Kadir gecesi ne zaman? Kadir gecesi önemi

KADİRKadir Gecesi ve Allah Resûlü’nün (sas) Hayatındaki Yeri ve Önemi

Kadir Gecesi, Kur’ân-ı Kerim’in Levh-i Mahfuz’dan dünya semasındaki Beytü’l-İzze’ye toptan, oradan da yeryüzüne parça parça ilk defa indirilmeye başladığı, Hazreti Cebrail’in (aleyhisselâm) Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ilk vahiy ile birlikte peygamberlik vazifesini getirip tebliğ ettiği kutsal gecedir.
Kur’ân-ı Kerim’de aynı isimle anılan 97. sûre “Kadir sûresi” vahyin başlangıcından ve bu gecenin büyük kudsiyet, fazilet ve bereketinden, bu gece kâinatı kaplayan ilâhî esenlikten şöyle bahsetmektedir:
إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ، وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ، لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ، تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْر،ٍ سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ

“Biz Kur’ân’ı kadir gecesi indirdik Bilir misin kadir gecesi nedir? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır! O gece Rab’lerinin izniyle Ruh ve melekler, her türlü iş için iner de iner… Artık o gece bir selamettir gider…Tâ tan ağarana kadar… .”[1]
Duhân sûresinde de bu gecenin bereket ve kutsiyetine vurgu yapılmakta ve her türlü önemli hadiselerin bu gecede takdir edildiği belirtilmektedir:


حم، وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ، إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُّبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ، فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ، أَمْرًا مِّنْ عِندِنَا إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ
“Açık olan ve gerçeği açıklayan bu Kitâb’a yemin olsun ki; biz onu kutlu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz haktan yüz çevirenleri uyarıcılarız. O öyle bir gecedir ki, her hikmetli iş, tarafımızdan bir emir ile o zaman yazılıp belirlenir…”[2]
Aynı zamanda Bakara sûresinin 187.[3] ve Fecr sûresinin 1-4.[4] ayetleri de zımnen Kadir gecesinin ehemmiyet ve faziletine işaret etmektedir.



Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayatında Kadir gecesinin yerine ve önemine baktığımızda, Kendisinin o geceyi yakalayıp değerlendirmek için ciddi bir gayret içersinde olduğunu görürüz. O (sallallâhu aleyhi ve sellem), ashâbına da Kadir Gecesinin mana, mahiyet, önem ve faziletine; ne zaman ve nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair konularda pek çok beyanda bulunmuş ve onları bu gecenin ihya edilmesi adına gayrete sevk etmiştir.



Kadir Gecesinin İhya Edilmesi

مَنْ قَامَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا ، غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ

“Kim, fazilet ve kudsiyetine inanarak ve karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek Kadir gecesini ibadet ve tâatle ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.”[5]
Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayatına yakından tanıklık eden başta Hazreti Âişe validemiz olmak üzere pek çok ashâb-ı kiram, O’nun Kadir gecesini ihya adına gösterdiği gayretleri şöyle ifade ederler:
Hazreti Âişe validemiz, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ramazan’ı ve özellikle Kadir gecesinini içinde barındıran son on gününü değerlendirme keyfiyetini şöyle anlatıyor:

“Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ramazan ayında, diğer aylarda görülmeyen bir gayrete girerdi. Ramazanın son on gününde ise bu gayret daha da artardı. Son on günde her geceyi ihya eder, ailesini de ( bu gecelerin ihyası için) uyandırırdı, izârını[6] da bağlardı.”[7]

“Ramazan ayının son on günü girdiğinde Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) geceleri ihyâ eder, ev halkını uyandırır, ciddiyetle ibadete soyunur ve eşleriyle ilişkiyi keserdi.”[8]

Hazreti Ali (radıyallâhu anh) da Efendimiz’in aile fertlerini son on gününün gecelerini ihya etmeleri için nasıl kaldırdığını şöyle anlatıyor: “Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), Ramazan’ın son 10 gününde büyük-küçük namaza takati olan herkesi uyandırırdı.”[9] Hatta uyandırmak için üzerlerine su serptiği de olurdu.[10]

Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) geceleyin Hazreti Fatıma ve Hazreti Ali’nin kapısını çalar ve “Namaz kılmak üzere kalkmaz mısınız!” diyerek seslenirdi.[11]

Resûl-i Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), son on günde her akşam ile yatsı namazı arasında guslettiği de rivayetler arasında yer almaktadır. İbn-i Cerir Efendimiz’i her hususda örnek alan sahabe efendilerimiz için şöyle der: “Onlar Ramazan’ın son onunda her gece gusl etmeyi müstehap görüyorlardı.” İbrahim en-Nehaî de son ondaki her gece yıkanırdı. Onlardan öyle kimseler vardı ki, kadir gecesi olması ümit edilen her gecede yıkanır, güzel kokular sürünürlerdi.[12]

Ebu Said el-Hudri (radıyallahu anh) anlatıyor:* “Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ramazan’ın ilk 10 gününde itikafa girdi, biz de onunla beraber itikafa girdik. Cebrail (aleyhisselâm) gelip dedi ki: “Aradığın şey (yani Kadir gecesi), şu günündedir o günlerde de itikafa girmen isteniyor.” Allah Resûlü, ayın ortasındaki 10 günde de itikafa girdi, biz de onunla beraber itikafa girdik. Yirminci günün sabahı olunca itikaftan çıkmak üzere eşyalarımızı evlerimize taşımışdık. Sonra Allah Resûlü, Ramazan’ın 20. günü sabahı kalktı. O, keçeden yapılmış bir Türk çadırında itikaf etmişti. Çadırın kapısı yerinde bir hasır bulunuyordu. Allah Resûlü bu hasırı eliyle aldı, çadırın bir tarafına koydu. Sonra başını (çadırdan) dışarı çıkardı ve mescidde bulunan insanlara hitap etmeye başladı. Halk ona yaklaştı. O da kendilerine hitaben dedi ki: “Ben Kadir Gecesi’ni idrak edebilme niyetiyle ilk 10 günde itikaf etmiştim. Sonra ortadaki 10 günde itikafa devam ettim. Sonra bana melek geldi ve “Kadir Gecesi son 10 gündedir.” dedi. “Benimle beraber itikafa girmiş olanlar tekrar (itikaf mahalline) geri dönsünler, dilerlerse son 10 günde de itikaf etsinler. Çünkü ben Kadir gecesini gördüm, fakat onu unuttum. O son 10 gecede ve tekli gecelerdedir. Ve yine ben (rüyamda) kendimi çamur ve su üzerine secde ediyor olduğumu görmüş gibiydim.” (Böyle dedi.) Bunun üzerine o insanlar da Allah Resûlü ile beraber tekrar itikafa girdiler. Mescidin tavanı o zaman hurma yapraklarıyla kapalıydı ve biz gökte hiçbir şey (bulut) görmüyorduk. Bir bulut kümesi geldi ve üzerimize yağmuru indirdi. Allah Resûlü bize namaz kıldırdı. Öyle ki ben, Allah Resûlü’nün rüyasını doğrular biçimde alnındaki çamur ve su izlerine kadar görüyordum.”[13]

