Atatürk’ün mal varlığı

atatc3bcrk-c3bcn-ic3a7ki-ic3a7erken-fotoc49frafc4b1_53405Atatürk yaşadığı dönemde Türkiye’nin en zenginiydi. Şarap fabrikaları, sayısız çiftlik, yüz binlerce dönüm arazi…

Mustafa Kemal’in mal varlığı dudak uçuklatacak cinsten. Peki eski bir asker olan ve Cumhurbaşkanlığından başka hiçbir işle uğraşmamış olan ticaret hayatı olmayan M.Kemal Türkiye’nin en zengin adamı olmayı nasıl başardı? Bugün KOÇ ve SABANCI belki de bu kadar mal varlığına sahip değil.

İzah edelim, M.Kemal’in Cumhurbaşkanlığı maaşı 14 bin TL idi. Bu rakam bugünkü değerden hesaplanır ise yaklaşıl 167 cumhuriyet altını yapıyor yani şuanda cumhuriyet altını 530 TL olduğuna göre yaklaşık 800 bin TL.Eski para ile 800 milyarcık.. Yani hayatta iken Türkiye’nin en zengin adamı M.Kemal idi.

Oysa daha milli mücadele başlangıcında kongrelere ödünç elbiseler ile katıldığını NUTUK’unda gururlanarak yazar. Peki ne oldu da ödünç elbiseler alan eski bir asker olan M.Kemal Türkiye’nin en zengin adamı olmayı başardı..

Yukarıda ki MİNİK maaş dışında ki bu maaş bugüne kadar ki tüm Cumhurbaşkanlarının maaşının toplamından bile fazla. Şuan da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün maaşı 30 bin TL yani neredeyse 30 kat daha fazla maaş alıyormuş, oysa dönemin Türkiye’si bugünün Türkiye’sin den 10-15 kat daha fakir.

Bitti mi,elbette hayır ;

Hint Müslümanlarının yani bugünkü Pakistan halkının göndermiş olduğu 500 bin TL tutarında ki para savaş için harcanmıyor. Savaş yıllarında sadece 120 bin TL si harcanıyor ki ordunun çoğu kez barutu bitmesine rağmen, kalan 320 bin TL savaştan sonra M.Kemal’e iade ediliyor. O da bu paranın bir kısmı  ile kendisine İŞ Bankasını kuruyor ve ortağı oluyor.

M.Kemal’in mal varlığı dökümü ise İsmail CEM‘in “Türkiye’nin Geri Kalmışlığının Tarihi” isimli kitabı ile ortaya çıkıyor. İsmail Cem’in de Atatürk’ün genel sekreteri Hasan Rıza Soyak‘ın “Atatürk’ten Hatıralar” adlı kitabından (Cilt.2, s.689) alarak belgesi ile yazıyor. Kemalist yazarlar ve Atatürkçüler bu mal varlığına itiraz edememekle beraber tüm malını hazineye bağışladığını eklemek zorunda kalırlar oysa zaten bir varisi olmadığı içindir bu bugün bile varisi olmayan kişiler ölünce malları devlete kalıyor, bura da sorgulanan mal varlığının kime kaldığı değil ödünç elbiseler ile kongrelere katılan bir askerin nasıl olup da 10-15 yıl da Türkiye’nin en zengin insanı olduğudur.

İşte Mal varlığının dökümü

  • 582 donum Çesitli meyve bahçeleri.  Cesitli  650 bin fidan.
  • 620 donum  Asma Fidanligi.  650 bin kok bag cubugu.
  • 370 donum cesitli sebze yetistirmeye elverisli bahce.
  • 220 donum 6 bin agacli zeytinlik.
  • 727 donum 1600 agacli portakallik.
  • 15 donum kuskonmazlik.
  • 100 donum Park ve Bahce.
  • 2 bin 650 donum Cayir ve yoncalik.
  • 1450 donum yeni tesis edilmis Orman.
  • 148 bin donum ziraata elverisli arazi ve Mera.
  • 45 adet buyuk ve kucuk idare binasi ve ikametgah, (bütün mefrusat ve demirbaşları ile beraber)
  • 7 adet 15 bin bas koyunluk agil.
  • 6 adet Aydos ve Toros yaylalarinda tesis edilen mandiralar.
  • 8 adet At ve Sigirlara mahsus ahir.
  • 7 adet umumi Ambar.
  • 4 adet Hangar ve Sundurma.
  • 4 adet Lokanta, Gazino, ve eglence yerleri, Lunapark.
  • 2 adet fırın
  • BIRA  ve MALT FABRIKASI:
  • BUZ FABRIKASI; (Gunde dort bin ton buz uretme kapasitesine sahip)
  • SODA ve GAZOZ FABRIKASI: Gunde 3 bin sise soda ve gazoz uretebilecek kapasitede.
  • DERI FABRIKASI:
  • ZIRAAT ALETLERI ve DEMIR FABRIKASI:
  • 2 SUT FABRIKASI (Ankara veYalova’da)
  • 2 YOGURT IMALATHANESI;
  • 1 ŞARAP IMALATHANESI: Yilda 80 bin litre şarap uretme kapasitesine sahip.
  • 1 DEGIRMEN
  • Istanbul’daki bir celik fabrikasinin yuzde kirk hissesi.
  • Biri Ankara’da, digeri Yalova’da kurulu iki tavuk ciftligi.
  • Yalova’da ki Ciftliklerde IKI HUSUSI ISKELE ve LIMAN TESISATI.
  • 5 Mağaza (ANKARA’da 3ve  Istanbul’da 2‚)
  • ORMAN CIFTLIGINDE; Hususi sulama tesisati, kanalizasyon, Telefon tesisati, elektrik tesisati, KUCUK BETON KOPRULER, Hususi yollar, icme su tevziati sebekesi.
  • YALOVA CIFTLIGINDE; Hususi Su tesisati, telefon tesisati, elektrik tesisati, kucuk beton KOPRULER ve yollar.
  •  SILIFKE TEKIR CIFLIGINDE ; hususi sulama tesisati,beton kopruler.
  • Orman Ciftliginde kurulu CIFTLIK MUZESI ve ufak mikyasta HAYVANAT BAHCESI tesisati.Bunlarin isletme levazimi ve butun demirbaslari.
  • 13 BIN BAS KOYUN: Kivircik, Merinos, Karagul, Karaman irklariyla bunlarin melezleri.
  • 443 BAS SIGIR, Simental, Hollanda, Kirim, Jersey, Gorensey, Halep yerli irklariyla bunlarin melezleri, yeni uretilen Orman ve Tekir cinsleri.
  • 69 BAS Ingiliz, Arap, Macar, yerli ve bunlarin melezleri KOSUM ve BINEK ATLARI.
  • 2 bin 450 BAS Tavuk, Legorn, Rodayland ve yerli irklar.
  • 16 adet TRAKTOR, 13 adet HARMAN ve BICER DOVER MAKINESI ve bilcumle ziraat islerini gormekte bulunan Ziraat islerini gormekte bulunan ziraat alet ve edavatinin tamami.
  • 35 Tonluk bir adet DENIZ MOTORU. Yalova ciftliginde.
  • 5 adet, Ciftliklerin nakliye islerinde calistirilan KAMYON ve KAMYONET.
  • 2 adet Ciftliklerin umumi servislerinde calistirilan BINEK OTOMOBILI.
  • 19 adet, Ciftliklerin umumi servislerinde calistirilan, binek ve YUK ARABASI.

Prof.Dr. Ali ERCAN

ADD Bilim Danışma Kurulu Başkanı

Kaynaklar;

1-http://www.add.org.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=2501&Itemid=157

2-Hasan Rıza Soyak‘ın “Atatürk’ten Hatıralar” adlı kitabından (Cilt.2, s.689)

3-İsmail CEM‘  “Türkiye’nin Geri Kalmışlığının Tarihi”

Atatürk’ün mal varlığı” üzerine 373 yorum

  1. Merhaba Bay / Bayan, Kredi dosyalarının reddedilmesi yoluyla bankaların mali açıdan zorluklarla başa çıkabilmek için başkaları için nakit kredilere ihtiyacınız var mı? İhtiyacınız olan miktarda bir kredi verebilen bireysel bir finansal uzmanım. Hayatı kolaylaştıran durum. Size yardımcı olabileceğim alanlar: EMAIL susanjamesloanfirml07gmail.com veya susanjamesloanfiml07@outlook.com veya Web sitesi: https: /susanjamesloanfirm.wixsite.com kredi görevlisi * Finansal * Konut Kredisi * Yatırım Kredileri * Borç konsolidasyonu * Akreditif * İkinci İpotek * Kredinin edinilmesi * Kişisel Krediler, Sıkışmış, kısıtlanmış bankanız ve bankalardan yararlanamıyorsunuz veya daha iyi bir projeniz var ve bir krediye ihtiyacınız var, finansman kötüye ya da faturaları ödemek için paraya ihtiyacınız var, para yatırmak için Işte. Bu nedenle, borç para almalısın, durumumu çok olumlu bulmam için bana ulaşmaktan çekinmeyin. Mali sorunlarınızı çözüyorum.

  2. Çalakalem yazanlardan bir tane belgeli bir cevap gelmiyor.şöyleymiş böyleymiş yok bağışlamışmış mış mış da mış mış.kimse bu kadar mal mülkün memur maaşıyla olabileceğine veya olamıycağına dair fikir veya bilgi belge getiremiyor.tamam malları bağışlamış da bankiş niye es geçilmiş.ayrıca ana bir baba ayrı başka kardeşleri de var.onlar da paylaşımda kanunen hak sahibidirler…

    • mehmet selim polat, keşke Erdoğan Atatürk’ü örnek alsaydı.

      Atatürk, 1933’te tüm mal varlığını ulusa yani hazineye bırakmıştır ve bunu hüküm altına alabilmek için meclisten yasa çıkarılmasını istemiştir.
      Prof. Orhan Çekiç’in dediği gibi “Özel yasa çıkarttırarak kendine özel çıkarlar sağlayan devlet adamlarına, dünyanın her yerinde dün de, bugün de rastlanıyor, yarın da rastlanacak… Ama özel yasa çıkarttırarak nesi var nesi yok milletine bağışlayan devlet adamına, ne Atatürk’ten önce, ne de sonra bir daha rastlanmadı.”

      Atatürk, kâğıt üzerinde nice mal-mülk sahibi görünüyor olsa da 1933’ten itibaren O’nun artık bir dikili ağacı bile yoktur.

      Atatürk’ün, yaptığı bağışlara temel olan yasayı Meclis’ten rica ederek çıkarttırdığı tarih; 12 Haziran 1933’tür… Yani, Cumhuriyet henüz 10 yaşındadır. Atatürk, bilerek, isteyerek, daha işin başında malını mülkünü milletine bırakmaya karar vermiştir.

      Aslına bakılacak olursa Atatürk’ün mal varlığının çoğu kendisine bağış ve hediye olarak verilen köşklerden, evlerden, bağlardan bahçelerden oluşmuştur. Prof. Orhan Çekiç’in de belirttiği gibi: “Atatürk’ün zaman zaman ziyaret ettiği yerler belediyelerinin kendisine “yörenin bir şükran ifadesi olarak” köşkler hediye etmişlerdir. Atatürk nezaketen kabul ettiği bu köşklerin tümünü ilk fırsatta belediyelere iade etmiş, buraları o belediyeler tarafından ya “Atatürk Evi” olarak muhafaza edilmiş veya müzeye dönüştürülmüştür. Bugün Anadolu’nun neredeyse her ilinde bir Atatürk Evi ve Müzesi olmasının nedeni bundandır.

      Atatürk; kendine hediye edilenler bir yana dursun, kendi parasıyla edindiklerini bile ya Yalova’da, Mersin’de olduğu gibi yöre köylüsüne veya yukarıda belirtildiği gibi hazineye bağışlamıştı. (Bkz. Sinan Meydan, Akl-ı Kemal, “Atatürk’ün Akıllı Projeleri”, 2 Cilt, İnkılap Yayınları, İstanbul, 2011)

  3. Ey ahmak ve aptallar Atatürk’ün mal varlığı dediğiniz o mallar Türkiye Cumhuriyeti Devletine aitti.Bizzat denetimi ve yönetimi Atatürk’ün emirleriyle yapılıyordu.O arazilerde o çiftliklerde herkese her kesime iş verildi.O yıllarda zengin kimseler yoktu en zengin devletti ve devlet imkanlarıyla üretim yaptı istihdam sağladı.Tüketebileceğimiz kadarını Türkiyedeki tüm yerleşim yerlerine yollandı geri kalanı komşu ülkelere satıldı.Belli bir süre bu şekilde devam edildi.Ve sonra Atatürk tüm malvarlığını halka bağışladı.Şuan hangi siyasetçi bunu yapabilecek bir şeref ve haysiyete sahip ? Hiç kimse tabi ki.Birilerini eleştirmeden önce biraz bilgi sahibi olun ve bilgiyi ilk kaynağından alın mal olmayın.İnternetten her okuduğunuz yazıya aldanmayın biraz tarih okuyun Atatürkü anlatan 37 kitap okudum 2000 yılına kadar hala kitaplığımda saklıyorum onları çünkü içerikleri değiştirildi ve basımları artık yok.Yeni şarlatan tarihçiler türedi ve onların yazdıklarını okudukça gülüyorum ve sinirleniyorum.Mesela okuduğum bir kitapta Fatih Sultan Mehmetin hacca gittiğini 5 vakit namaz kıldığını yazmışlardı.Halbu ki böyle birşey yok hiç bir kaynakta geçmiyor 1 rekat namaz bile kıldığı.

    • Ne okuduğunu bile anlayamadın herhalde;Tabiki mallar Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında,amma tapusu kime ait.kimse bu dünyadan bir şey götüremiyor,tabiki burada kalacak,burada sorulan bu malların nasıl edinildiği.bilyorsan söyle şöyle alınmış böyle alınmış diye biz de ona göre olur mu olmaz mı diye bilgilenelim.bilmiyorsan şunu okudum bunu okudumla bu iş olmaz gülüm…

      • tamirci adlı kullanıcıya cevaben:

        Atatürk, mal varlığını kızkardeşi Makbule Hanıma bırakabilirdi ama….

        Atatürk, 1933’te tüm mal varlığını ulusa yani hazineye bırakmıştır ve bunu hüküm altına alabilmek için meclisten yasa çıkarılmasını istemiştir.
        Prof. Orhan Çekiç’in dediği gibi “Özel yasa çıkarttırarak kendine özel çıkarlar sağlayan devlet adamlarına, dünyanın her yerinde dün de, bugün de rastlanıyor, yarın da rastlanacak… Ama özel yasa çıkarttırarak nesi var nesi yok milletine bağışlayan devlet adamına, ne Atatürk’ten önce, ne de sonra bir daha rastlanmadı.”

        Atatürk, kâğıt üzerinde nice mal-mülk sahibi görünüyor olsa da 1933’ten itibaren O’nun artık bir dikili ağacı bile yoktur.

        Atatürk’ün, yaptığı bağışlara temel olan yasayı Meclis’ten rica ederek çıkarttırdığı tarih; 12 Haziran 1933’tür… Yani, Cumhuriyet henüz 10 yaşındadır. Atatürk, bilerek, isteyerek, daha işin başında malını mülkünü milletine bırakmaya karar vermiştir.

        Aslına bakılacak olursa Atatürk’ün mal varlığının çoğu kendisine bağış ve hediye olarak verilen köşklerden, evlerden, bağlardan bahçelerden oluşmuştur. Prof. Orhan Çekiç’in de belirttiği gibi: “Atatürk’ün zaman zaman ziyaret ettiği yerler belediyelerinin kendisine “yörenin bir şükran ifadesi olarak” köşkler hediye etmişlerdir. Atatürk nezaketen kabul ettiği bu köşklerin tümünü ilk fırsatta belediyelere iade etmiş, buraları o belediyeler tarafından ya “Atatürk Evi” olarak muhafaza edilmiş veya müzeye dönüştürülmüştür. Bugün Anadolu’nun neredeyse her ilinde bir Atatürk Evi ve Müzesi olmasının nedeni bundandır.

        Atatürk; kendine hediye edilenler bir yana dursun, kendi parasıyla edindiklerini bile ya Yalova’da, Mersin’de olduğu gibi yöre köylüsüne veya yukarıda belirtildiği gibi hazineye bağışlamıştı. (Bkz. Sinan Meydan, Akl-ı Kemal, “Atatürk’ün Akıllı Projeleri”, 2 Cilt, İnkılap Yayınları, İstanbul, 2011)

    • ahmak sensin 1923 ten 1936 kadar türkiyenin yeni tapuları yoktu ve atatürte osmalıdan kalan endeğerli yerleri en değerli çiftlikleri fabrikaları ve bağbahçeliri kendi üzerine yaptırmıştır 1936 dan sonra hastalığı ağırlaşınca bütün mal varlığını hazineye bağışlamış peki atatürk o kadar malı nasıl niçin edindi devletten aldığı 14000 tl maaş yetmiyormuymuş Allahın ahmağı

    • Yazar iddalarını kaynaklarını belirterek sunmuş.. sizin iddalarınızın kaynaklarını da öğrensek bir kıyas yapabilirdik..

      • Sevim Ayvaz adlı kullanıcıya cevap:

        Kıyaslama yapabilmeniz için kaynak:

        Atatürk, 1933’te tüm mal varlığını ulusa yani hazineye bırakmıştır ve bunu hüküm altına alabilmek için meclisten yasa çıkarılmasını istemiştir.
        Prof. Orhan Çekiç’in dediği gibi “Özel yasa çıkarttırarak kendine özel çıkarlar sağlayan devlet adamlarına, dünyanın her yerinde dün de, bugün de rastlanıyor, yarın da rastlanacak… Ama özel yasa çıkarttırarak nesi var nesi yok milletine bağışlayan devlet adamına, ne Atatürk’ten önce, ne de sonra bir daha rastlanmadı.”

        Atatürk, kâğıt üzerinde nice mal-mülk sahibi görünüyor olsa da 1933’ten itibaren O’nun artık bir dikili ağacı bile yoktur.

        Atatürk’ün, yaptığı bağışlara temel olan yasayı Meclis’ten rica ederek çıkarttırdığı tarih; 12 Haziran 1933’tür… Yani, Cumhuriyet henüz 10 yaşındadır. Atatürk, bilerek, isteyerek, daha işin başında malını mülkünü milletine bırakmaya karar vermiştir.

        Aslına bakılacak olursa Atatürk’ün mal varlığının çoğu kendisine bağış ve hediye olarak verilen köşklerden, evlerden, bağlardan bahçelerden oluşmuştur. Prof. Orhan Çekiç’in de belirttiği gibi: “Atatürk’ün zaman zaman ziyaret ettiği yerler belediyelerinin kendisine “yörenin bir şükran ifadesi olarak” köşkler hediye etmişlerdir. Atatürk nezaketen kabul ettiği bu köşklerin tümünü ilk fırsatta belediyelere iade etmiş, buraları o belediyeler tarafından ya “Atatürk Evi” olarak muhafaza edilmiş veya müzeye dönüştürülmüştür. Bugün Anadolu’nun neredeyse her ilinde bir Atatürk Evi ve Müzesi olmasının nedeni bundandır.

        Atatürk; kendine hediye edilenler bir yana dursun, kendi parasıyla edindiklerini bile ya Yalova’da, Mersin’de olduğu gibi yöre köylüsüne veya yukarıda belirtildiği gibi hazineye bağışlamıştı. (Bkz. Sinan Meydan, Akl-ı Kemal, “Atatürk’ün Akıllı Projeleri”, 2 Cilt, İnkılap Yayınları, İstanbul, 2011)

    • Sen onu git chp nin kulahina anlat bira ktigi iş bankasi hisseside devletindide onumu chp ye bi rakti o hisseleri kimin parasiyla aldi be ahmak kimi kandiriyosunuz

      • Atatürk, mal varlığını kızkardeşi Makbule Hanıma bırakabilirdi ama….

        Atatürk, 1933’te tüm mal varlığını ulusa yani hazineye bırakmıştır ve bunu hüküm altına alabilmek için meclisten yasa çıkarılmasını istemiştir.
        Prof. Orhan Çekiç’in dediği gibi “Özel yasa çıkarttırarak kendine özel çıkarlar sağlayan devlet adamlarına, dünyanın her yerinde dün de, bugün de rastlanıyor, yarın da rastlanacak… Ama özel yasa çıkarttırarak nesi var nesi yok milletine bağışlayan devlet adamına, ne Atatürk’ten önce, ne de sonra bir daha rastlanmadı.”

        Atatürk, kâğıt üzerinde nice mal-mülk sahibi görünüyor olsa da 1933’ten itibaren O’nun artık bir dikili ağacı bile yoktur.

        Atatürk’ün, yaptığı bağışlara temel olan yasayı Meclis’ten rica ederek çıkarttırdığı tarih; 12 Haziran 1933’tür… Yani, Cumhuriyet henüz 10 yaşındadır. Atatürk, bilerek, isteyerek, daha işin başında malını mülkünü milletine bırakmaya karar vermiştir.

        Aslına bakılacak olursa Atatürk’ün mal varlığının çoğu kendisine bağış ve hediye olarak verilen köşklerden, evlerden, bağlardan bahçelerden oluşmuştur. Prof. Orhan Çekiç’in de belirttiği gibi: “Atatürk’ün zaman zaman ziyaret ettiği yerler belediyelerinin kendisine “yörenin bir şükran ifadesi olarak” köşkler hediye etmişlerdir. Atatürk nezaketen kabul ettiği bu köşklerin tümünü ilk fırsatta belediyelere iade etmiş, buraları o belediyeler tarafından ya “Atatürk Evi” olarak muhafaza edilmiş veya müzeye dönüştürülmüştür. Bugün Anadolu’nun neredeyse her ilinde bir Atatürk Evi ve Müzesi olmasının nedeni bundandır.

        Atatürk; kendine hediye edilenler bir yana dursun, kendi parasıyla edindiklerini bile ya Yalova’da, Mersin’de olduğu gibi yöre köylüsüne veya yukarıda belirtildiği gibi hazineye bağışlamıştı. (Bkz. Sinan Meydan, Akl-ı Kemal, “Atatürk’ün Akıllı Projeleri”, 2 Cilt, İnkılap Yayınları, İstanbul, 2011)

    • İşte sen millete diyorsunki internette her okuduğunuza inanmayın. Doğru ama sende inanma,
      1 Osmanlı’da hiç bir padişah hacca gitmemiştir fatih sultan Mehmet te dahil. Ha namaz kılmamış dersen onu iddia edemezsin, İstanbul’u fethettiği ilk cuması topluca Ayasofya da namaz kılındığını Papalık arşivlerinde bile yazar. Burada sorulan soru Atatürk bu malları nasıl üzerine geçirdi bu konuda bilgi ver ve üzerine geçirilen malların bir kısmını manevi evlatlarına nasıl bıraktı yada ne hakla? Yada belgeleriyle belli olan Reis-i Cumhur maaşı o günün şartlarında o para normalmi idi hani fakirdi ya ülke Osmanlı’nın yokluk içinde bıraktığı bir ülke idi ya. Şimdi bütün kurtuluş savaşında emeği geçenlere saygımız sonsuz olsun ama sorgulamak oda olsun, şimdi nasıl sorguluyoruz Çumhur başkanını. Ha birde kurtuluş savaşında Türk ordusunun Yunanlılar haricinde kim ile savaştı bir tane muharebe yeri ve zamanını söyle. Yani Doğuda hangi savaş oldu veya kara denizde yada güneydoğuda. Oraları halk zaten kurtarmıştı sadece Batı’da savaş yapıldı. Ama cumhuriyet döneminde ve sonrasında Karadeniz, Doğu ve Güney Doğu bölgesi neden yatırımlar gitmedi bunu söyle. Daha 80 li 90 lı yıllara kadar Doğuda ve Karadeniz’de yolu olmayan elektriği suyu olmayan hatta fabrika olmayan yerlerdi. Oranın halkı cezalandırıldı. Atatürk’e sözüm yok doğrusu ile yanlışı ile birşeyler yaptı yada yapmaya çalıştı ama hatalarını söylemek sanki günahmış gibi hep gizlendi yasaklandı insanlar baskı altına alındı onu. Hakkında negatif hiç birşey söyletilmedi. Sanırsın Süpermen,

    • Hiç bir padişah hacca gitmedi namazını kılmıştır en azından Ayasofya namaz kaldırmış, tır.Atatürk bürünmüş varlığını dağıtırken iş bankasını unutup chp bağışlamıştır güleceğimi getirme.

  4. Last_Ottoman
    Kasım 28, 2015 9:29 pm

    ..edit.. bilmeden internetten okudugun bilgileri kopyala yapıstırla burada putperestlik yapma hepinizin ..edit...Atatürk ddediğin Adam mumüslüman bile değildi biz topraktan geldik toprağa gideceğiz onun bedeni daha toprağa degmedi. Bak bakalım o çok mağrur gördüğün Anıtkabir neye benziyor? Mason mabedine benziyoryunan ttapınaklarına benziyor. Bu zamanınpparasıyla aldığı 800 bin lira ile şarap bira fabrikaları kurup kurak arazileri değerlendirmiş diyen beynini ..edit.. dinle sende bu sürtukle beraber. Bu ülkede kürt sorunu var kürtler kurdistani istiyor buna sebep ………………>

    C:>>> SENi UNUTMUSUM DALGAYA DÜSÜP, KUSURA KALMA.
    BEN SENiN OSMANLI SARAYINDAN GELDiGiNi ANLAMISTIM ZATEN 🙂
    iYi GÜZEL DE, ACABA BÜYÜK BABAN iLE BÜYÜK ANNEN HAKKINDA NE BiLiYORSUN?
    SiZLERiN DEYiSiNiZLE: “GAVUR” BiR DEVSiRMENiN, “KAHPE” BiR SARAY CARiYESiNi KUYTU BiR YERDE BECERMESiYLE OLMASIN SAKIN?
    BENCE ARASTIRMAYA DEGER “SÜTTEN CIKMIS” SON OSMANLI SENi…

  5. BU A.K. SITESI BENI COK TERBIYESIZ YAPTI YAV, KENDIMDEN KORKMAYA BASLADIM 🙂
    BAZI ALINTILAR:

    hasan
    Ağustos 11, 2016 1:17 pm
    Ulan denyo karı. Senin baban başbakan olsun. bütün bankalar sana vadesi bol ve istediğin limitte para kaynağı sağlar. Sen bu parayla şirket kurup gemi ile mal taşıdığında başbakanın çocuğuna kim iş vermez. Sağlam ve parası batmayacak babasına güvenilir ve başbakan olduğu için oğlu ile herkes iş yapar. buda demek oluyorki. kredi ile aldığın gemi ile çalışıp para kazanılır. bak çok uzağa gitmeden sana örnek vereyim. şuan ülkede okul servislerinin artmasını yazayım sana. adam normal maaşla çalışıyor. kredi çekiyor bir adet servis aracı ve servis plakası alıyor. servis taşıma şirketine 1500 tl maaşla şoförüyle veriyorlar. servis aracı ayda en az 5000 tl para bırakıyor. bunun 1500 şoför, 1000 masraf, 500 servis, gibi dağılımdan sonra en az 1500 – 2000 tl gibi para kazanıyorlar. bu para hesabı ortalama yazılmıştır. Ama kafayı kullanan iş yapar.

    C: >>> ULAN GÖTOGLANI, SENiN EKONOMi ANLAYISINA DA POLiTiKA ANLAYISINA DA HAYAT ANLAYISINA DA ÖNCE PARMAK ATAYIM, SONRA DA… ANLADIN SEN ONU!
    SENiN BU YAZDIGINI SADECE APTALLAR (YAZMAZ) DÜSÜNÜR…
    HAAAA BU ARADA, ZATEN YERYÜZÜNDEKi BÜTÜN ÜLKELERDE “ÖRTÜLÜ ÖDENEK” DENiLEN “LOKUM” HEP YENSiN DiYE KONUYOR. AMA SADECE TÜRKiYE’DEKi LOKUMA BENZEMEDiGi iCiN iCiMiZE BiRAZCIK OLSUN SU SERPiLiYOR…

    EBUBEKİR ŞAMANOĞLU
    Haziran 22, 2016 2:23 pm
    ÇOCUK HİKAYELERİ BUNLAR!AHISKA,POSOF,ARDAHAN VE KARS TARAFLARI RUS EGEMENLİĞİNDE KIRK YIL KALMASINA RAĞMEN GAVURLAŞMADIM AMA SİZLER SELANİKLİ SOYSUZ YÜZÜNDEN GAVURLAŞTINIZ.

    C: >>> LEN KUZEY KORELi PiC, KiM-YON NE ZAMADAN BERi BAHARAT DEGiL DE MÜSLÜMAN, YANi GAVUR DEGiL? SENiN BABAN K. KORELi OLDUGUNDAN, SEN OTOMATiKMAN GAVURSUN!

    tamirci
    Ağustos 28, 2016 10:01 am
    Bak Nesrin Hanım,Bu gün olduğu gibi,dün de Batı işine gelen insanları böyle yüceltir.Sen ve senin gibiler de SAZAN gibi dalarlar.Bize BATInın alkışladığı değil nefret ettiği liderler gerek…

    C: >>> IBNELERE “IBNOŞ” DENDiGi ZAMAN KIZIYORLAR, SEN DE Mi KIZIYORSUN, YOKSA NORMAL Mi KARSILIYORSUN? BREH GÖTÜ BOLLASMIS, DÜNYANIN BiR TEK BATIDAN iBARET OLDUGUNU MU DÜSÜNÜYORSUN, YOKSA BEN HEP BATIYA GiDERSEM HAREKET ETTiGiM NOKTAYA GERi GELiRiM MANTIGIYLA DALGA MI GECiYORSUN? SENiN VE SENiN GiBiLERiN LiDERLERiNi DE GÖRDÜ BU “TARiH” DENiLEN A.K. KAVRAMI!
    BAK… TÜRKiYE’DEN BATIYA DOGRU YOLA CIKARSIN; COOOOK UZUNCA BiR YOL KATEDERSiN; BiR ARA ORTADOGU DENiLEN YERE GELiRSIN ÜLKENE (!) VARMADAN ÖNCE. SANA TAVSiYEM BiR iKi GÜN OYALAN ORALARDA, BELKi SENi DE BÜYÜK ORTADOGU PROJESiNiN ESBASKANI YAPARLAR. BAK BU iYiLiGiMi UNUTMA!

  6. iddianın tek dayanağı hatırat mk 😀 olm, iq’nuz mu düşük, nedir, bi gidin ya?? bir de çocuğu olmadığı için mecburen devlete kaldı kısmına ayrıca güldüm. Koskoca Atatürk mirasını devredecek adam bulamayacaktı da devlet çökecekti öyle mi???

  7. Allah islah etsin biseyi tartisirken bile insanlarin namusuna dil uzatan yaratiklar.ingilteyle kimin anlasma yaptiginin farkina vardiginizda ne yapacaksiniz acaba cok merak ediyorum.turkluge soysuz diyen serefsiz senin anani sikti bi turk heralde var bi kuyruk acin soyunu sopunu siktim

    • O zamanlar pakistan yoktu. Hindistan vardı. Hindistandaki müslümanlar milli mücadelede kullanılması için para gönderdiler. Hindistandaki müslümanlar yani daha sonra Pakistanı kuran kişiler.

    • Bak evlat Pakistan dediğimiz yer hindistan ,bangadeş bölgelerindeki yaşayan müslümanlar toplamda 15defa ücret olan 675.494₺ ve 156bin ingiliz sterlini göndermiştir. O ahmak beynin 1947 yazarken şuursuzca google amcandan aldığın tarihi anca yazabilir. Demem o ki atanın kim olduğunu öğren sonra tarih öğren sonra klavyeden delikanlılık yap . İnternette ineklik yapma !

  8. ATATURK BUNLARIN HESPİNİ YAPMIŞ OLABİLİR ELBET.. NE YANI AÇIP NE YEDİĞİ BİLİNMEZ İNSANLARAMI DEVRETSEYDİ? GERİZEKALISINIZ SİZ DEĞERİNİ BİLMEZSİZSİNZ HİÇ BİŞEYİN

    • Lan sığır,tayyip erdoğanın oğlu çalışıp gemi aldı diye götünüzü yurttınız,yok kızı 50 bin lira maaş alıyor dediniz etmediğiniz küfür hakaret kalmadı,milleti açken bu kadar mal varlığını üstüne alıp içip sıçan adama Ata diyip onu savunuyosunuz…sktrin lan ordan

      • Lan asıl gerçek sığır, Milleti aç kalmasın diye o çiftliklerde tarım ve hayvan üretimleri yapıldı.Köylüye modern tarım nasıl yapılır diye örnekleriyle anlatıldı, gelirlerinin tamamı da yine millete bırakıldı. Sonra herifin biri gelip o kurak topraktan bir orman çiftliğine dönüşmüş olan arazinin üzerine kaçaksaray yaptırdı! Sen de gelmişsin burada hırsızları savunuyorsun. Asıl sen sktir ordan!!!!

      • Siz bunları söylüyosunuzya ben sizin ta amk itler sizi nankör pislikler size bişey sorucam siz redhackmısınız yoksa picmisiniz lan sizi amipler sizi sikerim lan sizi işiddeki kelleciler gibi keserim adam olun

        • Lan amına kodumun karısı ının bokuyla bi sikimi bilmeden internetten okudugun bilgileri kopyala yapıstırla burada putperestlik yapma hepinizin ejdadinin amına koyarım.Atatürk ddediğinAdam mumüslüman bile değildi biz topraktan geldik toprağa gideceğiz onun bedeni daha toprağa degmedi. Bak bakalım o çok mağrur gördüğün Anıtkabir neye benziyor? Mason mabedine benziyoryunan ttapınaklarına benziyor. Bu zamanınpparasıyla aldığı 800 bin lira ile şarap bira fabrikaları kurup kurak arazileri değerlendirmiş diyen beynini siktigimin adamı dinle sende bu sürtukle beraber. Bu ülkede kürt sorunu var kürtler kurdistani istiyor buna sebep recep tayyip erdoğan mı anasını siktimin evladı hiç okumadinizmi lan şeyh sait kimdir necidir? Atatürkün size kürdistan vereceğim diyerek doğu cephelerinde savastirdiktan sonra işi bitince astığı şeyh sait bir sikim bilmeden konusuyorsunuz.Soruyorum sşimdi o siktimimkulaklarinizi iyi aaçın. Biz bu amına kodumun yunanlılarını izmirdenddenize döktük ülke topraklarını düşmanlardan temizledik zafer kazandık çanakkalede destan yazdık ta 1923 yılında lozandaki anlaşmaları bile bile ne yarramı yemeye imza attık. Bu ülke lozan yüzünden 100 sene geri kaldı diğermilletlerden.O begenmediginiz ccinliler 3000 yıllık tarihi kitabeleri topraktan çıkartıp atalarının mezar taşlarını okuyabiloyorken sen daha 100 sene önceki dedenin mezar taşını okuyamıyorsun niye bi dusun bakalım o siktimin beyni boş durmasın kafanda az bi düşün. Sen bu savaşı kaybetseydin ne
          Olurdu? AnanI mı becerirlerdi? Onu istedikleri zaman yapıyorlar zaten. Dinini değiştirirlerdi oldumu?Oldu putperest bir Türk milleti yetisti başka ne yaparlardı? Dilini degistirilerdi oldumu?Oldu dilin ddeğişti.Sonra ne oolurdu?SSavaşta Ataturkemermi ttaşıyan çarşaflı başı kapalı analar savaştan sonra kılık kıyafet inkılabı diye bir sik atıldı ortaya kabak çiçeği gibi açıldı ne oldu bak ananı böyleede siktilerbide aadına laiklik dediler. Orduda kendi dedemizi atamizi sırf şapka takmiyordiye aastılar unuttunuzmu lan bunları? Şimdi biz kazandık mı amına koyum. Yarrak kazandık. Ataturk mason bir İngiliz ajaniydi İngilizlerttarafından yetiştirildi sessiz sedasız siktiler ananızı sizde doğal olarak babanıza hayranlık duyuyorsunuz. 1923 te lozan imzalanirken ataniz nerdeydi1938 de gebermedi mi o picin ddölü. 100 sene niye neye mecbur etti bizi amına kodumun malları. Uyanın artık uyanın kemalistmis sizden öküz olmaz amına kodumun kırıkları.

          • Bunlarin hicbir kaniti yoktur iste siz boylesiniz fesli maymuna inanirsiniz acip biraz sinan meydan okuyun cahullikten oluceksiniz

      • ulannnnnnnnnnnnn ! NERDE çalıştı oğluda 11 gemi aldı? siktirrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr……………..
        heriler AMINIZA KOYUYORLAR Allah a şükür diyorsunuz..

        sikerim seni, ağzını………

        • Ulan denyo karı. Senin baban başbakan olsun. bütün bankalar sana vadesi bol ve istediğin limitte para kaynağı sağlar. Sen bu parayla şirket kurup gemi ile mal taşıdığında başbakanın çocuğuna kim iş vermez. Sağlam ve parası batmayacak babasına güvenilir ve başbakan olduğu için oğlu ile herkes iş yapar. buda demek oluyorki. kredi ile aldığın gemi ile çalışıp para kazanılır. bak çok uzağa gitmeden sana örnek vereyim. şuan ülkede okul servislerinin artmasını yazayım sana. adam normal maaşla çalışıyor. kredi çekiyor bir adet servis aracı ve servis plakası alıyor. servis taşıma şirketine 1500 tl maaşla şoförüyle veriyorlar. servis aracı ayda en az 5000 tl para bırakıyor. bunun 1500 şoför, 1000 masraf, 500 servis, gibi dağılımdan sonra en az 1500 – 2000 tl gibi para kazanıyorlar. bu para hesabı ortalama yazılmıştır. Ama kafayı kullanan iş yapar.

