şöyle buyurmaktadır:

{وَ السَّابِقُونَ الْأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهاجِرِينَ وَ الْأَنْصارِ وَ الَّذِينَ اتَّبَعُوهُمْ بِإِحْسانٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَ رَضُوا عَنْهُ}

“(İslâm dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. (Tövbe, 100)”

Öncelikle: Ayeti şerife, tüm sahabeleri kapsamamaktadır. Hz. Peygamberin (s.a.a) yüz binin üzerinde sahabesi vardı. Bu ayet sadece muhacir ve ensar’dan öne geçenlerden bahsetmektedir, yani ilk iman edenler ve güzellikle onlara tabi olanlar.

İkinci olarak: Bu tür hoşnut ve razı olmalar, kişinin ömrünün sonuna kadar bu hal üzere baki kalması şartına bağlıdır. Eğer ömrünün sonunda farklı bir yaşantıya bürünürse, onun için bir çare olmaz. Sahabelerin konumları Kur’an’ın hakkında buyurduklarından daha üstün değildir:

{وَ اتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ الَّذِي آتَيْناهُ آياتِنا فَانْسَلَخَ مِنْها فَأَتْبَعَهُ الشَّيْطانُ فَكانَ مِنَ الْغاوِينَ}

“Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz hâlde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı, bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. (A’raf, 175)”

(Kendisine ayet verilen) bu kişi her ne olursa olsun insanlık olarak en yüce makama çıkmıştı, ancak ömrünün sonlarında yoldan çıkmış ve delalete düşmüştü.

Buhari, sahihinde “El-A’mal’u Bi’l Havatim” adlı babında bazı hadislere işaret etmektedir ki çok defalar yaşamlarının başlarında cennetlik olan bazı kişilerin ömürlerinin sonlarında yoldan çıkıp sapıttıklarını ortaya koymaktadır.[1] Dolayısıyla ilk günlerde sırf kuru bir razılık gösterildi diye, onların ömürlerinin tamamında kurtuluş ehli olduklarına delil teşkil etmez. Bilakis ömürlerinin tamamına ait belge ve dosyaları inceledikten sonra onlar hakkında hakemlik yapılabilir.

Başka bir ifadeyle, bu tür razılık göstergeleri onların ayetin indiği sıradaki iyiliklerini ifade etmektedir, ancak bu, son bir değerlendirmeye bağlıdır. O da bu halde kalmalarını gerekli kılmaktadır. Ve eğer onlardan bazılarının yoldan çıktıklarına dair sağlam kanıtlar elde edilirse bu ayetle çelişmemelidir. Dolayısıyla Kur’an-ı Kerim, Peygamber efendimizin yaranlarını övüp şöyle buyurmuş:

{مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ وَ الَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَماءُ بَيْنَهُمْ…}

“Muhammed Allah’ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. (Fetih, 29)”

Daha sonra ise şöyle buyurmaktadır:

{وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَ عَمِلُوا الصَّالِحاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَ أَجْراً عَظِيماً}

“Allah onlardan (sahabelerden) inanıp iyi işler yapanlara (hepsine değil) mağfiret ve büyük mükâfat vaat etmiştir. (Fetih, 29)” 

Ayette geçen “Minhum” (منهم) sözcüğünün min harfi, tebyiz (bazı) içindir. Yani hepsi bağış ve mağfirete müstahak değildir.

Eğer gerçekten tüm sahabeler, size göre temiz ve cennetliklerse, öyleyse neden sahihi Buhari onlardan büyük bir kısmının mürtetliklerinden haber vermektedir?! Burada bunlardan ikisine değinilecektir:

1. Buhari ve Müslim şöyle yazmaktadırlar:

إنَّ رَسولَ الله[ص] قالَ: يَرِدُ عَليَّ يَومَ القِيامةِ رَهْطٌ مِنْ أَصحابِي فَيُجْلَوْنَ عَنِ الْحَوضِ فأقولُ: يا ربِّ أصحابي، فَيَقولُ: إنّه لا عِلمَ لکَ بِما أَحْدَثُوا بَعدَک، إنَّهُم ارْتدُّوا علی أدْبارِهم القَهْقريِّ وَ في روايةٍ فيحلّؤون. أخرجه البخاري و مسلم

“Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: Kıyamet günü bir grup ashabım benim yanıma gelecek, ancak onları havuza doğru sürükleyeceklerdir. Sonra ben şöyle diyeceğim: Ey rabbim! Bunlar benim ashabımdır. Sonra şöyle bir nida gelecektir: Bunların senden sonra nasıl bidatler çıkardıklarını sen bilmiyorsun. Onlar mürtet oldular ve eski (cahiliyet) hallerine döndüler. Bu rivayeti Buhari ve Müslim kendi sahihlerinde getirmişlerdir.”[2]

2. Buhari kendi sahihinde şöyle nakletmektedir: “Hz. Peygamber şöyle buyurdu: (Kıyamet günü) ben havuzun kenarında durduğum sırada bir grubu görüp tanıyacağım. Sonra benimle onların arasından birisi çıkarak onlara; “Haydi gelin gidelim.” diyecek. Ben “Onları nereye götürüyorsun?”diye sorunca; “Vallahi cehenneme!” diyecek. Ben; “Onların suçu nedir?” diye soracağım; diyecek ki: “Bunlar senden sonra cahiliyete dönüp mürtet oldular.”

Sonra bir grup daha görüp onları da tanıyacağım. Yine onlarla benim aramda birisi çıkarak onlara; “Haydi gelin.” diyecek. Ben; “Bunları nereye götürüyorsun?” diye sorunca; “Vallahi, ateşe!” diye cevap verecek. “Bunların suçu nedir?” diye sorunca; “Bunlar da senden sonra cahiliyeye dönüp mürtet oldular.” Onlardan kurtulanlar, sadece birkaç kişi olacaktır.”[3]

Biz, bu iki hadisi örnek olsun diye getirdik, geri kalan hadislerinde içeriği bu şekildedir.[4]

Acaba Ehli sünnetin en sahih kitaplarından nakledilen bu hadislerle birlikte sahabelerin mürtet oldukları nispetini Şia’ya atfetmeleri doğru mudur? Halbuki bu on hadisi rivayet eden sahiheyn[5] (Buhari ve Müslim)dir.

***

İkinci soruya gelince, Hz. İmam Cafer Sadık’ın (a.s) dilinden nakledilen: ولدني أبوبكر مرتين; “Ebu Bekir beni iki kere dünyaya getirdi” sözü kesinlikle Şia kaynaklarında nakledilmemiştir. Ve Eğer Erbili, “Keşfu’l Gumme” kitabında bunu nakletmişse de Ehli sünnet ulemalarından Abdulaziz Cenabizi’nin kitabından nakletmiştir. Orada şöyle demektedir: ولدني أبوبكر مرتين (Ebu Bekir beni iki kere dünyaya getirdi) 

İlk olarak: Hadisi nakleden, Ehli sünnetten biridir. Ve onun sözünün Şia için hüccet ve kanıtlığı söz konusu değildir.

İkinci olarak: Sünni birinden nakledilmesinin hüccet olduğunu farz etsek bile şu noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir: Rivayet tam anlamıyla senetsiz ve belgesidir. Hadis terminolojisinde “Mürsel Hadis” sınıfına girmektedir. Mürsel hadis (senetsiz hadis), hüccet ve kanıttan yoksun olduğundan onunla istidlal getirilemez ve delil olarak kullanılamaz. Acaba senetsiz bir hadisle, itikat ve inanç aslı olan şeyler için istidlal getirilebilir mi?

Sizler, Sakife’den sonra yaşanan kanlı savaşları ve kargaşaları görmezlikten gelerek asılsız ve köksüz bir hadise dayanarak bu acı hakikatleri örtmek mi istiyorsunuz?! 

***

Hz. Ali’nin (a.s) halifelerin adlarını çocuklarına koymasıyla ilgili üçüncü soru hakkında ise o dönemde bu tür ad koymaların yaygın olduğuna dikkat etmek gerekir. İsmin güzelliğinin konulan kişiyle hiçbir ilgisi yoktur. İsmin güzel olması, ama isim konulan kişinin oldukça çirkin olması mümkündür. Ebu Cehil’in gerçekte künyesi Ebu’l Hüküm idi, ancak ona layık değildi. Dedik ki bu isimler o dönemde yaygın olarak konulan isimlerdi. Cazri, “Usdu’l Gabe” adlı kitabında Hz. Peygamberin sahabelerinin arasında ismi Ömer olan 22 sahabenin adını zikretmektedir. Örneğin: Ömer el- Eslemi, Ömer bin Salim ve… Ömer, Ebu Bekir, Osman adları Arap kabileleri arasında daha onlar dünyaya gelmeden, geldikleri sırada ve daha sonraları yaygın olarak kullanılan isimlerdendi ve bu isimlerin bu üç kişiyle hiçbir ilgisi yoktur. Dolayısıyla, bir isim koymakla tarihte kaydolunmuş Ehlibeyte (a.s) yapılan zulüm ve cefalar inkar edilemez.