Hazreti Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: “Hazreti Ömer’i ben Ramazan ayında kıyama teşvik ettim.” “Bu nasıl oldu ey Mü’minlerin Emiri!” denildi. Şöyle açıkladı: “Hazreti Ömer’e, yedinci kat semada bulunan Hazîra’yı haber verdim ki ona Hazîratü’l-Kuds de denilir ve içinde melekler vardır ve onlara Ruh denilir.” Bir başka lafızda ise, “Onlara Ruhaniyyûn” denilir şeklinde gelmiştir. Kadir gecesi olduğu zaman, o melekler (ruhaniler) Rabbilerinden dünyaya inmek için izin isterler ve kendilerine izin verilir. Bunun üzerine o melekler, içinde namaz kılınan her mescide uğrarlar, yolda karışlarına çıkan her kişiye dua ederler ve neticede o kişilere onlardan bereket isabet eder.” Hazreti Ömer, Hazreti Ali’ye: “Ey Hasan’ın babası! O halde insanları (gece) namaza teşvik edelim ki onlara da bereket isabet etsin.” dedi. Bunun üzerine insanlara geceyi kıyamla geçirmeleri emrolundu.”[14]

“Ramazanda öyle bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. O geceden mahrum bırakılan kimse gerçekten mahrum kalmış demektir.” [15]

Enes İbn-i Malik (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Ramazan ayı girmişti. Rasulullah (sas) buyurdular ki: Bu ay işte size geldi çattı. Bu ayda öyle bir gece vardır ki, bin aydan daha hayırlıdır. Kim o geceden mahrum bırakılır ise bütün hayırlardan (saadetlerden) mahrum bırakılmış demektir. O gecenin hayrından da ancak mahrum olan nasipsiz kalır.”[16]

Rahmet Peygamberi Kadir gecesinden bütünüyle mahrum bırakılan talihsiz kimseleri de şöyle ifade etmiştir: “Allah Teala, Kadir gecesi, ümmet-i Muhammed’den mü’minlere nazar eder ve onları bağışlar, onlara merhamet eder; fakat şu dört zümre hariç: içki mübtelası, anne-babasına isyan eden, kin/düşmanlık güden ve akrabalık bağlarını kesen.”[17]

Alimler, hastalık, lohusalık, hayız, yolculuk ve hatta uyuya kalma gibi belli bir mazereti sebebiyle Kadir gecesini ihya edemeyenler için de niyetleri salih ve amelleri makbul olduğu sürece Kadir gecesinden bir nasip verilecektir demişlerdir.[18]

Kadir Gecesinin Fazileti

Her şeyden önce bizzat Cenâb-ı Hak Kur’an- Kerim’de bu geceyi övmüş, mübarek ve mukaddes kılmış,[19] bu gecenin önem ve faziletini bildiren müstakil bir sûre indirmiştir.[20] Kur’an’da ismi zikredilen tek gece Kadir gecesidir.[21]
Adını bu geceden alan mezkûr sûrede Kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğu ifade buyrulmuştur. Bin ay ise seksen üç sene dört aylık bir zaman dilimine denktir. Diğer bir ifadeyle, yaklaşık otuz bin gün ve geceye tekabül eder. Dolayısıyla Kadir gecesi, içinde Kadir gecesi bulunmayan seksen küsur seneden daha hayırlıdır. Bu ise salih amel üzere uzun bir ömür sürmüş insan hayatından daha hayırlıdır. Bir tek geceyi yakalayıp ihya etmenin bir ömre bedel olması, Allahu Teala’nın hususiyle bu ümmete verdiği en büyük lütuflardandır. İbn Cerir et-Taberi’nin dediği gibi; mutlak olarak Kadir gecesinde amel, Kadir gecesi bulunmayan bin ay amelden daha hayırlıdır ki, bu da onun hayırlılığı sayısız olduğunu açıklamakla

Peygamber ve ümmetine özel bir müjdedir.[22]

Bu “bin aydan daha hayırlı”[23] ifadesi Peygamber Efendimiz’in farklı hadislerinde şöyle ifade edilmiştir:

Kadir gecesi, bin yıl sabaha kadar namaz kılıp akşama kadar cihad eden İsrailli bir mü’minin bin yılından daha hayırlıdır.[24]

Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) birgün ashabına İsrailoğullarından dört kişinin seksen sen boyunca hiç günah işlemeden Allah’a ibadet ettiklerini anlattı. Bu dört zat Hazreti Eyyub, Hazreti Zekeriyya, Hazreti Hazkıyl ve Hazreti Yûşâ idi. Sahabîler bunu hayretle karşıladılar. Hemen sonra Cebrail indi: “Ya Muhammed, Allah sana daha hayırlısını ihsan etti” dedi ve ardından Kadir sûresini okudu, sonra da: “İşte bu, senin ve ümmetinin hayret ettiğinizden daha hayırlıdır.” buyurdu.[25]

Hazreti Hasan (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) (rüyasında), Benî Ümeyye’yi (tek tek halife olup) kendi (mübarek) minberi üzerine teker teker çıkmış gördü. (Bir rivayette, onları minberi üzerine maymunların sıçrayışı gibi sıçradıklarını gördü de, bu manzara ona çok ağır geldi,[26]) bu durum hoşuna gitmedi. Bunun üzerine şu ayetler nazil oldu: “Muhakkak biz sana Kevser’i verdik.”[27] “Biz onu sana Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin (o büyük fazilet ve şerefini) sana bildiren nedir? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır (Bu gece senden sonra Benî Ümeyye’nin saltanat süreceği) bin aydan hayırlıdır.”[28] Yani Kadir gecesi, Ümeyyeoğullarının (Emevîlerin) saltanat sürdüğü bin aydan daha hayırlıdır.”

“Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. (Yahut onlardan Allah’ın dilediği kadarını görmüştü.) Allah Resûlü kendi ümmet fertlerinin ömürlerini azımsayarak (kısa sayarak) başkalarının uzun ömürde yaptıkları amellere yetişememelerinden endişe etti ve “Başka ümmetlerin uzun ömürleri içinde yapamayacakları amelleri ümmetim kısa ömrü içinde yapabilsin!” diye Allah’a dua ve niyazda bulundu. Bunun üzerine Allah Teâlâ da ona Kadir gecesini ihsan etti ve onu diğer ümmetlerin bin ayından daha hayırlı kıldı.”[29]
Bu hadis-i şerifler göstermektedir ki: Kadir gecesinde yapılan salih amel, Kadir gecesi bulunmayan bin ay amelden daha hayırlıdır, başak bir ifadeyle O gecede yapılan iyi bir amel, bin yıllık amelden daha hayırlı ve efdaldir.[30] Bir manada bu da onun hayırlılığı sayısız olduğunu açıklamakla Peygamber ve ümmetine özel bir müjdedir.
Kadir sûresinin başında belirtildiği üzere Kur’ân yeryüzüne bu gecede indirilmiş,[31] Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) peygamberlik vazifesi bu gecede verilmiştir.[32] Dolayısıyla Kur’ân ve vahiy, bu geceye apayrı bir şeref vedeğer katmıştır.
Bu gecede melekler ve Ruh inerek yeryüzüne inerek orayı şereflendirirler.[33]
Kadri ve kıymeti pek yüce olan bu gece, aynı zamanda bir takdir gecesidir. Her önemli iş, hikmet üzere bu gecede takdir buyrulur.[34]
Bu gece gün ağarıncaya kadar selam ve esenliktir.[35] Duaların kabul olduğu, sevapların kat kat arttırılıp günahların bağışlandığı en mübarek zaman dilimidir.
“Kadir gecesi, 27. veya 29. gecedir.O gece yeryüzündeki meleklerin sayısı çakılların sayısından, (küçük taşcıklarının) sayısından daha çok olur.”[36]
Kadir gecesinin gündüzü de sair günlerden faziletlidir. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyururlar:
“Kadir gecesinin gündüzünde tutulan oruç, bütün senenin orucuna denk sayılmaktadır.”[37] “Kadir gününde işlenen bir amel, tıpkı gecesinde işlenen bir amel gibi (faziletli)dir.”[38]
“Allah, Kadir gecesini ümmetime hediye etmiş, ondan önce hiçbir ümmete vermemiştir.”[39]
“Allah Teala bu ümmete Kadir gecesini lutfetti, onu bu ümmetten öncekilere ise vermemişti.”[40]
Kadir Gecesinin Zamanı
Kur’ân-ı Kerim’de Kadir gecesinin varlığı ve fazileti bizzat Allah tarafından beyan buyrulmuş ancak bunun hangi gece olduğu bildirilmemiştir. Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) beyanlarında ise ne zaman olduğu kesin olarak belirtilmemekle birlikte muhtemel bazı gecelere işaret edilmiştir.
Her ne kadar Ramazan ayının yirmi yedinci gecesinin Kadir gecesi olabileceğine dair ümmetin genel bir kabul ve tercihi bulunmakta ise de bu sadece ihtimallerden birisidir.

Kadir gecesini tespit için gayret sarf edip, araştırmak sünnettir. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Kadir gecesini idrak etmek niyeti ile önce Ramazan’ın ilk 10 gününde itikaf etmiş, sonra ikinci 10 gününde ve derken bir meleğin bildirmesi ile son 10 gün içerisinde olduğunu öğrenmiş ve Ramazan’ın son 10 gününde itikaf yapmış ve bunu ruhunun ufkuna yürüyeceği zamana kadar da aksatmamıştır.[41]
Peygamber Efendimiz (sallalâhu aleyhi ve sellem) pek çok beyanlarında, “ütlubu, iltemisu, teharrav” gibi ifadelerle “araştırın, arayın, taleb edin, gözetleyin!” emir buyurmuş ve ümmetini bu noktada teşvik etmiştir.
Beş vakit içerisinde “salât-ı vustâ”, cuma gününde “vakt-i icâbe” (duaların umumiyetle kabul olacağı saat), insanlar arasında veli kullar, Esmâ-i Hüsnâ arasında da İsm-i A’zam, bütün tâat ve ibadetler içerisinde rıza-yı ilâhî, kâinatın ömründe kıyamet ve ferdin hayatı içerisinde ölüm anı gizlendiği gibi; Ramazan ayı içerinde de Kadir Gecesi, gizli tutulmuştur…
Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) kadir gecesinin ne zaman olduğunu önce biliyordu, ama sonra ona unutturuldu.[42] Ta ki, mü’minler bütün bir Ramazanı sürekli uyanık, dikkatli ve devamlı Allah’a (celle celâluhû) ibadet ve tâat içerisinde geçirsinler, onu her yönüyle ihya etsinler. Sadece bir geceyi değerlendiren ondan mutlaka sevabını alır ama, her geceyi Kadir bilip ihyâ edenin nasibdar olacağından şüphe yoktur.[43]