      • 80 yıllık birikimi sattılar
        AKP Hükümeti’nin 80 yıllık Cumhuriyet döneminde yapılanları bir bir sattıklarını söyleyen Hamzaçebi, şöyle devam etti:

        “Cumhuriyet döneminin birikimini 10 yılda sattılar. Erdoğan’ın ikide bir “80 yılda yapılanın şu kadar fazlasını yaptık” dediği şey, 80 yılda yapılanın satılmasıyla elde edilen gelirlerin ürünüdür. Özelleştirme belli bir felsefeye oturtulmazsa hiçbir yararı olmaz. Bu sıkışan bir işadamının, varlıklarını satıp borçlarını ödemesine benzer. Borçlar azalır ama sonunda elinde dar zamanlar için hiçbir varlık kalmaz. Türkiye’nin durumu buna benziyor. En riskli çözüm yolu budur. Zira bir sonraki sıkışmanızda satacak bir şeyiniz kalmamışsa ya da gelir getiren kuruluşunuz yoksa o zaman ne yapacaksınız?”

      • İŞTE 10 YILDA SATILAN BÜYÜK İŞLETMELER

        1- TAKSAN

        2- GERKONSAN

        3- SEKA Afyon işletmesi

        4- SEKA Balıkesir işletmesi

        5- SEKA Çaycuma işletmesi

        6- SEKA Kastamonu işletmesi

        7- SEKA Aksu işletmesi

        8- SEKA Taşucu Tersane Alanı

        9- SEKA ya ait 4 taşınmaz

        10- TZD Sakarya işletmesi

        11- THY USAŞ

        12- TDİ Trabzon Limanı

        13- TDİ Dikili Limanı

        14- TDİ Kuşadası Limanı

        15- Sümer Holdinge Ait Merinos Halı Fabrikası

        16- SÜMER HOLDİNG ERYAĞ

        17- SÜMER HOLDİNG Adıyaman işletmesi

        18- SÜMER HOLDİNG 117 adet taşınmaz

        19- KBİ 103 arsa, 89 lojman

        20- EBÜAŞ-MEYBUZ

        21- EBÜAŞ 54 taşınmaz

        22- TEKEL Kaya Tuzu İşletmesi

        23- TEKEL 30 taşınmaz

        24- ESGAZ

        25- BURSAGAZ

        26- ETİ BAKIR

        27- ETİ GÜMÜŞ

        28- ETİ KROM

        29- ETİ ELEKTROMETALURJİ A.Ş

        30- Çayeli Bakır işletmeleri A.Ş

        31- KBi Samsun işletmesi

        32- KBi 65 adet taşınmaz

        33- DiV-HAN A.Ş

        34- Amasya Şeker Fabrikası

        35- Kütahya Şeker Fabrikası

        36- TÜMOSAN

        37- SÜMER HOLDiNG Malatya işletmesi

        38- SÜMER HOLDİNG Bakırköy işletmesi

        39- SÜMER HOLDİNG Diyarbakır işletmesi

        40- SÜMER HOLDİNG Çanakkale Deri işletmesi

        41- SÜMER HOLDİNGE Ait 108 Adet Taşınmaz

        42- SÜMER HOLDİNG Ortadoğu Teknopark A.Ş

        43- SEKA Karacasu işletmesi

        44- SEKA Ankara Alım Satım Binası Müdürlüğü

        45- SEKA Ardanuç işletmesi Varlıkları

        46- TÜGSAŞ

        47- TÜGSAŞ Gemlik Gübre San. TAŞ

        48- TÜGSAŞ-İGSAŞ HiSSELERi % 100

        49- TÜGSAŞ Urfa Depoları arazisi

        50- TÜGSAŞ 23 taşınmaz

        51- iGSAŞ Kütahya Gübre Varlıkları

        52- TEKEL Alkolü içkiler San. A.Ş

        53- TEKEL 60 adet taşınmaz

        54- TEKEL İnegöl Kibrit Fabrikası T.A.Ş

        55- TEKEL Gemlik Sun.ip.Mües. T.A.Ş

        56- TEKEL Tuzluca Tuzlası

        57- TEKEL Sekili Tuzlası

        58- EBÜAŞ Samsun Soğuk Hava Deposu

        59- EBÜAŞ Manisa Kombinası

        60- EBÜAŞ Manisa Arsası

        61- EBÜAŞa ait 101 adet Taşınmaz

        62- TDİ ANKARA FERiBOTU

        63- TDİ Samsun Feribotu

        64- PETKİM 2adet taşınmaz

        65- TEDAŞ 1 arsa, 1 adet trafo binası

        66- TEDAŞ 1 adet taşınmaz

        67- ATAKÖY Turizm A.Ş.

        68- ATAKÖY Otelcilik A.Ş.

        69- ATAKÖY Marina ve Yat işletmesi

        70- SÜMER HOLDİNG Beykoz işletmesi

        71- SÜMER HOLDİNG İstanbul İmar LTD.ŞTi

        72- SÜMER HOLDİNG 2 adet Taşınmaz

        73- TDİ Karadeniz Gemisi

        74- TEKEL Kristal Tuz Rafinerisi

        75- TEKEL Kağızman Tuzlası

        76- TEKEL 49 adet taşınmaz

        77- TÜPRAŞ 2 adet taşınmaz

        78- TDİ 1 Adet Taşınmaz

        79- SEKA 5 Adet taşınmaz

        80- KÖY HiZMETLERi GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Tasfiye Edildi),

        81- SSK Hastaneleri (Tasfiye Edildi)

        82- SSK Eczaneleri (Tasfiye Edildi)

        82- SEKA Kocaeli Fabrikası ve arsası

        83- Sümer Holding Sarıkamış işletmesi

        84- Sümer Holding Sivas Dokuma Fabrikası

        85- Sümer Holding Manisa Pam. Men. A.Ş.

        86- Sümer Holding Makine Ve Teçhizat

        87- Sümer Holding 32 Adet Taşınmaz

        88- TÜGSAŞ Samsun Gübre Sanayi A.Ş.

        89- TEKEL 5 Adet Taşınmaz

        90- Karayolları Araç Muayene istasyonları

        91- DSİ ERCİYES Sosyal Tesisi

        92- Bayındırlık Ve iskan Bakanlığı ERCİYES Sosyal Tesisi

        93- Karayolları ERCiYES Sosyal Tesisi

        94- TEKEL Sigara Fabrikaları

        95- Sümer Holding Bergama Pamuk ipliği Fabrikası

        96- TEKEL Sigara Fabrikalarına Ait Taşınmazlar

        97- TEKEL Puro Fabrikaları

        98- TEKEL Alkol işletmelerine Ait Taşınmazlar

        99- Tercan Ayakkabı işletmesi

        100- TCDD Mersin Limanı

        101- Adapazarı Şeker Fabrikası

        102- Ereğli Demir Çelik Fabrikası

        103- İskenderun Demir Çelik Fabrikası

        104- Ereğli Limanı

        105- İskenderun Limanı

        106- Yarımca Limanı

        107- Yarımca Porselen Fabrikası

        108- Romanyadaki Silisli Sac Fabrikası

        109- Divriği Demir Madeni

        110- Hekimhan Demir Madeni

        111- Kırıkkale Çelik Çekme Boru Fabrikası

        112- TÜPRAŞ

        113- PETKİM

        114- TÜRK TELEKOM

        115- KIBRIS TÜRK HAVA YOLLARI

        116- TÜGSAŞ Toros Gübre Fabrikası

        117- TÜGSAŞ Tekirdağ, Tarsus, Fatsa Depoları

        118- Seydişehir Eti Alüminyum A.Ş.

        119- OYMAPINAR BARAJI

        120- ETİ Alüminyuma Ait Madenler

        121- Emekli Sandığı Ankara Emek işhanı

        122- Emekli Sandığı istanbul Hilton Oteli.

        123- İzmir Limanı

        124- Boğaz köprüleri ve otoyollar.

      • senin ağzına sıçarım ( Atatürk, anne ve baba tarafından Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin soyundan gelmektedir.Zübeyde Hanımın büyük dedesi şeyhülislam Feyzullah Efendidir.
        ) böyle bir insana laf söyleyebilmek, ne haddine,ulannnnnnnnnnnnn ??

      • orospu çocuğu oku ( SARI SAÇLIM MAVİ GÖZLÜM MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ ÜM
        NUR
        – 7 yaşındayken babasını kaybetti ve yetim kaldı. Yalnız ve içine kapanık biri olarak yaşamaya, oradan oraya sürüklenmeye başladı.
        – 8 yaşında okuldan alındı ve köyde yaşadı. Zamanını tarlalarda kargaları kovalamakla geçirdi.
        – 10 yaşında yüzü kanlar içinde kalacak şekilde, yeni okulundaki hocasından dayak yedi. Ailesi onu okuldan aldı. Sinirden ve korkudan üç gün evinden çıkamadı.
        – 17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için gerekli not ortalamasını tutturamadı.
        – 24 yaşında tutuklandı, günlerce sorguya çekildi ve 2 ay tek başına bir hücrede hapis yattı.
        – 25 yaşında sürgüne gönderildi.
        – 27 yaşında kendisinden bir yaş büyük meslektaşı kendisinin de üyesi bulunduğu derneğin çalışmaları ile kahraman ilan edilirken, kendisi hiç önemsenmiyordu. Doğduğu şehrin merkezinde rakibi törenlerle karşılanırken, o kalabalık arasında yalnız başına olanları izliyordu.
        – 30 yaşında kendisi başka şehirleri düşman elinden kurtarmaya çalışırken, doğduğu şehir düşmanların eline geçti.
        – 30 yaşında amiri, onu kendisinden uzaklaştırmak için başka göreve atanmasını sağladı. Yeni görevinde fiilen işsiz bırakıldı. Aylarca boş kaldı.
        – 37 yaşında böbrek rahatsızlığından Viyana’da 2 ay hasta ve yalnız halde yattı.
        – 37 yaşında komutan olarak yeni atandığı ordu, dağıtıldı.
        – 38 yaşında Savunma Bakanı tarafından görevinden atıldı
        .
        – 38 yaşında bir toplantıda giyebileceği bir tek sivil elbisesi bile yoktu ve başkasından bir redingot ödünç aldı. Ayrıca cebinde sadece 80 lirası vardı.
        – 38 yaşında kendisi için tutuklama kararı çıkartıldı.
        – 38 yaşında en yakın beş arkadaşından üçü, onun Kongre temsil heyetine üye olmaması için oy kullandı.
        – 39 yaşında idam cezasına çarptırıldı.
        Sonra Ne mi Oldu?
        42 yaşında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı oldu!
        Okuduğunuz öykü efsanevi lider Mustafa Kemal Atatürk’e aittir. Şimdi düşünün, sizin başarılı olmanızı engelleyen ama Atatürk’ün karşısına çıkmamış bir engel var mı?
        Başarınızın önündeki engel ne? Paranız mı yok? Atatürk’ün de yoktu! Sağlığınız mı bozuk? Atatürk’ün de bozuktu! Çevrenizde sizi çekemeyenler mi var? Atatürk’ün de vardı! Bazı yakın arkadaşlarınız sizi arkadan mı vurdu? Atatürk’e de vurdular! Aileniz çok zengin değil mi? Atatürk’ünki de değildi! Amirleriniz hakkınızı mı yiyor? Atatürk’ünkini de yemişlerdi! Sizden daha beceriksiz ama hırslı insanlar, sizden daha hızlı yükselip size amirlik mi yapıyor? Atatürk’ün de başına gelmişti! Geçmişte bazı denemeleriniz de başarısız mı oldunuz? Atatürk de olmuştu! Hakkınızda idam fermanı çıktığı için mi başarılı olamıyorsunuz? Atatürk’ün de başına gelmişti!
        Kişisel sorunlar büyük başarıların önünde engel değildir.
        Mustafa Kemal kişisel kurtuluş savaşı ile ülkeyi kurtarma savaşını birlikte götürebilmişti.
        Bilinen bir deyişle ona ”para yok” dediler, ”bulunur” dedi,
        ”düşman çok” dediler, ”yenilir” dedi. Ve ”sonunda tüm dedikleri oldu. Gençliğe hitabesinde niçin ” vazifeye atılmak için içinde bulunduğun şartların imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin” dediğini sanırım daha iyi anladınız.) İBNE SENİ………….

        • TÜRKİYE’Yİ KURTARDI DA NE ……DEĞİŞTİ?KORE GİBİ GERÇEK DEVLET Mİ OLDUK?TÜRKİYELİ FAHİŞELER GAVUR PİÇİ,PİS ARAP,AŞAĞILIK ZENCİLERLE DÜŞÜP KALKIP ONLARDAN PİÇ DOĞURUYOR.BÜTÜN BUNLARIN TEK SUÇLUSU O TAPTIĞIN KİŞİDİR.SEVR ANTLAŞMASINI YIRTMAKLA HİÇBİR SORUN ÇÖZÜLDÜ.

            • ÇOCUK HİKAYELERİ BUNLAR!AHISKA,POSOF,ARDAHAN VE KARS TARAFLARI RUS EGEMENLİĞİNDE KIRK YIL KALMASINA RAĞMEN GAVURLAŞMADIM AMA SİZLER SELANİKLİ SOYSUZ YÜZÜNDEN GAVURLAŞTINIZ.

      • AMERİKA

        Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır… Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye’nin doğması yeni Türkiye’nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan ve o zamandan beri koruması, Atatürk’ün Türk halkının işidir. Şüphesiz ki, Türkiye’de giriştiği derin ve geniş inkılaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini daha başarı ile gösteren bir örnek yoktur.

        John F. KENNEDY
        (A.B.D. Başkanı, 10 Kasım 1963)

        Benim üzüntüm, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkan kalmamış olmasıdır.

        Franklin ROOSEVELT
        (A.B.D.Başkanı, 10 Kasim 1963)

        Asker-devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi. Kendisi, Türkiye’nin, dünyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendine güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir.

        General Mc ARTHUR

        Sovyet Rusya Hariciye Nazırı Litvinof ile görüşürken kendisine onun fikrince bütün Avrupa’nın en kıymetli ve en ziyade dikkate değer devlet adamının kim olduğunu sordum. Bana Avrupa’nın en kıymetli devlet adamının Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal olduğunu söyledi.

        Roozwelt (Franklen D.) 1928
        Birleşik Amerika Cumhurbaşkanı

        Dünya sahnesinden tarihin en dikkatli, çekici adamlarından biri geçti.

        Chicago Tribune

        Savaş sonrası döneminin en yetenekli liderlerinden biri.

        New York Times

        İnsanı teslim alıcı fevkalade önderlik kuvveti vardır. O, tetiktir, hazır cevaptır, dikkati çekecek kadar zekidir.

        Gladys Baker(Gazeteci)

      • ALMANYA

        O, kişisel kazanç ve ün peşinde koşan basit bir diktatör değil, gelecek kuşaklar için sağlam temeller atmaya uğraşan bir kahramandı.

        Prof.Walter L.WRIHT Jr.

        Atatürk Türkiye’yi tek düşmanı kalmaksızın bırakmıştır. Bu zamanımızın hiçbir devlet şefinin başaramadığıdır.

        Alman Volkischer Beobachter Gazetesi

        Almanya, ATATÜRK’ün eserine ve mücadelesine hayrandır. Onda, tarihi eseri, özgürlüğü seven bütün milletler için bir sembol olarak kalacak kudretli bir kişilik görmektedir.

        Berlin, Alman Ajansı

        Istırap çeken dünyada barış ve esenliği yeniden kurmak ve insanlığın yalnız maddi değil, manevi gelişmesini sağlamak isteyenler Atatürk’ün iman verici ve yön göstericiliğinden örnek ve kuvvet alsınlar.

        Profesör Herbert MELZIG(Tarihci)

        Kendisinin tarihi büyüklüğü, eseri olan yeni Türkiye’ye bakılarak bu günden ölçülebilir. Çelik gibi azim ve gayreti, uzağı gören akıl ve hikmetle birleşmiş olan bu gerçek halk önderi ve devlet adamı; Anadolu dağlarının en uzak ve ıssız köşesindeki köylere bile başka bir ruh aşılamıştır.

        Illustrierte Dergisi

        O, kendi milleti ve beşeriyet alemi için beslediği muhabbetle, bir dahinin neler yarattığına dair, cihana fevkalade heyecanlı bir sahne seyrettirmektedir.

        Herbert MELZIG

      • FRANSA

        İnsanlığın bütün belirtileri O’nda kendini hemen gösteriyor.

        Noelle Gazetesi

        Eski Osmanlı imparatorluğu bir hayal gibi ortadan silinirken, milli bir Türk Devleti’nin kuruluşu, bu cağın en şaşırtıcı başarılarından birisidir. Mustafa Kemal, yüce bir eser ortaya koymuştur.Atatürk’ün parlak başarısı bütün sömürgeler için bir örnek olmuştur.

        Maurice BAUMANT(Profesör)

        Çok büyük bir adamdı…bir siyasi dahiydi.

        Excelsior Gazetesi

        Dünyanın, çağdaş, en büyük kişilerinden biri.

        Le Jour-Echo de Paris

        Atatürk’ün yurt kurtarıcı olduğunu, milletlerin en vefalısı olan Türkler asla unutmayacaklardır.

        Noell Roger Gazetesi

        Karşımdaki bu büyük adamda, keşfettiğim bu büyük meçhulde maharet ve karakter o kadar iyi işlenmişti ki, sözlerinde hiçbir şüphe aranamazdı.

        Claude Farrer(Yazar)

        Bu günün Türkleri, yüzyıllar önce Avrupa’yı titreten canlı millet durumuna erişmiştir. Ve bu aksam O büyük ölünün başında bekleyen Türkiye, güçlü ve dipdiri Türkiye’dir.

        Pierre Dominique(Gazeteci)

        Asırları aşan adam !..

        Fransa, Paris Basını

        Akıllı ve barışçı yöntemlerle gerçekleştirdiği eseri halkların tarihinde izlerini bırakacaktır.

        Albert LEBRUN

        Fransız Cumhurbaşkanı

        Mevcut rütbelerin hepsini kaldırdığı bir memlekette, bu adam, bütün rütbeleri, kazanmıştır. O memlekete, bulabilecek en şerefli isim O’na verilmiştir.

        Mercel Sauvage(Gazeteci)

        Bu, insanlığa denenmiş bir felsefe örneği olarak sunulabilir. Atatürk yüz yıllara sığabilecek işleri on yılda tamamladı.

        Gerrad Tongas(Yazar)

        Atatürk öldü. Barış kubbesinin Doğu sütunu yıkıldı. Artık evrende barışı kimse garanti edemez. Nitekim Avrupalı devlet adamları; O’nun 1930’da yaptığı uyarı ve tavsiyeleri dinlememiş ve dünyayı 1939 yılında ikinci büyük savaş felaketinin içine sürüklemişlerdir.

        SANERWIN Gazetesi

        Atatürk, bir milleti, birkaç yılda asrileştirmek mucizesini göstermiştir.

        Paris-Le Temps

        Yeni Türk Devleti ile Ankara Andlasması’nın imzalanması nedeniyle; “Bizi arkadan vurdu, dağ başındaki haydutlarla, Mustafa Kemallerle anlaştı” diyenlere Fransız Başbakanının Mecliste verdiği cevap: Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O’nun tüm askerleri burada olsalardı, teker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böylesine kahraman bir andlasma imzalamaktan gurur duyuyorum. (1921)

        Fransız Başbakanı BRIAND

        Sırasıyla ihtilalci ve asi, sonradan muzaffer bir kumandan olan “Türklerin babası” Yeni Türkiye’yi yarattı, sultanları kovdu, kadınlara hürriyet verdi fesi kaldırdı, ülkesinde radikal bir inkılap yaptı.

        Paris-Soir’den

        Denilebilir ki onsuz, İslam alemi yolunu bulabilmek için elli yıl daha bekleyecekti.

        Berthe Georges-Gaulis

        O, yüce bir dağa benzer. Eteğinde yaşayanlar bu yüceliği fark edemezler. Bu dağın azametini kavrayabilmek için, O’na çok uzaklardan bakmak gerekir.

        Claude FARRER
        Fransız Edibi

        Türkiye tarihi, bugün her zamandan çok Batı ve Avrupa tarihinden ayrılmaz bir haldedir. Ve Atatürk’ün bu yöndeki gayretleri sonuçsuz kalmamıştır. Memleketlerimiz arasındaki yüzyılları aşan dostluk, bu gelişmenin temel öğelerinden biridir.

        Charles De GAULLE

        Kemal Atatürk’ün karakterinin bir cephesini göstermek itibariyle bir noktayı hatırlatmak isterim. Bize savaşlarından birini anlatıyordu. Birdenbire durdu: Görüyorsunuz ya, dedi: birçok zaferler kazandım. Fakat bunların en büyüğünden sonra bile her akşam, savaş alanlarında ölen bütün askerleri düşünerek içimde derin bir keder duyuyorum. Cesaret ve zekasından başka yüreği bu kadar yüce olan böyle bir Şef’in, yurdu için mucizeler yaratmış olmasına şaşılabilir mi?…

        George BENNES
        Vu Gazetesi-1938

        Devrin yüksek şahsiyetleri kitaplarda, konferanslarda Türkiye’nin asla değişmeyeceğini ve değişmeden öleceğini ilan etmişlerdi. Halbuki ölmeden değişti. Hem de kökünden ve baştan aşağı değişti. İnançlar, gelenekler, yöntemler yıkıldı. Son döküntülerini de yabancı zırhlıları ve kapitülasyonlar gibi memleketten sürüp attılar. Türkiye, ruhunu değiştirmişti. Tamamen ve tasavvur edilmesi mümkün olduğu kadar…

        Raymond CARTIER
        Le Nouvelliste Gazetesi

      • İNGİLTERE

        Savaş sonrasının en ileri gelen devlet adamlarından biri. Kendi başına bir klas oluşturuyordu ve hemen her açıdan tekti.

        The Fortnightiy, Londra

        Avrupa, savaştan sonra belirmiş az sayıdaki yapıcı devlet adamlarından birini kaybetti.

        Spectator

        Çağımızda hiçbir isim Atatürk’ün adı kadar büyük saygı yaratmamıştır.

        Observer

        İngiltere önce, cesur ve asıl bir düşman, sonra da sadık bir dost olarak tanıdığı büyük adamı selamlamaktadır.

        Sundey Times

        O, benzeri olmayan bir devlet adamı idi.Diktatörlerin tahammül edemediği serbest bir nizamla, demokrasilerin başaramadığı ve başaramayacağı işler yapmıştır. Tarihte böyle adamlar devirlerine kendi adlarını vermişlerdir.

        Word Price

        O, Türkiye’nin önceki kuşaklarından hiçbirine nasip olmayan özgürlük ve güven dolu bir hayat sağladı. Başarıları, Türkiye’nin Avrupa devleti olmasını sağladı, yakın doğunun tarihini değiştirdi.

        Times Gazetesi

        Savaş Türkiye’yi kurtaran, Savaştan sonra da Türk Milletini yeniden dirilten Atatürk’ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de büyük kayıptır. Her sınıf halkın O’nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahraman ve modern Türkiye’nin Ata’sına değer bir görünümden başka bir şey değildir.(1938)

        Winston CHURCHILL
        İngiltere Başbakanı

        Atatürk, Türk Milleti’nin ruhunda Türk Bayrağı gibi dalgalanan bir baştı.

        Daily Telegraph

        Cumhuriyet Türkiyesi’nin Devlet Başkanı Kemal Atatürk, diğer önderlerde görmeye alışmadığımız şu değerli nitelikleri kişiliğinde toplamış bulunuyor: alçak gönüllülük, yeterlilik ve başarı…

        The Truth Dergisi

        O genç ve dahi Türk Şefi’nin o esnada Çanakkale’de bulunması, müttefikler bakımından talihin en acı darbelerinden biridir.

        Alan Moorehead(Yazar)

        Atatürk, eskimiş bilimlerle boş yere kafasını yormamış olduğundan daha taze ve cesur düşünen bir önderdir. Kendisi için, bugünkü Avrupa’nın en güçlü Devlet Adamıdır diyebileceğimiz Atatürk, hiç şüphesiz devlet adamlarının en cesur ve orijinalidir.

        Herbert Sideabotham(Yazar)

        Herhangi bir olayı derinliğiyle kavramak, çıkar yolu görüp birdenbire harekete geçmek iktidarı, O’nun eşsiz otoritesinin başlıca kaynaklarından biridir.(1923)

        Grace Ellison (Gazeteci)

        • Bak Nesrin Hanım,Bu gün olduğu gibi,dün de Batı işine gelen insanları böyle yüceltir.Sen ve senin gibiler de SAZAN gibi dalarlar.Bize BATInın alkışladığı değil nefret ettiği liderler gerek…

      • DANİMARKA

        Atatürk, şahsiyet ve yeteneğin dev gibi bir simgesi idi, O, yirminci yüzyılın en görkemli olayını yaratan adamdı.

        National Tidence Gazetesi

        FİNLANDİYA

        Atatürk, olağanüstü nitelikte bir devlet adamı, savaş sonrası dünya tarihinin en önemli simalarından biri idi.

        Hufvud Stadbladet Gazetesi

        HİNDİSTAN

        Dünyanın yetiştirdiği en büyük insanlardan biri.

        Star of India

        Atatürk, yalnız Türk Milleti’nin değil, özgürlüğü uğruna savaşan bütün milletlerin önderiydi. O’nun direktifleri altında siz bağımsızlığınıza kavuştunuz. Biz de o yoldan yürüyerek özgürlüğümüze kavuştuk.

        Bayan Sucheta KRIPALANI

        Hint Parlamento Heyeti Başkanı

        İRAN

        Atatürk gibi insanlar bir nesil için doğmadıkları gibi belli bir devre için de doğmazlar. Onlar önderlikleriyle yüzyıllarca milletlerin tarihinde hüküm sürecek insanlardır.

        Tahran Gazetesi

        Atatürk yalnız kahraman milletinin büyük bir Şef’i olmakla kalmamıştır. O, aynı zamanda insanlığın da en büyük evladı olmuştur.

        İran Gazetesi

        İSRAiL

        Dünya, çağımızın en dikkat çekici adamlarından birini kaybetti.

        Palestine Post

        Mustafa Kemal Atatürk, kuşkusuz 20. yüzyılda dünya savaşından önce yetişen en büyük devlet adamlarından biri, hiçbir millete nasip olmayan cesur ve büyük bir inkılapçı olmuştur.

        Ben Gurion
        İsrail Başbakanı (1963)

        İSVEÇ

        O, olmasaydı modern Türkiye olmazdı. O’nun sayesinde Türkler, O’nun olağanüstü eserini izleyebilecekler ve zaten dünyaca pek yüksek olan onurlarını daha fazla yükseltebileceklerdir.

        Nya Dagligt Gazetesi

        İSVİÇRE

        Türkiye’yi yaratan, tarihimizin bu en büyük adamını başımı en derin hürmetle eğerek selamlarım.

        Profesör MORRF

        Yalnız bir asker değil, aynı zamanda yüzyılımızın bir daha göremeyeceği bir dahi idi.

        Profesör SEKRETAN

        İTALYA

        Hayatının sonuna kadar milleti’nin mutlak güveni ile kurduğu devletin başında muzaffer kumandanının kişiliği, eşi görülmemiş bir karakter örneğidir.

        C.C.SFORZA

        Üstün iradesi, tükenmez cesareti ve eşsiz seziş ile hasımlarını dize getirdi. Fazilet ve ciddiyeti, üç yılda memleketine yalnız askeri, aynı zamanda tam ve doyurucu bir siyasi zafer kazandırdı.

        F.Perrone Di San Martino (Yazar)

        Atatürk’ün ölümü ile Yakın Doğu’nun gelişmesine birinci derecede etken olan son derece kuvvetli bir şahsiyet kaybolmuştur.

        Tribuna Gazetesi

      • JAPONYA

        Şaşırtıcı ve çekici bir kişi. Asker olarak büyük, fakat devlet adamı olarak daha büyük.

        Japon Times

        Yüzyıldan beri Küçük Asya’nın çıkardığı en büyük lider.

        The Japon Cohronicle

        LÜBNAN

        Büyük adamlar, kuşaklarının başındadır. Türk Milleti’nin başındaki büyük ve dahi Atatürk, politika ve savaş alanlarında yılmayan büyük ve yurtsever bir insandı.

        KERAMA

        Lübnan Başbakanı, 10 Kasım 1963)

        Kelimenin tam anlamıyla bir yapıcı ve yaratıcı olan Atatürk, dünya haritasında memleketine yepyeni bir sınır çizmiştir…

        Loryan Gazetesi (1938)

        Atatürk, dünyanın çok nadir yetiştirdiği dahilerdendir. O, bütün bir tarihin seyrini değiştirmiştir.

        Ennehar Gazetesi (1938)

        Dünyanın çok nadir yetiştirdiği dahilerdendir. Dünya tarihinin gidişini değiştirmiştir.

        An Nahar

        MACARİSTAN

        Yüzyılımızda, “olmayacak hiçbir şey yoktur” şeklindeki tarihi gerçeği ispatlayan ilk adam olmuştur.

        Esti Ujsag.Macar.

        Dünya, bu savaş ve barış kahramanı büyük adamın ölümü ile yoksul düşmüştür.

        Pester lioyd Gazetesi

        Türkiye’yi bir arı kovanının ve bütün Türkleri de bal aramaya çıkmış çalışkan arılara benzetiyorum. Nasıl arılar beylerinin etrafında toplanıp çalışırlarsa bütün Türk Milleti bu gün büyük dahi Mustafa Kemal etrafında toplanmışlardır.

        Prof.M.Zaajti Franes

        MISIR

        Çağının, belki de tüm tarihin en olağanüstü kişilerinden biri.

        Egyptian Gazete

        NORVEÇ

        Atatürk, tarihte, memleketinin en büyük adamlarından biri olarak kalacaktır.

        Le Morgen Bladet Gazetesi

        PAKİSTAN

        Kemal Atatürk, yalnız bu yüzyılın en büyük adamlarından biri değildir. Biz Pakistan’da, O’nu geçmiş bütün çağların en büyük adamlarından biri olarak görüyoruz. Askeri bir deha, doğuştan bir lider ve büyük bir yurtsever…

        Eyüp Han
        Pakistan Cumhurbaşkanı

        Bizim aslımız rengi uçmuş bir kıvılcım iken, O’nun bakışı ile cihanı kaplayan ve aydınlatan bir güneş haline geldik.

        Ikbal(Sair)

        POLONYA

        O’nun yaratıcı ruhunun ve ateşli yurtseverliğinin harekete geçmemiş olduğu hiçbir alan yoktur…

        Gazeta Polska

        ROMANYA

        Atatürk, tarihte teşkilatçı bir dahi, bir milletin harikalar yaratan yöneticisi ve memleketinin kurtarıcısı olarak kalacaktır.

        Independance Romaine Gazetesi(12 Kasım 1938)

        Bir milleti, uçurumun kenarından sarsılmaz azmiyle kurtaran, kuvvetlendiren, yükselten yöneticiler arasında Atatürk, en birincisidir.

        Timpul Gazetesi(12 Kasım 1938)

        RUSYA

        Şöhreti bütün cihana yayılmış olan tecrübeli başkanın yönetimi herkesin sevgi ve saygısını çeken büyük Türk Milleti’nin milli bağımsızlığını devamlı bir başarı ile kuvvetlendirmiş ve yeni milli yapısını yaratmıştır.

        Sovyet Başbakanı Kalinin

        SURİYE

        Vatanını muhakkak bir parçalanmaktan kurtararak devlet gemisini güvenilir bir limana götürdükten sonra milletinden bir taht istemedi. O, kelimesinin bütün anlamıyla bir insan, eşsiz bir dahi, kahraman bir asker ve siyaset adamı idi…

        Elifba Gazetesi

        Atatürk’ün başardığı işler mucize ve harika kabilindedir. Birkaç yıl içinde memleketinde yaptığı inkılaplar, birkaç yüzyılda gerçekleştirilmeyecek işlerdir.

        El Tekaddum Gazetesi

        YUGOSLAVYA

        Atatürk’ün dehası, tarihte Türk Milleti’nin taşıdığı ruhun faziletine en yüksek örneklerinden birini teşkil edecektir.

        Branko Aczemovic (Elçi)

        Tarih, silinmez harflerle bu devlet adamının ismini hak edecektir. Atatürk bir halk adamıdır. Kırılmaz azmi, keskin zekası ve kudreti kendisini yendiği alın yazısının önüne getirmiş, böylece yeni Türkiye’nin yaratıcısı olmuştur.

        Politika Gazetesi

        YUNANİSTAN

        Türkiye, dost ve düşmanlarının hayran olduğu bir deha adama, malik bulunmak bahtiyarlığına erişmiştir.

        Katimerini

      • OKU BUNLARI PİÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇ !
        Tayyip ise, kirasını bile ödeyemezken, bizim paralarımızla,11 gemicik, saraylar, uçaklar aldı. sayısız ayakkabı kutusu..kuyumcu dükkanları.
        KENDİSİ NE DEMİŞTİ? bir gün zengin olursam……………………………………………………………….
        zaten kendisi söylemiş.
        Dünya nın 8. zengini…
        boğazında kalsın !!

      • Bak puştun çocuğu, biz ülkemizi kurtaran adama ata deriz, askerde patates soyup geri zekalı oğluna tekne alana; örtülü ödeneğin anasını sikerek saray yapana değil

      • Geri zekalilar yazarlar ironi yapmis bu liste ataturk doneminde ulkenin elde ettigi varliklar yani milli servetimiz birazcik tarih bilgisi olan bunlari bilir ataturku karalamak icik sebeklesip duruyorsunuz aciyorum sizingibilere

      • Zavalli yaratik o liste ataturk sayesinde elde edilmis milli servettir devlet varliklaridir yazarlar ironi yapmis acta biraz tarih oku ne idi belirsiz tarihcileri deyil kaynagi belli guvenilir tarihleri tabiki

        • O servet osmanlıya ait
          Senin atan ne zaman ticaret yaptıda kazandı. Onu geçtim atan hangi ara 3bin mi ne yalansa kitap okudu 🙂
          Mal gibi her boku bildiğinizi sanıyorsunuz koyunlar sizi

      • sen zır cahil bir insansın.Atatürk o devirde araba almıyor Türkiyenin heryerine çiftlik kuruyor insanlara tavuk hayvan yetistirmesini ve traktöre binerek ciftciligi ögretiyor.

        • O servet osmanlıya ait
          Senin atan ne zaman ticaret yaptıda kazandı. Onu geçtim atan hangi ara 3bin mi ne yalansa kitap okudu 🙂
          Mal gibi her boku bildiğinizi sanıyorsunuz koyunlar sizi.
          Çifçilik öğretiyormuş tarlada içkimi yetiştiriyordu pezevenk

      • sik kafalir ataturk oldunde tum mal varlini millete birakti suanda yasadin toprak suanda bir irak suriye degirse bir somurge ulkeso degirse ataturkun sayesinde yoksa pic olur giderdi e ataturk olmaz amhet mehmeti cikarto ama biri gelir ulke kurtalirdi ala suanda ki bu ulkeyi kurmus bir lideri sevmesende saygi duyaca

    • ATATÜRK DEDİĞİN ADAM TC Yİ TAMAMEN ZAPTETMİŞ MALVARLIĞIYLA İLGİLİ DAHA GOOGLE ATATÜRK MALVARLIĞI DAHA DETAYLI İBARELİ BİR SAYFAYA GİRİN BAKIN İLKOKULDA 5 YIL BOYUNCA OKUTULAN ATATÜRK MASALLARINA BAKALIM DAHA NE KADAR İNANACAKSINIZ BEN UYANALI ÇOK OLDU SİZ DAHA ATATÜRK MASALLARIYLA UYUYUN İYİ UYKULAR RÜYANDA MASON ATEİST ATANIZI GÖRÜN

    • ulan atattrk çalınca ne yapsaydı başkasına mı verseydi oluyo.başkası çalınca hırsız oluyo…attrk dirip ben hırsızım hainim dese bile ..siz atam atam sen kalk bne yatam dersiniz…..kodumunun koyunları …asıl koyun sizlersiniz işte.

  9. Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla
    Asr’a andolsun ki insanlar hüsranda dır.
    Yanlız iyi iş işleyenler, Allaha ibadet edenler ve bir birlerine sabrı tavsiye edenler hariç..

    Oh ne güzel, ben memleki zimmetime geçireyim istediğim gibi zevki sefa yapayım, gebermeden öncede bir kısmını bağışlayayım sonrada Helal olsun adama bağışladı desinler. O zaman hepimiz yapalım.

