Osmanlı’da Adalet!

fetih

İstanbul Fatihi’nin Eli Kesile!

Osmanlı’da Padişahlar dediğim dedikti. Her şeyi kendileri karar alırdı diyenler aşağıda ki ibretlik vakıayı tahayyül etmelidirler.

Sultan II.Mehmed Hristiyanlığın en büyük ilim şehri, manevi açıdan en muteber en büyük mabedinin olduğu Konstantiniyye’yi fethetmiş Fatih ünvanını kazanmıştı. Bu muazzam şehri baştan aşağı İslami şehir haline getirmeye çalışan Sultan Fatih Han hem Topkapı sarayı vasıtasıyla kutsal emanetleri muhafaza altına almış hemde şehrin hakim noktalarına camiler inşa etmeye başlamıştı.

Bu sebeple Fatih Camii ve külliyesi sadece ibadet yeri olarak değil adeta bir medrese bir üniverste babında inşa edilmesi kararlaştırıldı.

Fatih Camii’nin mimarı için araştırmalar yapılınca senelerdir Osmanlı tebaası olan köklü rum ailelerinden İpsilanti’lerden(lakapları böyleydi) yine bir rum mimar İpsilanti’nin hem cami yerine yakın yerde ikamet etmesi neticesinde cami mimarlığında onda karar kılındı.

Fatih Camii için getirtilecek mermerlerin ölçümleri diğer mimarlar tarafından kararlaştırılıp İpsilanti’ye iletilir.İpsilanti daha güzel görünmesi manasında bazı mermerleri Padişah’ın buyruğuna aykırı şekilde kestirir.Sultan Fatih’e bu olay iletilince adamlarını gönderip vakanın doğru olup olmadığı araştırılır.

Fatih’in adamları olay aynen böyle olmuş mimar tasarlananın aksine mermerleri kestirmiş kesilen bazı mermerler israf olmuştur derler.

Fatih Şeriat hukuku gereğince hırsızlık yapıldığına hükmeder.İpsilanti’nin sağ elini kestirir.

Rum Mimar İpsilanti bunun üzerine Edirne ve İstanbul’da da kadılık yapmış olan adaletten zerre şaşmaz tavrıyla meşhur Sarı Hızır Çelebi’ye başvurur.Hızır Çelebi emir verir Fatih mmahkemeye çağrılır.

İstanbul Fatih’i içeri girince Osmanlı’da adet olduğu üzre bağdaş kurup oturmak ister. Kadı Hızır Çelebi hışımla gürler ”Hasmınla mürafaa-i seri olacaksın(yüzleseceksin) ayaga kalk!” der. İstanbul Fatih’i boynu bükük emre uyar.El pençe ayağa kalkar.

Kadı Hzır Çelebi Fatih ile İpsilanti’yi yüzleştirir.Fatih hırsızlık niyetiyle mermerleri kestirdiğini zannettim.Şeriat gereği cezasını verdim ama hata ettim der.

Hızır Çelebi ”Şeriat hukuku eğer hırsızlık mahiyetiyle yapıldı ise bizim tebaamızdan olanlar hangi dinden olursa olsun onlara da uygulanır.Ama bu mimar hata ederek mermerleri kesmiş.Hırsızlık niyetiyle değil.” der.

Fatih hatalıyım deyu yaptığının yanlış olduğunu kabul eder.Zira hırsızın cezası Padişah buyruğuyla değil Şeriat kaidelerinin uygulayıcısı kadı tarafından verildiğini bilmesi gerekmekteydi.Hem İpsilanti hırsızlıkta etmemiş hata üzere mermerlerin ölçüsünü yanlış kestirmiştir.

Hızır Çelebi tokmağıyla vurur ”İstanbul Fatih’i namında ki Murad oğlu Mehmed’in eli aynı bu mimarın elini kestirdiği yerden kesile.Kısasa kısas edile!” der.

Rum İpsilanti hayretler içindedir.Nasıl olur?İstanbul Fatih’inin de mi eli kesilecektir.Bu nasıl olabilir?Daha fazla dayanamaz Hızır Çelebi’nin önünde yerlere atar kendini” Biz senelerdir bu topraklarda yaşamaktayız.Atalarım kendi dinlerinden Bizans’ın ağır vergilerinide gördü.Şövalyelerin refah içinde yaşarken milletini sömürdüklerinide gördük.Bunasıl bir dindir ki benim gibi bir ruma karşılık böyle bir kudretli Padişah’ı aynı terazide tartıyor aynı adaletle hükmediyor.Ben davamdan vazgeçtim.İslam’ı seçtim.Bir hata olup elimi kestirdi.Hiç olmazsa bu Cihangir Padişah’a kıyılmasın!” deyip İslam’ı seçer.

İş bununlada bitmemiştir.Hızır Çelebi İpsilanti’ye defaatle kısasa kısas istiyorsa kayıtsız şartsız yerine getirileceğini anlatır.O davasından vazgeçip kesilen kolundan daha çok böylesine bir adil sisteme duyduğu derin alakanın etkisindedir.

Hızır Çelebi İpsilanti davasından vazgeçse dahi Fatih’e ibretlik bir cezada verir.İpsilanti’nin ömrü boyunca bütün mesarifleri Fatih tarafından karşılanacaktır.(Yani Fatih İpsilanti ve ailesini devlet hazinesinden değil kendi maaşından geçindirmeye mecbur kılınmıştır.)

Dava kararlaştırıldıktan sonra Fatih Kadı Hızır Çelebi’nin yanına yaklaşır.”Eğer İstanbul Fatihi’dir.Padişahtır deyup iltimas etseydin seni kılıcımla ikiye bölerdim!” der.

Hızır Çelebi minderinin altından büyük bir topuz çıkarır ”Hünkarım sizde Şeriat emri gereğince karşımda ayağa kalkmayıp otursaydınız sizin başınızı şu topuzla ezerdim!” cevabını verir.

Osmanlı’da ki adaleti tahayyül edebilmek için değil kırk fırın ekmek yemek belki İslam nedir Şeriat hukuku neydi kapsamlı bilmek lazım gelir.

Sadece şehirleri fethetmek Fatih olmaya yetmez.Ya gönülleri fethetmek asıl ulviyyet bu olsa gerekti.İşte Fatih İpsilanti vakası hakikati kör gözlere dahi haykırıyor.

Osmanlı şehirlerden daha ziyade gönülleride fethediyordu.İstanbul fethedilmeden asırlar önce ta Balkanlar’a hidayet dağıtan Ahi Evran ve nice Ahiler bu hakikatin mümtaz örnekleridir.

Selam ve dua ile

k.gazioğlu

Osmanlı’da Adalet!” üzerine 2 yorum

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s