Übade İbn-i Sâmit (radıyallâhu anh)anlatıyor: “Allah Resûlü (salla’llâhu aleyhi ve sellem), Kadir Gecesi’ni haber vermek üzere (hâne-i saâdetinden yanımıza, mescide) çıktı. Derken Müslümanlardan iki kişinin kavga ettiklerine şahit oldu ve şöyle dedi: Ben, size Kadir Gecesi’ni haber vermek üzere çıkmıştım. Filân ile filân kavga ettiler de ona dâir olan bilgi (benden çekip alındı, göğe) kaldırıldı. İhtimâl ki hakkınızda bu daha hayırlıdır. Artık siz, Kadir Gecesi’ni (20’den sonraki) 9. (yani 29.) 7. (yani 27.) veya 5. (yani 25.) gecelerde arayınız.“[44]
Kadir gecesinin kesin vaktinin bilgisini ashabına bildirmek üzere yanlarına çıkan Allah Resûlü, oradaki birkaç kişinin birbirleriyle çekişip durmaları, sözlü kavga etmeleri sebebiyle o bilgiyi unutmuştur, yahut ona unutturulmuştur. Ramazan ayında Kadir gecesini arayan ümmetin o geceye erebilmesi için en azından Ramazan’da kavgayı kesmeleri şarttır, tartışmadan, müşacereden, münakaşadan, münazaradan uzak durmalıdırlar. Demek ki Allah, kullarının birbirleriye uğraşmasından o kadar çok rahatsız oluyor ki, Peygamberi vasıtasıyla gönderdiği yoldaki bir lütfunu bile son anda kesiverebiliyor, kesip de göğe geri alabiliyor. Kadir gecesinin vaktini bilmek her ne kadar sübut bulmasa da, samimi niyetle ihya edilen gecelerden birini ona tevafuk ettirmesi Allah’ın o sonsuz rahmet ve merhametiyle mümkündür.
Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Kadir gecesi için işaret ettikşeri zaman dilimleri şöyledir:
Ramazan’ın tamamında
سُئِلَ رسولُ اللّه عَنْ لَيْلَةِ الْقَدْرِ، فقَالَ: هِىَ في كُلِّ رَمَضَان
İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Allah Resûlü’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) Kadir gecesi (Ramazan’ın neresinde olduğu) hakkında sorulmuştu. O da ‘Ramazan’ın tamamında!’ diye cevap vermiştir.”[45]
Son on günde
Hazreti Âişe (radıyallahu anha) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) vefat edinceye kadar Ramazan’ın son 10 gününde itikafa girer ve derdi ki: “Kadir gecesini Ramazan’ın son on gününde arayın.” Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’dan sonra, zevceleri de itikafa girmeye devam ettiler.”[46]
“Kadir gecesini, Ramazan’ın son onunda arayın.”[47]
“Bana Kadir gecesi gösterilmişti. O sırada beni ailemden biri uyandırdı; ben de unuttum. Siz onu son on (gece) içinde arayın!”[48]
“Ben, Kadir gecesini gördüm ve unuttum. Kadir, Ramazan’ın son on gecesinden birisidir. Engin ve şen bir gecedir. Ne sıcaktır, ne soğuktur. Sanki o, dolunaylı bir gecedir. Fecr aydınlanıncaya kadar o gece şeytan dışarı çıkamaz.”[49]
“İçinizden bazı insanların rüyasında Kadir Gecesi ilk 7’de gösterildi. Yine içinizden bazı kimselere de son 7’de gösterildi. Siz onu son 10’da arayın.”[50]
“Kadir gecesini Ramazan’ın son onunda arayın. Eğer sizden birisi zayıf veya aciz düşer ise, (en azından) geri kalan yedi gününe olsun (o acziyet ve zaafiyet) gâlib olmasın.”[51]
İbn-i Abbas (radıyallâhu anh) anlatıyor: Bir adam: “Ey Allah’ın Resûlü, ben yaşlı ve hasta bir insanım. Geceleri ibadet için kalkmak da bana meşakkatli oluyor. Bana bir geceyi ihya etmeyi emret ki, umulur ki Allah Teala beni o gecede Kadir gecesine muvaffak kılmış olsun.” Buyurdular ki: “Sana (son 10 gündeki) 7. geceyi tavsiye ederim.”[52]
Son yedi günde
Abdullah İbn-i Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: Bir grup sahâbî, rüyalarında Kadir gecesinin ramazan’ın son yedi gecesinde olduğunu görmüşler (ve bunu Allah Resûlü’ne bildirmişler)di. Bunun üzerine Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kadir gecesi ile ilgili rüyalarınızın, ramazanın son yedi gecesi üzerinde toplandığını görüyorum. O halde Kadir gecesini arayan onu ramazanın son yedi gecesinde arasın!”[53]