    • Bre cahil, yukarıda sayılanların hepsi kurak çorak arazi iken satın alıp, toprağını ıslah ettikten sonra köylüye örnek teşkil edecek çiftlikler kurduğu arazilerdir. Buralarda tarım ve hayvancılık üzerine araştırmalar yapılmış ve tamamı verimli orman çiftliklerine dönüştürülmüştür..
      “Gebermeden önce bir kısmını bağışlayayım” diyorsun da, bir kısmını değil, tamamını, üstelik ölümünden yıllar önce kanun çıkararak hazineye kalmasını sağlamıştır.
      Yukarıdaki yazıda varisi yoktu diye de bir yalan uydurulmuş, kız kardeşi halen hayatta ve yaşıyordu. Sizin gibi düşünse her şeyi ona bırakabilirdi..
      Bu yalan ve iftiralarla uğraşmak yerine, biraz tarihi araştırın, yüzlerce belgeye ulaşacaksınız..

      • GOOGLE GİR ATATÜRKÜN MALVARLIĞI DAHA DETAYLI VE RESİMLERLE YAZIYOR BURADAN EZBERE KONUŞMA MİLLETTEN ZORLA ALINAN ARAZİLER NASIL OLUYORDA ÇORAK DİYEBİLİYORSUN ATATÜRKÜN YAPTIĞI TEK ŞEY MİLLETİ ZEHİRLEMEK İÇİN SİGARA VE İÇKİ FABRİKASI YAPMIŞ İŞTE DEDİĞİN GİBİ O YÜZLERCE BELGENİN SADECE KENDİNE UYANLARI OKUMUŞSUN GERÇEKLERİNİ VE DETAYLI BİR ŞEKİLDE OKU ATATÜRKÜN GERÇEK YÜZÜNÜ GÖRECEKSİN BRE GAFİL AYRICA ATATÜRK BİR DİN DÜŞMANIDIR 117 AKRABASI OLAN BİR ADAMIN NEDEN BİR AKRABASI ORTAYA ÇIKMIYOR BANA KALIRSA ATATÜRK DÜNYANIN SAYILI ZENGİNLERİNDENMİŞ BİR CUMHURBAŞKANI MAAŞIYLA BİR KOMUTAN MAAŞIYLA KEŞKE BENDE CUMHURBAŞKANI OLSAYDIM DERDİM KENDİME ZENGİNLİK VAR YA PUHAAAAAAAAHAHAHAHAHA

      • Belge yukarıda,kendisinin kurduğu TBMM kayıtlarından.ne yalanı ne iftirası.okumadan çalakalem yaz.oh ne ala İstanbul…

      • BUNLARI YAZARKEN AYNADA GÖTÜNE BAKIYORMUSUN EMİNİM BAKSAN GÖTÜNÜNDE SANA GÜLDÜĞÜNÜ GÖRÜRDÜN…
        ATATÜRK’ÜN MAL VARLIĞI DİYE YAZ GOOGLE’YE SONRA DA AKIBETİNİ ARAŞTIR BAKALIM NEYİ BAĞIŞLAMIŞ NEYİ BAĞIŞLAMAMIŞ 🙂
        GERÇİ SİZLERE NE SÖYLESEK BOŞ O ATABEY MEZARINDAN KALKSA BEN KAFİRİM DESE EMİNİM SİZ ONA “YALAN SÖYLÜYORSUN SEN KAFİR OLAMAZSIN” DERSİNİZ 🙂

    • terbiyeni takın.o Dünya ya gelmiş ve gelemeyecek bir lider..senin Recon nasıl geberecek bakalım? pis AKP li..onca can aldı. ülkeyi soydu soğana çevirdi. halkına küfretti, dövdü.dinle alay etti,aşağılıklar.her türlü, adilik var.BEYİNSİZ !

      • ASIL TERBİYENİ SEN TAKIN ALÇAK KEMALİSTLER ATATÜRK FAKİR HALKIN PARASINI GASPETMİŞTİR BEYNİNİZİ KONTROL ETTİRİN ATAPUT BEYİNLİLER KEŞKE GELMESEYDİ BU DÜNYAYA GELMEZ OLSAYDI ATAPUUUT OSMANLININ AHI OSMANLININ VEBALİ BOYNUNDA CEHENNEMDE İŞKENCE GÖRÜYOR ŞU ANDA BU ATAPUT SULTAN VAHDETTİNİN DE VEBALİNİ BOYNUNDA TAŞIYOR VE CEHENNEM AZABI ÇEKİYOR SULTAN ABDÜLHAMİT HANIN HANEDANI DAĞITILMIŞ AÇ SEFİL HER BİRİ BİR TARAFTA ZOR GÜNLER GEÇİRMİŞ SARAYDAN BULAŞIKÇILIK TUVALET TEMİZLİĞİ YAPTIRILMIŞ BİR GERÇEK TÜRK BUNLARI NASIL MİDENİZ KABUL EDİYOR VE BU HAİN VE HIRSIZ ATAPUTA DESTEK VERİRSİNİZ ALÇAK KEMALİSTLER EĞER ATAPUT BİRAZ DAHA YAŞASAYDI TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN TAPUSUNU ÜZERİNE GEÇİRİRDİ NOBEL ÖDÜLÜ ALMIŞ BİR BİLİM ADAMI AZİZ CANCAR IN PUTHANEYE GİDİP İSLAM GELENEKLERİNE GÖRE DUA ETMESİNİ BİLE KABUL ETMEYEN ALÇAK KEMALİSTLER KİMDİR NEYİN NESİDİR BİLİNMEZ MASONMU ATEİSTMİ SATANİSTMİ DİNSİZMİ BİLEMİYORUM BU HALDE ATAPUTTA MASON VEYA ATEİSTTİR DİNSİZDİR BU MU SİZİN ÖNDERİNİZ HAYIR OLAMAZ BİZİM ÖNDERİMİZ CİHAN PADİŞAHI FATİH SULTAN MEHMED HAN VE GELMİŞ GEÇMİŞ HANEDANIDIR

        • osmanlı imparatorlugunda mülk padişahındı.Anadolu insani oldukça fakir fukaraydı.Taaa bu Bu devir Atatürke kadar devam etti Atatürkten sonra insanlar mülk sahibi oldu.

    • osmanlı imparatorlugunda mülk padişahındı.Anadolu insani oldukça fakir fukaraydı.Taaa bu Bu devir Atatürke kadar devam etti Atatürkten sonra insanlar mülk sahibi oldu.

  10. Kemalin mevsimi geçti.Kemalin mevsimi kış.İslamin yazı geliyor.hepimiz uyusak da ALLAH’ın dini galip gelecektir.
    kahrolsun kemalizm.
    kahrolsun put kemal.
    ALLAH için duşmanım sana Kemal
    Sikayetciyim ya RABBİ

    • mustafa kemal paşa olmasaydı yaşardın şimdi suriyedeki gazzedeki mülümanlar gibi zibidi zibidi dolanırdın anan ingiliz baban anzak artık sen ne olurdun onu bilemem..

      • NE İNGİLİZİ ANZAKI ZATEN PARTİYİ KURAN CUMHURİYETİ KURANLAR İNGİLİZLERDİR ATAPUT BİR PİYONDUR ŞU ANDA BİLE CHP NİN ARKA PLANDAKİ YÖNETİCİLERİ İNGİLİZDİR ALÇAK KEMALİSTLER

    • beyinsiz seni..Atam olmasaydı görürdün ebeninkini..Allah ı alma o dinsiz ağzına.tecavüz,terör,hırsızlık hep sizde. işte sizin gibilleri, Taksimde sallandırmalı. IŞİD cimisin ulan yoksa? vatan haini, soysuz !

      • OLDUYSA NE OLDU?KORE GİBİ GERÇEK DEVLET Mİ OLDUK?ALLAH DEĞİL GÖK TANRI DERLER,CAHİL KARI!BU ARADA HEPİNİZİ KAZIKLARA GEÇİRMEK GEREK.

    • Atatürkün sayesinde namazi
      namazını kılıyor ibadetini yapıyorsun git ortadogu ülkelerine bakalım ileri geri konuş DİLİNİ keserler.Atatürkün sayesinde bu yazıları yazıyorsun

  11. O zafere küçümsediğiniz hacı hocaların sayesinde kazanıldı.Seyit onbaşının 276 kilo mermiyi taşıması rüyada görüldükten sonra nusretle mayın döşenmesi rüyada görülen ay yıldızla da bayrağımızın oluşması… Sizin modernlik dediğiniz g*t baş açma değil namus için şeref için Türkiyenin 4 – 1 yanından insanlar geldi gören de diyecek atatürk tek başına savaştı ABARTMAYIN ARTIK ! Mal varlığı bağışlandı diyorsunuz kimin malını kime bağışlıyor keyfi için yatlar yaptır sonra ölünce de bağışladı de yemezler koçum.

    • Be geri zekalı! Kimse rüyada bir şey görmedi, o mayın taktiği Almanlar tarafından uzun sene takip sonucu verilmiştir. Aptal herif senin tarih bilgini sikeyim.

  12. Çok akıllı arkadaşlara ithafen.
    Önce madem o kadar araştırmışınız bu ülkeye millî mücadele döneminde yapılan yardımlar ve akıbetlerini araştırın. Orda yazılan mal mülklerin hepsi çıkar ve zaten onların çoğu adama aitti. Ayrıca adamın maaşını altınla yürüteceğinize o dönemde değerli bu dönemde değersiz bir şeyle (mesela gaz yağı) yürütürseniz herhalde asgari ücret yanında az kalır. (Sizin için Türkçeleştireyim millî altınla değil annüite faizle yürütmeniz daha sağlıklı) Cengizhan’ın Torunu na gelince kardeş kusura bakma Cengiz Türk değil Moğol’du. (madem ırkçısın) Madem konu Atatürk’ün mal varlığı zahmet olacak bir de Devlet-i Ali Osman’ın son padişahlarının mal varlıkların bakın. Kusura bakmayın ama ölen birinin ardından ben laf atmayacağım, o seviyesizliği yazıyı yazanlara bırakıyorum.

    • Kardeşim cahillerle ugrasilmiyor ben bıraktım artik uğraşmayı sanki bu ülkeyi Mustafa Kemal yikti bu kadar saygısızlık olmaz

    • osmanlı diktaymış mış da geriçi falanda.bööyyük önder,çamuriyet fazilettir,erdemdir.bilim,ilim,uygarlık,falan.osmanlı,düşmanı,esir etse,yaşam ve inanç‘ında,serbest siniz derken.erdemlikten bahsedenler,önçe ,kendi insanına,kan kusturdu.neler neler.ölmüşün iyi yanları anlatılıyorsa,zıttınıda bilmek hakkı var.yalanmı söylensin.zalime,mazlum muydu diyelim.öldürülen,pkk lının arkasından konuşulmaz.ne akıl bee.lanetullah.

    • CENGİZHAN TÜRK’TÜR VE KONU KAPANMIŞTIR.SEN FATİH VE HELE Kİ O TAPTIĞIN SELANİKLİNE BAK.HEM IRKÇIYIM AMA PİÇ ASLA DEĞİLİM.MOĞOL BOZKIRINA DA KURBAN OLUN TÜRKİYELİ SOYSUZLAR!

    • KARDEŞ bu topraklar kanla kazanıldı , kanla savunuldu.atatürk olmasa Kazım Karabekir ve daha niceleri vardı. Kimseyi putlaştırmaya gerek yok. Atatürk askerdi askerin görevide ülkeyi korumaktır.

  13. BURAYA YORUM YAZANLAR HERKES OKUSUN.BEN GERÇEK TÜRK OLARAK ORTA ASYA’YA BAĞLIYIM.ATAM CENGİZHAN’DIR.HİÇ KİMSE BANA SELANİKLİ’YE SAYGI GÖSTERECEKSİN SAÇMALIĞINA KALKIŞMASIN.BİRİLERİNİN TAPTIĞI ZATEN CENGİZHAN ATAMIN KARŞISINA ÇIKMAYA CESARET BİLE EDEMEZDİ.BATI,SÖZDE UYGARLIK,SÖZDE GAVUR ALFABESİ(GÖKTÜRK ALFABESİ DURURKEN)KABUL EDEN BİRİSİNİ ASLA BENİMSEMEM.VAR MI BİR İTİRAZINIZ?TÜRKİYE UMARIM İKİNCİ KURTULUŞ SAVAŞINI YAŞAYDA BENİM GERÇEK TÜRKLER ASLA SAVAŞMAZ.TÜRKLÜK IRKSAL DURUMDUR.KAĞIT PARÇASIYLA ASLA OLMAZ.

    • Vatan aşkına bak ya kağıt parçasıyla olmuyo falan cok güzel bi insansın Sen hadi hodrimeydan git gönüllü askerlik dilekçeni ver gir savasa Sen kurtaracaksin bu ulkeyi cengizhan aşkınla köktürk ce yazılmış iyi dilek metnini de koy cebine ight getirir sana

      • ULAN SOYSUZ HERİF!BEN İNSAN DEĞİL,ŞAMANOĞLU TÜRK’ÜM.ASKERLİK YAPMAYA GELİNCE,SENİN GİBİLERİ İÇİN ASLA PARMAĞIMI OYNATMAM.CENGİZHAN ATAMA KURBAN OLSUN O TAPTIĞIN.

          • TÜRKOĞLU TÜRK’ÜM DEDİM,PİÇOĞLU PİÇ.BENİM SOYUM BELLİ AMA SEN ADINDAN UTAN.

            • Cengiz in piçlerinden biride sensin eminim…………( Son derece kendini beğenen ve tanınan bir insan olmak isteyen Cengiz han bir alime sormuştur: “ben her yeri ele geçirdim,dünyayı fethettim insanlık ileride beni nasıl tanıyacak?” Alim büyük bir soğukkanlılıkla cevap vermiştir: “insanların namı insanların olduğu yerde yürür. Ama sen insan bırakmıyorsun herkesi katlediyorsun namın nasıl yürüyebilirki” bütün bu konuşmalara rağmen katliamlara devam etmiştir.)

              Bilimadamlarınca yapılan araştırmalarda 20 milyon torunu olduğu kabul edilmiştir(şu an)

            • BEN CENGİZHAN’IN TORUNUYUM.AMA SEN VE SENİN GİBİLERİ SELANİKLİ’NİN PİÇİ BİLE OLAMAZSINIZ.ÇÜNKÜ ZÜRRİYETİ YOKTU.

            • EBUBEKİR ŞAMANOĞLU BU ALÇAK KEMALİSTLERE LAF PARA ETMEZ BUNLARIN AİLESİ SOKAKTA GEZER AŞKA YELKEN AÇAN CİNSTEN YANİ BİR NEVİ KUCAĞA OTURMAK İŞTE O YÜZDEN ATAPUTU SAVUNURLAR ATAPUT BİR SABETAYİSTTİR MASONDUR BENİM ATAM OLAMAZ BU NESRİN FAHİŞESİNEDE ANLADIĞI DİLDEN CEVAP VER PİS FAHİŞE ATAPUTUN PİS KANI BU NESRİN FAHİŞESİNİN CİĞERLERİNE İŞLEMİŞ

          • CENGİZHAN ATAMI PİS AĞZINIZA ALMAYIN SOYSUZLAR.SİZ ÖNCE TÜRKİYELİ FAHİŞELERİNİZE BAKIN.GAVUR PİÇİ,PİS ARAP VE AŞAĞILIK ZENCİLERLE DÜŞÜP KALKIYORLAR.O TAPTIĞINIZ HERİF KURTARDIYSA KORE GİBİ TAM BAĞIMSIZ DEVLET Mİ YAPMIŞ?NEFRET EDİYORUM O TAPTIĞINIZDAN.VAR MI BİR İTİRAZINIZ?

            • bu orospu çocuğu Cengiz,1 milyon kadına tecavüz etmiş…PEZEVENK ya.şeyini kesip sapığın,ağzına sokamamışlar mı ??

            • O TAPTIĞIN PİS ARAPLAR NE …YEMİŞ,AŞAĞILIK YARATIK?YA DA GAVUR PİÇLERİ?OSMANLI DA CUMHURİYETİ DE YOK SAYDIM.BİR İTİRAZIN MI VAR?

        • BU ARADA KÖPEKTEN KORKAN MOĞOL DEĞİL,ÇİNLİ’DİR.ÇÜNKÜ KURT VE KÖPEK AYNI SOYDANDIR.BOŞ LAFLARIN VAR CAHİL.

        • heyyyyyyyyyyyy bu Cengiz neneni arkadan becerdi galiba? o nedenlemi bu kadar seviyorsun,o sapık ibneyi…….
          sendemi onun gibi tecavüzcü bir sapıksın acaba ?

    • 1162 yılında temuçin 29 temmuz günü şafak sökerken dünyaya geldi. Doğduğunda avucunda tuttuğu kan pıhtısı onun ileride büyük ve kanlı bir lider olacağına yorumlandı.
      Bugün çinlilerin 1.5 milyar gibi az bir nüfusa sahip olmasını Cengiz han’ın yaptığı katliamlara borçluyuz. Zira çinliler bugün 3 milyar nüfusa sahip olabilirdi.

      • ÇOK MU ÜZÜLDÜN ÇİNLİ BUDİST PİÇLERİNİN GEBERMESİNE?YAKINDA TÜRKİYELİLERİN SONU DA ÖYLE OLACAK.

        • biz Ata mızın torunlarıyız…….
          ondan örnek alırız. yenemez kimse bizi.

          Atatürk askeri okulunu bitirdikten sonra ilk olarak savaşa katıldığı cephelerden birisi Trablusgarp olmuştur. Burada gösterdiği başarı ile birlikte diğer cephelerde görevlendirilmiştir. Kurmay Subay olarak ilk başarısı elde etmiştir başarılarının ardından diğer cephelerde görev aldı.

          Kronolojik sırasına göre Atatürk’ün savaştıpı cephelerin listesi:

          29 Eylül 1911 Trablusgarp Savaşı
          24 Kasım 1912 1. Balkan Savaşı
          Haziran 1913 İkinci Balkan Savaşı
          20 Ocak 1915 1. Dünya Savaşı
          25 Nisan 1915 Çanakkale Savaşı
          15 Mart 1916 Kafkas Cephesi
          15 Ağustos 1918 Filistin Cephesi.

        • SOYSUZ BİZİ OKU : Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgisini belirleyen Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918) ile Anadolu ve Trakya her türlü işgale açık bir duruma geliyordu. Çünkü Mondros ateşkes hükümleri galip devletlere gerekli gördükleri her yeri işgal etme hakkı tanıyordu. Ülke işgale uğrarken Padişah için önemli olan; saltanatın, halifeliğin ve hanedanın selameti idi. Bu antlaşma çok ağır koşulları içerirken, İstanbul Hükümeti ileride yapılacak barış görüşmelerinde bu koşulları hafifletebileceğini umuyordu.
          Mondros Ateşkes antlaşmasının hemen ardından işgaller başladı. Bu antlaşmanın 7 inci maddesine göre, İtilaf devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durumu bahane ederek istedikleri bölgeleri işgal edebileceklerdi.
          Boğazlar İngilizlerin kontrolüne geçti. İngilizler Çanakkale, Musul, Batum, Antep, Konya, Maraş, Samsun, Bilecik, Merzifon, Urla ve Kars’ı işgal ettiler. Fransızlar ise; Trakya’daki demiryolunun önemli istasyonlarını, Dörtyol, Mersin, Adana ve Afyon istasyonunu işgal ettiler. İngilizler tarafından işgal edilen, Güney Doğu’daki bazı iller daha sonradan Fransızlara terk edilmiştir. İtalyanlar ise Antalya, Kuşadası, Bodrum, Fethiye ve Marmaris’i işgal ettiler. Konya ve Akşehir’e de asker yolladılar. Mondros Mütarekesi’nin Doğu Anadolu’da 6 vilayetin Ermenilere bırakılacağına ilişkin maddesi Ermenileri harekete geçirdi. Ermeniler kurdukları Alaylarla Doğu Anadolu’da yayılmaya ve bölgedeki Türklere zulüm ve baskı yapmaya başladılar. Kozan, Osmaniye, Mersin ve Adana’ya Fransızlarla birlikte Ermeni çetecileri de geldi.

          Yunanlılar kendilerine vaat edilen Ege Bölgesi’ni ele geçirmek üzere, İngiliz, Amerikan ve Fransız savaş gemilerinin koruması altında, 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgale başladılar. İzmir’in işgaline tepki olarak gazeteci Hasan Tahsin tarafından düşmana atılan ilk kurşun Kurtuluş Savaşımızın başlangıcı olmuştur. : Mondros ateşkes antlaşmasından sonra işgallerin başlamasına karşılık Padişah ve Osmanlı Hükümeti işgallere karşı ses çıkarmamışlar, orduyu geliştirip güçlendirmeye yönelmemişler, sadece kendi çıkarlarını düşünmüşler, çekingen ve korkak davranmışlar, ülkeyi içinde bulunduğu durumdan kurtarmak için hiçbir tedbir almamışlardır.
          Kurtuluş savaşımızda işgallere karşı ilk silahlı direniş Güneydoğu Anadolu’da Fransızlara karşı başlamışsa da, ilk Kuvayı Milliye hareketi Batı Anadolu’da Yunanlılara karşı oluşturulmuştur. Yunan birliklerinin İzmir’i işgal etmesi ve Anadolu içlerine ilerlemeye başlamasına seyirci kalan Osmanlı Hükümeti’nden artık hiçbir şey beklenemezdi. Bu durum, Kuvayı Milliye’nin doğuşunu ve Milli Mücadele’nin başlamasını kolaylaştırıcı etkenler olmuştu. 19 Mayıs 1919′da Atatürk Samsun’a çıkmıştır.Amasya genelgesi yayınlanmıştır.Daha sonra Erzurum ve Sivas kongreleri gerçekleştirilmiştir. İstanbul’un işgali edilmesi ve Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasıyla Osmanlı yönetimi çökmüştür. Padişah İtilaf Devletlerin esiri haline gelmişti. Böyle bir durumda ulus kendisini yönetmeye başlamalıdır. Ulusu temsil eden, ulus adına karar veren yetkili organa ihtiyaç vardır. Bu da yeni bir meclistir. 23 Nisan 1920’de 338 milletvekilinin katılımı ile TBMM açıldı.
          Osmanlı Devleti ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Hicaz, Polanya, Romanya, Sırp-Hırvat-Sloven ve Çekoslavakya devletleri arasında imzalanan, Türk’ün ölüm fermanı olarak bilinen Sevr anlaşması imzalanmıştır. TBMM’nin Sevr Antlaşmasına tepkisi çok sert olup, bu antlaşmayı imzalayanları ve onaylayanları vatan haini saymaya karar vermiştir. Doğu cephesi,Güney cephesi,Batı cephesi,I.-II. İnönü savaşları ve son olarak Sakarya meydan muharebesi savaşları verilmiştir. Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Anadolu’nun sonsuza kadar Türk yurdu olarak kalacağı bütün dünyaya kanıtlanmıştır. Mudanya ateşkes ardından Lozan barış anlaşması imzalanmış Yeni Türk Devleti tüm dünyaya kabul ettirilmiştir. Böylece Türkiye tüm sömürge uluslara örnek olmuştur.

        • OKU ULAN ATAMIZI : ATATÜRK’ün HAYATI
          Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, Türk devriminin yaratıcısı ve uygulayıcısı Mustafa Kemal Atatürk 1881’de Selânik’te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, anası hacı Sofi ailesinden Feyzullah Ağa’nın kızı Zübeyde Hanımdır. Ali Rıza Efendi Selanik Evkaf kâtipliğinde ve Gümrük memurluğunda bulunmuş, daha sonra bu görevinden ayrılarak kereste tüccarlığı yapmıştır. Ali Rıza Efendi’nin 1877 Osmanlı-Rus Savaşından az önce 1876’da Selanik’te kurulan Selanik Asakir-i Milliye Taburu’nda subaylık ettiği, ele geçen bir fotoğrafından ve o günleri bilenlerin anılarından anlaşılıyor.

          Mustafa Kemal küçük yaşta babasını yitirdi. Onu zeki ve büyük bir Türk kadını olan annesi Zübeyde Hanım yetiştirdi. Mustafa Kemal ilk öğrenimini Selanik’te Şemsi Efendi Mektebinde yaptı. Bu okul yeni bir yöntemle öğretim yapmak üzere Selanik’te açılmış ilkokuldu. Atatürk çocukluğuna ve ilk öğrenim yaşamına ilişkin anılarını ilk kez 1922 yılı başında Ankara’da kendisiyle bir konuşma yapmış olan Vakit Gazetesi yazarı Ahmet Emin (Yalman)a çok içtenlikle şöyle anlatmıştır. (Elverdiğince bugünkü dile çevrilmiştir).

          “Çocukluğuma dair ilk hatırladığım şey, okula gitmek meselesine aittir. Bundan dolayı anamla babam arasında şiddetli bir çatışma vardı. Annem, ilahilerle okula başlamamı ve mahalle okuluna gitmemi istiyordu. Gümrükte memur olan babam, o zaman yeni açılan Şemsi Efendi’nin okuluna gitmemi ve yeni yöntemlere göre okumamı yeğ tutuyordu. Nihayet babam işi ustaca çözdü. İlk önce bilinen törenle mahalle okuluna başladım. Böylece annemin gönlü yapılmış oldu. Birkaç gün sonra da mahalle okulundan çıktım; Şemsi Efendi’nin okuluna yazıldım. Az zaman sonra babam öldü. Annemle birlikte dayımın yanma yerleştik. Dayım köy hayatı geçiriyordu. Ben de bu hayata karıştım. Bana görevler veriyor, ben de bunları yapıyordum. Başlıca görevim tarla bekçiliği idi. Kardeşimle birlikte7 bakla tarlasının ortasındaki bir kulübede oturduğumuzu ve kargaları kovmakla uğraştığımızı unutamam. Çiftlik hayatının diğer işlerine de karışıyordum. Böylece, biraz süre geçince annem okulsuz kaldığım için kaygılanmaya başladı.

          Babası Ali Rıza Efendi, Kırmızı Hafız lâkabıyla tanınan, Ahmet Efendinin oğludur. Aile soyca Anadolu’dan Rumeli’ye geçmiş, orada önce Debre-i Bala sancağına bağlı Kocacık beldesine yerleşmiştir. Atatürk’ün dedesi ve amcasının taşıdıkları “kızıl” lakabından da anlaşılacağı gibi Rumeli’de yaygın olarak yerleşmiş olan Kızıl – Oğuz Yahut Kocacık Yörükleri, Türkmenleri soyundan gelmektedir. Aile muhtemelen 1830 dolaylarında Selânik’e yerleşmiştir. Ali Rıza Efendi burada 1839 dolaylarında doğmuştur. Onun Kızıl Mehmet Hafız isimli bir erkek, Nimet isimli bir de kız kardeşi olmuştur. Ali Rıza Efendi önceleri Selânik evkaf idaresinde sonra gümrük idaresinde çalışmış, 1876’da Asakir-i Millîye taburunda gönüllü subay olarak hizmet etmiş ve 1871 dolaylarında Zübeyde Hanımla evlenmiştir. Bu evlilikten olan üç çocuk (Fatma, Ahmet ve Ömer) küçük yaşlarda hayata veda etmişlerdir. Mustafa’dan sonra doğan Makbule (Boysan, sonra Atadan) yaşamış, Naciye ise 12 yaşlarında ölmüştür.
          Mustafa okul çağına gelince anne ile baba arasında görüş ayrılığı belirdi. Geleneklere bağlı olan annesi onun dinî törenle ilâhîlerle mahalle mektebine gitmesini istiyordu. Aydın görüşlü olduğu anlaşılan babası ise onun yeni açılan ve modern eğitim yapan Şemsi Efendi İlkokulunda eğitim görmesini arzu ediyordu. Neticede baba olayı diplomatça çözümledi. Mustafa önce ilâhîlerle, dinî törenle mahalle okuluna başladı, birkaç gün sonra da oradan alınarak Şemsi Efendi okuluna başladı (1887). Mahalle Mekteplerinin aksine bu okulda yeni öğretim metodları uygulanmakta, kara tahta, tebeşir, silgi, öğretmen masası, okumayı kolaylaştıracak levhalar kullanılmaktaydı. Pedagojik esaslara göre modern öğretim yapan bu okulun Mustafa’nın fikrî gelişmesinde olumlu etkiler yarattığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu arada Ali Rıza Efendi rüsümat memurluğunu bırakmış önce kereste sonra tuz ticareti işine girmiştir. Birincisini Rum eşkiyalar, ikincisini de tuzların erimesi dolayısıyla bırakmış ve ticarî hayattan çekilmiştir. Tekrar memuriyete giremeyen Ali Rıza Efendi hastalanmış ve 1890 dolaylarında vefat etmiştir. Mustafa babasının ölümü üzerine okuldan ayrılmak zorunda kaldı. Maddî durumu yetersiz olan Zübeyde Hanım Langaza’da tarımla meşgul ağabeyi Hüseyin Ağa’nın yanına gitti (1890 dolaylarında). Çiftlik hayatı Mustafa’nın fizikçe gelişmesi ve el becerilerinin artması bakımından faydalı oldu. Ancak Zübeyde Hanım oğlunun öğreniminin yarım kalmasından üzüntülüydü. Mustafa’yı caminin imamı, köyün papazı ve son olarak da özel öğretmenle eğitmek gayretleri sonuçsuz kaldı. Sonunda anne oğlunun iyi bir eğitim görmesini sağlamak için onu Selânik’e halasının yanına gönderdi. Mustafa Selânik Mülkiye Rüştiyesi’nde (ortaokul) öğrenime başladı. Ancak burada öğrenciler arasındaki bir kavga dolayısıyla öğretmenlerinden birinin sert muamelesi üzerine okulu terketti Gönlü öteden beri askerî okuldaydı. Ancak annesi biricik oğlunun asker olup aile ocağından ayrılmasını istemiyordu. Mustafa annesine haber vermeden Selânik Askeri Rüştiyesi’nin sınavlarına girdi. Sınavı kazandı (1893). Annesini ikna etmesi zor olmadı. Artık önünde sadece kendisinin değil mensup olduğu ulusun kaderini değiştirecek yeni bir ufuk açılmıştı.
          Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, İstanbul’da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905’te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

          1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911’de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912’de Derne Komutanlığına getirildi.

          Ekim 1912’de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915’te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi.

        • 1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nda, Mustafa Kemal Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine “Çanakkale geçilmez! ” dedirtti. 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915’te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915’te Arıburnu’nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal’in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirmiştir.
          Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları’dan sonra 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916’da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917’de İstanbul’a geldi. Velihat Vahidettin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad’a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918’de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı.
          Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919’da Amasya’da yayımladığı genelgeyle “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını ” ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919’da Ankara’da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.
          Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’i işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye – ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

        • SANA : iSTiKLAL MARŞI

          Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
          Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
          O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak!
          O benimdir, o benim milletimindir ancak!

          Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
          Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet, bu celal?
          Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
          Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

          Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
          Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
          Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
          Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

          Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
          Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
          Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
          ‘Medeniyyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

          Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
          Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
          Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın,
          Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

          Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı!
          Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
          Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
          Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

          Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
          Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
          Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
          Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

          Rûhumun senden ilahî, şudur ancak emeli:
          Değmesin ma’ bedimin göğsüne na-mahrem eli!
          Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
          Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

          O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
          Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
          Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
          O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

          Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
          Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
          Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
          Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
          Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

          • İŞTE BURADA DUR BU İSTİKLAL MARŞI M.AKİF ERSOY A AİTTİR VE MÜSLÜMAN BİR ADAMDIR SİZLER BUNU ANLAMAZSINIZ

            • Mehmet Akife istiklal marşını yazdıran Atatürktür. Araları pek iyi olmamasına rağmen ondan yazmasını araya ortak arkadaşlar sokarak istetmiştir. Aynı zamanda mehmet akiften birde kur’an tercumesi yapmasını tefsirde bulunmasını istemistir. Mehmet Akif bu beni aşar demiştir.

        • ATATÜRK’ÜN TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABESİ – ASIL METİN
          Ey Türk Gençliği!

          Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
          Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve
          Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

          Ey Türk istikbalinin evladı!
          İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
          Ankara, 20 Ekim 1927

          • SUS BIRAK BU MASALLARI PÖÖÖÖÖÖH GENÇLİĞE HİTABESİYMİŞ ATAPUTUN NESİ VARSA HEPSİ SONSUZA KADAR YOK OLACAKTIR

        • CUMHURİYETİN 10. YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE
          ATATÜRK’ÜN NUTKU – ORİJİNAL
          Türk Milleti!
          Kurtuluş savaşına başladığımızın 15’inci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.
          Kutlu olsun!
          Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.
          Yurttaşlarım!
          Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, Temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkarane yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir.
          Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz alışkanlığını, fıtri zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür. Türk milletine çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün beşeriyete hakiki huzurun temini yolunda, kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta, muvaffak kılacaktır.

          Büyük Türk Milleti,
          On beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vaat eden çok sözlerimi işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, milli ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu, bütün medeni alem, az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafıyla, atinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.
          Türk Milleti!
          Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.
          Ne mutlu Türküm diyene!

          • İŞTE BURADA SİZ ALÇAK KEMALİSTLERİN PUT GİBİ TAPTIĞI NUTUK SİZİN KABENİZ NUTUKTUR MASON VE ATEİST İNANIŞI

        • ATATÜRK’ÜN BAZI ÖZDEYİŞLERİ

          – Ne mutlu “Türküm” diyene.

          – Geldikleri gibi giderler.

          – Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

          – Bu millete çok şey öğretebildim ama onlara uşak olmayı bir türlü öğretemedim.

          – Yurtta sulh, cihanda sulh.

          – Sizlere saldırmanızı değil, ölmenizi emrediyorum.

          – Memleketin efendisi hakiki müstahsil olan köylüdür.

          – Doğruyu söylemekten korkmayınız.

          – Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.

          – Türkiye Cumhuriyeti mutlu, zengin ve muzaffer olacaktır.

          – Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.

          – Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir. İleri !

          – Büyük hedefimiz, milletimizi en yüksek medeniyet seviyesine ve refaha ulaştırmaktır.

          – Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.

          – Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam edeceğiz.

          – Zafer, “Zafer benimdir” diyebilenindir. Başarı ise, “Başaracağım” diye başlayarak sonunda “Başardım” diyebilenindir.

          – Egemenlik verilmez, alınır.

          – Egemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur.

          – Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.

          – Öğretmenler: Yeni nesiller sizlerin eseri olacaktır.

          – Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.

          – Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz
          ve yaşamayacaktır.

          – Biz Türkler tarih boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.

          – Milletimiz davranışlarında ve gayretlerinde sarsılmaz bir bütünlük gösterdiği için başarılı olmuştur.

        • ATATÜRK’ÜN YAŞAMINDAKİ OLAYLAR
          (KRONOLOJİK SIRA)

          1881 Mustafa’nın Selanik’te dünyaya gelmesi.
          1893 Mustafa Selanik’teki Askeri Hazırlık Okuluna başlar ve burada öğretmeni tarafından kendisine ikinci ismi “Kemal” verilir.
          1895 Mustafa Kemal Manastırdaki Askeri Liseye başlar.
          1899 Mustafa Kemal İstanbul’da Harbiye’nin hazırlık sınıfına başlar.
          1902 Mustafa Kemal Harbiye’den mezun olur ve buradan sonra Harp Akademisine
          devam eder.
          11 Ocak 1905 Mustafa Kemal Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun
          olur ve Şam’da bulunan Beşinci Orduda görev almak üzere Şam’a gönderilir.
          Ekim 1906 Mustafa Kemal ve arkadaşları Şam’da “Vatan ve Hürriyet” adıyla gizli bir
          dernek kurarlar.
          Eylül 1907 Mustafa Kemal Üçüncü Orduya tayin edilir ve Selanik’e gönderilir.

          13 Eylül 1911 Mustafa Kemal İstanbul’daki Genel Kurmaya tayin edilir.

          9 Ocak 1912 Mustafa Kemal Libya’daki Tobruk taarruzunu başarılı bir şekilde yönetir.

          25 Kasım 1912 Mustafa Kemal Hareket Başkanı olarak Akdeniz Boğazları özel Kuvvetlerine
          atanır.

          27 Ekim 1913 Mustafa Kemal Sofya’ya Askeri Ataşe olarak atanır.

          25 Nisan 1915 İttifak Devletleri Arıburnuna çıkarma yaparlar ve Mustafa Kemal Tümeni ile ilerlemelerini durdurur.

          9 Ağustos 1915 Mustafa Kemal Anafartalar Grup Kumandanlığına getirilir.

          1 Nisan 1916 Mustafa Kemal Tuğgeneralliğe terfi eder.

          6-7 Ağustos 1916 Mustafa Kemal Bitlis ve Muş’u düşmandan geri alır.

          31 Ekim 1918 Mustafa Kemal Yıldırım Orduları Grup Kumandanı olur.

          30 Nisan 1919 Mustafa Kemal Erzurum’da bulunan Dokuzuncu Orduya geniş yetkilerle
          Müfettiş olarak atanır.

          16 Mayıs 1919 Mustafa Kemal İstanbul’u terkeder.

          19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Samsun’a ayak basar.