Ayrıca, o dönemde Şialara karşı yapılan baskı ve zorbalık şartlarını düşündüğümüzde halifelerin isimlerini çocuklara koymak yahut sahabe çocuklarıyla izdivaçların nedeni bu tür baskıların hafifletilmesi içindi. Böylelikle Emevi ve Abbasi nizamları üç halifeye muhalifler bahanesiyle Şialara karşı daha fazla baskı yaparak mallarını gasp edemeyecek ve katledemeyeceklerdi. (Bekir, Ömer, Osman isimlerinin konulmasının detaylı açıklaması bulunmaktadır. burada üstü örtülü olarak çok yüzeysel cevap verilmiştir.) 

Sahabelere küfür etmek konusuna gelince, bu iftira ve töhmetten başka bir şey değildir. Sahabelerin büyük bir kısmı Müslümanlar tarafından tanınmamaktadır. Tanınan ve bilinenler ise herkesin saygısını almışlardır. Sadece Kur’an, hadis ve tarihi delillerle siyah dosyaya sahip birkaç kişi dışında hepsine saygı duyulmaktadır.

Ayetullah uzma Cafer Subhani

ABNA.İR 

[1] -Sahihi Buhari, Kitabu’r Rikke fi babi’l a’mal’i bi’l Havatim, h: 6493.

[2] -Camiu’l Usul, c. 10, s. 469, sayı: 7998.

[3] – A.g.e, metnin Arapçasını hülasa olsun diye zikretmedik.

[4] – Lütfen Camiu’l Usul kitabının, 10. Cildinin ‘Havuz’ babının ikinci kısmındaki 7995. Numaradan 8004. Numaralara bakınız.

[5] -Ehli sünnete göre en sahih kaynak kitaplardır. Şia nezdinde farklıdır. (çev.)

___________________________________________________________________________________________________

Görüldüğü gibi İran-Şia tezleri bu yani Allah bazı kimselerden bir an razı olabilir bu kuru razılık Allah’ın onların ömürleri boyunca da razı olacağı anlamına gelmediği ileri sürülüyor.Yani Rabbimiz’in bugün razı olup cennet ile müjdelediği bir kısım sahabeden daha sonra razı olmaktan vazgeçip onları cehenneme gönderebileceğine dair bir ileri sürüş. 

Şimdi bu yazının çelişkilerine ve iddiaların olamayacağına dair kısa bir cevap yazalım.Evvela Allah evvel ve ahir olan her şeyi bilir zaten bilememesi onun kudreti ile çelişir.Burada ki Kur’an ayetinde RAZI olduğunu ifade ettiği sahabelerin bugün ve yarın ne yapacaklarını hangi amelleri işleyeceklerini bilmektedir.Bizim gibi bir beşer tahmini ortaya koyup hata etmişim kullarım hakkında yanılmışım gibi durumlar yaşamayacağı takdir buyurursunuz ki açıktır nettir.Kulları hakkında yanılmayacağı aşikar olan Rabbimiz bugün yanılarak mı bu sahabelerden razı olmuştur? Yada bu kişilerin ileride nasıl amel edeceklerini bilememiş midir? Yarın onların Allah’ın rızasına aykırı işler yapacağını bilen bir Yaratıcu bugün onlardan neden razı olduğunu hem de Kur’an ayetleri ile tüm Müslümanlara ilan eder? Dolayısıyla birinci iddia tamamen temelsiz çürük ve amatörce bir iddiadır.

Allah önce razi olup sonra razı olmadım demez.

Ya o sahabelere önceden razı olduğunu söylemiştir ve sonlarını bildiği için böyle bir müjde vermiştir yada onlardan hiçbir zaman razi olmamiştir.O günkü takvaları daha sonra bozulacagı için Allah nezdinde bir değer sayilmiyor.Yani sonradan Allah karar değiştirmez.Kişiler yüce makamlara cıkıp Allahın ayetlerini görmege bile gidebilirler ama bu Allahin artik razi oldugu anlamına gelmez son ana kadar bunu koruması lazim
Ama Allah razı oldugunu bilrdiği bir kulu sonra karar değiştirerek cehennem ehli oldugunu söylyecegini  ifade etmek Allah’ın kudret ve ilim sıfatına uygun düşmez.Allah bundan münezzehtir