Ebû Zer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben insanlara Kadir gecesini soruyordum. (Bir gün) “Ey Allah’ın Resûlü, bana Kadir gecesi hakkında bilgi verir misin? Kadir gecesi (geçmiş) peygamberlerle birlikte (onların zamanında) bulunan, kendisinde onlara vahyin indiği,[54] onlar vefat edince de (göğe) kaldırılmış olan bir gece midir; yoksa kıyamet gününe kadar (her yılda) mevcut olan bir gece midir?” dedim. “Bilakis kıyamete kadar bulunur” dediler. “O Ramazan ayında mıdır, yoksa Ramazan dışında mı?” diye sordum. “Bilakis Ramazan ayındadır” cevabını verdiler. “Kadir, Ramazan’ın neresinde bulunur?” dedim. “İlk 10 gününde ve son 10 gününde.” dediler. “Bu iki 10’dan hangisinde?” dedim. “Son 10 gününde. Bu konuda daha fazla bana soru sorma.” Sonra Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bazı şeyler anlattı. Derken ben Allah Resûlü‘nün bir anını değerlendirerek fırsat yakaladım ve dedim ki: “Ey Allah’ın Resûlü, Senin üzerine yemin ederim, hakkım hatırına bana Kadir gecesinin o son 10’un hangi gecesinde olduğunu söylemediniz?” dedim. Bana öyle bir kızdı ki, kendisiyle beraber olduğum tarihten bu yana hiç böyle kızdığını görmemiştim. “Eğer Allah Teala isterse sizi ona muttali kılar.[55] Kadir gecesini Ramazan’ın son yedisinde arayın. Artık bundan öte daha fazla bana soru sormayın!” buyurdular.”[56]
On yedinci gece
İlk vahyin geldiği ve nübüvvetin verildiği gece 610 yılının Ramazan ayının 17. Pazartesi olması[57] ve aynı zamanda Bedir gazvesi’nin gecesi de Ramazan’ın 17. Gecesi bir Cuma gecesi olması[58]
“Kadir gecesi, 17. gecedir, bir Cuma gecesi.”[59]
“Kadir gecesini 17. gecede araştırın, olmazsa 19. gecede araştırın!”[60]
“Kadir gecesini Ramazan’ın 17. gecesinde 21. gecesinde ve 23. gecesinde arayınız!” buyurdu. Sonra sükût etti.”[61] Başka bir rivayette: “17. gecede araştırın, olmazsa 19. gecede araştırın!” demiştir.[62]
İbn-i Mes’ud’un (radıyallâhu anh) naklettiği bir hadiste de Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: “Kadir gecesini Ramazan’dan 17 gece geçince talep edin. Çünkü o, Bedir günü sabahıdır ki Cenab-ı Mevla o gün hakkında şöyle buyurmuştur: “Eğer Allah’a ve iki ordunun karşılaştığı, hak ile batılın iyice açığa çıktığı o Bedir günü kulumuza indirdiğimiz âyetlere iman ediyorsanız, bu hükmü böylece kabul edeceksiniz.”[63] Yine Kadir gecesini 21. ve 23. gecelerde arayın. Çünkü o, tek sayılı bir gecededir.”[64]
Yirmi üçüncü gece
İbn-i Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir Ramazan ayında uykuda iken (rüyamda) bir yere geldim ve bana denildi ki: “Bu gece Kadir gecesidir.“ Bunun üzerine kalktım, yarı uykulu vaziyette Allah Resûlü’nün çadırının kazığa bağlandığı iplerine tutundum. Allah Resûlü’nün yanına geldiğimde O namaz kılıyordu. Geceye baktım, bir de ne göreyim, 23. gece!» (İbnü Abbas demiştir ki «Muhakkak ki şeytan, güneşle beraber hergün doğar, yükselir, ancak Kadir gecesi hariç. Güneş o gece şuasız olarak bembeyaz doğar.[65]
Abdullah İbn-i Üneys el-Cühenî (radıyallahu anh) anlatıyor: Bir defasında Allah Resûlü’nün yanına geldim ve Ey Allah’ın Resulü, benim taşrada evim var. Orada oturuyorum ve Allah’a hamdolsun namazımı da orada kılıyorum. Bana (Ramazanda ihya edeceğim) bir gece söyle de onu Medine’deki şu mescidine gelerek ihya edeyim; dedim. Bana “Yirmi üçüncü gece gel!” buyurdu. Ravi Muhammed İbn-i İbrahim dedi ki: Ben Abdullah İbn-i Üneys’in oğlu Damure’ye; “Baban o gece napardı?” diye sordum. “Babam o gece ikindi namazını kılınca mescidde kalırdı. Sabah namazını kılıncaya kadar herhangi bir ihtiyaç için dışarı çıkmazdı. Sabah namazını kıldıktan sonra mescidin kapısında bekleyen hayvanına biner taşradaki evine gelirdi.” cevabını verdi.[66]
Abdullah İbn-i Üneys (radıyallahu anh), Peygamber Efendimiz’e Kadir gecesinin ne zaman olduğunu sorduğunda, Allah Resûlü : “Ben onu (rüyamda) görmüştüm, fakat unuttum. Siz onu Ramazan’ın son 10 gününde arayınız.” Sonra tekrar aynı soruyu sorunca, şu cevabı verdi: “(Kadir) ânını Ramazan’ın 23. gecesinde araştırın.”[67]
Yine Abdullah İbn-i Üneys (radıyallahu anh) bizzat başından geçen şu vak’ayı anlatıyor: „Selimeoğullarının meclisinde bulunuyordum; içlerinde en genci ben idim. Onlar kendi aralarında “Kim bizim için Allah Resûlü’ne Kadir gecesini sormak için gider?” dediler. O esnada Ramazanın yirmi birinci gecesinin sabahı idi. Ben bu vazifeyi üzerime alıp yola koyuldum ve akşam namazında Allah Resûlü’ne kavuştum. Namazdan sonra hane-i saadetin önünde bekledim. Allah Resûlü yanıma gelince; “İçeri gir!” buyurdu. Hemen girdim. Önümüze akşam yemeği konuldu. Yemeğin az olmasından dolayı ben biraz geri durdum. Yemek bitince: “Bana ayakkabılarımı ver” buyurdu ve kalktı. Onunla birlikte ben de kalktım. Bana, “Bir ihtiyacın varmış gibisin” buyurdu. Ben, “Evet, Selimeoğullarından bir topluluk beni Sana gönderdiler. Sana Kadir gecesini sormak istiyorlar Ey Allah’ın Resûlü” dedim. Bunun üzerine: “Bu gece kaçıncı gece?” diye sordu. Yirmi ikinci, dedim. “İşte Kadir gecesi, bu gecedir” buyurdu. Sonra bana döndü ve yirmi üçüncü geceyi kast ederek; “Belki de gelen gecedir” buyurdu.[68] Peygamber Efendimiz’in kendisine sorulan sorulara açık ve net cevap vermeyişinin sebebini bu gecenin gizlenmesindeki hikmette aramak gerekir.
Said İbn-i Müseyyeb anlatıyor: Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir kısım ashabıyla beraber oturuyordu. “Size Kadir gecesini haber vereyim mi?” buyurdu. “Evet ya Rasulallah” dediler. Bunun üzerine bir saat kadar sustu ve “Ben size daha ne dedimse dedim. Ben onu biliyordum, fakat sonra bana unutturuldu. Hani biz şöyle şöyle bir yerde beraber bulunduğumuz gün var ya, o hangi gece idi?” diye sordu. (Yaptığı gazvelerden birisine ait bir gün.) “Gece gittik ve geri döndük” dediler. Neticede oradaki topluluğun ileri gelenleri o gecenin 23. gece olduğu mevzuunda isabet ettiler.”[69]
Yirmi yedinci gece
“Kadir gecesi yirmi yedinci gecedir.”[70]
“Kadir gecesini Ramazan’ın yirmi yedinci gecesinde aryınız.”[71]
Tabiininden Zir İbn-i Hubeyş anlatıyor: Ubey İbn-i Ka’b’a (radıyallâhu anh), Abdullah İbn-i Mes’ud (radıyallâhu anh): “Bütün sene geceleri kalkan kimse Kadir gecesine tesadüf edebilir diyormuş (ne dersiniz?).” diye sordum. Bana şu cevabı verdi: “Kendisinden başka ilâh olmayan Zat-ı Zülcelâl’e yemin olsun, Kadir gecesi Ramazan ayındadır. Ve o gece, Allah Rsûlü‘nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) bize kalkmamızı emrettiği gecedir, o da yirmi yedinci gecedir. Bunun, Resûlullâh‘ın bize haber verdiği, emaresi, o gecenin sabahında güneş şuasız yani beyaz ve ışınsız olarak doğar.”[72]