          8 Temmuz 1919 Mustafa Kemal gerek Üçüncü Ordu Müfettişliği görevinden gerekse
          ordudan istifa eder.

          23 Temmuz 1919 Mustafa Kemal Erzurum Kongresi Başkanlığına getirilir.

          4 Eylül 1919 Mustafa Kemal Sivas Kongresi Başkanlığına getirilir.

          27 Aralık 1919 Mustafa Kemal İcra Heyeti ile Ankara’ya gelir.

          23 Nisan 1920 Mustafa Kemal Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisini açar.

          11 Mayıs 1920 Mustafa Kemal İstanbul hükümeti tarafından ölüme mahkum edilir.

          5 Ağustos 1921 Mustafa Kemal Büyük Millet Meclisi tarafından Başkumandan olarak atanır.

          23 Ağustos 1921 Türk birliklerinin Mustafa Kemal tarafından yönetildiği Sakarya savaşı başlar.

          19 Eylül 1921 Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal’e Mareşal rütbesi ile Gazi unvanını verir.

          26 Ağustos 1922 Gazi Mustafa Kemal Büyük Taarruzu Kocatepe’den yönetmeye başlar.

          30 Ağustos 1922 Gazi Mustafa Kemal Paşa Dumlupınar savaşını kazanır.

          10 Eylül 1922 Gazi Mustafa Kemal İzmir’e girer.

          1 Kasım 1922 Büyük Millet Meclisi, Gazi Mustafa Kemal’in Hilafetin kaldırılması Yönündeki önerisini kabul eder.

          14 Ocak 1923 Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım İzmir’de vefat eder.

          29 Ekim 1923 Türkiye Cumhuriyetinin ilan edilmesi ve Gazi Mustafa Kemal’in ilk Cumhurbaşkanı seçilmesi.

          24 Ağustos 1924 Gazi Mustafa Kemal İstanbul Sarayburnu’nda ilk kez şapka giyer.

          9 Ağustos 1928 Gazi Mustafa Kemal Sarayburnu’nda yeni Türk Alfabesi ile ilgili konuşma yapar.

          12 Nisan 1931 Gazi Mustafa Kemal Türk Tarih Kurumunu kurar.

          12 Temmuz 1932 Gazi Mustafa Kemal Türk Dil Kurumunu kurar.

          16 Haziran 1934 Büyük Millet Meclisi bir yasa geçirerek Gazi Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadını verme kararı alır.

          10 Kasım 1938 Atatürk vefat eder.

        • DEVRİMLER : Sanayi alanında yapılan yenilikler

          Türkiye, çeşitli sanayilerin kurulabileceği ve gelişebileceği her türlü ham madde kaynaklarına sahip bulunuyordu. Bu nedenle Türkiye’de milli ve modern bir sanayi kurulmalıydı. Atatürk sanayileşmenin gerekliliğini şu sözlerle ifade ediyordu:

          “Sanayileşmek, en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük-küçük her çeşit sanayii kuracağız ve işleteceğiz. En başta vatan müdafaası olmak üzere, mahsullerimizi kıymetlendirmek ve en kısa yoldan, en ileri ve refah seviyesi yüksek Türkiye idealine ulaşabilmek için, bu bir zarurettir.”

          Cumhuriyetin ilk yıllarında sanayileşmeyi gerçekleştirebilmek için özel sektör yeterli sermayeye ve deneyime sahip değildi. 1924’te ulusal sermaye birikimini sağlamak amacıyla Türkiye İş Bankası kuruldu. 1929 yılına kadar kurulan banka sayısı 27’si yöresel olmak üzere 29’u buldu. Büyük sanayi tesislerinin kurulması işi devlet tarafından üstlenildi. Bununla beraber devlet, özel sektöre bırakılan sanayi alanında faaliyetleri de korumayı prensip olarak kabul etti.

          Belirlenen kararlara göre düzenlenen sanayi programının başlıca konuları şöyleydi

          1-Mevcut sanayi tesislerini korumak ve yenilerinin yapılmasını teşvik etmek.
          2-Ülkenin ihtiyaç duyduğu büyük sanayi tesislerini devlet eliyle kurmak.
          3-Sanayi için gerekli elemanları yetiştirmek amacıyla teknik öğretim okulları açmak.

          Osmanlı Devleti zamanından cumhuriyet yönetimine kalan yıpranmış haldeki sanayi tesislerini kullanılır hale getirmek ve işletmek için 1925’te Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası kuruldu. Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası, özel sektöre kredi vermek, devlete ait olup da kendisine devredilecek fabrikaları işletmekle görevlendirildi. Daha sonra bu banka adını Sümerbank adını aldı. Sümerbank bünyesinde kurulan çimento fabrikaları ve demir çelik tesisleri zamanla bağımsız bir kuruluş haline geldi. 1925’te şeker fabrikaları için özel teşvik ve imtiyazlar getiren bir kanun kabul edildi. Alpulu ve Uşak şeker fabrikaları kuruldu.

          28 Mayıs 1927’de Teşvik-i Sanayi Kanunu (Sanayiyi Özendirme Kanunu) çıkarıldı. 1929 Dünya ekonomik bunalımının Türkiye’yi de etkilemesi üzerine 1933’de planlı ekonomiye geçildi. Birinci Beş yıllık kalkınma planı (1933-1938) uygulandı. Yurdun çeşitli bölgelerinde fabrikalar açılarak kalkınmada bölgeler arası bir denge kurulmaya çalışıldı. 1935’te yer altı kaynaklarını işletmek ve elektrik santralleri kurmak amacıyla Etibank,maden aramak ve bulmak içinde Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA) kuruldu.

          1938’de çıkartılan İkinci Beş yıllık Kalkınma Planı ise İkinci Dünya Savaşı’nın olağanüstü koşulları nedeniyle uygulamaya konulamadı.

        • Sağlık ve tıp alanında yapılan yenilikler

          23 Nisan 1920’de yeni Türk Devleti kurulunca, sağlık hizmetleri devlet hizmeti olarak ele alındı ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kuruldu. Böylece sağlık ve sosyal yardım işleri devlet bünyesinde toplanmış oldu.

          1923 yılında sağlık hizmetleri ülke genelinde yaygınlaştırılırken, ilk yıllarda koruyucu hekimliğe önem verildi. 1924’te alınan bir kararla Ankara, İstanbul, Sivas, Trabzon, Erzurum ve Diyarbakır’da örnek hastaneler yaptırıldı. Bu hastanelere bulunduğu ilin adı ile birlikte Numune Hastanesi adları verildi. 1930 yılında çıkarılan Umumî Hıfzısıhha Kanunu’nda koruyucu sağlık hizmetleri yönünde önemli düzenlemeler yapıldı. Ülkenin her yerinde yeni hastaneler ve dispanserler açıldı.

          1933’te açılan İstanbul Üniversitesi bünyesindeki tıp fakültesinin eğitim programlarının geliştirilmesine önem verildi. Kolera, veba, tifo, çiçek, kızamık, menenjit, verem ve sıtma gibi birçok bulaşıcı hastalıklara karşı sistemli bir mücadele başlatılarak bu hastalıkların sağlık kuruluşlarına bildirilmeleri zorunluluğu getirildi. Bu hastalıkların tedavisinin parasız yapılabilmesi için kararlar ve tedbirler alındı. Ankara’da açılan Hıfzısıhha Enstitüsü’nde üretilen aşılar bütün yurda dağıtıldı. Sınırlarda sağlık kontrolleri artırılarak bulaşıcı hastalıkların ülkeye girmemesi için tedbirler alındı.

          Bataklıklar kurutuldu. Kızılay teşkilatı devletin desteği ve halkın bağışlarıyla güçlendirildi. Bu sayede Kızılay, daha çok kişiye yardım etme olanağını elde etti. Böylece sağlık hizmetlerini üstlenen devlet, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren sağlık alanında birçok başarı elde etti.

        • Ticaret alanında yapılan yenilikler

          Sürekli savaşlar yüzünden güvenliğin sağlanamaması ve kapitülasyonlar sonucu rekabet ortamının bulunmaması gibi nedenlerle, Türk aileleri çocukları için ticaret mesleğine sıcak bakmıyor, memurluk ve subaylığı tercih ediyorlardı. Bu nedenle, memleketin iç ve dış ticareti yabancılar ile Rum, Ermeni ve Yahudi azınlıklarının eline geçmişti.

          Batılı devletler, Türkiye ile ticari ilişkilerinde kapitülasyonlardan ve azınlıkların aracılığından yararlandıkları için Türk tüccarların iş yapabilme olanakları oldukça kısıtlıydı. Lozan Antlaşması’yla kapitülasyonların kaldırılması ve ticareti koruyan kanunların çıkarılması, iç ve dış ticaretin gelişmesi için ortam oluşturdu.

          Atatürk, ticaretin desteklenmesi ve gelişmesini sağlamak için Türkiye İş Bankası’nı kurdu (26 Ağustos 1924). İş Bankası’nın sağladığı kredi kaynakları sonucu, Türk tüccarlar ticaret hayatına hakim oldular.

          Deniz ulaşımının büyük bir bölümü ile önemli limanların işletilmesi yabancı şirketlerin elindeydi. Lozan Antlaşması’nda Türk gemilerinin kabotaj hakkı kabul edildi. 1 Temmuz 1926 yılında Kabotaj Kanunu çıkarıldı. Bu kanun ile Türk denizlerinde yük ve yolcu taşıma hakkı sadece Türk gemicilerine verildi. Böylece denizlerimizde de bağımsızlık sağlanmış oldu. Her yıl 1 Temmuz günü Kabotaj ve Denizcilik Bayramı olarak kutlanmaktadır.

          Türkiye’de milli sermaye birikimini sağlamak ve Türk ekonomisinin para işlerini düzenlemek amacıyla 11 Haziran 1930’da kabul edilen yasa ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kuruldu.

          Diğer yandan, yabancıların kurduğu ticaret işletmelerinin satın alınmasıyla Milli Ekonomi İlkesi’nin uygulanması sürdürüldü. Ticaret alanında alınan önlemler sonucunda, iş kapasitesi artmış, bankacılık, sigortacılık, kooperatifçilik ve şirketler hızlı bir şekilde gelişme göstermiştir.

        • Anadolu’yu imar etmek, cumhuriyet yönetiminin önemle ele aldığı bir konu olmuştur.

          Şehirler yeniden onarılırken, eğitim, sağlık ve sanayi amaçlı binaların artırılmasına önem verilmiştir.

          Kara ve demir yolları ihtiyaca cevap verecek durumda olmadığından, temel ulaşım ağı kurulmasına önem verilerek, devletin etkinliğinin artırılmasına, ülkenin güvenliğinin sağlanmasına, milli ekonominin geliştirilmesine azami çaba gösterilmesi ilkeleri benimsenmiştir. Ülke içinde bir ulaşım ağının kurulması askeri yönden de gerekliydi.

          Cumhuriyetin ilk yıllarında dünyada en yaygın ulaşım türü, demir yolu idi. Ayrıca demir yolu o dönemde yurdun ekonomik ve doğal şartlarına en elverişli ulaşım şekliydi. 1924 yılında kabul edilen kanunlarla demir yollarının yapımına başlandı. Bir yandan yabancıların işlettiği demir yolları satın alınırken, diğer yandan yenilerinin yapımına hız verildi. Ankara-Kayseri-Sivas-Erzurum, Sivas-Samsun-Çarşamba, Zonguldak-Ankara, Sivas-Malatya-Fevzipaşa, Malatya-Diyarbakır hatlarıyla yurdun bütün önemli merkezleri birbirine bağlandı. Ayrıca, Balıkesir-Kütahya hattı ile Kuzeybatı Anadolu yeni hatlarla birleşti. Yapılan bu demir yollarının, ülke kaynaklarıyla bitirilmiş olması kayda değer bir olaydır. 1927’de Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı olarak Devlet Demir Yolları ve Limanları Genel Müdürlüğü kuruldu.

          Kara yollarının yapımına 1950 yılından itibaren büyük önem verilmiş, büyük şehirler düzgün kara yolları ile birbirine bağlanmıştır.

          Cumhuriyet Hükümeti, deniz ulaşımına da büyük önem verdi. Lozan’da elde edilen işletme hakkı ile Türk liman ve iskeleleri arasında yük ve yolcu taşıma hakkı Türk gemilerine verilmişti. Satın alınan yeni gemilerle deniz ticaret filosu güçlendirildi. Türk armatörlere kredi kolaylıkları sağlandı. Özel sektör gemi yapımına ve işletmeciliğine teşvik edildi. 1930’dan sonra ise gemi inşası ve işletmeciliğinde devlet ön plana çıktı. Limanlar yapılarak deniz ulaşımı, iç ve dış ticaretin gelişmesi yolunda önemli adımlar atıldı. Türk kıyıları arasında düzgün posta seferleri işletme tekeli Denizyolları İşletmesi İdaresi’ne verildi. Deniz yollarını ve ticaret filosunu güçlendirmek için 1937’de Denizbank kuruldu.

          Türkiye’de ilk Milli Hava Ulaştırma Teşkilatı 1933’te Hava Yolları Devlet İşletme İdaresi adıyla kuruldu. İlk ticari seferlerini Ankara, Eskişehir ve İstanbul arasında yaptı. Yeni hava meydanları yapıldı. Uçak bakım onarımı için tesisler inşa edildi. Milli Hava Ulaştırma Teşkilatı 1938’de Devlet Hava Yolları Umum Müdürlüğü adını aldı.

        • Osmanlı Devleti zamanında halkın yüzde 80’i tarımla uğraşıyordu ve milli gelirin önemli bir kısmı tarımdan elde ediliyordu. Batılı ülkeler modern usullerle tarım yaparken, ülkemizde ilkel yöntemlerle toprak işleniyordu. Cumhuriyet idaresinin üzerinde önemle durduğu bir konu da tarımın geliştirilmesi olmuştur.

          Atatürk, “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüsüdür. O hâlde herkesten daha çok refah, mutluluk ve servete müstahak ve lâyık olan köylüdür.” diyerek yüzlerce yıl ezilen köylünün gerçek değerini ifade etmiştir.

          Tarımı düzenlemek için her şeyden önce köylünün durumunu iyileştirmek gerekiyordu. Hükümet bu düşünceye dayanarak köycülük siyasetinin esaslarını şöyle belirledi:

          -Toprağı olmayan köylülere toprak verilmesi
          -Köylüden ağır vergilerin kaldırılarak maddi açıdan güçlenmesinin sağlanması
          -Köylünün üretim imkanlarının arttırılması
          -Köylünün bilgi ve görüşünü yükseltecek tedbirlerin alınması

          Tarım kesiminde çiftçinin durumunu güçleştiren etkenlerden biri de vergi yükünün ağır olmasıydı. Aşar vergisi, Osmanlı döneminde çiftçinin devlete ödediği bir vergiydi. Çiftçi kesimi ürününün onda birini devlete vermek zorunda olduğu bu vergiyi ödemede büyük güçlük çekiyordu. Cumhuriyetin ilk yıllarında Aşar vergisi, genel bütçe gelirinin yüzde yirmi beşini oluşturuyordu. Cumhuriyet Hükümeti cesur bir kararla 17 Şubat 1925’te Aşar vergisini kaldırdı. Böylece tarımsal gelişme için iyi bir ortam hazırlanmış oldu.

          Tarımsal üretimi artırmak için yeni ve gerçekçi önlemler alındı. Bu önlemler doğrultusunda köylü ve üreticiye tohum, fidan, damızlık hayvan ve borç para verildi. Köylünün her açıdan ihtiyacının giderilmesinin amaçlandığı 1929’da Tarım Kredi Kooperatifleri kuruldu. Örnek çiftlikler, fidanlıklar ve haralar oluşturuldu. Ülkemizin iklimine uygun yeni ürünler yetiştirildi. Traktör kullanımını yaygınlaştırmak için Hükümet, mali ve yasal düzenlemeler yaptı. Ziraat Bankası’nın verdiği kredi koşulları kolaylaştırıldı. Pulluk kullanımı yaygın hale getirildi.

          Yurdumuzun her bir yöresinde şeker pancarı, Karadeniz Bölgesi’nde çay, Güney bölgelerimizde turunçgiller yetiştirilmeye başlandı. Türkiye’nin gelişmiş bir tarım ülkesi haline gelebilmesi için orta dereceli ziraat okulları açıldı. Ziraat uzmanlarının sayısını artırmak için Avrupa’ya öğrenciler gönderildi. 1933 yılında Ankara’da Yüksek Ziraat Enstitüsü açıldı.

          2 Haziran 1929’da topraksız çiftçiye toprak dağıtılması hakkında bir kanun kabul edildi. Ancak bu kanun, kişilere ait toprakların ve hazine topraklarının tam olarak belirlenememiş olması nedeniyle uygulamaya konulamadı.

          Hayvancılık ve ormancılığın geliştirilebilmesi içinde önemli tedbirler alındı. Hayvancılığın geliştirilmesi için çiftliklerin kurulmasına başlandı.

          Gazi Orman Çiftliği’nin kurulmasında Atatürk bizzat işin başında yer aldı. Silifke Tarsus ve Dörtyol’da da çiftlikler kuruldu. Bu çiftliklerin modern tarımın yerleşmesine büyük katkıları olmuştur.

        • O GELİYOR
          Yıl, 1919,
          Mayısın on dokuzu.
          Kızaran ufuklardan kaldırıyor başını
          Yeryüzüne can veren
          Cana heyecan veren
          Al yüzlü oğan güneş!
          Takanın burnu nasıl Karadeniz’i yırtar;
          Siz de bir anda öyle yırtınız uykunuzu,
          Uyanın Samsunlular!
          Kurutacak gözlerde umutsuzluk yaşını
          Al yüzlü oğan güneş!
          Bugün Çaltı burnundan gülerek doğan güneş!

          Yıl, 1919,
          Mayısın on dokuzu.
          Uyanın Samsunlular!
          Uyumak ölüme eş,
          Diriltin ruhunuzu.
          Ufukta bir gemi var!

          Fakat bu gemi niçin böyle yavaş geliyor?
          Acaba yolu mu az, yoksa yükü mü ağır?
          Bu gemi umut yüklü, inan yüklü, hız yüklü;
          İçinde bu vatanın derdiyle yanan bağır,
          Kurulacak yarını düşünen baş geliyor.
          Bir baş ki gökler gibi bir küme yıldız yüklü!
          Bu gemi onun için böyle yavaş geliyor

          Yıl, 1919,
          Mayısın on dokuzu.
          Ufukta duran gemi gitgide yaklaşıyor
          Sanki harlı bir ateş
          Yakıyor ruhumuzu.
          Beklemek üzüntüsü her gönülden taşıyor.
          Üzülmemek elde mi?
          Hız yüklü, inan yüklü, umut yüklü bu gemi!

          O umut yayıldıkça ruhlara sıcak sıcak,
          O hız doldukça bütün damarlara kan gibi,
          Gizli gizli inleyen her yürek canlanacak,
          Ateşler püskürecek uyanan volkan gibi!

          Gittikçe büyükleşen
          Gölgene dikilmekten
          Karardı gözlerimiz.
          Koş, atıl, gemi, sana engel olmasın deniz!

          Ak saçlı dalgaları birer birer kes de gel!
          Kuşlar gibi uç da gel, rüzgâr gibi es de gel!

          Celal Sahir EROZAN

      • CENGİZ HAN ATAM,YESÜKEY ADINDA BİR GÖKTÜRK BEYİNDEN OLMADIR.AMA SENİN O SELANİKLİN KİMDEN ACABA?CENGİZHAN GERÇEK TÜRKTÜR.SİZLER İSE SELANİKLİ GİBİ NE OLDUĞU BELİRSİZ YARATIKLARSINIZ.

    • SENİN ATAN CENGİZHAN İSE SEN BİR TÜRK DEĞİL MOĞOLSUN DEMEKTİR VE TÜRKLER İLE MOĞOLLAR ANADOLU SELÇUKLU ZAMANINDA KIRAN KIRANA SAVAŞMIŞ VE EN SONUNDA MOĞOL BELASINDAN KURTULMUŞTUR..
      ÖNCE TARİHİNİ BİL SONRA TÜRKÜM DE
      “Cengiz Han, Moğol İmparatorluğunun kurucusu ve ilk hükümdarıdır. 21 Ocak 1155 tarihinde, bugün Doğu Sibirya topraklarından geçen Onon Nehrinin sağ kıyısında yer alan Deli-ün Boldok’ta doğdu. Babası Moğolların reisi Yesügay Bahadır, annesi Houlen Ece’dir. Dolayısıyla Cengiz Han ırk olarak Moğol’dur. Cengiz Han hiçbir dine mensup değildi.”
      Cengiz Han tarihin kaydettiği en büyük zâlimlerdendir.
      O kendisine karsı çıkanları, teslim olmamakla direnenleri çocukları, kabileleri ve şehirleriyle birlikte ortadan kaldırırdı. Aynı asırda yaşamış olan meşhur ilim adamı ve tarihçi İbnü’l-Esîr, Hazret-i Adem (a.s.)’den o zamana
      kadar insanlığın mâruz kaldığı en büyük felâketin Cengiz istilâsı olduğunu söyler ve: “Keşke annem beni doğurmasaydı da tüyler ürpertici zulüm ve katliamları görmeseydim!” der.
      Cengiz Han’ın orduları istilâ ettikleri İslâm ülkelerinde taş üstünde taş bırakmadılar. Kadın ve çocuklar dahil herkesi vahşice öldürdüler.”

      VE DAHA BİR ÇOK ŞEY VAR CENGİZHAN İLE YAZILABİLECEK LAKİN NE BENİM YAZMAYA NEDE OKUYACAK OLANLARIN OKUMAYA ÖZÜ YETMEZ…

      Selanikli birini sevmeye ona atam demeye gelince atatürkün doğduğu zamanlar oralar osmanlı egemenliği altında idi şuanda bile selaniğin nüfüsunda önemli denilebilecek oranda türk nüfusu barınmaktadır.şayet o ailelerden bir tanesinin çocuğu ülkeme ve islama hizmet ederse ben o çocuğa seve seve ATAM derim lakin Atatürk öyle bir insanmıydı Hayır Bana göre İslam düşmanı zamane deccaliyesi bir adamdı…

      • KES SESİNİ LAN,T.C. PİÇİ! CENGİZHAN YÜZDE YÜZ TÜRK VE ŞAMANDI.MOĞOLİSTAN’DA DOĞMAK DEMEK,MOĞOL DEMEK DEĞİLDİR.ONA KALIRSA SENİNKİ DE YUNAN DÖNMESİ O ZAMAN.BU ARADA CENGİZHAN ATAMIN DOĞUM TARİHİ 29 TEMMUZ 1162’DİR.YAKIP YIKMAKLA EN İYİSİNİ YAPMIŞTIR.ÇÜNKÜ SENİN GİBİ SOYSUZLAR BUNDAN ANLAR.HER ZAMAN DERİM;MERHAMET,TÜRKOĞLU’NUN EN ZAYIF NOKTASIDIR.

  14. millet uyanın.bu ve bunun gibi sitelere inanmayın.bunlar belki 1400 lü yıllardan beri Türk milletini çökertmeye çalışan Avrupa kökenli düşmanlarımız.bunlar gizlice dini kullanır.açıktan sağcı,solcu,pkk gibi terörü destekler.Türkiyeyi aşağılayıcı propaganda yaparlar.bize katliamcı derler.kendileri 5 kıtada 1milyar insanı katletmiştir.bu siteyi yapanlar bilmiyerek düşmanı destekliyor.ama başındaki birkaç kişi ne yaptığını çok iyi biliyor.

  15. Lan yavsaklar mayanız bozuk mu da tapıyorsunuz bu sahtekera
    Yazıklar olsun hepınıze kı
    Sızı o ıkıyüzlü kendısı ne oldugunu bılmeden tapıyosunuz (tapınak haline getırdiniz pisligi)
    İlla tapacaksanız Allaha c.c Tapın!!! O deyıl ıman sahıbı asker ve komutanlar,Anneler,Babalar
    Milli mücadele verdiler hep beraber! düzgün ınsanlar memlekti,Allah korkusu
    Sehıtlerımız kurtardı uyanın artık be!!!
    Rahat bırakın artık uyanın (O nun hesapı da halen bitmedi veriyor)
    Hepınızı Allaha havale edıyorum!!!

    Adnan

  16. hakaret etmek istemiyorum ancak çarpıtılmış haber yayınlayarak birilerini karalayarak sonuç elde etmeniz hakarete değer yine de etmiyorum…
    şimdi tüm bu mal varlıklarının Atatürk’e ait olduğunu usulsüz olduğunu hatta işi inanılmaz derecede abartıp cumhuriyet altını hesabı ile bugünün parasıyla aylık 800 milyar tl maaş aldığını söyleyen lavuklar peki zamanın miras hukukuna göre Atatürk tüm mal varlığını bağışlayamıyordu bu nedenle tümünü bağışlayabilmesi için çıkartılan kanuna ne diyorunuz? sizin karaladığınız insan bir milletin bağımsızlığını kazanmasında önder olan Çanakkale’de Doğu Cephesinde ve Kurtuluş Savaşlarında 7 düvelle savaşmış ve zafer kazanmış bir LİDER! peki sizin dinci hacılarınız hocalarınız o zamanlar ne yapıyordu? kafir ingiliz fransız yunanlılarla anlaşma yapıyorlardı bunları göremiyor musunuz? Vahdettin’i bile büyük insan olarak tanıtan lavuklar var ulan bu ülke bölünüp parçalanırken vahdettin şerefsizi ne yapıyordu? isyan çıkarıp milli mücadeleye köstek olmuyor muydu? ya Allah her insana akıl vermiş dinci bile olsa insan bazı şeyleri sorgular yaa? bu çiftlikler Atatürk’ün üzerinde bile olsa kendi için değil milleti için örnek olup halkın gelişmesi için bizzat kurdurmuştur, cephelerde ölümlerden dönen hayatının büyük çoğunluğu savaşlarda geçen birinin parayla pulla işi mi olur? savarona yatına laf edenler bugünün kaçak sarayına akp müteahhitlerinin kazandığı paralara niye susuyor? ağzından dini kelimeler düşmeyen münafıklara inanıp öncelikle insan olmayı savunan tarihi kişiliklere sataşmalarını anlamıyorum. ATATÜRK NE YAPTIYSA BU HALKIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN YAPTI. YABANCILARIN ELİNDEKİ İŞLETMELER MİLLİLEŞTİRİLDİ. PEKİ SAVUNDUĞUNUZ AKP NE YAPTI TELEKOM’U ARAPLARA SATMADI MI? CUMHURİYET YAPAR AKP SATAR MANTIĞI SİZDEKİ SATA SATA BİTİREMEDİNİZ. PEKİ AKP NE YAPTI KAÇ FABRİKA KAÇ İŞLETME NE YAPTI YANİ YARINLARA NE BIRAKTINIZ? ŞATAFATLI SARAY DIŞINDA?????????

    • Helal olsun kardeşim sana.. Boyle karaktersizlik olmaz tayipin yalakalari bunlar. Atatürkün adını ağızlarına besmeleyle alsin serefsizler adını karalamak isteyenler bosuna ugrasmasin su dunyada 1 tane kemalist kalsa bile bunlar gibilerinin canina okur..

    • DOĞRU SADECE RAKI VE SİGARA TEKİRDAĞ RAKISI MİLLİLEŞTİRİLDİ DEVLETİ AYAKTA TUTACAK OLAN UÇAK FABRİKASI KAPATILDI YANİ 90 YILDIR HAREKETSİZ YATILDI DEMEK İSTİYORSUN

  17. Lan ..edit.. sitesi Ataturku kimle neyle kiyasliyon adam milli mucadeleyi baslatmasaydi ..edit..

    *EDİT : Küfür etmeden şampiyon

  18. Milli mücadele döneminde TC lehinden çok aleyhine antlaşmalar imzalanmış. İstediğiniz tarihçiye sorabilirsiniz. Bizlere zafer kazandık dediler. 1299 dan Buyana hüküm süren Osmanlı topraklarını parça parça verdiler. Osmanlı padişahlarına,hocalara haindediler vatan topraklarında ya idama yada sürgüne gönderdiler. 600 sene hüküm süren atalarımıza dini İslam olan ülkede bunları yaptılar islamı ayaklar altına aldılar ezan türkçeleştirildi, özgürlük dediler baş örtüsüne karşı çıktılar kılık kıyafet yönetmeliğini çıkardılar. Milli mücadele zamanında yoksulluk varken bir komutanın bu kadar mal varlığının olmasi normal mi????? Sayın Cumhurbaşkanı devlet için Aksaray yapar gündemden düşmez.

    • Atatürk ‘ un tek derdi laiklik ve çağdaş bir medeniyetti. Senin o hoca dediklerin ingiliz mandasını savunan cehalet mahkumu hainlerdi. Su anda bi amerikan mandasi halinde olurduk sürünürdük kadınlarımıza hic bir hak taninmazdi eger ATATÜRK olmasaydı.. Peki 600 yillik

      • ŞİMDİ ÇOK MU FARKLI,ABD-AB UŞAĞI?YOK OLMASAYDI FALAN DA FİLAN.KORE GİBİ GERÇEK VE TAM BAĞIMSIZ OLAMADIKTAN SONRA NE İŞ YARAR KURTULUŞ?GERÇEK TÜRK OLARAK O TAPTIĞIN SOYSUZU ASLA AĞZIMA ALMAM.

        • Soysuz falan nasil konusuyosun sen oyle o zaman git kore vatandasligina gir nasil bi at gözlüğü takmışsınız bilmiyorum araştır bakma gör atama asla laf ettirmem o nun da söylediği gibi cahille uğraşmak düşmanla ugrasmaktan daha zordur sen ve senin gibilere ne kadar laf anlatsak anlamazsınız Allah sizi islah etsin. Siz ki kendi ülkesinin kurucusuna laf edenler siz bu ülkeyi haketmiyosunuz yazıklar olsun

          • SANA MI SORACAĞIM?KURTARDIYSA NE OLDU?NE DEĞİŞTİ?BU ARADA BENİM ATAM CENGİZHAN’DIR.BEN SENİNKİNE DİL UZATIRIM AMA CENGİZHAN ATAMA SKIYORSA MOĞOLİSTAN’DA DİL UZAT BAKALIM NE OLUYOR?

            • Ben kimsenin görüşlerine saygısızlık yapmam demek ATATÜRKe dil uzatırsın ha ? Bak arkadaşım burasi moğolistan falan degil aklını başına devşir bi düzgünce düşün burasi Türkiye Cumhuriyeti bu devletin kurucusu MUSTAFA KEMAL ATATÜRK dur. Yıkılmak da olan Osmanli Devleti ni kurtaran bizzat kendisidir. Kaldı ki o zamanlar osmanlı hasta adam olarak adlandırılıyordu. Mal varlığı hakkında bi dünya gereksiz sacma sey yazılmış istese bi akrabasına bırakabilirdi kaldı ki bütün malini devlete birakma kanunu nu da kendisi çıkardı sahip olduğu arazilerin çiftliklerin türkiye bütçesine onemli katkisi oldu ve halka özendirdi ozel mülkiyeti. Avrupanın daha bircok ülkesinde bile yapılmamış olan yenilikleri başlattı senin soyadin varsa okuma yazma biliyorsan burada düşüncelerini acikca ifade edebiliyorsan onun sayesinde. O nun gibi yuce bir lidere asla dil uzatamazsin ona soysuz dedin hakaret ettin madem o kadar yureklisin acikca kimliğini belirt ve hakkında suc duyurusunda bulunalım oturduğun yerden laf etmeyle olup bitmiyo. Saygı duyacaksan kurucumuza. Ata ma asla laf ettirmem akli basinda bi türk genci olarak

            • HAKKIMDA SUÇ DUYURUSU YAPSAN NE OLACAK?SEN VE SENİN GİBİLERİ DE KİM OLUYOR?T.C’Yİ TEK BAŞINA MI KURTARMIŞ?CENGİZHAN’IN TORUNUYUM VE HİÇ KİMSEDEN KORKUM YOK.ONA KALIRSA SEN DE OTURDUĞUN YERDEN ZIRVALAYIP DURUYORSUN.BEN BENİNSEMEDİĞİM BİRİSİNE ASLA SAYGI GÖSTERMEM.BEN GÖKTÜRK-KIPÇAK VE AHISKA TÜRK’Ü OLARAK SİZİN GİBİ ABD-AB YALAKALARINA MERHAMET ETMEM.ONUN İÇİN SINIRINI AŞMA DİYORUM.SON OLARAK,CENGİZHAN ATAM DURURKEN O SENİN TAPTIĞIN SELANİKLİ DE KİMMİŞ?

            • Bak ABD yalakasi diyemezsin bize biz ATATÜRKÇÜYÜZ kimliğinde TC vatandaşı yazıyorsa eşek gibi saygı duyacaksın cengizhan atana kimse laf etmiyo şizofren misin kardes ? Su yaptığın terbiyesizlik senin. kimse kimseyi sevmek zorunda degil ama saygi duyacaksin tabi eger insansan çünkü bi insan az da olsa sağlıklı düşünebilir . hic bi yere ulaşamamış birisin MUSTAFA KEMAL in kirli tırnağı olamazsın saygısız. Babalarınızı belli eden MUSTAFA KEMAL. Yobazlikta sınır tanimiyosunuz bu ülke nin kurucusuna baska milletler ozeniyo düşmanımız kalkıp diyo ki boyle bir lider bir milletin basina ancak asirda bir denk gelir türkiye cok şanslıdır.sen hala neyin kafasini yasiyosun dostum . bu söylediklerinin bedelini agir ödeyeceksin öbür dünyada ATATÜRK un hepimizin su anki yaşamında hakki var sana da hesap sorulacak . bi ABD ye takmışsın bi de cengizhan a. Farkindayim ne kadar abd nin boyunduruğu altına girmek istediğini ATATÜRK u saymayisindan belli. O olmasaydı ne güzel abd mandasina girecektik degil mi anan bacın onun bunun altında kalacaktı. Köpek yerine bile konulmayacaklardi. Millet hayvan dışkısından arpa buğday secip yiyiyordu ingiltere fransa yunanistan yurdu isgal ettiginde. Kurtuluş savaşında en on safta MUSTAFA KEMAL vardı YA ISTIKLAL YA OLUM dedi adam vatan icin millet icin gerektiğinde 3 gün uyumadan toplantı yaptı sen de kalkıp diyosun ben onu sevmiyorum sevmezsen sevme kardesim istedigin kadar nefret et . biz o na cok sey borcluyuz görünen koy kılavuz istemez. Bi de ATATÜRKe hakaret etmenin cezasına da bakiver internetten zahmet olacak
              !

            • TUTTURMUŞSUNUZ KİMLİK DE KİMLİK.GERÇEK TÜRKLÜK IRKLA OLUR,KAĞIT PARÇASIYLA DEĞİL.O OLMASAYDI OLMAZDIK DİYORSUN,O ZAMAN DEFOL GİT.SAYGI DUYMAYA GELİNCE BEN BENİMSEMEDİĞİM KİMSEYE DE SAYGI ASLA GÖSTERMEM.CESARETİN VARSA SEN ADINI,SOYADINI VE ADRESİNİ YAZ BAKALIM,BATININ MAYMUNU!SON KEZ OLARAK,TÜRKİYE GENE İŞGAL ALTINDA VE IRZ-NAMUS YOK.SİZİN GİBİ BATI TAKLİTÇİLERİ YÜZÜNDEN.

            • ÇANAKKALE VE KURTULUŞ’UN SONUCU NE OLDU?ÇANAKKALE SONRASI İŞGAL OLDU.KURTULUŞ OLDUYSA DA NE OLDU?KORE GİBİ SAF IRK,TAM BAĞIMSIZ VE GERÇEK DEVLET Mİ OLDUK?TUTTURMUŞSUNUZ BATI DA BATI,BAŞKA BİRŞEY YOK.ETRAFINDA NE KADAR TÜRKİYELİ FAHİŞE VAR ACABA(GAVUR,ARAP,ZENCİYLE OYNAŞANLAR)?YANİ KURTULMAK PARA ETMEDİ.BEN SONUCA BAKARIM.BAĞIMSIZLIK SADECE SİYASİ OLARAK DEĞİL,EKONOMİK BAĞIMSIZ DA OLMALI.YURTDIŞI DİYE TUTTURURSANIZ ASLA TAM BAĞIMSIZLIKTAN SÖZEDEMEZSİNİZ.SİZİN GİBİLERİ YÜZÜNDEN HİZMET BİLE VERMİYORUM.

            • seninki tam bir sapık ve orospu çocuğuymuş ( muhtemelen tarihteki en hırslı lider. o zamana kadar kimsenin kuşatarak alamadığı kum kalesini (cengiz geliyor diye kallavi bir hazırlık yapmalarına rağmen), bir kaç gün içinde almış, kendisine teslim olmayan şehrin yöneticisinin ağzına erimiş demir döktürerek öldürmüş, gene hırsını alamayıp kaledeki bütün canlıları öldürtmüş (bütün canlılar: kedi,köpek,insan kuş, vs.), gene sinirini alamayıp kaleyi yıktırmış, ancak bununla da yetinmeyip, kalenin yıkıntılarını sürdürüp tarla yaptırmış )

            • OKU ULAN FARE DÖLÜ : 1209 Öncü Zaferler 1209’da Cengiz, Çin’in kuzeybatı sınırındaki Xi Xia’nın Tangut Krallığı’nı kolayca yenilgiye uğratarak köle yaptı. 1211’de Kuzey Çin’in Çin Hükümdarlığı’nı yok etmek için bir sefere başladı. 1215’te başkent Zhongdu’yu aldı. 1218’de Kara Kıtay imparatorluğu batıda Moğol yönetimine teslim oldu. Çinde yapılan katliamlardan 1 yıl sonra oraya giden insanların ifadesiyle ( ölen insanların cesetlerinden çıkan yağla sokaklar sabun gibi kayganlaşmıştı) OKUDUNMU PEZO ??