İkinci iddia ise akıl çizgisinden daha uzak.İmam Ali iddia ettikleri gibi Hz.Ömer , Hz.Ebubekir, Hz.Osman için menfi düşünmüş olsaydı aralarında bir husumet kin ve mücadele olmuş olsaydı çocuklarının adını Ömer Ebubekir Osman koyar mıydı? Çocuklarına bu üç ismide koymak bir yana kızı Ümmü Gülsüm’ü Peygamberin vefatından 6-7 yıl sonra Hz.Ömer ile evlendirir miydi? Yani her şey halifelik meselesi ortaya çıkana kadar normal ama o andan sonra her şey değişiyor dost ve kardeş olanlar bir anda düşman oluyor? Bu iddia bile gördüğünüz gibi yaşananlarla tutarlı değil. Böyle bir iddia akıl çerçevesinde çok makul değil.Hem birinin ismini de değil, çocuklarına üçünün ismini de layık görmüş. Hem de Hz.Peygamber vefat etmiş ve meşhur gadir hum iddiaları yaşandıktan sonra bu isimleri çocuklarına vermiş kızıyla Hz.Ömer’i evlendirmiş. Şimdi sormak gerek Ebu Cehil de o dönemde popüler isim değil miydi? Yada Yezid popüler isim değil miydi? Yani bu üç sahabenin ismi o dönemde popüler olduğu için o isimleri çocuklarına koydu demek Müslüman bir kişiye yakışmayacak derecede düşük zeka ürünü bir iddia olur.Siz sevmediğiniz insanların ismini çocuğunuza layık görür müsünüz?

Şia reddiyeleri 1 – abna.ir fitnesi ve Hz.Ali’nin çocukları” üzerine bir yorum

  1. Bu söylediklerine kendin bile inanmıyorsun 🙂 Ve isim mevzusuna gelince ömer tek koymuştur diğerlerini ekleme yapma tüm kaynaklarda böyle geçer ve ömer koymasi ömeri sevdiğindende değil bunu sende biliyorsun allah onlardan razı olmuştur tevbe 100 güzellikle biat edenlere diyor değilmi sen ömerin nasıl müslüman olduğunuda biliyorsun hz hamzanin korkusundan 🙂 Sizin halife saydıklarınızin 4 te 3 ü puta tapip içki içti çocuklarını gömdü müslüman düşmanlığı yaptı bizim saydığımiz 12 kişi anne karnında iman edenlerdi kuranda geçen ayetlerden biri diyorki ey ehlibeyt allah sizi tertemiz kılmak istedi ehlibeytin anlamını herkez iyi biliyor yanlız işine göre çarpıtıyorsnz 🙂 benim ailem hanifi ben şiayim 4 tanrılı bi din haline gelmişsiniz allah utala namazı dos doğru kıl diyor siz bu sahabi böyle görmüş diğer alim böyle yapmış diyorsunuz 3 tane namaz şeklinide kabul ediyorsunuz 🙂 halkımız bilinçsiz sizin gibi siyonist yandaşları kolay kandırıyor ama allah nurunu tamamlayacaktr ayetinden anlayacaksın. Imam caferi sadıkin ebubekirin tornu olduğunu yazmışsın ey allahtan korkmaz bunu nerenden çıkarıyorsun ? 3 putu büyütmek için peygamberi ve ehli beytini hiçe sayıp leke sürüyorsunuz ey allahtan korkmazlar bu insanlar öyle saf öyle temizki 4 tane hak olmuyacagna allahın dininin tek çeşit olduğunu bile düşünemeyip size tabi oluyorlar babalarndan gördüklerinle gidiyorlar oysaki bakara süresi atalarımızdan gitmememiz gerektiğini söylüyor bu insanlar sizin gibi yeztlere inanması normal birşey kuran bilmiyorlar biz kuranı öğrenmeden mesebe bakmadık ve tarafsız bakınca kimin hak olduğunu gördüm ve ailemden koptum . Siz ırana mesebe saldıracağınıza amerikaya ısraile saldırın kuran onlardan dost edinmeyin diyor siz dost edinmeyi geç onların düşmanları yani müminlerede düşmanlık ettiniz. sahabi diyorsunuz lan yavşaklar yayın yasağını kaldırında suriyedeki muhalifler orda nerelere saldırıyor görsün bu millet . Sahabi diyorsunuz suriyedeki sahabi türbelerine saldıran muhalifleri deste

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s