Abdullah İbn-i Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: Bir adam Allah Resûlü‘ne geldi ve “Kadir gecesin ne zaman?” diye sordu. Allah Resûlü: “ es-Sahbâvât[73] denilen yerde konakladığımız geceyi hatırlayanınız yok mu? İşte o gece Kadir gecesiydi, buyurdu. Abdullah: “Anam-babam sana feda olsun, ben (hatırlıyorum). Elimde hurmalar vardı ki, ben onlarla konaklama yerinin arkasında gizlice sahur yapıyordum, fecre kadar. Bu (hadise), Ay doğduğu zaman olmuştur.[74] Bir rivayette: “Bu (hadise), 27. gece olmuştu” şeklinde bir ziyadelik vardır.[75]
“Sahabe-i Kiram, devamlı olarak Kadir gecesini Ramazan ayının son 10 gününün 7. gecesinde (27. gece) olduğunu rüyalarında gördüklerini Peygamber Efendimiz’e anlatmışlardı. Onların öyle anlatmaları üzerine, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Görüyorum ki sizin bu rüyalarınız birbirine denk düşüyor ve “Kadir gecesinin, Ramazan’ın 27. gecesi olduğu tevatür haline geldi. Şu halde her kim Kadir gecesini aramak isterse, onu Ramazan ayının son 10 gününün 7.sinde (yani 27. gecesinde) arasın.”[76]
Son on günün tekli gecelerinde
“Siz Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son 10 günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız.”[77]
“Kadir gecesini Ramazan’ın son dokuz (21.gece), yedi (23.), beş (25.), üç (27.) veya son gecesinde arayın!”[78]
“Kadir gecesi Ramazan’ın son on veya yedi günündeki (21, 23, 25, 27.) tek gecelerden birisidir.”[79]
Ebû Zerr el-Gıfârî (radıyallâhu anh) anlatıyor : “Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), Ramazan’ın bitmesine bir hafta kalıncaya kadar bize farz dışında hiçbir namaz kıldırmadı. Ramazanın 23. gecesinde gecenin ilk üçte biri geçinceye kadar bize namaz kıldırdı. Ramazanın 24. gecesinde bize namaz kıldırmadı. Bir gün sonra, 25. gecesinde yine kıldırdı. Ben, “Ey Allah’ın Resûlü, gecenin kalan yarısında da bize namaz kıldırsaydınız.” deyince, Allah Resûlü cevaben, “İmam namazı bitirinceye kadar onunla namaz kılmak, bütün geceyi ihya etmeye eş değerdir.” buyurdu. Ramazan’ın 26’sında gecenin üçte birine kadar beklediğimiz hâlde, Allah Resulü bize namaz kıldırmadı. Ramazanın 27. gecesi Allah Resulü (sallallâhu aleyhi ve sellem), ailesini ve Ashabını topladı, bize bütün gece namaz kıldırdı. Namaz o kadar uzadı ki, biz sahur vakti geçecek sandık. Ramazan’ın geri kalan gecelerinde ise Peygamberimiz bize namaz kıldırmadı.”[80]
Übade İbn-i Samit (radıyallhu anh) anlatıyor : Allah Resûlü’ne Kadir gecesiyle ilgili soru sorulmuştu. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle cevap verdiler: “Kadir gecesi, Ramazan ayında, son 10 günündedir; tekli gecelerden, 21., 23., 25., 27. veya 29. gecededir; ya da son gecededir. Kim Kadir gecesini inanarak ve ecrini bekleyerek kıyamla geçirir ise, geçmiş günahları affolunur. Kadir gecesinin emarelerinden bazıları şunlardır: O gece, parlak ve açık bir gecedir; aydınlık, saf/duru, sakin ve durgun/hareketsiz bir gecedir. Ne sıcaktır, ne de soğuktur (mutedildir). O gece (nurların bolluğundan dolayı gözyüzünde) parıldayan ışık saçan bir ay vardır. O gece sabaha kadar hiçbir yıldızın (şeytanları kovalamak üzere) bir göktaşı olarak atılmasına izin verilmez. Yine Kadir gecesinin alametlerinden bir tanesi şudur: O gecenin sabahında güneş, dik güneş ışınları olmaksızın (yakmaksızın) doğar, sanki ayın ondördü gibi, (yuvarlak bedir gecesi) dolunayı gibidir. Allah, şeytana o sabah güneşle birlikte (dünyaya) çıkmayı haram kılmıştır (onu her zaman yapabildiği bir işten mahrum bırakmıştır).[81]
Cabir İbn-i Abdillah, Resûl-i Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu naklediyor: “Ben bu gece (rüyamda) Kadir gecesini (Ramazan’ın) son 10 günündeki tekli gecelerde olarak gördüm. Kadir gecesi, hoş, tatlı, parlak bir gecedir, ne soğuktur, ne de sıcaktır. O gece, ay ile birlikte şeytanı dışarı çıkmaz, ta fecrin aydınlığı doğana değin.”[82]
Son on beş günün tekli gecelerinde
“Kadir gecesini Ramazan’ın 17., 19., 21., 23., 25., 27. veya 29. gecelerinde arayın!”[83]
Sonuç olarak hadisi şeriflere bir bütün olarak baktığımızda nakledilen hadislerde Kadir gecesi olarak Ramazan ayının tamamına, son on gecesine ve özellikle son ondaki tekli gecelere 21, 23, 25, 27 gibi gecelere işaret edilmiştir. İmam Ebû Hanife’nin de bulunduğu kimi âlimlere göre hadis-i şeriflerde Kadir gecesiyle ilgili olarak geçen bu gibi sayılar, kıyamete kadar bütün seneler için geçerli değildir.[84] Yani Kadir gecesi Ramazan’ın içinde, bazı alimlere göre bütün bir senenin içinde dolaşmaktadır. Öyle ki, her Ramazan ayında farklı bir gece için takdir edilmesi ihtimali vardır. Bu itibarla naslarda Allah ve Resûlü tarafından hangi gece olduğu açıkça bildirilmeyen bu geceyi araştırma ve yakalamaya gayret etme hususunda da bizler için her konuda en kamil rehber olan Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) örnek alıp O’nun yaptığı gibi Ramazan ayının son on gününü ve gecesini itikâfta geçirmek suretiyle Kadir gecesini yakalamaya çalışmak gerekir.
Kadir Gecesine Ait Özellikler
“Kadir gecesi açık ve mülayim bir gecedir. Soğuk ve sıcak değildir. Sabahında da güneş (ısısı ve ışığı) zayıf (bir vaziyette) ve kızıl (bir görüntü üzere) doğar.”[85]
“O gecenin şeytanı, fecir çıkana kadar ortaya çıkmaz.”[86]
“(O gece) fecrin doğuşuna kadar selam vardır.” Ayetine yapılan tefsirlerden bir tanesi de budur: Ebu Müslim’in görüşüne göre korkulu rüzgarlardan, yıldırımlardan ve bunlara benzer ezalardan salim olmasıdır.[87]
“Kadir gecesi açık bir gecedir. Sıcak ve soğuk değildir. Onda bulut yoktur, yağmur ve rüzgar yoktur. O gecede yıldızlar taşlanmaz. O gecenin sabahının alameti, güneşin şuasız doğmasıdır.”[88]
“Kadir gecesi, aydınlık/parlak ve rahat/açık bir gecedir. (Kadir sabahı) Güneşi şuasız olarak doğar.“[89]
Ebu Akreb el-Esedî anlatıyor: İbn-i Mes’ud (radıyallahu anh) evimize gelmişti. Şöyle dediğini işittik: “Allah ve Resûlü doğru söyledi.” Bunun üzerine ona hangi hususda olduğunu sordum. Bize şöyle dedi: “Kadir gecesi (Ramazan’ın) son yarısında yedidedir. Şöyle ki, o gün güneş, şuasız olarak bembeyaz vaziyette doğar.” Bunun üzerine ben de semaya baktım, bir de ne göreyim, tıpkı bana haber verildiği gibi. Bunun üzerine (sevinçten) tekbir getirdim.“[90]
Zirr İbn-i Hubeyş anlatıyor: “Ubey İbnu Ka’b (radıyallahu anh)’a dedim ki, “İbnu Mes’ud (radıyallahu anh): “Bütün sene geceleri kalkan kimse Kadir gecesine tesadüf edebilir diyormuş (ne dersiniz?).” Bana şu cevabı verdi: “Kendisinden başka ilâh olmayan Zat-ı Zülcelâl’e yemin olsun, Kadir gecesi Ramazan ayındadır. Ve o gece, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın bize kalkmamızı emrettiği gecedir, o da yirmi yedinci gecedir. Bunun emâresi, o gecenin sabahında güneşin beyaz ve ışınsız olarak doğmasıdır.”[91]
Kadir Gecesi Duası
Hazreti Âişe validemiz (radıyallâhu anhâ), Peygamber Efendimiz’e:
“Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu bilecek olursam, o gece nasıl dua edeyim?” diye sormuş,