            • Cengiz, tam bir vahşi, orospu çocuğuymuş………( Kapılar açıldı, Cengiz han içeri girerken “işte yenilmez buhara” dedi.” Tek ok bile atmadan korkusundan kocakarılar gibi büzüldü. Yağma serbesttir,yağmalayın,yakın,yıkın. Vuruşmadan teslim olmak neymiş anlatın. Düşmanın bile cesuru makbuldür”

              Cengiz han’dan önce buhara medreseleriyle,bahçeleriyle yemyeşil çok güzel zamanının en medeni ,gelişmiş şehirlerinden biriydi. Cengiz han buhara da işini bitirip çıktığında dumanlar güneşi kapatmıştı ve her yer simsiyah küldü. Cengiz han Buharadan sonra semerkantın üzerine gitmeye karar verdi.

              Cengiz han’ın semerkanta geldiğini duyanların birçoğu onun eline düşmemek için kendilerini kalenin burçlarından aşağı bırakıp intihar etmeye başladılar.

              Semerkanttan da bir kafile geldi. Cengiz han’a bizi kılıçtan geçirme canlarımızı bağışla diye yalvardı. Cengiz han : “müsterih olun” dedi Kapılar açıldı Cengiz han içeri girdi. Herkese kanallar kazdırmaya başladı. Kılıçtan geçirmeyeceğine dair söz verdi ya bu sefer de insanların diri diri gömülmesi emrini verdi. “Ben kılıçtan geçirmeyeceğime söz verdim, öldürmüyeceğim demedim!!!”

              Öldürülen her harzemlinin yaşama ihtimaline karşı kellelerini kestirip onlardan piramit yaptırmaya başladı.)

            • BUNU DOĞURMAZ OLSAYMIŞ, FAHİŞE ANASI ……..( uzun yıllar evvel soğuk bir tundra akşamında cengiz han moğollarına atlarına atlamalarını ve komşu köye saldırmalarını emreder. bunun hiçbir sebebi yoktur. sadece, cengiz han, değişik hayvan kürklerinden tasarlanmış çadırında barış ve sessizlik içinde yaşamak istememektedir. Savaşmak ve yok etmek istemektedir )

            • BEN TÜRKOĞLU TÜRK OLARAK CENGİZHAN ATAMLA AYNI YAPIYA SAHİBİM.YAKMAK,YIKMAK,VURMAK,KIRMAK.ÇÜNKÜ SEN VE SENİN GİBİ DÜŞMANLAR BUNDAN ANLAR.MERHAMET,TÜRKOĞLU’NU YOKEDER.GURUR İSE YÜCELTİR.

            • hayır bir Türk yakmaz yıkmaz…….
              mecbur kalmadıkça, savaşmaz.
              sen hasta ruhlu bir sapıksın.

              ULAN YOKSA?
              tımarhanede falan mısın?
              çok hastasın çünkü !

            • GERÇEK TÜRK OLARAK İSTEDİĞİMİ YAPARIM.HEM HASTA OLMAK GAVURUN PİÇİ VE FAHİŞESİ OLMAKTAN DAHA İYİDİR.

            • bana bak ! (çivici katil de herkesi öldürdü ) ama onuda bir katil öldürdü…
              eminim sen hasta bir manyaksın..
              inş. çevrene, halka zarar vermeden içeri alırlar seni…..
              TEHLİKELİSİN !
              inş. ülkemizden çok uzaklarda yaşıyorsundur. senin gibi sapıkları ülkemizde istemeyiz..
              Türk düşmanı PİÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇ !!

            • ASIL PİÇ SİZİN GİBİ TÜRKİYELİ SOYSUZLARDIR.HEM GERÇEK TÜRKLÜK ORTA ASYA’DAN SORULUR.HEM T.C DEVLET Mİ?SANKİ KORE GİBİ TAM VE GERÇEK DEVLET DEĞİL.

        • SES VE CENGİZ İN SOYSUZ ! or. çocuğusun sen al vahşi fahişe dölünü oku ( Yapılan kanlı savaşlar sonrası moğollar harezm bölgesinden çıktıklarında arkalarında 1 milyondan fazla ölü bırakmışlardı. Yani bir kelle için 1 milyon kelle gitmişti. Bölgede herhangi bir canlı kalmaması için bir tabur asker orada kaldı. Moğollar son derece hırslı davranıp , katliamdan kaçabilenleri yüzlerce km takip edip öldürdükten sonra geri gelmişlerdir.(bir rivayete göre moğolların geçtiği yerlerde hayatta kalan tek canlı bozkurttur.)

          • NE FATİH NE DE SELANİKLİ.BENİM ATAM CENGİZHAN’DIR.KİMSEYE MERHAMET ETMEM.BU ARADA GERÇEK TÜRK TARİHİ ORTA ASYA’DIR.CAHİL KARI!

    • son Padişah’la Atatürk arsında gizli kapılar ardında bir antlaşma yapıldı. bu antlaşmada padişahın benim canım malım ve evlatlarımın canına mal olunsa da bu devletin ayaklar üstün de durabilmesi ve Enver paşanın hayalinin gerçekleştirilebilmesi için zemin oluşturulmasıdır. Uzun uğraş ve Osmanlı yandaşlarının ve din adamlarının bu konuda yetiştirilmesi ve yeni siyasi kimlik öğretisiyle beraber dünya üzerinde yeni bir Türk ordusu kurulması hususunda adımların atılması söz konusu olmuş Türk birliği ya da turan birliği adları adında bir devlet kurulma çabası güdülmüştür. Artık Osmanlı imparatorluğu adı altında değil ama büyük Türk devleti adı altında olacağı kanaatindeyim. Sonu istan ‘la biten her cumhuriyet Türk milletidir. Bu bizi diğerlerinden ayırt etmek için özellikle işaretlenmiş ve bilinçli şekilde konmuştur. Filistin’e 13 aşiret Türk yerleştirildi, Suriye’ye 17 aşiret Türk yerleştirildi, İran’a 11 aşiret Türk yerleştirildi, Ürdün’e 11 aşiret Türk yerleştirildi, Lübnan’a 5 aşiret Türk yerleştirildi, Arabistan’a 12 adet aşiret Türk yerleştirildi, Ermenistan’a 19 aşiret Türk yerleştirildi, Hollanda, Amerika, Almanya, Fransa, Portekiz, Norveç, yemen ve daha nereler türkün olmadığı bir yer göster bana hep etkili yerlerdeler. ve diyorum ki: bütün Türkler bir gün ansızın delirecektir, işte o zaman tanrı türkü değil onları korusun…..!

  19. Atatürkün mal varlıgı hakında yazı yazan kişi ya zır cahil,yada insanların gözünde küçük düşürmek için kaleme almış.Atatürk bu çiftlikleri araştırmaya yönelik yöredeki insanları üretime teşvik etmek ve limon portakal mandarina daha türkiyede bilinmezken bu ürünlerin fidesini yurtdişından getirtirerek ve çogaltarak insanlara adana mersin tarsus antalya izmir yöresindeki insanlara örnek olmuştur.ve bugün türkiye narinciyede 1 milyar dolar ihracat yapar hale gelmistir.ve o günkü şartlarda türkiyede bir yere ürünü taşıyacak yol yoktu arabada yoktu Atatürk bu mahsüleri satarakmı türkiyenin en zengini oldu.Allah bu tip cahil yazarların şerinden türkiyeyi korusun ve kolasın

      • oldu pekii. Tayyip erdoğüan da aksaerrayın tapusunu kendi adına alsaydı bu kadar doğal karşılayacakmışdın. tabiiki hayır. katır gibi tepine tepine bağıracaktın. gerçi yin eaynısını yapıyosunuz. sizden adam ıolmaz.. ulan devlet için alınan çifliklerin adı devlet üretme çifliği olur. o çifliklerin sahipleri de cumbabalar değil,, devlettirrr.. o günün fukara türkiyesinde atatürrk ball gibi kişisel servet yapmış. hiç boştanyere kıvırmayın.

        • ama almadı.alsaydı onun için de birşeyler yazardık.senin gibi de anırmazdık.bu bilgiler kendisinin TBMM sine verdiği mal beyanından.anlayamadığım bir şey de neden bankayı da millete bağışlamadığıdır..

  20. Ben hep merak ederdim Atatürk’ün hazineye bağışladığı ”443 baş cins sığırın” akıbetini, anladım ki artımlarından mutasyona uğrayıp burada yorum yapanlardan var…

  21. Geri bildirim: YENİ AKİT GAZETESİ YİNE MODAYA UYUP ATATÜRK’E SALDIRDI /// BU SEFER SEBEP MAL VARLIĞI | Stratejik İstihbarat

  22. Bahaneye bak. Bütün mal varlığını devlete bırakmışmış. Bana da verin bende dünyada bırakacağım. Söz.

  23. BU NASIL BİR HESAP…>İzah edelim, M.Kemal’in Cumhurbaşkanlığı maaşı 14 bin TL idi. Bu rakam bugünkü değerden hesaplanır ise yaklaşıl 167 cumhuriyet altını yapıyor yani şuanda cumhuriyet altını (ŞU HESABI Bİ YAPIN BAKALIM)530 TL olduğuna göre yaklaşık 800 bin TL.Eski para ile 800 milyarcık.. Yani hayatta iken Türkiye’nin en zengin adamı M.Kemal idi.(YUKARDAKİ YAZIDAN ALINDI)

    • 1 altin 530 tl…. 10 altin. 5milyar 300tl… 100 altin 53bin tl..
      Yani 167×530.tl =88.510 tl yapar.. 1altin 5milyar 300tl ise.. 885.100 tl eder..
      Hesap makinasi boyle diyor.. hak yemek gunahtir.. bize yakismaz..

  24. Eee bu mal, mülk sizi ne ilgilendirir. Öldükten sonra zaten devlet malı oldu bunlar. Adam cephelerde savaşırken açlıktan 45 kiloya düşmüş daha fazlasını hak ediyor.

    • BEN DE ASKERLİK YAPTIM VE NE YAZIK Kİ VERGİ DE ÖDÜYORUM.AMA ASLA DEVLET OLAMAMİŞ T.C. GAVUR PİÇİNİ,PİS ARAP’I,AŞAĞILIK ZENCİLERİ YURDA SOKUYOR.O ZAMAN BEN DE HER TARAFI YAKAR,YIKARIM.VAR MI BİR İTİRAZIN?YAŞASIN TÜRKİYE DEMOKRATİK HALK CUMHURİYETİ!YAŞASIN GERÇEK VE TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE-KORE KARDEŞLİĞİ!

      • Benim nenemim babası da Çanakkale gazisiymiş. O da savaş bittikten sonra memlekete geldiğinde çok sefalet çekmiş. Ama karnını doyurabilmesi için çocuklarına bakabilmesi için en iyi yaptığı işi eşkıyalığı seçmiş çünkü bu adam senelerce cephelerde savaşmış İngilizlere esir düşmüş esir değişimi sırasında kendi birliğine dönebilmiş. Böyle bir kişilikten ne beklenir ki zaten soyadı kanunu çıkınca demirci soyadını almış. Halen daha onun ismi bizim taraflarda zikredilince insanlar tedirginleşiyor düşünün nasıl nam saldığını savaştan önce nenemin annesinden öğrendiğine göre çok mülayim bir insan olduğu hususunda rivayetler olduğu aksedilmiştir. meşhur ŞÜKRÜ DEMİRCİ

  25. O yüzden mi manevi evlatları yokluk içinde öldüler sizin gibi haber yapanın ben sözde işte milleti bilgilendirceksiniz siz anca uydurduklarınla kendinizi ATAdan soğumaya tatmin edin.

    • manevi evlatları da hazineden geçindiler.bilmeden konuşma.kimsenin malında mülkünde gözü yok.sen ilcelemeden araştırmadan yazmışsın.kimse dünyaya kazık çakamıyor.haliyle kefenin cebi yok.burada bu haberi yapanların merak ettiği bir memurun bu kadar mülkü nasıl edindiği.bilen varsa yazsın.bilmeyenler de nasıl olabileceğini düşünsün…

  26. Bu kadar mal mulk ve zenginligin ne geregi vardi ki? Kendisine verilen maas ta cok yuksekti. Bir insan bunlari sonunda devlete bagislamak icin degil, hayattayken alabildigine yasamak icin elde eder. Hepsini devlete bagislamadi. Inonuye 3000 lira aylik bagladi mesela; bugunun parasiyla ayda 200-250 bin lira eder. ailesine ve bazi tanidiklarina da bagislar yapti. Is bankasindaki %28’lik hisseyi tek-parti sursun diye CHP’ye bagisladi. Olunce bagislamak yerine hic elde etmeseydi cok daha taktir edilirdi….Ayrica bazi yorumcular sanki Turkiye’yi Ataturk tek basina kurtardi gibi konusuyor. 9600 sehit figuran miydi? Diger subaylar, pasalar?

    • Ulan gerizekalı ailesi yaşıyomuydu cahil cahil yazıyonuz evinizde oturup rahat rahat yatmanızın sebebi ATATÜRK tür o yüzden az bile almış adam sonuna kadar hakediyor sen onun b*kunu bile haketmiyosun bu dönemde kimse haketmiyor siz anca mal mal yorum yapın Düşünsenize (yapabiliyosanız) bir ingiliz askerinin evine girip aileni gözün önünde öldürdüğünü !!!! Bu rahatlığımızın tek sebebidir o yüzden sev demiyorum sadece SAYGI

  27. BAĞIŞLAYACAK AKRABASI YOK NEDEMEK KIZ KARDEŞİ VARDI DEMEKKİ İSTEYEREK DEVLETE BAĞIŞLADI TAYYİP AMCANIZ GİBİ SOYUP YURT DIŞINA YATIRMADI PARALARI ÜLKE EKONOMİSİNE HARCADI NE YAPTI AKRABASINA SON MODEL GEMİCİKMİ ALDI HAYIR MİLLETİNE BAĞIŞLADI

  28. sevr antlaşması (lozana laf atanlar bu yüz karası antlaşmaya mahkum olmadığımız için ALLAHA şükür etmeliler )

    Sınırlar (madde 27-36): Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya’nın büyük bölümü Yunanistan’a, Ceyhan, Antep, Urfa, Mardin ve Cizre kent merkezleri Suriye’ye bırakılacak, İstanbul Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalacak;
    Boğazlar (madde 37-61): İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlar’da deniz trafiği on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü zaman Müttefik Devletler’in donanmalarını yardıma çağırabilecek;
    Kürt Bölgesi (madde 62-64): İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti’ne bağımsızlık için başvurabilecek
    İzmir (madde 65-83): Yaklaşık olarak bugünkü İzmir ili ile sınırlı alanda Osmanlı İmparatorluğu egemenlik haklarının kullanımını beş yıl süre ile Yunanistan’a bırakacak; bu sürenin sonunda bölgenin Osmanlı veya Yunanistan’a katılması için plebisit yapılacak;
    Ermenistan (madde 88-93): Osmanlı, Ermenistan Cumhuriyeti’ni tanıyacak; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek (Başkan Wilson 22 Kasım 1920’de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan’a verdi.)
    Arap ülkeleri ve Adalar (madde 94-122): Osmanlı savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege Adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecek;
    Azınlık Hakları (madde 140-151): Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrimüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okul ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı’nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek;
    Askeri Konular (madde 152-207): Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri kuvveti, jandarma dahil 50.700 kişiyle sınırlı olacak ve ağır silahları bulunmayacaktı.[1][4] Türk donanması tasfiye edilecek, Marmara Bölgesi’nde askeri tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecek;
    Savaş Suçları (madde 226-230): Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacak;
    Borçlar ve Savaş Tazminatı (madde 231-260): Osmanlı İmparatorluğu’nun mali durumundan ötürü savaş tazminatı istenmeyecek, Türkiye’nin Almanya ve müttefiklerine olan borçları silinecek; ancak Türk maliyesi müttefiklerarası mali komisyonun denetimine alınacak;
    Kapitülasyonlar (madde 260-268): Osmanlı’nın 1914’te tek taraflı olarak fesh ettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak;
    Ticaret ve Özel Hukuk (madde 269-414): Türk hukuku ve idari düzeni hemen her alanda Müttefikler tarafından belirlenen kurallara uygun hale getirilecek; sivil deniz ve demiryolu trafiği Müttefik devletler arasında yapılan işbölümü çerçevesinde yönetilecek; iş ve işçi hakları düzenlenecek hükümlerini içeren bir antlaşmadır.

    İki haritaya bakıp farkı görün koca imparatorluğu rezil duruma düşüren padişahlara laf etmezler kurtaran atatürke laf ederler keşke diğer padişahlar fatih gibi kanuni gibi yavuz gibi becerikli olsaymışta rezillik fakirlik içinde yüzmeseydik.eğer o padişahlar adam gibi vazifesini yapmış olsalarmış şu anda kapı gibi dururdu osmanlı.çin nasıl duruyo ki osmanlı zamnında da vardı osmanlı da dim dik ayakta dururdu.ayrıca birbirinize düşmanca davranmayı bırakın allah korusun ülkeye düşman saldırsa sen dinsiz sen atatürkçü sen yobaz diyerek ülkemizi savunmayacakmıyız.bu çatışma kutuplaşma yabancı soysuz devletlere yarar birlikten kuvvet doğar biz biriz unutmayın.allaha emanet olun saygılar…

    • buradaki birçok maddenin lozan da kabul edildiğini biliyor musun.halbuki sevr anlaşması padişahın (devlet başkanının) imzalamaması neticesiyle kabul edilmemiştir.bilgilerinize…

      • İTTİHAT VE TERAKKİ’Yİ SUÇLAMANIZIN TEK NEDENİ TÜRKÇÜLÜĞÜ SAVUNMASIDIR.O ZAMAN BEN DE SONUNA KADAR İTTİHATÇIYIM.

    • TÜRKİYELİ SOYSUZLAR İÇİN ASLA SAVAŞMAM.ÇÜNKÜ BENİM DEDİĞİM OLMAZ.YANİ KORE GİBİ OLMADIKTAN SONRA ÇANAKKALE VE KURTULUŞ GİBİ SAVAŞMANIN HİÇBİR ÖNEMİ YOK.SEN ORAYI BURAYI YABANCILARA SAT,TÜRKİYELİ ….GAVUR,ARAP,ZENCİLERİN ALTINA YATIR.SONRA GEL SAVAŞ AMA KİMİN İÇİN?

  29. Atatürk’ün de uygun görmesi üzerine konu Meclis’e götürülmüş ve bu kanun çıkartılmıştır. (Kabul Tarihi: 12.6.1933, numarası: 2307.)
    Atatürk’ün mal varlığının tamamını hazineye bağışlayabilmesi için Atatürk’ün isteği ile Meclis tarafından çıkarılan 2307 nolu kanunun maddeleri şunlardır:
    Madde 1: Gazi Mustafa Kemal Hazretleri’nin, Kanunu Medeni’nin 452. maddesi dairesindeki tasarrufları, mahfuz hisseler hakkındaki hükümden müstesna olup, bütün mallarında muteberdir.
    Madde 2: Bu kanun neşri tarihinden itibaren muteberdir.
    Madde 3: Bu kanunun hükümlerini icraya, İcra Vekilleri Heyeti memurdur.
    Tüm mal varlığının ulusa yani hazineye ait olduğu, 1933’te çıkarılan işte bu yasayla hüküm altına alınmış oluyordu.
    İntikallerin tamamlanması ise 12 Haziran 1937’de bitmiştir.
    Prof. Orhan Çekiç’in dediği gibi “Özel yasa çıkarttırarak kendine özel çıkarlar sağlayan devlet adamlarına, dünyanın her yerinde dün de, bugün de rastlanıyor, yarın da rastlanacak… Ama özel yasa çıkarttırarak nesi var nesi yok milletine bağışlayan devlet adamına, ne Atatürk’ten önce, ne de sonra bir daha rastlanmadı.”

    Atatürk, kâğıt üzerinde nice mal-mülk sahibi görünüyor olsa da 1933’ten itibaren O’nun artık bir dikili ağacı bile yoktur.

    Atatürk’ün, yaptığı bağışlara temel olan yasayı Meclis’ten rica ederek çıkarttırdığı tarih; 12 Haziran 1933’tür… Yani, Cumhuriyet henüz 10 yaşındadır. Hastalık belirtileri de daha ortaya çıkmamıştır. Çiftliklerinin zarar etmesi diye bir durum da söz konusu değildir, çünkü daha çiftlikler yeni kuruluş aşamasındadır. Atatürk, bilerek, isteyerek, daha işin başında malını mülkünü milletine bırakmaya karar verniştir.

    O yüzden nankörlük yapmayın.Padişahların yaptığı gibi sülalesini doyurmadı Atatürk.Asıl padişahlar kendi malıymış gibi davranıyodu ülke için.

  30. Şöyle söyliyim, bu işleri padişah sıfatı ile yapsaydı neleri olurdu? Onun kurtardığı topraklar Fatih’in fethettiği kadar iken ikisinin servetini karşılaştıralım mı?

  31. ulan adam osmanlının 600 yılda yapamadığını 90 yılda yaptırttı. okuma yazma oranını %8’den %80lere çıkarttı siz gelin Hz. Alinin deyimiyle 40 yıl kölesi olun adamın.

  32. Ülke onun. kendi bileğiyle ve aklıyla kazandı. kendi mal varlığıyla ülkesinin ekonomisini kalkındırdı onun neye ihtiyacı vardıki ? o kralda olabilirdi padişahta ama seçimle getirilen cumhurbaşkanı oldu. bunları yazanlar 2 mb aklınız var. onun ise dağılmış şerefi kalmamış bir viraneden yeni bir ülke inşa edip bütün dünya liderlerini ayağına getirtecek aklı var. neyin kafasını yaşıyorsunuz. ölümünün üstünden bin yıl bile geçse saygı görecek kapısında asker bekleyecek bizde onun askerleriyiz. siz şimdi düşünün bu ülkede sizler kimsiniz uzaydaki yeriniz ne ?

    • Ulke onun derken ? Babasindan mi kalmisti acaba iste sizde bu zihniyet var bir iyilik yap yeter arti herkes ayagina gelmis evet osmanliyi 600 yilda yokedemedik sen cumhuriyetle yokettin die tebrik etmeye gelmislerdir bundan emin ol…osmanli zamaninda madem yunanistan selanik bizimdi ataturk osmanliydi nereye gitti o topraklar ! Siz cok askerlik yapin daha biz sehit olduk …! Sehitler cennetliktir…

      • 600 yılda yok edemedikmi ulan 1683de 5.200.000km2 olan toprağı 1914e kadar 1.800.000km2e düşüren osmanlı değilmi.En çok toprak kaybettiği antlaşmada karlofça antlaşması osmanlının.Osmanlı kendi kendini yok etti elimizde ayağımızda toprak kalmıyodu bide Atatürke laf atıyo kansız.

      • Adam kendisi kurdu ülkeyi mal babasından kaldı mı dedi işte bu tür mal zihniyetler varken biz ne yapalım AB yi

    • vujks kendi cevabını kendin veriyorsun islamdan ayrılıp batıya kayan bir osmanlı paşaları vardı yada su ihtimal var cihadı terk etmek Allah diledigine verir diledigine alır cihad sevgisi vatan toprak sevgisine dönüşdü işde bu yüzden Allah verdigini geri aldı birde atatürke gelelim 5 yasındaki kıza içki içirmesi 🙂

  33. at yalanı sikeyim inananı anasını siktiğimin evlatları nasıl saçmalayaçaklarını şaşırıyor..

    • bunun belgesi tbmm resmi sitesine gir orada tbmm zabıt cerideleri var oradan 1937 75.inikad devre 5 cild 19 içtima 2 bu tbmm zabtını indir burada 23. sayfadan başlıyor mal varmığı okunmaya

  34. Gerizekalı aptallar her şesyi bırakın o adam o kadr zengin ise neden kurtarsın gerizekalı neden hala tryi çağdaş uluslar seviesine cıkarmaya calıssın neden cumhuriyetı kursun alırdı kendıne bı karı yapardı cocugu harem keyf kurardı tapınaklar padişahlığıda cekerdi cocuklara bırakırdı saltanat kalırdı amk özürlüleri yaptı m yapmadı eeee amk aptalları siz hala burnunuzun dibindeki zen gin şerefsiz köpeği goremiyosunuz burada gelmiş oo su kadar parası var ooo bu kadar zengin amk köpekleri

    • Sn Mehmet Ali TOY taih hakkında ki bilgin ne kadar ki senin 3 kaynaktan açıklanmasına rağmen millete hakaret içerikli mesaj yayımlıyorsun insan öz babasını bu kadar savunamazken ölümü üzerinden yıllar geçmesine rağmen sen mal varlığının olup olmadığını savunuyorsun hiç sevmeme rağmen ( sevmek zorunda değilim )m. kemal aptal bir adam değildi osmanlı devletinin osman oğulları soyundan gelenler dışında yönetemeyeceğini ve yöneltmeye kalksa bile halk tarafından iki günde tahttan indirileceğini gayet iyi biliyor idi
      (not: cümleme sn hitabetiyle başlamam seni ve senin zihniyetinde ki insanları aldatmasın hakaret ve küfür içerikli cevaplara verecek karşılık elbet bizde de mevcuttur)

  35. atatürkün çocuğu olsaydı yada mirascıları bugün türkiyenin birinci işadamı olurdu devlete bırakmış napacaktı en azından millet beni konuşsun demiş ama gün olur araştırılır halk bilgilenir araştırmalar içine girer bu adam selanikten gelmiş halk açlıkla savaşırken benim bukadar serveti nereden yaptığımı araştırmaları 100 yılı bulur diye düşünmüştür kesin

  36. işte böyle salk bi zihniyetl uğraşıyoruz yok türk halkına dağıtmış çok komiksiniz gerçektende o paraplar gitti ülke açlıktan ölürken ailesiyle tatil yapıp kafayı çekti türkiye iş bankasının %28ide ona aitti onuda dağıtmak içn aldı dimi hala chpnin kullandığı %28 atatürk bu ülkenin dinini öldürüp sömürüp geberdi gitti

    • Ulan oros*u cocuu adamın ailesi yoktu tek makbule hanım ve latife hanım vardı adam cephede savaşırken sanki o geziyodu hadi onu bunu geçtim adam gezdi diyelim adam hak etti sen bi yıl işte çalışınca kendini ödüllendiriyosunda o ülke kurup senn refahını sağlayınca ödül alınca adam dinsiz mi oluyo senden daha iyi bir Müslüman o aklında bulunsun isteseydi krallık yapardı seni öldürürdü bizi aç fakir bırakırdı AMA YAPMADI Az düşün AZ MANTIKLI KONUŞ

  37. Herhangi bir insanın kazancı ne kadar yüksek olur ise olsun bu kadarını alamaz.Devletin kurucuusu olarak zaten Türkiye’nin tamamı üzerinde söz sahibi idi.Bir kerre tümünün bakım masraflarını karşılayamaz. Diyelim ki bu kadar mal varlığı edinmiş idi.Bir bakınız bunların hepsi kamuya yararlı ve birçoğu üretim yapan tesislerdir.Mesela AOÇ arazisinde bugün üretim ve istihdam yapan fabrikalar veya özel sektöre mahsus işyerleri vardır.Atatrük yurt dışı seyahatine bile gitmemişdir.Tek lüksü birkaç makam arabası ve giysileri ve bazı özel eşyaları olan bir insandı.Kend,isinden sonra da bu servet Makbule Hanım’a mı kalmış?Hayır merhume Makbule Hanım gayet sade yaşayan bir insandı.Bu tesislerde zamanında üretim yapmış,iistihdam temin etmiş,kamuya yarar sağlamışdır.Şimdiki iş adamları veya siyasetçiler gibi bankalarda tutulmamış,binaya,arsaya yatırılıp beton olmamış ki…Padişahların da birçok mülkü var idi.Ne onlar,ne de Atatürk yurt dışına mal kaçırmadılar,har vurup harman savurmadılar.Atatürk bu kadar mal varlığı edinmiş diyelim,millete de koca koca tesisleri olan koskoca Anadolu ve Doğu Trakya2yı bırakabilmiş ya.O’nun ve silah arkadaşlarının ruhları şad olsun.

  38. Geri bildirim: Atatürkçü dostlara! Özellikle ADD Şube Yönetici ve Üyelerine! | TürkCelil

  39. Siz or beyinlilere hitaben o kadar mal ve milk yazılmışda ya bunlarhangi bölgede niye yazmamışlar peki diyelim atatürk çaldıda hain bu a.q tayibinde çalması için bir gerekçemidir madem biz müslümanız da devletin malı halkın malı ise hak yiyen olmuyorlarmı ama sizde beyin olmadğını için sizlere anlatsak dozul dong don yada dand dandıra etse deyin olmadığı için boş boş ya ney se en iyinizin .a.q

  40. Ali ERCAN beyin en baştaki yazısına ilişkin, bir sorum olacak.
    Atatürk’ün maaşını bugüne uyarlarken
    “””İzah edelim, M.Kemal’in Cumhurbaşkanlığı maaşı 14 bin TL idi. Bu rakam bugünkü değerden hesaplanır ise yaklaşıl 167 cumhuriyet altını yapıyor yani şuanda cumhuriyet altını 530 TL olduğuna göre yaklaşık 800 bin TL.Eski para ile 800 milyarcık.. “”””

    167 Cumhuriyet Altınını 530 TL ile çarparak, maaşını nasıl 800 bin TL (800 milyar) buldunuz acaba ???
    167 ile 530 TL yi çarpınca 800 bin TL nasıl bulunuyor ?? Bu hesabı bana da öğretirseniz sevinirim…

  41. bir de utanmadan yazının altına yazmış PROF.DR. diye….nasıl prof oldun ki sen…bu kadar mal varlığına ne oldu o zaman. hiç üzülmeyin sizinkiler onları çookktaannn devletin hazinesine yani kendi mal varlıkları haline getirmişlerdir. bütün milletin küçücük hakkına göz diken bunları bırakır mı? ne boş konuşursanız konuşun bir tek doğrunuz var….MUSTAFA KEMAL ‘ İN mal varlığı çok, ama onu kimse alamaz. onun tek mal varlığı CUMHURİYET….onu da bütün evlatlarına eşit dağıttı. Türk Milleti ‘ne…..

    • dilek, mustafa kemal diye biri yok . Onun nüfüs cüzdanındaki adı Kamal Atatürk . İlk olarak ” hiç sevmedim ” dediği Mustafayı çıkarıyor , sonrada Kemali . Sonunda Kamal Atatürk olarak ölüyor. Kamal – yani ibranicede “ulu” yoneten gibi.

    • Dilek’e;bu yazılan mal varlığı TBMM sine verilen kendi beyanıdır.bunu inkar mümkün değildir.kendini inkardır.burada asıl mal varlığı değil bunun nasıl edinildiği konusudur.zamanında Menderes seçimleri kazandığında’DEVRİ SABIK YARATMAYACAĞIZ’ söyleminden sonra iktidarına izin verilmiştir.keşke o zaman bunlar araştırılsa idi.şimdi bunlarla vakit geçirmezdik.merak edenler TBMM sitesinden aslını da görebilirler.

  42. düzeltme:
    Atatürk Mason muydu ?!! videosunu izle sonra yazdiklarinin ne kadar sacma oldugunu gör !
    Ha birde m. kemalin koynundaki kizda Ülkü Kocatepe
    yani m. kemalin evlatligi. Yillar önce TRT de
    “ATATÜRK BANA BİRA İÇİRDİ” diyordu yani daha 5 yasindaki bir cocuga !
    tabi her zamanki gibi Kemalist beton kafalar bu gercegi bile
    “yok o bira degilde limonata idi” mismis diyorlar..

  43. Conti AS@
    sen önce YouTube da
    Atatür Mason muydu ?!! videosunu izle sonra yazdiklarinin ne kadar sacma oldugunu gör !

  44. Bu konuyu yazana kardeşim sen gercekmi yoksa sahtekarmısın ? birkere bunu cevabını ver. Masonlar ilk olarak gözüne kestirdiği ülkenin önder lider üst kademe kişilerini dillerine dolar sonra dinleriyle sömürü içerisinde olurlar. Ritüel inanış ve bozdukları talmud’ ta tıpkı bunu gösterir. sen bunları kimden duydun bilmiyorum ama iki tane ögrendiğin seyle kendini yalancı ve cahil ilan ettin. (ismail cem mason diyorsun sonra bi masonun yazdıgından Atatürke giydiriyorsun) Atatürk’ü kalkıp ismail cem’in kitabıyla vurmak senin boş kafalı oldugunu gösterir. sen Tr Cumhuriyetinin kurucusunu silmeye itibarsızlastırmaya calısan üst düzey mason ve Mossad ajanı bir adamın kitabından Atatürk’e vurmaya calısıyorsun!!! Yada variyet dedinde Ülkü Çukurluoğlu’na (bu kim dersin şimdi sen bilmezsin üvey kızı)ne bıraktı bunu arastır koskoca bir 0(sıfır) yane mezarada götürmedine göre sen sahtekar yada arastırma kelimesinin yalan sanatı oldugunu sanıyorsun..!

  45. ulan tam sığırlara göre bi yazı olmuş hollanda sığırı 1960 larda türkiyeye girdi at yalanı skiyim inananı bitmediniz bi sonra yok bizi astılar yok bizi sürdüler bi düşünün bakıyım neden ole yapmışlar bitersiniz belki diye ama gene gezıyosunuz pıyasada

  46. chp lilerde mhplilerde resmen bu vatan hainine taapıyorlar ilim irfan yuvası olan medreselerin kapatılması için 100lerce şeyhi adam ettiren şapka inkılabında ben gavurların şapkasını takmam diyen insanları başta maşallah ibrahim efendi olmak üzere katlettiren anayasan türkiyew cumhuriyetinin dini islamdır maddesini kaldıran osmanlıda kullanılan islam harflerini kaldırıp gavur kaynaklı latin alfabesini getiren hz ömer in ve hz ali nin çıkardığı islam takvimi olan hicri takvimini kaldıran batı kaynaklı miladi takvimi getiren rine hristiyan ve yahudelerin bayramı olan cumaretesi ve hristiyanların bayramı olan pazar gününü tatil günleri yapan halk açlıktan ölürken 800 bin lira maaş alan siyasi kitaplar yerine masonların taptığı geometri kitabı yazan mustafa kemalin cehenneme girmesi için en büyük duacıyım

    • Hiç mi mantık basmıyor arkadaş???
      M.K.Atatürk mal,mülk sahibi olmayı isteseydi, Herşey elindeyken Cumhuriyeti kurmaz, Padişah-TEK ADAM olur, haremde 40hatunla dizinin üstünde fındık kırardı…

      Atatürk’ü bugünkü cukkacı siyasilerle karıştırmış! Siyasi hayatları süresince mal,mülk,servet peşinde koşan, hem kendi ceplerini hem de eş, dost ve yandaşlarının ceplerini dolduran, İsviçre bankalarında gizli hesaplar açtıran, oğula gemicik alan, eşe kuyumcu dükkanı açan bugünkü siyasilerle Atatürk’ü kıyaslamak, Atatürk’ün de onlar gibi mal, mülk, para düşkünü olduğunu kanıtlama gayreti içinde çırpınmak, bana soracak olursanız komik olmuş!

      Buyrun okuyun iftiracılar, Cahil kalmayın!!
      ATATÜRK’ÜN MAL VARLIĞI KONUSUNDAKİ YALANLARA YANIT

      Yalan Makinesi Gibi

      Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığını hayat biçimi haline getirmiş, Atatürk ve cumhuriyet düşmanlığı ile ürettiği tarihi yalanlarla geçimini sağlayan cemaatin kadrolu tarihçisi (?) bugüne kadar ürettiği onca tarihi yalana son olarak ?Atatürk?ün mal varlığı? yalanını da ekledi. Ona göre “Atatürk mal varlığını gayri meşru yollardan elde etmiş! Aslında bu mal varlığını hazineye bağışlamak istememiş! İsmet İnönü?nün zorlamasıyla hazineye bağışlamış!” Mış mış da mış mış!…

      Malum! Bütün bu iddiaları da daha öncekiler gibi KOCAMAN BİR YALAN! En hafifiyle ÇARPITMA!

      Ancak bu yalan, biraz aklı başında ve biraz da Atatürk?ü ve yakın tarihi bilen birinin söyleyebileceği türeden bir yalan da değil doğrusu! Çok mantık dışı bir yalan! Ben bu yalan makinesinin daha mantıklı yalanlarını da görmüştüm!

      Çanakkale kahramanı, Muş ve Bitlis?in kurtarıcısı, Kurtuluş Savaşı?nın örgütleyicisi ve Başkomutanı, emperyalizmi dize getiren ilk Doğulu ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti?nin kurucusu olan Atatürk, yaşadığı dönemde Türkiye?de mala, mülke, eve, çiftliğe, paraya hiç ihtiyacı olmadan hayatını krallar gibi sürdürebilecek bir SAYGINLIKTA ve SEVİLİRLİKTE bir liderdir. Atatürk?ün cebinde beş parası, yatacak yeri olmasa bile milletinin onu el üstünde tutacağı çok açık bir gerçektir. Nitekim neredeyse gittiği her yerde ona bir ev, köşk hediye edilmiştir. Atatürk?ün mala, mülke ve paraya ihtiyacı olmadığı gibi, üstelik annesi, babası yakın akrabaları (kız kardeşi Makbule Hanım dışında) ölmüş, çocukları da olmadığı için mal mülk, servet edinip buları akrabalarına miras bırakması gibi bir durum da söz konusu değildir.

      Atatürk’ün Örnek Çiftlikler Projesi

      Atatürk yokluk, yoksulluk ve parasızlık içinde bir Kurtuluş Savaşı verip, ardından yeni bir devlet kurmanın ne demek olduğunu çok iyi bildiği için, hem o zamanki halka, hem gelecek nesillere örnek olması amacıyla ÖRNEK TARIM, HAYVANCILIK VE SANAYİ PROJELERİ geliştirmiştir. (Bkz. Sinan Meydan, Akl-ı Kemal, ?Atatürk?ün Akıllı Projeleri, 2 Cilt, İnkılap Yayınları, İstanbul, 2011). Bu projelerin en önemlisi ATATÜRK?ÜN ÖRNEK ÇİFTLİKLER PROEJESİ?dir. Atatürk, Türkiye?nin çağdaşlaştırmıştı köyden, köylüden başlatılması gerektiğine inandığı için ?Köylü milletin efendisidir? demiş ve bu doğrultuda köylüye örnek oluşturmak amacıyla modern tarım ve hayvancılık yöntemlerinin uygulandığı ÖRNEK ÇİFTLİKLER kurmuştur. Akl-ı Kemal?in I. cildinde anlattığım gibi Atatürk sonradan hazineye bağışladığı birçok örnek çiftlik kurmuştur: Ankara Orman Çiftliği (Orman, Yağmurbaba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Tahar, Etimesut, Çakırlar çiftlikleri) Yalova?da Millet ve Baltacı çiftlikleri, Silifke?de Tekir ve Şövalye çiftlikleri, Dörtyol?da portakal bahçesi ile Karabasamak Çiftliği, Tarsus?ta Piloğlu Çiftliği…. Atatürk, bazen parasını vererek aldığı, bazen de kendisine bağışlanan bu çiftlikleri işletip para kazanmak değil, bu çiftliklerde modern tarım, hayvancılık ve hatta sanayi uygulamaları yaparak Türk halkına Türk köylüsüne örnek olmak istemiştir.

      Atatürk, Anadolu?nun her yerinde tarım ve hayvancılık yapılabileceğini göstermek için önce Ankara?nın en bataklık, en kötü yerinde Gazi Orman Çiftliği?ni kurdurarak işe başlamıştır. Bu işle bizzat ilgilenmiş, çiftlik inşası sırasında fırsat bulabildiğinde çiftliğe giderek çalışmaları çok yakından izlemiştir. Daha sonra da Yalova, Mersin gibi birçok yerde birçok ÖRNEK ÇİFTLİKLER edinip işletmiştir. Atatürk, bu örnek çiftliklerin, hem modern tarım, hayvancılık ve sanayi yapılan yerler olmasını, hem de ağaçlandırılarak adeta yeşil bir cennete dönüştürülmesini istemiştir. Bu amaçla örneğin Ankara?daki Gazi Orman Çiftliği?ne her yıl 50.000 ağaç diktirmiştir. Burada tarım ve hayvancılık yaptırmış, fabrikalar kurdurmuş, hatta BİYOYAKIT kullanımı konusunda bile çalışmalar yaptırmıştır.

      Atatürk, her konuda olduğu gibi tarım, hayvancılık, sanayi ile iç içe geçmiş yeşil bir çevre konusunda da milletine örnek olmak istemiş, bu konuda da milletine elle tutulur bir şeyler bırakmak istemiştir. Örneğin, milletine doğa ve ağaç sevgisi konusunda örnek olmak için Yalova Çiftliği?ndeki köşkünü, sırf yanındaki bir çınar ağacının dallarını kesilmekten kurtarmak için, altına ray döşetip birkaç metre kaydırmıştır. O günden sonra bu köşkün adı ?Yürüyen Köşk? olmuştur.

      Atatürk?ü düşünsenize! Bütün ömrü milleti için mücadele etmek uğrunda cephelerde geçmiş. Önce emperyalizmle ve yerli işbirlikçilerle, sonra da kendi ifadesiyle?kavrama sınırları biten? bazı arkadaşlarının muhalefetiyle, değişime karşı gelen kitlerle mücadele ederek tam bağımsız ve çağdaş bir devlet kurmuştur. Daha önce de belirttiğim gibi ne yapsın malı mülkü? Gittiği her yerde zaten krallar gibi ağırlanmaktadır. El üstünde tutulmaktadır. Hiçbir yerde kendisine para ödetilmemektedir! En güzel köşklerde, evlerde yatırılmaktadır. En güzel yiyecekler ikram edilmektedir kendisine! Milletinin kalbinde çok özel bir yeri olan Atatürk, üstelik çocukları, yakınları da olmadığına göre bu Çiftlikleri, malı, mülkü ne yapacaktır. Tabi ki milletine, milletini kalkındırmak için kurduğu Halk Partisi?ne, yine milletinin tarihini ve dilini araştırması için kurduğu Tarih ve Dil Kurumlarına bırakacaktır. O da öyle yapmıştır. Yani, yalan makinesi tarihçimizin ?Atatürk çiftliklerini İsmet İnönü’nün zoruyla hazineye bağışladı? iddiası kendiliğinden çürümektedir.

      “Çiftlikleri Hangi Kuruma Bıraksam” Tartışmasından Bir Yalan Üretmek

      Atatürk, bu çiftlikleri mezara götürmeyecekti herhalde! Bu çiftlikleri ne amaçla kurup, ne amaçla işlettiğini de bildiğimize göre Atatürk, tabi ki bilerek, isteyerek ve hatta önceden planlayarak bu çiftliklerini ölmeden önce milletine bağışlamıştır! Bu sırada tabi ki İsmet İnönü başta olmak üzere yakın dostlarıyla bu konuyu konuşmuştur. “Çiftlikleri hangi kuruma bırakırsak, çiftlikler geliştirilerek işletilir ve millet bu çiftliklerden daha iyi yararlanır? sorusuna yanıt aramıştır. Nitekim önceleri çiftlikleri Halk Partisi?ne bırakmayı düşünmüştür. Halk Partisi?nin halkın yararına olarak çiftlikleri işletmesini planlamıştır, ama daha sonra halkın çiftliklerden daha iyi yararlanması için çiftliklerini doğrudan hazineye bağışlamayı uygun görmüştür. Yalan makinesi tarihçimiz, Atatürk’ün “Çiftlikleri hangi kuruma bırakırsak halkın yararına olarak daha iyi işletilir sorusuna” yanıt ararken İsmet İnönü’nün görüşü doğrultusunda karar alıp çiftliklerini hazineye bırakmasını, “Atatürk’ü İsmet İnönü ikna etti! Atatürk çiftliklerini hazineye bırakmak istemiyordu! Atatürk, çiftlikler zarar ettiği için hazineye bağışladı” biçiminde çarpıtmıştır. İşin ilginç yanı, Atatürk’e saldırmak için İsmet İnönü’yü kullanan yalan makinesi tarihçimiz aslında iflah olmaz bir İsmet İnönü düşmanıdır. Her fırsatta İsmet İnönü’ye saldırn bu yalan makinesi tarihçimiz, örneğin İsmet İnönü’nün Kurtuluş Savaşı’na katılması için “bohçalanarak” Anadolu’ya gönderildiğini iddia etmiş ve son olarak İsmet İnönü’yü “cami düşmanı” olmakla suçlamıştır.

      Atatürk, ölmeden önce de gözü gibi baktığı çiftliklerini, içindeki mal varlıklarıyla birlikte milletine bağışlamıştır. Çiftliklerini zarar ettikleri için hazineye bağışladığı iddiası kocaman bir yalandır. Bunun yalan olduğunu anlamak için Atatürk’ün içinde çiftliklerinin de olduğu bütün mal varlığını bir an önce milletine bağışlamak için gösterdiği çabayı bilmek gerekir.

      Atatürk’ün Bütün Mal Varlığını Milletine Bağışlama Israrı

      Atatürk; 1927 yılında Büyük Nutku?nu okuduğu C.H.P’nin 2.ci Kurultayı’nda, taşınır-taşınmaz tüm mal varlığını C.H.P.’ye bağışlayacağını duyurmuştu. Daha ileride, bu partinin artık devletle tamamen bütünleştiğini görerek fikrini değiştirmiş ve mal varlığını C.H.P’ye değil, Hazine’ye bağışlamaya karar vermişti. İşte 1933 yılında bu konuda ilk adımı atmış ve gereken hukuki hazırlığı yapmasını da Genel Sekreter’i Hasan Rıza Soyak?a emretmişti. (Hasan Rıza Soyak, Atatürk’ten Hatıralar, s.754).

      Soyak, Atatürk’ün bu emrinin yerine getirilebilmesinin mümkün olmadığını, Miras Hukuku’nda mahfuz hisse denen bir kavram bulunduğunu, buna göre kız kardeşi Makbule Hanım sağ olduğu için mal varlığının yüzde 25?inin Makbule Hanım?a ait olduğunu, o nedenle tümünü değil ama kendi tasarrufundaki yüzde 75 üzerinde dilediğini yapabileceğini uzun uzun anlatmıştır.

      Atatürk tatmin olmamış, tüm varlığını milletine yani hazineye bağışlamak konusunda ısrar etmiştir.. Sonunda; ”…Her neyse, bir çaresini bulmalı ve mutlaka benim istediğim gibi bir vasiyetname yapmalıyız. Sen bu işle meşgul ol…” demiştir. Emir kesindir.

      Hasan Rıza; bunun üzerine bir hukuk bilgini olan Saruhan (Manisa) milletvekili Mustafa Fevzi Efendi?ye danışmış, konuyu inceleyen M. Fevzi Efendi şöyle bir öneri sunmuştur:

      ?Miras Hukuku hükümleri çok açık. Oradan bir çıkış göremiyorum. Yalnız aklıma bir başka nokta geliyor: TBMM Gazi için özel bir kanun çıkartsın. Sorun herhalde o zaman çözülebilir.?

      Atatürk’ün de uygun görmesi üzerine konu Meclis’e götürülmüş ve bu kanun çıkartılmıştır. (Kabul Tarihi: 12.6.1933, numarası: 2307.)

      Atatürk’ün mal varlığının tamamını hazineye bağışlayabilmesi için Atatürk’ün isteği ile Meclis tarafından çıkarılan 2307 nolu kanunun maddeleri şunlardır:

      Madde 1: Gazi Mustafa Kemal Hazretleri’nin, Kanunu Medeni’nin 452. maddesi dairesindeki tasarrufları, mahfuz hisseler hakkındaki hükümden müstesna olup, bütün mallarında muteberdir.

      Madde 2: Bu kanun neşri tarihinden itibaren muteberdir.

      Madde 3: Bu kanunun hükümlerini icraya, İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

      Tüm mal varlığının ulusa yani hazineye ait olduğu, 1933?te çıkarılan işte bu yasayla hüküm altına alınmış oluyordu.

      İntikallerin tamamlanması ise 12 Haziran 1937?de bitmiştir.

      Prof. Orhan Çekiç’in dediği gibi “Özel yasa çıkarttırarak kendine özel çıkarlar sağlayan devlet adamlarına, dünyanın her yerinde dün de, bugün de rastlanıyor, yarın da rastlanacak… Ama özel yasa çıkarttırarak nesi var nesi yok milletine bağışlayan devlet adamına, ne Atatürk?ten önce, ne de sonra bir daha rastlanmadı.”

      Atatürk, kâğıt üzerinde nice mal-mülk sahibi görünüyor olsa da 1933?ten itibaren O?nun artık bir dikili ağacı bile yoktur.

      Atatürk?ün, yaptığı bağışlara temel olan yasayı Meclis?ten rica ederek çıkarttırdığı tarih; 12 Haziran 1933?tür… Yani, Cumhuriyet henüz 10 yaşındadır. Hastalık belirtileri de daha ortaya çıkmamıştır. Çiftliklerinin zarar etmesi diye bir durum da söz konusu değildir, çünkü daha çiftlikler yeni kuruluş aşamasındadır. Atatürk, bilerek, isteyerek, daha işin başında malını mülkünü milletine bırakmaya karar verniştir.

      Aslına bakılacak olursa Atatürk’ün mal varlığının çoğu kendisine bağış ve hediye olarak verilen köşklerden, evlerden, bağlardan bahçelerden oluşmuştur. Prof. Orhan Çekiç’in de belirttği gibi: “Atatürk?ün zaman zaman ziyaret ettiği yerler belediyelerinin kendisine ?yörenin bir şükran ifadesi olarak? köşkler hediye etmişlerdir. Atatürk nezaketen kabul ettiği bu köşklerin tümünü ilk fırsatta belediyelere iade etmiş, buraları o belediyeler tarafından ya ?Atatürk Evi? olarak muhafaza edilmiş veya müzeye dönüştürülmüştür. Bugün Anadolu’nun neredeyse her ilinde bir Atatürk Evi ve Müzesi olmasının nedeni bundandır.

      Atatürk; kendine hediye edilenler bir yana dursun, kendi parasıyla edindiklerini bile ya Yalova?da, Mersin?de olduğu gibi yöre köylüsüne veya yukarıda belirtildiği gibi hazineye bağışlamıştı. Örneğin, o günlerde bataklık olan bugünkü Etimesgut?un tüm arsalarını, bedelini ödeyerek parsel parsel satın almış, ıslah ettirmiş ve buralara Rumeli?den göç eden muhacir hemşerilerini yerleştirmiştir. Aynı şeyi Yalova için de yapmıştır ve Yalova?ya ilk gidişinin nedeni, bu bölgeye yerleştirilen Rumeli göçmenlerinin durumunu görmek içindir. Kooperatif kurulmasına öncülük etmiş 1 numaralı üyeliği kendisi almış ve bu yoldan da köylüye örnek olmuştur. Kendi çiftlikleri başarılı bir düzeye geldiğinde de bunları o yörenin köylerine bağışlamıştır.”

      Atatürk’ün Çiftliklerini Milletine Bağışlaması

      Atatürk, kurmuş olduğu çiftlikleri 13 yıl bizzat işlettikten sonra 11 Haziran 1937 tarihinde yazmış olduğu vasiyet mektubu ile hazineye devretmiştir. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü tarafından Maliye Bakanlığı?na havale edilen o tarihi mektup şöyledir:

      ?Başvekalete,

      Malum olduğu üzere ziraat ve iktisat sahasında fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadı ile muhtelif zamanlarda memleketin muhtelif mıntıkalarında müteaddit çiftlikler tesisi etmiştim.

      On üç sene devam eden çetin çalışmaları esnasında faaliyetlerinin, bulundukları iklimin yetiştirdiği her çeşit mahsulattan başka, her nevi ziraat sanatlarına da teşmil eden bu müessesleri ilk senelerden başlayan bütün kazançlarını inkişaflarına sarf ederek büyük küçük müteaddit fabrika ve imalathaneler tesis etmişler, bütün ziraat, makine ve aletlerini yerinde ve faydalı şekilde kullanarak bunların hepsini tamir ve mühim bir kısmını yeniden imal edecek tesisat vücuda getirmişler, yerli ve yabancı birçok hayvan ırkları üzerinde çift ve mahsul bakımından yaptıkları tetkikler neticesinde bunların muhite en elverişli ve verimli olanlarını tespit etmişler, kooperatif teşkili suretiyle veya aynı zahiyette başka suretlerle civar köylerle beraber, faydalı şekilde çalışmalar, bir taraftan da iç ve dış piyasalarla daimi ve sıkı temasta bulunmak suretiyle faaliyetlerini ve istihsallerini bunların isteklerine uydurmuşlar ve bugün her bakımdan verimli, olgun ve çok kıymetli birer varlık haline gelmişlerdir. Çiftliklerin yerine göre araziyi ıslah ve tanzim etmek, muhitlerini güzelleştirmek, halka gezecek, eğlenecek ve dinlenecek sıhhi yerler, hilyesiz ve nefis gıda maddeleri temin eylemek, bazı yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelede bulunmak gibi hizmetleri de zikre şayandır.

      Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teşkil eden geniş çalışma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri ve memleketin mıntıkalarında da müessilleri tesis edildiği takdirde, tecrübelerini müspet iş sahasından alan bu müesseselerin ziraat usullerini düzeltme, istihsalatı artırma ve köyleri kalkındırma yolunda devletçe alınan ve alınacak olan tedbirlerin hüsnü intihap ve inkişafına çok müsait birer amil ve mesnet olacaklarına kani bulunuyorum ve bu kanaatle tasarrufum altındaki bu çiftlikleri, bütün tesisat, hayvanat ve demirbaşları ile beraber hazineye hediye ediyorum. Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaşını mücbel gösteren bir liste ilişiktir.

      Müktazi kanun muamelesinin yapılmasını dilerim. 11.06.1937- Mustafa Kemal Atatürk?

      Orijinal mektupta çok ayrıntılı olan söz konusu listeyi şöyle özetlemek mümkündür:

      Ankara?da Orman, Yağmurbaba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Tahar, Etimesut, Çakırlar çiftliklerinden meydana gelen Orman Çiftliği, Yalova?da Millet ve Baltacı Çiftlikleri, Silifke?de Tekir ve Şövalye Çiftlikleri, Dörtyol?da portakal bahçesi ile Karabasamak Çiftliği, Tarsus?ta Piloğlu Çiftliği.

      Bu yerlerdeki Bira Fabrikası, Malt Fabrikası, Buz Fabrikası, Soda ve Gazoz Fabrikası, Deri Fabrikası, Tarım Aletleri ve Demir Fabrikası, iki modern Süt Fabrikası, iki büyük yoğurt imalathanesi, şarap imalathanesi, değirmen, iki yağ ve peynir imalathanesi, iki tavuk çiftliği, iki özel iskele ve liman, beş satış mağazası, Çelik Fabrikası?nın %40 payı, 16 traktör, 13 komple biçerdöver, 1 deniz motoru, 5 kamyon ve kamyonet, 2 binek otomobil, 19 binek ve yük arabası, 13.100 adet koyun, 443 sığır, 69 at, 58 eşek, 2450 tavuk.

      Atatürk?ün çiftliklerini hazineye bağışladığı bu vasiyet mektubu, Atatürk?ün ?Örnek Çiftlikler (Yeşil Cennet) Projesi?nin amaçlarını gözler önüne sermesi bakımından çok dikkat çekicidir. Mektup, dikkatle okunduğunda Atatürk?ün aslında tüm Türkiye?yi ağaçlandırmayı, yeşillendirmeyi düşündüğü ve dahası tarımsal ve hayvansal üretimi arttırmayı amaçladığı görülecektir.

      Mektupta ifade edildi kadarıyla Atatürk:

      * Tarım ve ekonomi alanında bilimsel ve uygulamalı denemeler yapmak için değişik zamanlarda ülkenin değişik yerlerinde çiftlikler kurmuştur.

      * Bu çiftliklerdeki çalışmalar 13 sene sürmüştür.

      * Bu çiftliklerde, iklime göre her çeşit ürünler yetiştirilmiş, küçük büyük fabrikalar kurulmuş, makineli tarım yapılmış, bu makinelerin bir kısmı bu çiftliklerde kurulan tesislerde imal edilmiş, yerli ve yabancı bir çok hayvan ırkları üzerinde incelemeler yapılmış, civar köylerle işbirliği içinde faydalı çalışmalar gerçekleştirilmiştir.

      * Çiftliklerin kuruldukları bölgelerdeki araziler ıslah edilmiş, düzenlenmiş ve o bölgeler güzelleştirilmiştir.

      * Çiftlikler halka gezecek, eğlenecek ve dinlenecek temiz yerler, sağlıklı ve nefis gıda maddeleri sağlamıştır.

      * Atatürk, bu çiftliklerin daha da geliştirildiği takdirde ziraat teknikleri, düzeltme, üretimi artırma ve köyleri kalkındırma yolunda çok işe yarayacaklarını belirtmiştir.

      Meclis?te Atatürk?ten gelen bu ?çiftlik vasiyeti? mektubunun okunmasından sonra Başbakan İsmet İnönü söz alıp özetle şunları söylemiştir:

      ?Sevinç ve heyecanla dinlediğimiz armağan olayı, üzerinde büyük bir önemle durulması gereken yüksek bir değerdedir.Hazineye geçen bu çiftlikler, değerleri milyonlara varan bir zenginliğe sahiptirler. Atatürk bu çiftlikleri yıllardan beri kişisel biriktirmeleri ve özellikle kişisel emeği ile meydana getirmiştir. Ve bunları herkesin Anadolu ortasında nasıl bir bayındır oturma yerinin yapılabileceğini düşünüp karamsarlığa düşerken, bilim ve çalışma ile bunun mümkün olabileceğine örnek vermek için yapmıştır. Atatürk, her türlü kişisel çıkarların, kişiliğine yönelik her türlü yararların daima üstünde kalmış ve daima kalacak olan bir ulusal varlıktır. Bu eserleri hazineye armağan etmesinin de temelli, büyük ve politik bir ideali vardır. Çünkü o, Milli Mücadele?nin ilk gününden beri bu memleketin kudretini ve zenginliğini köylülerimizin kalkınmasında, zenginliğe ve rahat geçime sahip olmasında gördü. İlk günden beri bu doğrultuda yürüdü. Biz de aynı doğrultu da yürüyoruz. Bugün de Atatürk, memleketin güçlenip zenginliğinin artması için köylünün durumunun ve ekonomik varlığının yükselmesi gerektiği kanısındadır. Atatürk, bu anlayışın ve siyasetin memleket için çok yararlı olacağı kanısı ile bu konudaki mücadelenin başındadır. Biz de onu izlemekte çok dikkatliyiz.

      Atatürk bu çiftlikleri Halk Partisi?nin malı olarak saklıyordu. Fakat köylülerin buralardan bir okul, bir öğretici araç olarak yararlanabilmelerinin devlet elinde bulunmaları ile daha kolay ve mümkün olacağını düşündü?. Böylece Atatürk bir kere daha kendi huzur ve rahatının, vatanının şan ve şerefinde ve güçlülüğüne olduğunu gösteriyor. Biz de diyoruz ki Atatürk bizim en değerli hazinemizdir. Onun şan ve şerefini vatanın şan ve şerefi sayıyoruz.?

      İnönü?nün Meclis Zabıt Ceridesi?ndeki bu konuşması yalan makinesi tarihçimizin maskesini bir kere daha düşürmektedir. İnönü, ?Atatürk bu çiftlikleri Halk Partisi?nin malı olarak saklıyordu. Fakat köylülerin buralardan bir okul, bir öğretici araç olarak yararlanabilmelerinin devlet elinde bulunmaları ile daha kolay ve mümkün olacağını düşündü? bu nedenle hazineye devretti demiştir.

      Ben Gerektiğinde Milletime Canımı Vereceğim

      İnönü?nün bu konuşmasından sonra 13 milletvekili, Atatürk?ün çiftliklerini milletine bağışlamasıyla ilgili konuşmalar yapmış, yüzlercesi de Atatürk?e teşekkür telgrafları çekmiştir. Meclis Başkanlık Divanı, ?Büyük İyiliği? için Atatürk?e bir teşekkür telgrafı çekmiştir. Bunun üzerine Atatürk de önce Başbakan?a sonra da Meclis?e birer mektup göndermiştir.

      Atatürk’ün Başbakan İsmet İnönü’ye gönderdiği mektup şudur:

      Hatırlarsınız, Türk köylüsünün Türk’ün efendisi olduğunu söylediğim zamanı. Ben o efendinin isteği ve iradesi altında yıllardan beri çalışmış olan bir hizmetçiyim. Şimdi beni çok duygulandıran olay, değersiz olsa da Türk köylüsüne ufak bir görev yapmış olduğumdur. Milletin Yüksek Temsilciler Kurulu bunu iyi görmüş ve kabul etmişler ise, benim için en unutulmaz bir mutluluk anısını bana vermişlerdir. Bundan ötürü çok yüksek bir zevkle millet, memleket ve Cumhuriyet hükümetine yapmak zorunda olduğum görevlerden en basiti karşısında gösterilmiş olan iyi duygulardan ne kadar heyecanlandığımı anlatacak güçte değilim. Söz konusu olan armağan Yüksek Türk Milletine benim asıl vermeyi düşündüğüm armağan karşısında hiçbir değere sahip değildir. Ben gerektiği zaman en büyük armağanım olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim.? (Mahmut Goloğlu, Tek Partili Cumhuriyet, s. 264.)

      İşte büyük adam?İşte vatanseverlik? İşte tevazu?

      Bütün mal varlığını, 15 yıl uğraşıp didinip adeta yoktan var ettiği örnek çiftliklerini, milletine bağışladığı için kendisine teşekkür eden Meclise, ?Ben gerektiği zaman en büyük armağanım olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim? diye karşılık veren bir lider? O günlerde “milletine canını vermekten” söz eden Atatürk’ün kastettiği Hatay Meselesi idi. Atatürk Hatay’ı anavatana katmaya kararlıydı ve bu uğurda canını vermeyi bile göze almıştı.

      Atatürk, Büyük Millet Meclisine de Yapılan bir görevdir şeklinde kısa fakat çok anlamlı bir mektup göndermiştir. (TBMM Zabıt Ceridesi, 14 Haziran 1937.)

      Atatürk’ün Vasiyeti Çiğneniyor: Atatürk Orman Çiftliği Yok Edilmek Üzere

      Atatürk’ün Örnek Çiftlikler (Yeşil Cennet) Projesi?nin ilk uygulaması olan Atatürk (Gazi) Orman Çiftliği, Atatürk’ün kişisel mal varlığı içinde olduğundan 1937 yılında Atatürk tarafından şartlı olarak hazineye bağışlanmıştır. Bağışla ilgili resmi belgeye göre; Atatürk Orman Çiftliği üzerindeki bütün zirai işletmeler, donanımları ile birlikte bir zirai üretim birimi olarak korunması ve işlerliğinin devamı şartı ile hazineye devredilmiştir. Bağış senedinde ayrıca, çiftlikte arazi ıslahı ve düzenlenmesi yapılması, çevrenin güzelleştirilmesi, halka gezecek-eğlenecek ve dinlenecek sağlıklı yerler sağlanması, halka nefis ve katıksız gıda maddeleri üretilmesi ve temini amacı açıkça belirtilerek bunların gerçekleştirilmesi yükümlülüğü konulmuştur. Atatürk’ün kişisel mülkünü bağışladığı hazine, Atatürk Orman Çiftliği’nin mülkiyetini yukarıdaki yükümlülükleri ile birlikte devralmıştır.

      Atatürk?ün milletin hizmetine sunduğu Atatürk Orman Çiftliği, zaman içinde Atatürk?ün vasiyeti çiğnenerek işletilmeye başlanmıştır. İhmaller, suiistimaller ve yanlış politikalar yüzünden Atatürk Orman Çiftliği gittikçe küçülmüştür. 2008 yıl sonu itibarıyla çeşitli sebeplerle çiftlik arazilerinde meydana gelen kayıp, 22.078 dekara ulaşmış bulunmaktadır. Bu miktar Atatürk?ün vasiyetiyle hazineye hediye etmiş olduğu toplam arazinin % 42?sine eşit bulunmaktadır.

      2006 yılında çıkarılan 5524 sayılı yasa ile Atatürk Orman Çiftliği’nin imara açılması kanunlaşmış ve bu konuda Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne geniş yetkiler verilmiştir. Var olmayan gerçek dışı gerekçelere dayanılarak çıkarılan bu yasanın amacı, Atatürk Orman Çiftliği?nin mal varlığının belediyenin kontrolüne bırakılmasıdır. Bu yasa ile AKP?li Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kontrolüne bırakılan Atatürk Orman Çiftliği, bilinmeyen bir sona sürüklenerek yok olacaktır. 5524 sayılı kanuna dayanılarak Atatürk Orman Çiftliği için yapılan imar planlarının, Ziraat Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası ve Ankara Barosu tarafından anayasaya ve yasalara aykırılığı nedeniyle iptali istemiyle dava açılmıştır.

      Atatürk Orman Çiftliği?nin mülkiyeti Atatürk’ün bağışlama iradesi ile sınırlı olarak hazineye geçmiştir. 5524 sayılı yasa ile getirilen düzenlemeler ile Atatürk’ün anayasa ve medeni hukuktan doğan hakları çiğnenmektedir ve bu kanun, anayasanın mülkiyet hakkını koruyan kurallarına aykırıdır. 5524 sayılı kanun, anayasanın kamulaştırma için koyduğu kurallara aykırıdır. 5524 sayılı kanun, anayasanın kültür ve tabiat varlıklarının korunması ile ilgili kurallarına aykırıdır. 5524 sayılı kanun, anayasanın toprak varlığımızın korunması ile ilgili kurallarına aykırıdır. 5524 sayılı kanun, Atatürk?ün kişisel haklarına ve Cumhuriyetin ruhuna aykırıdır. (Güven Dinçer, “Atatürk Orman Çiftliği ve Anayasal Koruma”, Cumhuriyet gazetesi, 18 Mayıs, 2007). 5524 sayılı kanun Atatürk?ün Yeşil Cennet Projesi?ne vurulmuş bir darbedir.

      Yalova Çiftliği Araplara Satılıyor

      Atatürk?ün 1929 yılında, yanı başındaki ulu çınar ağacının bir dalı zarar görmesin diye altına ray döşetip birkaç metre kaydırdığı Yalova?daki Yürüyen Köşk?ün öyküsü zaman içinde neredeyse unutulmuştur. Bırakın yürüyen köşkün ibret dolu öyküsünü, bu köşkün Atatürk?ün anısını taşıdığı ve Atatürk?ün vasiyeti gereği hazineye devredilerek milletin hizmetine sunulduğu da unutulmuş, unutturulmuştur.

      Ve bir gün gelmiş, bu tarihi köşkün de içinde bulunduğu Yalova Çiftliği önce AKP?li Yalova Belediyesi?ne devredilmiş, daha sonra da Yalova Belediyesi tarafından Araplara satılmak istenmiştir.

      2005 yılında AKP?li Belediye Başkanı Barbaros Binicioğlu?nun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan?la görüşmesinin ardından, Atatürk?ün kendi parasıyla kurup, ölmeden önce hazineye bağışladığı Yalova Çiftliği, turistik tesis yapılması için Araplara verilmiştir. Tesisleri, Dubai İslam Bankası ile Çalık Holding?in birlikte kurmasına karar verilmiştir.

      Yüksek Planlama Kurulu kararıyla gerçekleştirilen operasyon sonucunda arazide kurulacak turistik tesisiler için 2005 yılında Dubai İslam Bankası ile ön protokol imzalanmıştır. İslam Bankası ile Çalık Holding?in kuracakları tesisler için atılan bu ilk imzada AKP?li Devlet Bakanı Ali Babacan da bulunmuştur. (?Çiftliği Araplarda? Hürriyet Gazetesi, 13 Temmuz 2005, s.22.)

      Atatürk?ün, ?vatanın tek bir dalı bile çok kıymetlidir? anlayışının sembolik ifadesi olan Yürüyen Köşk?ün de içinde olduğu Yalova Çiftliği, AKP?nin ?babalar gibi satarım? anlayışıyla yandaşlara ve yabancılara haraç mezat satılmaktadır.

      Atatürk?ün hazineye devredip Türk milletinin hizmetine bıraktığı Yalova Çiftliği?nin, Atatürk?ün vasiyeti hiçe sayılarak Araplara satılmak istenmesi, Cumhuriyet?in geldiği noktayı göstermesi bakımından çok düşündürücüdür!

      Bugün içinde ?HALİFELİK VAR? sanarak Atatürk?ün Gizli Vasiyeti peşinde koşanların, önce Atatürk?ün elimizdeki ?açık vasiyetinin? hukuka aykırı olarak çiğnenmesine ses çıkarmaları gerekir. Atatürk?ün bir ?vasiyet mektubuyla? hazineye devrederek Türk milletinin hizmetine sunulmasını istediği çiftlikleri, bugün bu vasiyete aykırı olarak yandaşlara ve yabancılara haraç mezat peşkeş çekilmektedir. Bu durum, hukuka, insan haklarına ve kamu vicdanına aykırıdır. Bu durum, Mustafa Kemal Atatürk?e yapılmış büyük bir saygısızlıktır.

      Yalan makinesi tarihçimizin de tarihi gerçekleri çarpıtmayı bırakıp Atatürk?ün vasiyetine aykırı olarak Atatürk?ün Örnek Çiftliklerinin yandaşa haraç mezat satılmasının hesabını sorması? gerekir. Namuslu bir aydının yapması gereken şey budur!

      Yalan Makinesi Tarihçimiz Atatürk?ü Bugünkü Siyasilerle Karıştırmış!

      Edindikleri servetleri eşe dosta, yandaşa akıtan günümüzün Başbakanları ve bakanlarının Atatürk?ten alacakları çok ama çok büyük dersler vardır.

      Yalan makinesi tarihçimiz anlaşılan Atatürk?ü bugünkü cukkacı siyasilerle karıştırmış! Siyasi hayatları süresince mal,mülk,servet peşinde koşan, hem kendi ceplerini hem de eş, dost ve yandaşlarının ceplerini dolduran, İsviçre bankalarında gizli hesaplar açtıran, oğula gemicik alan, eşe kuyumcu dükkanı açan bugünkü siyasilerle Atatürk?ü kıyaslamak, Atatürk?ün de onlar gibi ?mal, mülk, para düşkünü? olduğunu kanıtlama gayreti işçinde çırpınmak, bana soracak olursanız komik olmuş!

      Yalan makinesi tarihçimiz, bugünün çalan-çırpan, eşi dostu kayıran siyasetçisine meşruiyet kazandırabilmek için ?Atatürk de çalmıştı, çırpmıştı, malı, mülkü vardı!? diyebilme densizliğini göstererek hem komik duruma düşmüştür, hem de yandaşlığın-yalakalıkla tarihi çarpıtmanın son örneklerinden birini vermiştir.

      Yalan makinesi tarihçimize şunu da hatırlatalım ki; eğer Atatürk, para pul peşinde koşsaydı I. Dünya Savaşı sırasında Alman komutan Falkenhayn tarafından kendisine verilmek istenen sandıklar dolusu altın rüşvetini kabul ederdi! Eğer Atatürk mal mülk düşkünü olsaydı kelle koltukta, yokluk ve yoksulluk içinde bir Kurtuluş Savaşı?nın önderi olmaya soyunmaz, işbirlikçiler gibi İngilizlerin kanatları altında gayet rahatça hayatını sürdürürdü. Ya da kendisine yapılan Halifelik tekliflerini kabul eder, para pul içinde yüzerdi.

      Ah Atatürk düşmanı yobaz kafa ah!…

      Yalan makinesinin daha mantıklı, ayakları daha sağlam yere basan yeni yalanlarını bekliyoruz!!!
      NOT: Atatürk’ün Örnek Çiftlikler Projesi’nin ayrıntılarını ”AKL-I KEMAL”, ”Atatürk’ün Akıllı Projeleri”, C.I, adlı kitabımdan okuyabilirisiniz
      Sinan Meydan – 17 Haziran 2012

      • Harikasiniz.ama bu zihniyete gerçekleri ne kadar anlatsaniz da onlarin amacı gerçekleri gormek,bilmek değil ki.yalakalikla bir kemik daha kalabilme peşindeler.

    • Hiç mi mantık basmıyor arkadaş???
      M.K.Atatürk mal,mülk sahibi olmayı isteseydi, Herşey elindeyken Cumhuriyeti kurmaz, Padişah olur, haremde 40hatunla dizinin üstünde fındık kırardı…

      Atatürk’ü bugünkü cukkacı siyasilerle karıştırmış! Siyasi hayatları süresince mal,mülk,servet peşinde koşan, hem kendi ceplerini hem de eş, dost ve yandaşlarının ceplerini dolduran, İsviçre bankalarında gizli hesaplar açtıran, oğula gemicik alan, eşe kuyumcu dükkanı açan bugünkü siyasilerle Atatürk’ü kıyaslamak, Atatürk’ün de onlar gibi mal, mülk, para düşkünü olduğunu kanıtlama gayreti içinde çırpınmak, bana soracak olursanız komik olmuş!

      Buyrun okuyun iftiracılar, Cahil kalmayın!!
      ATATÜRK’ÜN MAL VARLIĞI KONUSUNDAKİ YALANLARA YANIT

      Yalan Makinesi Gibi

      Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığını hayat biçimi haline getirmiş, Atatürk ve cumhuriyet düşmanlığı ile ürettiği tarihi yalanlarla geçimini sağlayan cemaatin kadrolu tarihçisi (?) bugüne kadar ürettiği onca tarihi yalana son olarak ?Atatürk?ün mal varlığı? yalanını da ekledi. Ona göre “Atatürk mal varlığını gayri meşru yollardan elde etmiş! Aslında bu mal varlığını hazineye bağışlamak istememiş! İsmet İnönü?nün zorlamasıyla hazineye bağışlamış!” Mış mış da mış mış!…

      Malum! Bütün bu iddiaları da daha öncekiler gibi KOCAMAN BİR YALAN! En hafifiyle ÇARPITMA!

      Ancak bu yalan, biraz aklı başında ve biraz da Atatürk?ü ve yakın tarihi bilen birinin söyleyebileceği türeden bir yalan da değil doğrusu! Çok mantık dışı bir yalan! Ben bu yalan makinesinin daha mantıklı yalanlarını da görmüştüm!