Fahr-i Kâinat Efendimiz de:
اللَّهُمَّ إِنَّكَ عُفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي
“Allah’ım! Sen çok affedicisin, kerem sahibisin affetmeyi seversin. Beni affet, bağışla!” diye dua et!” buyurmuştur.[92]

Dipnotlar:
[1] Kadir sûresi, 97/1-5.
[2] Duhân sûresi, 44/1-5.
[3] Bakara sûresinde de, Allah’tan bir hidayet, furkan ve beyyinât olan Kur’an’ın Ramazan ayında indirildiğini bildiren: “Ramazan ayı ki insanlığa bir rehber olan, onları doğru yola götüren ve hakkı batıldan ayıran en açık ve parlak delilleri ihtiva eden Kur’ân o ayda indirildi.”[3] âyet-i kerimede zımnen ve mefhumen[3] Kadir gecesinin fazileti dercedilmiştir.
[4] Fecr sûresinde ise mantuken zâhirî delaletle (44/1, 4) iki ayet, mantuken işarî delaletle[4] de iki ayet (44/2-3) Kadir gecesinden bahsetmekte ve üzerine yemin edilmektedir: 1. (Kadir gecesinin) Fecr(in)e, 2. O (Ramazan’ın son) on gece(si)ne, 3. Çifte ve teke, (yani tek ve çift gecelerine) 4. Akıp giden (yani o tek ve çiftli geceler içerisinde vakti her yıl değişmekte olan gizli kadir) gece(si)ne yemin olsun ki: Kıyamet gelecektir.” “Yemin olsun, andolsun fecre, on geceye, çifte ve teke, akıp giden geceye” şeklindeki kasemler, zâhir kasemdir. Çünkü “kasem edilen şey, kendisinde açıkça belirtilmiş”tir. Bu yemin, bazı müfessirlere göre Kadir gecesinin ehemmiyetini, azametini, şan ü şerefini gösterir; eğer bu kadar mukaddes olmasa idi üzerine yemin edilmezdi.
[5] Buhârî, Leyletu’l-kadr 1;Teravih 1; Müslim, Müsafirîn 173-176; Ebû Dâvûd, Salât 318; Tirmizi, Savm 83; Nesai, Sıyâm 39, Muvatta, Salât fi Ramazan 2.
[6] Şeddül-Mi’zer=İzarın bağlanması: Âlimler bununla, Resûlullah’ın son on günde hanımlarını terketmiş olduğunun kinâye edildiğini belirtirler. Böylece ibadete daha çok vakit ayırma imkânı aramış olmaktadır. İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 9/334-335.
[7] Buhârî, Fadlu Leyleti’l-Kadir 5; Müslim, İ’tikaf 8; Ebû Dâvûd, Salât 318; Tirmizi, Savm 73; Nesai, Kıyamu’l-Leyl 17.
[8] Buhârî, Leyletül–kadr 5; Müslim, İ’tikaf 7. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Ramazan 1; Nesâî, Kıyâmü’l–leyl 17; İbni Mâce, Sıyâm 57
[9] Tirmizi, Sıyâm, Hadis no: 795. Tirmizi: “Bu, hasen-sahih bir hadistir” demiştir. Müsned-i Ebi Ya’la, 1/282; Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 3/174; Taberânî, el-Evsat. Taberânî’nin isnadında Abdulgaffar ibn-i el-Kâsım vardır ki bu şahıs zayıftır. Ebu Ya’la’nın isnadı ise hasendir.
[10] Abdürrezzak, Musannef, 4/249 (7686), İbn-i Receb, Letâifü’l-Meârif, s.366.
[11] Buhârî, Teheccüt, Tevhid, 3/10; Müslim, Salâtü’l-Müsafirin, Hadis no: 775; Nesai, 3/205, 206; Ahmed İbn-i Hanbel, 1/77, 91, 112. Bkz. İbn-i Kesir, 3/90
[12] Hadis, Hz. Aişe’den ve daha başkalarından rivayet edilmiştir. İbnü Ebi Asım bu hadisi tahriç etmiştir. Ebu Bekir el-Hatib’in de bir tahrici vardır. Bkz. İbn-i Receb, Letâifü’l-Meârif, s.343-344.
[13] Buhârî, Fadlu Leylet’l-Kadr 2, 3, İtikaf 1, 9, 13; Müslim, Sıyâm 213, 215; Ebû Dâvûd, Salât 320, Ramazan 3; İbnu Mace, Savm, 56; Muvatta, İ’tikaf 9. Bazı rivayetlerde o günün Ramazan’ın 21. Günü olduğu nakledilir.
[14] Beyhaki tahriç etmiştir. Bkz. Suyutî, Dürrü’l-Mensur, 8/582
[15] Ahmed İbn-i Hanbel, 2/230; Nesai, Fazlü Şehri Ramazan, 4/129. İsnadı sahihtir. Bu hadisi, el-Bânî, “Sahih-i Süneni’n-Nesâî”sinde zikretmiştir, 2/455.
[16] İbn Mace. İsnadı hasen derecededir.
[17] İbn-i Receb, Letâifü’l-Mearif, s.370
[18] İbn-i Receb’in kaydettiğine göre: “Cübeyr (rh) anlatmıştır: Dahhâk’a “Lohusa, hayızlı kadınlar, yolcular ve uyuya kalmışların kadir gecesinden herhangi bir nasipleri var mıdır?” diye sordum. “Evet, dedi, Allah amelini kabul ettiği herkese Kadir gecesinden nasibini verecektir.” İbn-i Receb, Letâifü’l-Meârif, s.351.
[19] Bkz.: Kadir Sûresi, 97/1-6; Duhân Suresi, 44/1-5.
[20] Kadir Sûresi, 97/1-6.
[21] Kadir Sûresi, 97/1-6.
[22] Taberî, Câmiu’l-Beyan, 30/222.
[23] Kadir Sûresi, 97/3.
[24] İlgili hadis-i şerifler için bkz. Beyhaki, Sünen, 4/306; Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/568.
[25] Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/568; Tefsir-i İbn-i Kesir, 15/8540;Yazır, Hak Dini, 9/341.
[26] Razi, Mefatihü’l-Ğayb, 23/285
[27] Kevser, 108/1.
[28] Tirmizi, Tefsiru sureti (Kadr) 97/1; İbn-i Cerir, Taberânî, İbn-i Merdûyeh ve Delâil’inde Beyhakî’den naklen Bkz.Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/569.
Bu hadisin ravilerinden Kasım İbnu’l-Fadl der ki: “Benî Ümeyye’nin iktidar müddetlerini ay olarak saydık, tam bin aydı, ne fazla ne eksik.”
[29] Muvatta, İtikaf, 15, 6. Beyhaki’nin de tahriç ettiği bu hadisi, Ebu Mus’ab Ahmed İbn-i Ebu Bekr ez-Zührî, Mâlik’ten rivayet etmiştir. Bkz. Tefsir-i İbn-i Kesir, 15/8542.
[30] Yazır, Hak Dini, 9/345; Şatıbi, Muvafakat, 3/391.
[31] Kadir Sûresi, 97/1.
[32] Buhârî, Bed’u’l-vahy 1-3.
[33] Kadir Sûresi, 97/4.
[34] Kadir sûresi, 97/5; Duhân sûresi, 44/4.
[35] Kadr sûresi, 97/5-6.
[36] Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, 2/519; Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/579.
[37] İbn-i Mâce, Sıyâm, 39.
[38] İbün Ebi Şeybe tahriç etmiştir. Bkz. Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/582.
[39] Suyûtî, Câmiu’s-Sagîr, 2/269.
[40] Hadis, Deylemî’de geçmektedir. Bkz. Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/570
[41] Müslim, Sıyâm, 213.
[42] Buhârî, Fadlu Leyleti’l-Kadr, 2; Müslim, Sıyâm, 213.
[43] Gülen, Fasıldan Fasıla, 2/323.
[44] Buhârî, Leyleti’l-Kadr, 4; Müslim, Sıyâm, 217; Dârimî, Savm, 56. Hadisi, ayrıca İbnü Ebi Şeybe, Ahmed İbn-i Hanbel, Abdurrahman İbn-i Humeyd ve Beyhaki de tahriç etmişlerdir. Bkz. Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/574.
[45] Ebu Dâvud, Salât, 324.
[46] Buhârî, Fadlu Leyletü’l-Kadr 3, İtikâf 1,14; Müslim, İtikaf 5, (1172); Muvatta, İtikaf 7, (1, 316); Tirmizî, Savm 71, (790); Nesâî, Mesâcid 18, (2, 44); Ebu Dâvud, Sıyâm 77, (2462, 2464); İbnu Mâce, Sıyâm 59; (1771).