      Çanakkale kahramanı, Muş ve Bitlis?in kurtarıcısı, Kurtuluş Savaşı?nın örgütleyicisi ve Başkomutanı, emperyalizmi dize getiren ilk Doğulu ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti?nin kurucusu olan Atatürk, yaşadığı dönemde Türkiye?de mala, mülke, eve, çiftliğe, paraya hiç ihtiyacı olmadan hayatını krallar gibi sürdürebilecek bir SAYGINLIKTA ve SEVİLİRLİKTE bir liderdir. Atatürk?ün cebinde beş parası, yatacak yeri olmasa bile milletinin onu el üstünde tutacağı çok açık bir gerçektir. Nitekim neredeyse gittiği her yerde ona bir ev, köşk hediye edilmiştir. Atatürk?ün mala, mülke ve paraya ihtiyacı olmadığı gibi, üstelik annesi, babası yakın akrabaları (kız kardeşi Makbule Hanım dışında) ölmüş, çocukları da olmadığı için mal mülk, servet edinip buları akrabalarına miras bırakması gibi bir durum da söz konusu değildir.

      Atatürk’ün Örnek Çiftlikler Projesi

      Atatürk yokluk, yoksulluk ve parasızlık içinde bir Kurtuluş Savaşı verip, ardından yeni bir devlet kurmanın ne demek olduğunu çok iyi bildiği için, hem o zamanki halka, hem gelecek nesillere örnek olması amacıyla ÖRNEK TARIM, HAYVANCILIK VE SANAYİ PROJELERİ geliştirmiştir. (Bkz. Sinan Meydan, Akl-ı Kemal, ?Atatürk?ün Akıllı Projeleri, 2 Cilt, İnkılap Yayınları, İstanbul, 2011). Bu projelerin en önemlisi ATATÜRK?ÜN ÖRNEK ÇİFTLİKLER PROEJESİ?dir. Atatürk, Türkiye?nin çağdaşlaştırmıştı köyden, köylüden başlatılması gerektiğine inandığı için ?Köylü milletin efendisidir? demiş ve bu doğrultuda köylüye örnek oluşturmak amacıyla modern tarım ve hayvancılık yöntemlerinin uygulandığı ÖRNEK ÇİFTLİKLER kurmuştur. Akl-ı Kemal?in I. cildinde anlattığım gibi Atatürk sonradan hazineye bağışladığı birçok örnek çiftlik kurmuştur: Ankara Orman Çiftliği (Orman, Yağmurbaba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Tahar, Etimesut, Çakırlar çiftlikleri) Yalova?da Millet ve Baltacı çiftlikleri, Silifke?de Tekir ve Şövalye çiftlikleri, Dörtyol?da portakal bahçesi ile Karabasamak Çiftliği, Tarsus?ta Piloğlu Çiftliği…. Atatürk, bazen parasını vererek aldığı, bazen de kendisine bağışlanan bu çiftlikleri işletip para kazanmak değil, bu çiftliklerde modern tarım, hayvancılık ve hatta sanayi uygulamaları yaparak Türk halkına Türk köylüsüne örnek olmak istemiştir.

      Atatürk, Anadolu?nun her yerinde tarım ve hayvancılık yapılabileceğini göstermek için önce Ankara?nın en bataklık, en kötü yerinde Gazi Orman Çiftliği?ni kurdurarak işe başlamıştır. Bu işle bizzat ilgilenmiş, çiftlik inşası sırasında fırsat bulabildiğinde çiftliğe giderek çalışmaları çok yakından izlemiştir. Daha sonra da Yalova, Mersin gibi birçok yerde birçok ÖRNEK ÇİFTLİKLER edinip işletmiştir. Atatürk, bu örnek çiftliklerin, hem modern tarım, hayvancılık ve sanayi yapılan yerler olmasını, hem de ağaçlandırılarak adeta yeşil bir cennete dönüştürülmesini istemiştir. Bu amaçla örneğin Ankara?daki Gazi Orman Çiftliği?ne her yıl 50.000 ağaç diktirmiştir. Burada tarım ve hayvancılık yaptırmış, fabrikalar kurdurmuş, hatta BİYOYAKIT kullanımı konusunda bile çalışmalar yaptırmıştır.

      Atatürk, her konuda olduğu gibi tarım, hayvancılık, sanayi ile iç içe geçmiş yeşil bir çevre konusunda da milletine örnek olmak istemiş, bu konuda da milletine elle tutulur bir şeyler bırakmak istemiştir. Örneğin, milletine doğa ve ağaç sevgisi konusunda örnek olmak için Yalova Çiftliği?ndeki köşkünü, sırf yanındaki bir çınar ağacının dallarını kesilmekten kurtarmak için, altına ray döşetip birkaç metre kaydırmıştır. O günden sonra bu köşkün adı ?Yürüyen Köşk? olmuştur.

      Atatürk?ü düşünsenize! Bütün ömrü milleti için mücadele etmek uğrunda cephelerde geçmiş. Önce emperyalizmle ve yerli işbirlikçilerle, sonra da kendi ifadesiyle?kavrama sınırları biten? bazı arkadaşlarının muhalefetiyle, değişime karşı gelen kitlerle mücadele ederek tam bağımsız ve çağdaş bir devlet kurmuştur. Daha önce de belirttiğim gibi ne yapsın malı mülkü? Gittiği her yerde zaten krallar gibi ağırlanmaktadır. El üstünde tutulmaktadır. Hiçbir yerde kendisine para ödetilmemektedir! En güzel köşklerde, evlerde yatırılmaktadır. En güzel yiyecekler ikram edilmektedir kendisine! Milletinin kalbinde çok özel bir yeri olan Atatürk, üstelik çocukları, yakınları da olmadığına göre bu Çiftlikleri, malı, mülkü ne yapacaktır. Tabi ki milletine, milletini kalkındırmak için kurduğu Halk Partisi?ne, yine milletinin tarihini ve dilini araştırması için kurduğu Tarih ve Dil Kurumlarına bırakacaktır. O da öyle yapmıştır. Yani, yalan makinesi tarihçimizin ?Atatürk çiftliklerini İsmet İnönü’nün zoruyla hazineye bağışladı? iddiası kendiliğinden çürümektedir.

      “Çiftlikleri Hangi Kuruma Bıraksam” Tartışmasından Bir Yalan Üretmek

      Atatürk, bu çiftlikleri mezara götürmeyecekti herhalde! Bu çiftlikleri ne amaçla kurup, ne amaçla işlettiğini de bildiğimize göre Atatürk, tabi ki bilerek, isteyerek ve hatta önceden planlayarak bu çiftliklerini ölmeden önce milletine bağışlamıştır! Bu sırada tabi ki İsmet İnönü başta olmak üzere yakın dostlarıyla bu konuyu konuşmuştur. “Çiftlikleri hangi kuruma bırakırsak, çiftlikler geliştirilerek işletilir ve millet bu çiftliklerden daha iyi yararlanır? sorusuna yanıt aramıştır. Nitekim önceleri çiftlikleri Halk Partisi?ne bırakmayı düşünmüştür. Halk Partisi?nin halkın yararına olarak çiftlikleri işletmesini planlamıştır, ama daha sonra halkın çiftliklerden daha iyi yararlanması için çiftliklerini doğrudan hazineye bağışlamayı uygun görmüştür. Yalan makinesi tarihçimiz, Atatürk’ün “Çiftlikleri hangi kuruma bırakırsak halkın yararına olarak daha iyi işletilir sorusuna” yanıt ararken İsmet İnönü’nün görüşü doğrultusunda karar alıp çiftliklerini hazineye bırakmasını, “Atatürk’ü İsmet İnönü ikna etti! Atatürk çiftliklerini hazineye bırakmak istemiyordu! Atatürk, çiftlikler zarar ettiği için hazineye bağışladı” biçiminde çarpıtmıştır. İşin ilginç yanı, Atatürk’e saldırmak için İsmet İnönü’yü kullanan yalan makinesi tarihçimiz aslında iflah olmaz bir İsmet İnönü düşmanıdır. Her fırsatta İsmet İnönü’ye saldırn bu yalan makinesi tarihçimiz, örneğin İsmet İnönü’nün Kurtuluş Savaşı’na katılması için “bohçalanarak” Anadolu’ya gönderildiğini iddia etmiş ve son olarak İsmet İnönü’yü “cami düşmanı” olmakla suçlamıştır.

      Atatürk, ölmeden önce de gözü gibi baktığı çiftliklerini, içindeki mal varlıklarıyla birlikte milletine bağışlamıştır. Çiftliklerini zarar ettikleri için hazineye bağışladığı iddiası kocaman bir yalandır. Bunun yalan olduğunu anlamak için Atatürk’ün içinde çiftliklerinin de olduğu bütün mal varlığını bir an önce milletine bağışlamak için gösterdiği çabayı bilmek gerekir.

      Atatürk’ün Bütün Mal Varlığını Milletine Bağışlama Israrı

      Atatürk; 1927 yılında Büyük Nutku?nu okuduğu C.H.P’nin 2.ci Kurultayı’nda, taşınır-taşınmaz tüm mal varlığını C.H.P.’ye bağışlayacağını duyurmuştu. Daha ileride, bu partinin artık devletle tamamen bütünleştiğini görerek fikrini değiştirmiş ve mal varlığını C.H.P’ye değil, Hazine’ye bağışlamaya karar vermişti. İşte 1933 yılında bu konuda ilk adımı atmış ve gereken hukuki hazırlığı yapmasını da Genel Sekreter’i Hasan Rıza Soyak?a emretmişti. (Hasan Rıza Soyak, Atatürk’ten Hatıralar, s.754).

      Soyak, Atatürk’ün bu emrinin yerine getirilebilmesinin mümkün olmadığını, Miras Hukuku’nda mahfuz hisse denen bir kavram bulunduğunu, buna göre kız kardeşi Makbule Hanım sağ olduğu için mal varlığının yüzde 25?inin Makbule Hanım?a ait olduğunu, o nedenle tümünü değil ama kendi tasarrufundaki yüzde 75 üzerinde dilediğini yapabileceğini uzun uzun anlatmıştır.

      Atatürk tatmin olmamış, tüm varlığını milletine yani hazineye bağışlamak konusunda ısrar etmiştir.. Sonunda; ”…Her neyse, bir çaresini bulmalı ve mutlaka benim istediğim gibi bir vasiyetname yapmalıyız. Sen bu işle meşgul ol…” demiştir. Emir kesindir.

      Hasan Rıza; bunun üzerine bir hukuk bilgini olan Saruhan (Manisa) milletvekili Mustafa Fevzi Efendi?ye danışmış, konuyu inceleyen M. Fevzi Efendi şöyle bir öneri sunmuştur:

      ?Miras Hukuku hükümleri çok açık. Oradan bir çıkış göremiyorum. Yalnız aklıma bir başka nokta geliyor: TBMM Gazi için özel bir kanun çıkartsın. Sorun herhalde o zaman çözülebilir.?

      Atatürk’ün de uygun görmesi üzerine konu Meclis’e götürülmüş ve bu kanun çıkartılmıştır. (Kabul Tarihi: 12.6.1933, numarası: 2307.)

      Atatürk’ün mal varlığının tamamını hazineye bağışlayabilmesi için Atatürk’ün isteği ile Meclis tarafından çıkarılan 2307 nolu kanunun maddeleri şunlardır:

      Madde 1: Gazi Mustafa Kemal Hazretleri’nin, Kanunu Medeni’nin 452. maddesi dairesindeki tasarrufları, mahfuz hisseler hakkındaki hükümden müstesna olup, bütün mallarında muteberdir.

      Madde 2: Bu kanun neşri tarihinden itibaren muteberdir.

      Madde 3: Bu kanunun hükümlerini icraya, İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

      Tüm mal varlığının ulusa yani hazineye ait olduğu, 1933?te çıkarılan işte bu yasayla hüküm altına alınmış oluyordu.

      İntikallerin tamamlanması ise 12 Haziran 1937?de bitmiştir.

      Prof. Orhan Çekiç’in dediği gibi “Özel yasa çıkarttırarak kendine özel çıkarlar sağlayan devlet adamlarına, dünyanın her yerinde dün de, bugün de rastlanıyor, yarın da rastlanacak… Ama özel yasa çıkarttırarak nesi var nesi yok milletine bağışlayan devlet adamına, ne Atatürk?ten önce, ne de sonra bir daha rastlanmadı.”

      Atatürk, kâğıt üzerinde nice mal-mülk sahibi görünüyor olsa da 1933?ten itibaren O?nun artık bir dikili ağacı bile yoktur.

      Atatürk?ün, yaptığı bağışlara temel olan yasayı Meclis?ten rica ederek çıkarttırdığı tarih; 12 Haziran 1933?tür… Yani, Cumhuriyet henüz 10 yaşındadır. Hastalık belirtileri de daha ortaya çıkmamıştır. Çiftliklerinin zarar etmesi diye bir durum da söz konusu değildir, çünkü daha çiftlikler yeni kuruluş aşamasındadır. Atatürk, bilerek, isteyerek, daha işin başında malını mülkünü milletine bırakmaya karar verniştir.

      Aslına bakılacak olursa Atatürk’ün mal varlığının çoğu kendisine bağış ve hediye olarak verilen köşklerden, evlerden, bağlardan bahçelerden oluşmuştur. Prof. Orhan Çekiç’in de belirttği gibi: “Atatürk?ün zaman zaman ziyaret ettiği yerler belediyelerinin kendisine ?yörenin bir şükran ifadesi olarak? köşkler hediye etmişlerdir. Atatürk nezaketen kabul ettiği bu köşklerin tümünü ilk fırsatta belediyelere iade etmiş, buraları o belediyeler tarafından ya ?Atatürk Evi? olarak muhafaza edilmiş veya müzeye dönüştürülmüştür. Bugün Anadolu’nun neredeyse her ilinde bir Atatürk Evi ve Müzesi olmasının nedeni bundandır.

      Atatürk; kendine hediye edilenler bir yana dursun, kendi parasıyla edindiklerini bile ya Yalova?da, Mersin?de olduğu gibi yöre köylüsüne veya yukarıda belirtildiği gibi hazineye bağışlamıştı. Örneğin, o günlerde bataklık olan bugünkü Etimesgut?un tüm arsalarını, bedelini ödeyerek parsel parsel satın almış, ıslah ettirmiş ve buralara Rumeli?den göç eden muhacir hemşerilerini yerleştirmiştir. Aynı şeyi Yalova için de yapmıştır ve Yalova?ya ilk gidişinin nedeni, bu bölgeye yerleştirilen Rumeli göçmenlerinin durumunu görmek içindir. Kooperatif kurulmasına öncülük etmiş 1 numaralı üyeliği kendisi almış ve bu yoldan da köylüye örnek olmuştur. Kendi çiftlikleri başarılı bir düzeye geldiğinde de bunları o yörenin köylerine bağışlamıştır.”

      Atatürk’ün Çiftliklerini Milletine Bağışlaması

      Atatürk, kurmuş olduğu çiftlikleri 13 yıl bizzat işlettikten sonra 11 Haziran 1937 tarihinde yazmış olduğu vasiyet mektubu ile hazineye devretmiştir. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü tarafından Maliye Bakanlığı?na havale edilen o tarihi mektup şöyledir:

      ?Başvekalete,

      Malum olduğu üzere ziraat ve iktisat sahasında fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadı ile muhtelif zamanlarda memleketin muhtelif mıntıkalarında müteaddit çiftlikler tesisi etmiştim.

      On üç sene devam eden çetin çalışmaları esnasında faaliyetlerinin, bulundukları iklimin yetiştirdiği her çeşit mahsulattan başka, her nevi ziraat sanatlarına da teşmil eden bu müessesleri ilk senelerden başlayan bütün kazançlarını inkişaflarına sarf ederek büyük küçük müteaddit fabrika ve imalathaneler tesis etmişler, bütün ziraat, makine ve aletlerini yerinde ve faydalı şekilde kullanarak bunların hepsini tamir ve mühim bir kısmını yeniden imal edecek tesisat vücuda getirmişler, yerli ve yabancı birçok hayvan ırkları üzerinde çift ve mahsul bakımından yaptıkları tetkikler neticesinde bunların muhite en elverişli ve verimli olanlarını tespit etmişler, kooperatif teşkili suretiyle veya aynı zahiyette başka suretlerle civar köylerle beraber, faydalı şekilde çalışmalar, bir taraftan da iç ve dış piyasalarla daimi ve sıkı temasta bulunmak suretiyle faaliyetlerini ve istihsallerini bunların isteklerine uydurmuşlar ve bugün her bakımdan verimli, olgun ve çok kıymetli birer varlık haline gelmişlerdir. Çiftliklerin yerine göre araziyi ıslah ve tanzim etmek, muhitlerini güzelleştirmek, halka gezecek, eğlenecek ve dinlenecek sıhhi yerler, hilyesiz ve nefis gıda maddeleri temin eylemek, bazı yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelede bulunmak gibi hizmetleri de zikre şayandır.

      Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teşkil eden geniş çalışma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri ve memleketin mıntıkalarında da müessilleri tesis edildiği takdirde, tecrübelerini müspet iş sahasından alan bu müesseselerin ziraat usullerini düzeltme, istihsalatı artırma ve köyleri kalkındırma yolunda devletçe alınan ve alınacak olan tedbirlerin hüsnü intihap ve inkişafına çok müsait birer amil ve mesnet olacaklarına kani bulunuyorum ve bu kanaatle tasarrufum altındaki bu çiftlikleri, bütün tesisat, hayvanat ve demirbaşları ile beraber hazineye hediye ediyorum. Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaşını mücbel gösteren bir liste ilişiktir.

      Müktazi kanun muamelesinin yapılmasını dilerim. 11.06.1937- Mustafa Kemal Atatürk?

      Orijinal mektupta çok ayrıntılı olan söz konusu listeyi şöyle özetlemek mümkündür:

      Ankara?da Orman, Yağmurbaba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Tahar, Etimesut, Çakırlar çiftliklerinden meydana gelen Orman Çiftliği, Yalova?da Millet ve Baltacı Çiftlikleri, Silifke?de Tekir ve Şövalye Çiftlikleri, Dörtyol?da portakal bahçesi ile Karabasamak Çiftliği, Tarsus?ta Piloğlu Çiftliği.

      Bu yerlerdeki Bira Fabrikası, Malt Fabrikası, Buz Fabrikası, Soda ve Gazoz Fabrikası, Deri Fabrikası, Tarım Aletleri ve Demir Fabrikası, iki modern Süt Fabrikası, iki büyük yoğurt imalathanesi, şarap imalathanesi, değirmen, iki yağ ve peynir imalathanesi, iki tavuk çiftliği, iki özel iskele ve liman, beş satış mağazası, Çelik Fabrikası?nın %40 payı, 16 traktör, 13 komple biçerdöver, 1 deniz motoru, 5 kamyon ve kamyonet, 2 binek otomobil, 19 binek ve yük arabası, 13.100 adet koyun, 443 sığır, 69 at, 58 eşek, 2450 tavuk.

      Atatürk?ün çiftliklerini hazineye bağışladığı bu vasiyet mektubu, Atatürk?ün ?Örnek Çiftlikler (Yeşil Cennet) Projesi?nin amaçlarını gözler önüne sermesi bakımından çok dikkat çekicidir. Mektup, dikkatle okunduğunda Atatürk?ün aslında tüm Türkiye?yi ağaçlandırmayı, yeşillendirmeyi düşündüğü ve dahası tarımsal ve hayvansal üretimi arttırmayı amaçladığı görülecektir.

      Mektupta ifade edildi kadarıyla Atatürk:

      * Tarım ve ekonomi alanında bilimsel ve uygulamalı denemeler yapmak için değişik zamanlarda ülkenin değişik yerlerinde çiftlikler kurmuştur.

      * Bu çiftliklerdeki çalışmalar 13 sene sürmüştür.

      * Bu çiftliklerde, iklime göre her çeşit ürünler yetiştirilmiş, küçük büyük fabrikalar kurulmuş, makineli tarım yapılmış, bu makinelerin bir kısmı bu çiftliklerde kurulan tesislerde imal edilmiş, yerli ve yabancı bir çok hayvan ırkları üzerinde incelemeler yapılmış, civar köylerle işbirliği içinde faydalı çalışmalar gerçekleştirilmiştir.

      * Çiftliklerin kuruldukları bölgelerdeki araziler ıslah edilmiş, düzenlenmiş ve o bölgeler güzelleştirilmiştir.

      * Çiftlikler halka gezecek, eğlenecek ve dinlenecek temiz yerler, sağlıklı ve nefis gıda maddeleri sağlamıştır.

      * Atatürk, bu çiftliklerin daha da geliştirildiği takdirde ziraat teknikleri, düzeltme, üretimi artırma ve köyleri kalkındırma yolunda çok işe yarayacaklarını belirtmiştir.

      Meclis?te Atatürk?ten gelen bu ?çiftlik vasiyeti? mektubunun okunmasından sonra Başbakan İsmet İnönü söz alıp özetle şunları söylemiştir:

      ?Sevinç ve heyecanla dinlediğimiz armağan olayı, üzerinde büyük bir önemle durulması gereken yüksek bir değerdedir.Hazineye geçen bu çiftlikler, değerleri milyonlara varan bir zenginliğe sahiptirler. Atatürk bu çiftlikleri yıllardan beri kişisel biriktirmeleri ve özellikle kişisel emeği ile meydana getirmiştir. Ve bunları herkesin Anadolu ortasında nasıl bir bayındır oturma yerinin yapılabileceğini düşünüp karamsarlığa düşerken, bilim ve çalışma ile bunun mümkün olabileceğine örnek vermek için yapmıştır. Atatürk, her türlü kişisel çıkarların, kişiliğine yönelik her türlü yararların daima üstünde kalmış ve daima kalacak olan bir ulusal varlıktır. Bu eserleri hazineye armağan etmesinin de temelli, büyük ve politik bir ideali vardır. Çünkü o, Milli Mücadele?nin ilk gününden beri bu memleketin kudretini ve zenginliğini köylülerimizin kalkınmasında, zenginliğe ve rahat geçime sahip olmasında gördü. İlk günden beri bu doğrultuda yürüdü. Biz de aynı doğrultu da yürüyoruz. Bugün de Atatürk, memleketin güçlenip zenginliğinin artması için köylünün durumunun ve ekonomik varlığının yükselmesi gerektiği kanısındadır. Atatürk, bu anlayışın ve siyasetin memleket için çok yararlı olacağı kanısı ile bu konudaki mücadelenin başındadır. Biz de onu izlemekte çok dikkatliyiz.

      Atatürk bu çiftlikleri Halk Partisi?nin malı olarak saklıyordu. Fakat köylülerin buralardan bir okul, bir öğretici araç olarak yararlanabilmelerinin devlet elinde bulunmaları ile daha kolay ve mümkün olacağını düşündü?. Böylece Atatürk bir kere daha kendi huzur ve rahatının, vatanının şan ve şerefinde ve güçlülüğüne olduğunu gösteriyor. Biz de diyoruz ki Atatürk bizim en değerli hazinemizdir. Onun şan ve şerefini vatanın şan ve şerefi sayıyoruz.?

      İnönü?nün Meclis Zabıt Ceridesi?ndeki bu konuşması yalan makinesi tarihçimizin maskesini bir kere daha düşürmektedir. İnönü, ?Atatürk bu çiftlikleri Halk Partisi?nin malı olarak saklıyordu. Fakat köylülerin buralardan bir okul, bir öğretici araç olarak yararlanabilmelerinin devlet elinde bulunmaları ile daha kolay ve mümkün olacağını düşündü? bu nedenle hazineye devretti demiştir.

      Ben Gerektiğinde Milletime Canımı Vereceğim

      İnönü?nün bu konuşmasından sonra 13 milletvekili, Atatürk?ün çiftliklerini milletine bağışlamasıyla ilgili konuşmalar yapmış, yüzlercesi de Atatürk?e teşekkür telgrafları çekmiştir. Meclis Başkanlık Divanı, ?Büyük İyiliği? için Atatürk?e bir teşekkür telgrafı çekmiştir. Bunun üzerine Atatürk de önce Başbakan?a sonra da Meclis?e birer mektup göndermiştir.

      Atatürk’ün Başbakan İsmet İnönü’ye gönderdiği mektup şudur:

      Hatırlarsınız, Türk köylüsünün Türk’ün efendisi olduğunu söylediğim zamanı. Ben o efendinin isteği ve iradesi altında yıllardan beri çalışmış olan bir hizmetçiyim. Şimdi beni çok duygulandıran olay, değersiz olsa da Türk köylüsüne ufak bir görev yapmış olduğumdur. Milletin Yüksek Temsilciler Kurulu bunu iyi görmüş ve kabul etmişler ise, benim için en unutulmaz bir mutluluk anısını bana vermişlerdir. Bundan ötürü çok yüksek bir zevkle millet, memleket ve Cumhuriyet hükümetine yapmak zorunda olduğum görevlerden en basiti karşısında gösterilmiş olan iyi duygulardan ne kadar heyecanlandığımı anlatacak güçte değilim. Söz konusu olan armağan Yüksek Türk Milletine benim asıl vermeyi düşündüğüm armağan karşısında hiçbir değere sahip değildir. Ben gerektiği zaman en büyük armağanım olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim.? (Mahmut Goloğlu, Tek Partili Cumhuriyet, s. 264.)

      İşte büyük adam?İşte vatanseverlik? İşte tevazu?

      Bütün mal varlığını, 15 yıl uğraşıp didinip adeta yoktan var ettiği örnek çiftliklerini, milletine bağışladığı için kendisine teşekkür eden Meclise, ?Ben gerektiği zaman en büyük armağanım olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim? diye karşılık veren bir lider? O günlerde “milletine canını vermekten” söz eden Atatürk’ün kastettiği Hatay Meselesi idi. Atatürk Hatay’ı anavatana katmaya kararlıydı ve bu uğurda canını vermeyi bile göze almıştı.

      Atatürk, Büyük Millet Meclisine de Yapılan bir görevdir şeklinde kısa fakat çok anlamlı bir mektup göndermiştir. (TBMM Zabıt Ceridesi, 14 Haziran 1937.)

      Atatürk’ün Vasiyeti Çiğneniyor: Atatürk Orman Çiftliği Yok Edilmek Üzere

      Atatürk’ün Örnek Çiftlikler (Yeşil Cennet) Projesi?nin ilk uygulaması olan Atatürk (Gazi) Orman Çiftliği, Atatürk’ün kişisel mal varlığı içinde olduğundan 1937 yılında Atatürk tarafından şartlı olarak hazineye bağışlanmıştır. Bağışla ilgili resmi belgeye göre; Atatürk Orman Çiftliği üzerindeki bütün zirai işletmeler, donanımları ile birlikte bir zirai üretim birimi olarak korunması ve işlerliğinin devamı şartı ile hazineye devredilmiştir. Bağış senedinde ayrıca, çiftlikte arazi ıslahı ve düzenlenmesi yapılması, çevrenin güzelleştirilmesi, halka gezecek-eğlenecek ve dinlenecek sağlıklı yerler sağlanması, halka nefis ve katıksız gıda maddeleri üretilmesi ve temini amacı açıkça belirtilerek bunların gerçekleştirilmesi yükümlülüğü konulmuştur. Atatürk’ün kişisel mülkünü bağışladığı hazine, Atatürk Orman Çiftliği’nin mülkiyetini yukarıdaki yükümlülükleri ile birlikte devralmıştır.

      Atatürk?ün milletin hizmetine sunduğu Atatürk Orman Çiftliği, zaman içinde Atatürk?ün vasiyeti çiğnenerek işletilmeye başlanmıştır. İhmaller, suiistimaller ve yanlış politikalar yüzünden Atatürk Orman Çiftliği gittikçe küçülmüştür. 2008 yıl sonu itibarıyla çeşitli sebeplerle çiftlik arazilerinde meydana gelen kayıp, 22.078 dekara ulaşmış bulunmaktadır. Bu miktar Atatürk?ün vasiyetiyle hazineye hediye etmiş olduğu toplam arazinin % 42?sine eşit bulunmaktadır.

      2006 yılında çıkarılan 5524 sayılı yasa ile Atatürk Orman Çiftliği’nin imara açılması kanunlaşmış ve bu konuda Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne geniş yetkiler verilmiştir. Var olmayan gerçek dışı gerekçelere dayanılarak çıkarılan bu yasanın amacı, Atatürk Orman Çiftliği?nin mal varlığının belediyenin kontrolüne bırakılmasıdır. Bu yasa ile AKP?li Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kontrolüne bırakılan Atatürk Orman Çiftliği, bilinmeyen bir sona sürüklenerek yok olacaktır. 5524 sayılı kanuna dayanılarak Atatürk Orman Çiftliği için yapılan imar planlarının, Ziraat Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası ve Ankara Barosu tarafından anayasaya ve yasalara aykırılığı nedeniyle iptali istemiyle dava açılmıştır.

      Atatürk Orman Çiftliği?nin mülkiyeti Atatürk’ün bağışlama iradesi ile sınırlı olarak hazineye geçmiştir. 5524 sayılı yasa ile getirilen düzenlemeler ile Atatürk’ün anayasa ve medeni hukuktan doğan hakları çiğnenmektedir ve bu kanun, anayasanın mülkiyet hakkını koruyan kurallarına aykırıdır. 5524 sayılı kanun, anayasanın kamulaştırma için koyduğu kurallara aykırıdır. 5524 sayılı kanun, anayasanın kültür ve tabiat varlıklarının korunması ile ilgili kurallarına aykırıdır. 5524 sayılı kanun, anayasanın toprak varlığımızın korunması ile ilgili kurallarına aykırıdır. 5524 sayılı kanun, Atatürk?ün kişisel haklarına ve Cumhuriyetin ruhuna aykırıdır. (Güven Dinçer, “Atatürk Orman Çiftliği ve Anayasal Koruma”, Cumhuriyet gazetesi, 18 Mayıs, 2007). 5524 sayılı kanun Atatürk?ün Yeşil Cennet Projesi?ne vurulmuş bir darbedir.

      Yalova Çiftliği Araplara Satılıyor

      Atatürk?ün 1929 yılında, yanı başındaki ulu çınar ağacının bir dalı zarar görmesin diye altına ray döşetip birkaç metre kaydırdığı Yalova?daki Yürüyen Köşk?ün öyküsü zaman içinde neredeyse unutulmuştur. Bırakın yürüyen köşkün ibret dolu öyküsünü, bu köşkün Atatürk?ün anısını taşıdığı ve Atatürk?ün vasiyeti gereği hazineye devredilerek milletin hizmetine sunulduğu da unutulmuş, unutturulmuştur.

      Ve bir gün gelmiş, bu tarihi köşkün de içinde bulunduğu Yalova Çiftliği önce AKP?li Yalova Belediyesi?ne devredilmiş, daha sonra da Yalova Belediyesi tarafından Araplara satılmak istenmiştir.

      2005 yılında AKP?li Belediye Başkanı Barbaros Binicioğlu?nun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan?la görüşmesinin ardından, Atatürk?ün kendi parasıyla kurup, ölmeden önce hazineye bağışladığı Yalova Çiftliği, turistik tesis yapılması için Araplara verilmiştir. Tesisleri, Dubai İslam Bankası ile Çalık Holding?in birlikte kurmasına karar verilmiştir.

      Yüksek Planlama Kurulu kararıyla gerçekleştirilen operasyon sonucunda arazide kurulacak turistik tesisiler için 2005 yılında Dubai İslam Bankası ile ön protokol imzalanmıştır. İslam Bankası ile Çalık Holding?in kuracakları tesisler için atılan bu ilk imzada AKP?li Devlet Bakanı Ali Babacan da bulunmuştur. (?Çiftliği Araplarda? Hürriyet Gazetesi, 13 Temmuz 2005, s.22.)

      Atatürk?ün, ?vatanın tek bir dalı bile çok kıymetlidir? anlayışının sembolik ifadesi olan Yürüyen Köşk?ün de içinde olduğu Yalova Çiftliği, AKP?nin ?babalar gibi satarım? anlayışıyla yandaşlara ve yabancılara haraç mezat satılmaktadır.

      Atatürk?ün hazineye devredip Türk milletinin hizmetine bıraktığı Yalova Çiftliği?nin, Atatürk?ün vasiyeti hiçe sayılarak Araplara satılmak istenmesi, Cumhuriyet?in geldiği noktayı göstermesi bakımından çok düşündürücüdür!

      Bugün içinde ?HALİFELİK VAR? sanarak Atatürk?ün Gizli Vasiyeti peşinde koşanların, önce Atatürk?ün elimizdeki ?açık vasiyetinin? hukuka aykırı olarak çiğnenmesine ses çıkarmaları gerekir. Atatürk?ün bir ?vasiyet mektubuyla? hazineye devrederek Türk milletinin hizmetine sunulmasını istediği çiftlikleri, bugün bu vasiyete aykırı olarak yandaşlara ve yabancılara haraç mezat peşkeş çekilmektedir. Bu durum, hukuka, insan haklarına ve kamu vicdanına aykırıdır. Bu durum, Mustafa Kemal Atatürk?e yapılmış büyük bir saygısızlıktır.

      Yalan makinesi tarihçimizin de tarihi gerçekleri çarpıtmayı bırakıp Atatürk?ün vasiyetine aykırı olarak Atatürk?ün Örnek Çiftliklerinin yandaşa haraç mezat satılmasının hesabını sorması? gerekir. Namuslu bir aydının yapması gereken şey budur!

      Yalan Makinesi Tarihçimiz Atatürk?ü Bugünkü Siyasilerle Karıştırmış!

      Edindikleri servetleri eşe dosta, yandaşa akıtan günümüzün Başbakanları ve bakanlarının Atatürk?ten alacakları çok ama çok büyük dersler vardır.

      Yalan makinesi tarihçimiz anlaşılan Atatürk?ü bugünkü cukkacı siyasilerle karıştırmış! Siyasi hayatları süresince mal,mülk,servet peşinde koşan, hem kendi ceplerini hem de eş, dost ve yandaşlarının ceplerini dolduran, İsviçre bankalarında gizli hesaplar açtıran, oğula gemicik alan, eşe kuyumcu dükkanı açan bugünkü siyasilerle Atatürk?ü kıyaslamak, Atatürk?ün de onlar gibi ?mal, mülk, para düşkünü? olduğunu kanıtlama gayreti işçinde çırpınmak, bana soracak olursanız komik olmuş!

      Yalan makinesi tarihçimiz, bugünün çalan-çırpan, eşi dostu kayıran siyasetçisine meşruiyet kazandırabilmek için ?Atatürk de çalmıştı, çırpmıştı, malı, mülkü vardı!? diyebilme densizliğini göstererek hem komik duruma düşmüştür, hem de yandaşlığın-yalakalıkla tarihi çarpıtmanın son örneklerinden birini vermiştir.

      Yalan makinesi tarihçimize şunu da hatırlatalım ki; eğer Atatürk, para pul peşinde koşsaydı I. Dünya Savaşı sırasında Alman komutan Falkenhayn tarafından kendisine verilmek istenen sandıklar dolusu altın rüşvetini kabul ederdi! Eğer Atatürk mal mülk düşkünü olsaydı kelle koltukta, yokluk ve yoksulluk içinde bir Kurtuluş Savaşı?nın önderi olmaya soyunmaz, işbirlikçiler gibi İngilizlerin kanatları altında gayet rahatça hayatını sürdürürdü. Ya da kendisine yapılan Halifelik tekliflerini kabul eder, para pul içinde yüzerdi.

      Ah Atatürk düşmanı yobaz kafa ah!…

      Yalan makinesinin daha mantıklı, ayakları daha sağlam yere basan yeni yalanlarını bekliyoruz!!!
      NOT: Atatürk’ün Örnek Çiftlikler Projesi’nin ayrıntılarını ”AKL-I KEMAL”, ”Atatürk’ün Akıllı Projeleri”, C.I, adlı kitabımdan okuyabilirisiniz
      Sinan Meydan – 17 Haziran 2012

      • bu kadar uzun yazmana gerek yok,bağış 1937 olarak tescil edilmiş.sonra 6 tane varisçisi var.kardeşleri(üvey de olsa da), manevi evladı, inönünün çocukları vb.lere ayrıca birşeyler bırakılmış.biz malının olmasından ziyade bu kadar malı bu kadar zamanda nasıl kazanmış,merak ediyoruz.bizim önderimiz aynısını biz de yapmak isteriz…

      • ADDAMIN OGLUMU VARDI DAHA NE GECIRSIN ZIMETINE GECIRMEDIGI BISIMI KALMIS INÖNÜNÜN PARALARI ISVICRE BANKALARINDA KALDI TÜRKIYEYI PARCALIYANLAR SATANLAR BELI TARIHI OKUYUN ANLARSINIZ VATANI INGILIZLERE PESREV CEKTILER DAHA NE OLSUN 100 SENENIN ÜSTÜNDE DURAKLAMA DEVRINI YASADIK YUH YANI

      • bak gerçekçi,burada söz konusu yapılanlardan daha ziyade üzerine TAPULU olan malların miktarıdır.şunu yapmış bunu yapmış,hikaye.bu mal nasıl edinilmiş.? soru bu.nihayetinde bir memur…

  47. Böyle ahmakça paylaşımların yapıldığı bir site daha yoktur herhalde,Atatürk’ün mal varlığını herkes biliyor.Siz RTE nin gizli mal varlığından haber verin reziller.7 sülalesini doyurdu.Dinsiz dediğiniz Atatürk; müslüman geçinenlerin hepsinden daha müslüman. Koltuk sevdası uğruna Irkından vazgeçen adamın Türk Milletinin başbakanı olmaya hakkı yoktur..