[47] Buhârî, Leyletü’l-Kadr 3; Müslim, Sıyâm 219; Tirmizî, Savm 72; Muvatta’, İ’tikâf, 6.
[48] Buhârî, Leyletü’l-Kadr 2, 3; Ta’bir 8; Müslim, Sıyâm 208; Ebû Davud, Ramazan 2,3.
[49] Tefsir-i İbn-i Kesir, 15/8542.
[50] Müslim, Sıyâm, 208.
[51] Müslim, Sıyâm, 208 (1165).
[52] Ahmet İbn-i Hanbel, 1/240; Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 3/176.
[53] Buhârî, Leyletü’l–kadr 2, Teheccüd 21, Ta’bîr 8; Müslim, Sıyâm 205 –206; Muvatta, İ’tikâf 14, (1, 321); Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Ramazan 5; Tirmizî, Savm 71.
[54] “Kendisinde onlara vahyin indiği” ibaresi Muhammed İbn-i Nasr’ın kaydında mevcuttur. Bkz. Dürrü’l-Mensur, 8/572.
[55] Bu cümle Muhammed İbn-i Nasr’ın kaydında mevcuttur. Bkz. Dürrü’l-Mensur, 8/572.
[56] [56] İbn-i Hibban, 5/274; Hakim, Müstedrek, 1/437. Hadisi, Muhammed İbn-i Nasr tahriç etmiştir. Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/572-573.
[57] “Pazartesi, hem doğduğum gündür, hem de üzerime nübüvvetin indirildiği gündür.” Müslim, Hadis no: 1162; Ahmed İbn-i Hanbel, 5/297, 299. (Ebu Katade ra.’den)
[58] Tarihü’l-İslam (el-Meğazî), s.57. Bkz. İbn Receb, Letâifü’l-Meârif, s.327; Ebû Dâvûd, Salât, Hadis no: 1384. Bkz. Câmiu’l-Usul, 9/255.
[59] Hadisi, İbnü Ebi Şeybe tahriç etmiştir. Bkz. Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/581
[60] Ebû Dâvûd, Salât, Hadis no: 1384. Bkz. Câmiu’l-Usul, 9/255. Hadisin isnadı hasendir. Münzirî: “Bu hadisin senedindeki Hakîm İbn-i Seyf hakkında söylenti vardır.” demiştir.
[61] Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 4/307.
[62] Ebû Dâvûd, Salât, Hadis no: 1384. Bkz. Câmiu’l-Usul, 9/255. Hadisin isnadı hasendir.
[63] Enfal sûresi, 8/41.
[64] Hadisi, Said İbn-i Mansur, İbnü Ebi Şeybe, Muhammed İbn-i Nasr, Taberani ve İbnü Merduyeh tahriç etmişlerdir. Bkz. Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/580.
[65] Hadisi, İbnü Ebi Şeybe, Taberani, İbnü Merduyeh ve Delâil’inde Beyhaki tahriç etmişlerdir. Bkz. Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/579. Bir kayıt ise şöyledir: Hz. İbn-i Abbas (ra) diyor ki: “Ben uyuyordum. Rüyamda birisi bana: “Kalk bu gece kadir gecesidir“ dedi. Ben hemen kalkıp Rasulullah’ın huzuruna gittim. O namaza başlamıştı. O gece 23. gece idi. Bkz. M. Zekeriya Kandehlevî, Fezâilü’l-A’mâl, s.603.
[66] Ebû Dâvûd, Kıyâmu Ramazan, 2.
[67] Kenzu’l-Ummal, Hadis No: 24045, 24082, 24083. Hadisi, Taberânî de kaydetmiştir. Bkz. Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/573. Bu hadisi, İmam Malik, İbnü Sa’d, İbnü Ebi Şeybe, Ahmed İbn-i Hanbel, Müslim, İbnü Zencuyeh, Tahavî ve Beyhakî de Abdullah İbn-i Üneys’ten tahriç etmişlerdir. Üneys Kadir gecesini sormuştu. Dedi ki: Ben Rasulullah’tan işittim, “Onu gece(ler)de arayın!” O gece, 23. gecedir.” Bkz. Müslim, Hadis No: 1168.
[68] Ebû Dâvûd, Kıyamu Ramazan, 2.
[69] Abdürrezzak, Musannaf, 4/249; bkz. Fethu’l-Bâri’, 4/268.
[70] el-Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ; 4/312
[71] Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, 2/221. Ayrıca, Bkz.: Müslim, Sıyâm, 220, 221; Ahmed İbn-i Hanbel, 1/240, 2/27; Mecmeu’z-Zevâid, 3/176.
[72] Müslim, Salâtu’l-musâfirîn 179, Sıyâm 219-220; Tirmizî, Savm 71, Tefsîr’us-sure 97/2; Ahmed İbn-i Hanbel, 1/406, 457; 5/130, 131, 132, 324.
[73] Sahbâvât: Hayber’e yakın bir mevkiinin adıdır.
[74] Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, 1/376, 396, 453.
[75] Bu hadisi Ya’kûb ibn-i Şeybe, Müsned’inde tahriç etmiştir. et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr, 10/121; el-Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 4/312; Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ, 12/476.
[76] Ahmet İbn-i Hanbel; Tahavî, Şerhu Meâni’l-Esrâr, 3/91. İmam Ahmet, bu hadisi Hammad İbn-i Zeyd’den, o Eyyub’dan, o Nâfi’den, o da İbn-i Ömer’den nakletmiştir. Tahavî, İbrahim İbn-i Merzuk’tan, o da Ârim’den nakletmiştir. Hanbel İbnü İshak da bu hadisi, Ârim’den, o da Hammad’dan alarak kaydetmiştir. Buhârî de bu hadisi, Ârim’den nakletmiştir. Fakat “7. gece” ifadesi olmaksızın, “son 10’da araştırsın” şeklindedir. (Fadlu Leyleti’l-Kadr, 4/256, Ta’bir, 12/379; Müslim, Sıyâm, Hadis No: 1165. Farklı rivayetler için Câmiu’l-Usûl, 9/243-244’e bakılabilir. Bkz. İbn-i Receb, Letâifü’l-Meârif, s.361; Abdülkadir Geylani, Gunyetü’t-Talibin, s.132.
[77] Buhârî, Leyletü’l-Kadir, 3; Müslim, Sıyâm, 212, 216. Hadisi ayrıca İbnü Merduyeh ve Beyhaki de kaydetmişlerdir. Bkz. Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/573.
[78] Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, 5/36, 39; Tirmizi, Savm, Hadis no: 794; Nesâi. Tirmizi “Sahih-Hasen bir isnatla gelmiştir” demiştir.
[79] Müslim, Sıyâm, 212, 215, 208; İbn Mace, Sıyâm, 56.
[80] Ebû Dâvûd, salât 318; Tirmizi,savm 81; İbn Mace,ikame 173.
[81] Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, 5/324, Ayrıca Bkz. Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/571.
[82] Bu hadisi, Tehzib’inde İbn-i Cerir ve İbn-i Merduyeh Cabir İbn-i Abdillah’tan rivayet etmişlerdir. Bkz. Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/571
[83] Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 3/176; Taberânî, el-Evsat.
[84] Bkz.:Şeyh Nizamüddin ve Heyet, Feteva-yı Hindiyye, 1/216; Kadıhan, el-Feteva, 1/190; M. Sıddık Gümüş, Seadet-i Ebediye, s.343.
[85] Hadisi, Tayalisi, Muhammed İbn-i Nasr ve Beyhaki –ki zayıftır demiştir- tahriç etmişlerdir. Bkz. Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/581;
[86] Sahih-i İbn-i Hibban, 5/277; Sahih-i İbn-i Huzeyme, 3/331 “Fecr aydınlanana kadar” kaydı ile.
[87] Yazır, Hak Dini, 9/346-348.
[88] Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevî, Râmûzu’l-Ehâdîs, s.368.
[89] Hadisi, İbnü Ebi Şeybe tahriç etmiştir. Bkz. Suyuti, Dürrü’l-Mensur, 8/581.
[90] Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevî, Râmûzu’l-Ehâdîs, s.307.
[91] Müslim, Müsâfırîn 179.
[92] Tirmizî, Deavât, 84.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s