  48. ac köpekler sülale doyurdu adam halkina birakti ahmet necdet sezer bütün herseyini bagisladi emekli olurken sira gülde birakirmi asla

    • İSRAİL …edit.. FARKLI BİR KONU, HAİN ERMENİ ..edit.. SEZER BAĞIŞLAMIŞ DEMEK VAY VAY NE ADİ ..edit.. OLMUŞSUNUZ SİZ

      *EDİT: Küfür etmeden şampiyon

  49. bu insanlar ne kadar cahil atamız mallarını kime bırakmış biliyolarmı acaba milletin malları ayakkabı kutuları dolar kutuları villaları ortaya çıkınca gündemi saptırıyolar yani atatürkün malları yanında bizimkiler az demek istiyolar ama unutmasınlarki atamızın tırnağı bile olamazlar hem onun anıtkabri var onların sadece bir mezarı olacak

  50. Olaya bir de şuradan bakalım.. Koskoca Türkiye cumhuriyeti kurucusu varsın kendine 20-25 kalem arazi alsın.(eminim almamıştır)
    Bu site zihniyeti,peki Devlet Hanedanın ortak Malıdır a ne diyeceksiniz ?

    • acaba aldığı maaşı okumadın galiba yeni kurulan bir ülkede millet AÇ yatarken o parayı alması sence vatan sever atatürke yakışır mı?

      • Yasen Atatürk’ün aldığı maaşı gec kardeşim. Bu günkü R.T .E nin kızının maaşı 4 tane askari ücretlinin yıllık toplam kazancı kadar. Dikkatli oku yıllık diyorum. Atatürk dört yaşında kıza rakı içirmiş. Sen kaç yaşındasın ve ne içtin.

    • herhalde o zamanın TBMM kayıtları da yalandır.bi zahmet edip o kayıtlara baksanız.devletin resmi kayıtlarıdır.kulaktan dolma veya dedikodu değil.!!!

  51. Fetoşun pçleri ananzı da peskes çkin fetoşa sizin ananızı Atatürk skmelydi ki Türk doğardınız

  52. O zamanlar yasa gereği mal varlığını yakınlarına vermek zorundaymış atamız ama kendisi bir yasa çıkarıyor ve hiç bir yakınına mal varlığını bırakmıyor. Sadece makbuleye başını sokacak küçük bir ev bırakıyor. Bunlar arşivlerde var isteyen araştırsın. AYRICA 13 BİN TL OLAN MAŞŞINDAN SONRA 1932 DE BİR YASA ÇIKARIYOR YÜKSEK MAAŞ ALANLARDAN DAHA YÜKSEK VERGİ ALINACAK DİYE. 13 BİN TL NİN 5 BİN TL Sİ VERGİ OLARAK KESİLİYOR. BU YASAYI ÇIKARAN ATAMIZA SAÇMA SAPAN SUÇLAMALAR YAPMAYIN TARİH ORTADA.

    • tarih ortada da bilgiler yanlış.o zamanı bu zamanı yok.eğer ölürsen mallar varislere kalır.önce çoluk çocuk,yoksa kardeş yoksa diğer yakınlar.hiç yoksa devlete kalır.dün de böyleydi bu gün de böyle.eğer bu kadar mal varislere kalsaydı ki ( kız kardeşinden hariç üvey kardeşleri de vardı) o zaman büyük gürültü kopardı.şöyle veya böyle bu önlendi…

  53. arkadaşlar yukarda yazılı olanların hepsi şu anda devlete aittir. yani Atatürk zaten tüm mallarını bahçelerini TSK ve devlet idaresine bağışlanmıştır, siz Ataya laf edenler utanmazlar kafirler dinsizler, Atanız olmasa idi bu ülke müslüman kalırmıydı, yada sizin babalar cidden müslüman değil yada anneniz moldovyalı, lan sığırlar bende imamatip mezunuyum ilahiyat fakültesini bitirdim sizin gibi adi ve şerefsilerin yüzünden cemaati bile kirlettiniz, siz gece evinizde rahat uyuyorsanız tsk vardır diye, namazda alnınızı rahatca secdeye koyuyorsanız Atatürk ve silah arkadaşlarının sayesinde, evde eşinizle bir tek siz beraber oluyorsanız cumhuriyet sayesinde, bu sayfalarda rahat rahat yazıyorsanız laiklik ve özgürlük sayesinde -şimdi git babana sor kökenin nereye dayanıyor YA SEV YADA BU ÜLKEYİ TERK ET, BİRDE BANA BURDA kURAN dan ayetler yazıp konuşmayın, ben Kitabımızı ezbere bilirim, gerçek türk müslümanlık Allah cc birdir, peygamberi hz Muhammed sav, kitabı Kuran-ı Kerim, bayrağı al bayrağı üzerine ak ay ve yıldızdır, vatanını bilendir Ülke kurucularına saygılı 36 padişah ve M.Kemal Atatürk olduğunu bilir. bunların tamamı sende yoksa soyunda kesin bir kırıklık var dna’nız bozulmuş sizin, sizin içinde tıpta yapacaç birşey yok

  54. ulan 582 dönüme 650 bin fidan dikiyosuz da utanmıyomusunuz? Allahda korkmaz lar. Allah sizi islah etsin.

  55. Böylesine basit yazıları okuyunca üzülmemek elde değil. Her şey bir yana Atatürk mason değildi , Olamazdı zaten. Mal varlığı ve zenginliği ilke edinecek bir kişi Ülkenin tek hakimi iken “Cumhuriyet rejimi kurup bunu gençlere armağan etmez. Kur’an da Allah (c.c) İnsanoğlunun çok Nankör olduğunu bildiren ayetler mevcuttur. Atatürk ne hazin ve acıdır ki eceli ile ölmemiş , resmen öldürülmüştür. Ebediyete 75 yıl önce intikal eden bir kişiyi rahmet ve saygı ile anmak yerine bu gün bu haksız suçlamalarla itham edenler İlahi adalet önünde hesap vereceklerdir. Unutulmamalıdır ki Peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa (sallallahü aleyhi vessellem ) bile en yakınlarından bi-zati kötülükler görmüştür.

  56. İlknur Kalıpçıyı okuyun tavsiye ederim bu yazdıklarinizin tamamen suclama oldugunu siz de goreceksiniz.

  57. Bunları yıllar önce niye yazamıyordunuz mal varlığı şimdi mi ortaya çıktı yoksa siz o kadar cesur değil miydiniz? Devran hep böyle mi gidecek? Pekii Sayın Başbakan’ın mal varlığı hakkında bir çalışmanız olacak mı? gemicikler nasıl alındı acaba? “haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır” Hz.Muhammed (S.A.V)
    Bir gün hepimiz hesap verecez Allah hepinizi ıslah etsin

  58. Peki ne oldu da ödünç elbiseler alan eski bir asker olan M.Kemal Türkiye’nin en zengin adamı olmayı başardı.

    .Aynı olay sayın başbakan için de geçerli kendisi ,ailesi,ve yandaşlarının durumu aynısı olmuyor mu?

  59. ülke için savaşmış cephelerede bulunmuş bir insana bunlar söyleniyor bunları söyleyenler siz bu ülke için ne yaptınız la ……..

  60. ARKADASLAR , HERKES KENDI KENDINE HAKLI CIKMAK ISTER TABII….AMA BEN SADECE BIR SORU SORMAK ISTIYORUM …BUNUN CEVABINI BILMIS KISI VEREBILIR ANCAK AMMMMAAA VICDANINA KALMIS ARTIK DOGRU MU YANLIS MI DER…..

    ATATURK …….MASON muydu?…………………….Bunu dogru olarak hangi delikanli cevapliyabilir?

    saygilar

    • Değildi. Atatürk sıkı bir milliyetçiydi. Güçlendikçe yani sistemi oturttukça Mason localarıı da kapatmıştır. Söylediği bir söz vardı. özetle söyleyeyim der ki: Biz dünyanın gerçeklerine göre odaklanıyoruz. Konumumuzu da muasır medeniyet seviyesine ulaşmaya yönelik almalıyız. Bu açıdan kendi atalarımızın mensup olduğu tarikatları, tekkeleri vs. zararlı faaliyetleri(milli mücadelede de bunlar görülmüştür) ve çağa uymadıkları dolayısıyla kapattık. Hele ki kökü dışarda bir kurum olan Masonluğu zaten kapatmalıyız. demiştir… Cumhuriyet’in ilk yıllarında asılan Dr. Nazım ve Maliye Nazırı Cavit Bey örneğin birer de Masondur…

  61. sizin şarap fabrikası falan dedikleriniz şu an Atatürk Orman Çiftliğindeki fabrikalardır. O zaman buralar köydü, bataklıktı. Atatürk kendi parası ile bu bataklık arazileri alıp ıslah etti. Yıllarca devlete hizmet etmiş bir insanın az çok parasının olması gerekir. Ayrıca Osmanlı döneminde paşaların maaşı yüksekti. Bazı çiftlikleri kendisine bağışlanmıştı. Hepsini halka bağışladı. Adam vatan kurtarmış istese Türkiye’nin her yerini çevirirdi, padişahta olurdu ama yapmadı, yapsaydı böyle alçakça iftiralara uğramazdı.

  62. IHATEZIONS (@IHATEZIONS) :
    Peki Altinin fiyati kac paraymis yaklasik 90 yil once? daha 2 -3 yilda 3ce katlandi, tabiki maasi oyle degildi 90 yil once.
    Mal varligi sana bana bagisladi, senin dinci liderlerin gibi, milletten calip cocuklarina birakmadi..

    Çocukları vardı da bizim mi haberimiz yok?

  63. serkan :
    ökuz bunu yazıyorsun da senın Torınolu şabanla italyan mafyası fatıh terım ın masını nekadar haberın var mı hıyar.gıt acuna bak gıt agaogluna bak sen once.o senın ecdadını …edit.. kurtar mıs insan dır.dangalak dangalak yazılarla T.C yı yıpratamazsın begenmıyorsan ….. gıt amerıkan usagı olan arabıstana orada ….. senın ecdadını serefsız haysıyetsız.soyu s….. git bahtsız bedevı ol.
    *EDIT:Küfür

    Filistin cephesinde İngilizlere yenilmiş 2 komutandan İsmet İnönü başbakan, Kamal Atatürk Cumhurbaşkanı olmuş. Petrol bölgeleri ise İngilizlerin eline geçmiş.

    Ders kitaplarında hep Çanakkale’den bahsedilirken Filistin Cephesindeki yenilgiden pek bahsedilmiyor, Almanlar yenilince biz de yenik sayıldık gibi bir takım laflar kullanılıyor. Oysa K. Atatürk İngilizler karşısında devamlı geri çekilme hareketi uygulamış.

    Çanakkale’de İngilizler kasten yenilmiş bile olabilir, zira onlar yenilince İtilaf devletleri Rusya’ya yardım gönderemedi ve Bolşevikler yönetimi ele geçirdi. Onlar da SSCB idaresi altındaki Türklere, CHF/CHP rejimi ile aşağı yukarı aynı dönemde baskı rejimi uygulamaya başladılar. Mesela Türkiye’deki alfabe değişikliğinin tarihi ile bu ülkelerdeki alfabe değişikliği 1 yıl arayladır: http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/1/1b/New_Turkic_alphabets.jpg

    Bir de ç, ş harflerini Kamal buldu sananlar o resme dikkatli bakarlarsa 1922’den 1929’a kadar kullanılan Azerbaycan Türkçesi alfabesinde bu harflerin olduğunu görebilirler. Türkiye’de yeni harflerin kabulu 1928’de olmuştur.

    • Senin deden kurtarsaydı ya filstini ,şimdi burada ahkam kesiyorsun. Filistinli kardeşler osmanlı askerlerini kılıçla kovalıyordu zamanında. Bugün ise herkes bedel ödüyor…

    • helal serkanım, kafalarını bunlarla bozuncaya kadar, insan gibi yaşasalar ayrımcılık olmuycak, filistin cephesi ile canakkale zaferi arasında neler oldu bunlardan haberin varmı, neymiş ingilizler bilerek çekilmiş sen nerde yaşıyosun 90 yıldır ingilizlerin sömürgesi altındaki her yer özgürlüğüne kavuştu, salak ingilizler şindi ab birliğine girdiğinden beri enkötü durumlarını yaşıyor artı almanlar ve yunanlar ve soyunuz ermeniler varken ingilizler artık cürret edemez, ama şimdi türkiye en kötü dönemini yaşıyor expo gibi fuarları bile alamıyacak durumda elektirik para su para emlak para sağlık para eğitim para aldığım hak ettiğim maaştan bile vergi kesiliyor bumu din bumu hak bumu yönetmek, adamlara burda iki tarih bilgisi anlatma, otur efendimizin dönemi ile şimdi yaşadığın dönem arasındaki farkı göster, kimin iyi kimin kötü olduğunu anlarsın, artı cemaati kötületmeyin Fettullah hocanın kaç konuşmasında bulundunuz kaç vaazını dinlediniz hastalığında maaşınızdan harcayıp denizler ötesine hiç gidip günlerce kapıdamı beklediniz, bizim dünyadaki tüm okullarımızda Türkçe öğretilir yarışmalar düzenlenir, Rahmetli Atamızın hayatı anlatılır biliyorsan bunları yaz genliğe örnek olun ayrımcı olmayın dini sevdirin takvayı öğretin, insanları bölücülük düşünceleri ile ütülemeyin

  64. bahadır :
    mezara mı götürdü hepsini bağışladı işte senin hocan gibi onun bunun zimmetine mi geçirdi de arkasından millet paylaşma kavgasına mı düştü?

    Oğlu/kızı mı vardı? Bırakabileceği kim vardı?

  65. Siz Atanızı tayyiple mukayese edip aklıyorsanız yazık size. Tayyip ne zamandan beri kıyas noktası oldu?

  66. Yav arkadaş biz padişahlık bitti sanıyorduk. Yok bütün vatan onumuş da bilmem ne. Ne farkı kaldı krallıktan? Halkçılık buymuş demekki… Tamam o zaman siz de mal varlığınızı bana verin. Ömrümün sonunda size geri veririm. Mantık mı bu şimdi? Hizmetinin karşılığı peşin alınırsa kahramanlık bunun neresinde? Millet onu başına geçirdi. Sonsuz saygı gösterdi. Yetmez mi?

  67. tc kurulurken elde edılen gaspe dılen malalrın haddı hesabı tyokzaten..kemalın en önemlı MAL varlığı yuzyıldır suren islam dışı zıhnıyetın bu mıllete musalat olduğu zulumdur..allah cc zalımelır helak etsın..

  68. ökuz bunu yazıyorsun da senın Torınolu şabanla italyan mafyası fatıh terım ın masını nekadar haberın var mı hıyar.gıt acuna bak gıt agaogluna bak sen once.o senın ecdadını …edit.. kurtar mıs insan dır.dangalak dangalak yazılarla T.C yı yıpratamazsın begenmıyorsan ….. gıt amerıkan usagı olan arabıstana orada ….. senın ecdadını serefsız haysıyetsız.soyu s….. git bahtsız bedevı ol.

    *EDIT:Küfür

  69. Peki Altinin fiyati kac paraymis yaklasik 90 yil once? daha 2 -3 yilda 3ce katlandi, tabiki maasi oyle degildi 90 yil once.
    Mal varligi sana bana bagisladi, senin dinci liderlerin gibi, milletten calip cocuklarina birakmadi..
    Ataturk hic degilse turk ekonomisini dunyanin en onde giden ekonomisi yapmistti ve senin erdogan su anda onun yaptigi fabrikalari, bankalari satiyor.ondan sonra ne olacak? tabiki senden vergi olarak alacak.. uluslar arasi zenginlerden mi alacak sanki.. yakinda osmanli devletin son donemi gibi oyle bir ac kalacaksinizki, yine ataturk gibi birisinin gelmesi icin dua edersiniz.. tabiki karniniz ac olunca dua’yi o an unutursun belki

    • Bırak şimdi demogojiyi kime bağışladığını.
      Mezara mı götürecekti.
      Elbette burada kalacaktı.
      Zürriyeti de olmadığı için hazineye kaldı..

      Kime bağışladığı kimin umurunda.

      Sen şuna cevap ver

      Bir asker olan Kemal bunca MALI SERVETİ nereden edindi?

      Devlet Başkanı maaşı ile mi bütün bu malı mülkü edindi?

      Çok namusluymuş çok..Servetini bağışlamış.
      Çok duygulandık
      Nereden bulmuş bunca serveti
      Milletin malını yağma etmenin elbette bir bedeli olur.

      • kendini padişah ilan edip, birde harem kurardı kendine sonra elli tanede çocuk yapardı istese. işte sizin zihniyetiniz bu geçmişinize saygınız yok

  70. Kemalcilerin yorumlarını okuyorum da yok Atalarına helal olsunmuş yok haketmiş yok hazineye bağışlamış yok millete bağışlamış 🙂
    Öte tarafa mı götürecekti?
    Hazineye bağışlanma falan da yok. Çiftlikleri hazineye bağışlanmış,bağış tarihi de 1937 yani ölmeden az evvel. Diğer fabrikalar araziler bilmem neler İnkılapçı tayfa tarafından yağma edildi.
    Peki Kemal bunca mülkü nereden edindi?
    Parayı nereden buldu? Fakir savaştan çıkmıŞ yoksul bir halk ve devlet varken bunca zenginlik saltanat mülk? vaaşşş .
    Siz helal edebilirsiniz ama biz helal etmiyoruz.
    Hele Pakistanlıların milli mücadele için gönderdiği yardım paraları cebine atması tam bir felaket!!!!! ADAMI İPE GÖTÜRÜR

    • Yazmış olduğun bu iddeaların doğruluğunu ispat edemessen sen de günaha girmiş olursun.kul hakkına girmiş olursun.

    • zorbey size tek tek anlatsak bile anlamassınız sen her okuduğuna inanıyorsan vah haline senin vah, biraz tarih oku yaşadığın toprakları öğren pakistanın neler yaptığını öğren Kuran oku insanlığı öğren felsefe oku kendini tart, gidip iki bilgisiz adamın yazdığı yazıları okuma seni hayata küstürür, iyiki mayaların tarihçesini okumamışsın seni artı şirinceden toplardık, o korku varya ölüm korkusu artık şirincede içer dururdun…. neyse sana birkaç kitap önereyim
      Kuran-ı Kerim sana insanların arkasından konuşmamayı, gözünle görmediğine inanmamayı öğretir
      Mevlana sana insanı sevmeyi huzuru yaşamda geçmişteki şahışların aslını öğretir
      şu çılgın türkler eğer deden savaştan kaçmadı ise bu ülke nasıl kurulduğunu öğretir
      şaşkın örde benliğini kaybedenler din ve siyaseti karıştırır
      zaman gazetesini okurken birde sözcü oku mukavele yeteneğini güçlendirir
      ezanı dinlerken güneşin batışınıda izle otur can vatanına dua edersin

      • hoca bilmemek ayı değil öğrenmemek ayıp.hoca lakabını seçmişsin ama tıntınsın.başlangıçta verilen bilgiler TBMM nin bilgileri yani devleti kuran güçlerin elindeki müessese.burada olayı başka mecralara götüren i neler bence başlangıcı dahi okumadan çalakalem yazıyorlar ve tanrılarının yanlış yapmayacağını savunuyorlar.biz de öyle veya böyle,beşer şaşar diyoruz…

  71. deniz :

    Sayın admin,

    Gördüğüm kadarıyla bu site tamamen KARŞI DEVRİM VE KARA PROPAGANDA AMAÇLI YAPILMIŞ.

    Atatürk’ün mal varlığı konusundaki gerçekleri TBMM arşivinden elde edebileceğiniz gibi aşağıdaki linkten de öğrenebilirsiniz. “Öğrenebilirsiniz” diyorum zira kafanız basmasa da Selçuk Üniversitesince yapılmış akademik bir çalışma.
    http://www.turkiyat.selcuk.edu.tr/pdfdergi/s26/155-192.pdf

    Ama bir gerçek daha var ki onu da yazmadan edemeyeceğim;

    Atatürk’ün MAL(!) varlığını eksik yazmışsınız. Zira, o MAL varlığına bu siteyi yapanları da eklerseniz tam olacak.
    Atam diğer mal varlıklarını Türk milletine bağışlamış ama son bahsettiğim mal’ları Türk milletinin bir ferdi olarak ve atamın affına sığınarak Reddi Miras ediyorum.

    Selçuk üniversitesinde yapılmış bu çalışmayı önce keşke kendiniz okusaydınız.

    Milli Mücadele için Müslüman Hint-Pakistan halkının Muhammed İkbal öncülüğünde topladığı paraları Türkiye’ye “DÜŞMANA KARŞI” mücadele için cephede harcanmak maksadı ile kullanması için gönderilmiş milyonlarca altın lira.

    Bunların büyük kısmı harcanmamış para Bakanlar Kurulu kararı ile M.Kemal’e savaştan sonra geri verilmiş. Yaklaşık 380 bin tl. Bu paranın 250 bin TL si ile İŞ BANKASI kurulmuş.Peki savaş yıllarında parasızlıktan cephede mermisi biten barutu biten yamalı elbiseler ile yarı aç yarı tok savaşan bu millet için Hint Müslümanlarının gönderdiği para neden cephede kullanılmaz?
    Bir para düşün ki gönderiliş amacı dışında kullanılsın hem de kutsal bir amaç yani milli mücadele için gönderilmişken sen onunla BANKA kur Çiftlikler al ve bu çiftliklere kendi adını ver? Kimin parası ile? Peki İŞ BANKASI devletin mi? Milletin mi? Hayır, CHP ve avanesinin..

    İşte yağmanın en büyüğünü yapanlar elbette bunun da hesabını verecekler. Bu dünyada olmasa dar-ı bekada mutlaka..

  72. ha ayrıca,Türkiye kuruldugundan beri en fazla büyüme Atatürk zamanında olmuştur,o malları üzerine geçirmesinin sebebi ülke için daha verimli kullanabilmekti ve faydasını da gördü en fazla büyüme oranı ile,o malları ülke faydası için üzerine geçirdiğinin en büyük delilide devlete bırakmasıdır mallarını

    • Demekki tayyip de üzerine geçirsin malları daha verimli işletir. Körlük böyle bir şey işte. Sen devletin başısın zaten verimli yönetmek zorundasın.

  73. Atatürk ülkeyi kurtardı,cumhuriyeti kurdu,sizin vahdettin gibi ingiliz kıçı yalamadı,ingiliz muhipler cemiyetine üye değil idi vahdettin gibi.Mal varlığı konusuna gelince az bile almış,hani osmanlıcısınız ya hatırlatırım osmanlıda koskoca devlet padişahın malı sayılıyordu ama bunu gormezsınız cunkı sız yobazlar abd-ısraıl mandacılıgını savunan haysıyetsızlerde ahlak yok 😉 ,padısahların servetleırının yanında Atatürk’ün serveti hiçtir,keşke daha ççok edınseymıs neden o kadar az almıs kı paşam 😦 ayrıca Atatürk malvarlıgını devlete bırakmıstır,sızın taptıgınız tayyıp erdogan ve aılesının bu mılletten calıp bırkac mılyar dolara kadar cıkan malvarlıgını devlete bırakacak mı? erbakan erbakan dıyordunuz kayıp trılyon hırsızı erbakanın cocuklarının mıras kavgasına butun turkıye kıcıyla guldu 😀

    • bizi ne M. Kemal kurtarmıştır ve ne de kurtarılmış birşey var. Aksine, birçok şeyi kaybetmişiz.
      Örneğin Islam’ın öngördüğü Hilafet makamını, Rabbimizin emrettiği Şeriat’ı, yazımızı, kültürümüzü, tarihimizi,bize ait olan ve Lozan’da düşmanlarımıza bırakılan eski topraklarımızı, Ezan’ı (ki Adnan Menderes yine okunmasını sağlamıştır) vs.Türkiye’de çoğunluğun mezhep Imamı olan, Imam-ı Azam Ebu Hanife (radıyallahu anh) Şeriat hakkında şöyle der:
      Bir kimse: “Gel beraber gidip Şeriat’a danışalım” derse öteki kişi de “Gitmem,” derse kâfir olur. Çünkü Şeriat’ı reddetmiş oluyor.
      Yine bir kimse: “Şeriat ve benzeri müesseselerin bana bir faydası yoktur, bana şeriatın hükmü geçmez,”derse kâfir olur.
      “El-Muhît” adlı kitapta yazıldığına göre, bir kimsenin yanında Şeriat’tan bahsedilse ve bilerek bu söze karşıgelirse, yahut hakaret için çirkin bir ses çıkarsa, yahut bu Şeriat kötüdür, derse kâfir olur.”
      (Fıkh-ı Ekber Şerhi – Aliyyül Kari (rh.a) Şerh etmiştir.)
      NOT: Ayetlerden neyin kastedildiğini daha iyi anlayabilmek için Ehl-i Sünnet alimlerinin tefsirlerine
      bakılmalıdır. Örneğin Elmalılı Hamdi Yazır, Ömer Nasuhi Bilmen veya Imam Kurtubi’nin tefsirlerine bakılabilir.
      Bazı küfürbaz kemalistler, “ülkeyi kaosa sürüklemek ve Türkiye’yi yıkmak istiyorsunuz” diyorlar… Sanki
      Rusya’da komünizm bitince Devlet yıkıldı. Tam aksine, süper güç oldular.
      Devlet; halkın siyaset aynasındaki görüntüsüdür. Halkın inancına, adetine, an’anesine, kitabına aykırı bir
      devlet, halkın devleti değildir…
      Peki nedir?
      Halktan olmayan ancak halkın inancına aykırı kanunlar dayatan bir çetedir. Yani, bizim amacımız devleti
      yıkmak değil, halkın aynasındaki görüntü olması gereken devleti; zorla, cebren, zulüm ile kendi ilkelerine
      zincirlele bağlayan çeteyi yıkmaktır.

      ——-CUMHURİYET’İN İLÂN ŞEKLİ——-
      (Gazeteciler ve Istiklâl Harbi’nde birinci derecede vazife görmüş olanlar dahi sabahleyin top sesleriyle
      uyandıktan sonra Cumhuriyetin ilân olduğunu öğrenmişler, çünkü M. Kemal’in Saltanat ve Hilafeti kendine
      almak istemesini engelleyen bizzat Istiklâl Harbi’nin önde gelen Paşalarıdır. Bu sefer Cumhurbaşkanı olmayı
      kafasına koymuş, bu da engellenir şüphesiyle onlara haber vermeden, `diktatörvari´ bir şekilde Cumhuriyet
      adı altında şahsî Saltanatını kurmuş.)
      ***
      Kâzım Karabekir’in hatıralarından okuyalım …
      30 Ekim sabahı, Bahriye müfrezesi komutanı Kâzım Karabekir’e Ankara’dan açık bir telgrafın geldiğini, bu
      telgrafta Cumhuriyet’in ilan olunduğunu, bu nedenle yüz pare top atılmasının istendiğini bildirir. (…)
      Vali Hazım Bey (Tepeytran) haberi şaşkınlıkla karşılar. Valinin Cumhuriyet’in ilânından haberi yoktur.
      Karabekir, hem şaşırmış hem kırılmıştır. Bu duygularını şöyle dile getirir:
      “Ben hem mebus (Milletvekili) ve hem de bir ordu kumandanı olduğum halde bana da kimse birşey
      bildirmemişti. Bu vaziyet haklı olarak halkı da orduyu da telâş ve endişeye düşürdü. Daha dün yüreklerine
      ferahlık verdiğim zatlar benden bu şeklin mânâsını soruyorlardı. Bu vaziyette tabii Cumhuriyet’in ilânını ertesi
      günü dahi kutlayamadık. (…)
      Karabekir, Cumhuriyet’in ilânını Trabzon’da Bahriye müfreze kumandanlığından haberi almasından yakınır.
      Ve Başkomutan M. Kemal Paşa’yı şöyle eleştirir:
      “İstiklâl Harbi’nin tehlikeli günlerinde sonuna kadar feragat, fedakâr arkadaşlarının rey ve irşadına ihtiyaç
      gösteren M. Kemal Paşa artık muzaffer bir başkomutan sıfatıyla maiyet komutanlarına Cumhuriyeti `dikte´
      ettirmiştir. Eski arkadaşlarının rakip olabileceği endişesi ile sui şahsiyetler icadı da lâzım gelmişti; bunun için
      eski arkadaşlarını kötülemek lâzımdı. Bunu da hakkıyla yapmıştır.”
      Kâzım Karabekir, 5 Kasım günü vapurla Trabzon’dan ayrılır. Vapur 9 Kasım günü İstanbul’da olacaktır. Vapur
      kaptanı yolda emir almıştır. Vapur, bir gün sonra İstanbul’da demirleyecektir.
      Karabekir, bu gecikmenin nedenini halkın kendisini karşılamasına engel olunması biçiminde yorumlar.
      “10 Kasım sabahı vapurumuz Boğaz’a girdi. Kavak’ta ayrı ayrı istikametlerde Rauf Bey ve Refet Paşa ve
      İstanbul gazete muhabirleri vapurumuza çıktılar. Her biri bir sual soruyor, beni arkadaşlarımla görüşmeye ve
      beş yıldan beri görmediğim şirin yerlerimizi seyr etmeye fırsat vermiyorlardı. Endişeleri Cumhuriyet’in ilân
      şeklinden doğuyordu.
      Bir sabah top sesleriyle endişe ile uyandık. Meğer Cumhuriyet ilân oluyormuş. Ankara’dan gelen haberler M.
      Kemal Paşa’nın yeni toplandığı bir muhit ile tam bir `diktatörlüğe´ gittiğidir. Millî hâkimiyet yerine `şahsî
      hükümranlık´ kurulmuştur, istiklâlimizi kurtaranlar hürriyetimizi boğacaklar mıydı? (…)
      Rauf Bey ile Refet Paşa’dan öğrendiğimde Cumhuriyet `adı altında şahsî saltanat´ kurulmuş olduğu ve halk
      ve matbuanın (basının) da kurtuldukları bir istibdattan (despotluktan) diğer bir yenisine düştüklerinden feryat
      ettikleridir.
      Istiklâl Harbi’nde `Birinci derecede vazife´ görmüş bu arkadaşlar dahi sabahleyin top sesleriyle uyandıktan
      sonra Cumhuriyetin ilân olduğunu öğrenmişlerdir. M. Kemal Paşa, mefkuresi (ideali) olan hilâfet ve saltanat
      makamına geçmesini arkadaşlarının önlediğini görünce Cumhurreisliğine (Cumhurbaskanlığına) de mani
      olacakları endişesi ile işi sert bir kapatma suretiyle Millet Meclisi’nin daha vahim ciheti de kayd-ı hayat şartı
      ile mevkiinde kalabilmek için eski arkadaşlarını Cumhuriyet aleyhtarı ve padişah taraftarı göstermesidir.”
      Öğle üzeri vapur Galata rıhtımına yanaşır. Rıhtımda kalabalık bir halk ve halkın önünde de resmî görevliler
      Karabekir’i karşılamaktadır. Halk, Karabekir’i coşkun gösterilerle kalacağı yer olan bugün İstanbul
      Üniversitesi’nin bulunduğu Harbiye Nezareti’nin dış kapısındaki köşke kadar getirir.
      **********
      KAYNAK:
      Kâzım Karabekir, Kâzım Karabekir Anlatıyor, Yayına Hazırlayan: Uğur Mumcu, Tekin Yayınevi, Ankara 1993,
      sayfa 107 – 113.

      ——-VAHDETTİN——–

      BANA MİLLİ MÜCADELE İLHAMINI SİZ VERDİNİZ!
      Mustafa Kemal’in Osmanlı Padişahı Vahdettin’e Havza’dan çektiği 14 Haziran 1919 tarihli telgraf belgesinde yazılanlar:

      “ Padişahlık makamına! Padişahım, memleketin bugün uğradığı felaketler ve büyük tehlike karşısında ancak şahsınız başta olmak üzere milli mukaddes bir bulunmasını vatan , devlet ve milletin istiklalini hanedanı altı buçuk asırlık yaşanmış tarihi kurtarabilir. Her tarafta bu görüş ve düşünce vardır. Son kez olarak huzurunuza kabul olunduğumda İzmir’de yaşanan üzücü olaydan (16 Mayıs 1919 günü Yunanlılar tarafından işgaledilmesi üzerine) pek hüzünlü olan kalbiniz bu noktayı ilhamatı (bana mücadele ilhamı vermiş olmanızı) bu anda dahi canlı olarak hatırlarım. Şahsınızın görüşlerinden ilham alarak azimiman ile vazifeme devam ediyorum. Anadolu vilayet ve kazalarına ve hududboylarına kadar milli mücadele düşüncesinin bütün kumandanlarda ve memurlarınhissiyatında ve çalışmalarında var olduğunu gördüm. İSTANBUL’DA İKEN BU GERÇEKLERİN FARKINDA DEĞİLDİM Sonuç olarak açık bir surette ortaya çıkıyorki millet baştan aşağı uyanık olup milletin ve devletin istiklali ve salatan ve hilafetin hukukunu korumak için güçlü bir azim ve iman ile güçlenmiş bulunuyor. İstanbul’da ikenmilletin bu kadar kuvvetli ve kısa zamanda felaketlerden bu derece haberdar vehazırlıklı olduğunu hayal edemiyordum”.

      Mustafa KemalPaşa’nın kaleminden çıkan ve İradei milliye gazetesinde yayınlanan bu telgrafışığında bilinen resmi tarihin 19 mayıs ile ilgili görüşlerinin esastandeğişmesi gerekir. Mustafa Kemal Paşa’nın 14 Haziran’da Havza’dan İstanbul’aPadişah Vahdettin’e çektiği telgraf metnini aradan geçen 3 ay sonra Sivas Kongresinin sona ermesi ile birlikte İradei Milliye gazetesinde yayınlatarak dünya kamuoyuna önemli ve anlamlı birmesaj aynı zamanda tarihi gerçeklerin de bilinmesi için not düşmüştür.
      Bahsi geçen İradei milliye gazetesi arşivini bularak yayınlayan bilim adamlarına da teşekkür ederiz.

      ha ayrıca yeni ezberler edin kendine bunlar bayatladı artık.

      • Sen şeriat istiyorsan suudi arabistana gidebilirsin hatta senin gibi düşünenlerin alayını alıp gidebilirsin biz Cumhuriyetimizden memnunuz

      • Öncelikle şunu bilmelisin ki kimin kafir olacağını imamlar tayin edemez, islama hıristiyanlıktaki aforoz sistemini sokmaya çalışmak çok büyük gaflettir.
        Gelelim diğer iddialara, kaybetmiş olduğunuz şeyler yani islami yaşam biçiminin ortaya çıkardığı nitelikler, günümüzde varlığını sürdürebilen bir çok kişinin rahatça ve özgürce kullandıkları yaşam biçimleridir.
        Halifelik zatane bitmiş bir makamdı. Saltanat sahibi padişah milli mücadeleye ne kattı. Arapça yazı mı bizim öz kültürümüzdü. Kaldırılmadan önce toplumun yüzde kaçı bu yazı şekline hakimdi. Lozanda kime hangi toprağı bıraktık. Zaten adamlar osmanlı devletinin son zamanlarında memleketi parçalamıştı.
        Yani millet yese aslında birinci dünya savaşı olmadı mustafa kemal diye bir adam çıktı ülkeyi perişan etti, meleketi dinsiz yaptı diyeceksin. Hayret doğrusu…

        • Doğrucu !
          Hiç tarih okumadığın belli.Adalar, Kıbrıs,Mısır,Libya,Musul,Kerkük,Sudan bu anlaşmayla terk edilmiştir.Azcık oku be…Kimsenin Cumhuriyetle derdi yok amma hiç olmazsa kayıplarımızı da bilelim.işkembeden atmakla olmuyor…

  74. Mustafa Kemal bir askerdi. Hic bir ticareti olmayan cocukken karga kovalayan fakir kemal bu kadar serveti nereden edindi? Buna cevap vermek yerine kufur ediyorlar. Tipik gerizekali kemalist ornegi. Neymis sonradan millete bagislamis mis. Onu sormuyoruz ki. Erdogan’in serveti Kemalin servetinin yaninda devede kulak
    Haa millete verdi diyorsunuz hani netede? Is bankasi milletin mi? Yokss Kemalci CHP pisliginin mi

    • Mustafa Kemal ATATÜRK 1881 yılından bu yana Şerefli Türk Askeriyidi, Serveti ise …Çanakkale savaşı Kurtuluş Savaşı ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ olmuştur….Ümet beyinli senin ve senin gibi gerici zihniyet ATATÜRK’Ü 92 Yıldır anlaymadı anlaymayacaklar…Makarna beyinliler için bir daha yazalım .. ..ATATÜRK’ün mal varlığı Ülkeye örnek olmak amaçlıydı ..maderin Çiftlik projesi Moderin, Havancılık projesi senin anlayacağın,Moderin ve Çağdaş Milli kalkınma projeleriydi…ATATÜRK’ün bu maları Şahsında gözükmesinin tek sebebi senin gibi koyunlara örnek olmaktı….Yanı muhasır medeniyetler seviyesine gelmek için Çağa uygun projeler üretmek,ve bir çok şeyleri kendisi tecürbe ederek yaşayarak vatandaşa örnek olmak istemiştir…..ATATÜRK Orman çiftlğı hariç diger taşınmaz Mal varlıkları ATATÜRK’E verilen hediyedir o da bu taşımazları bulunduğı İlerde vatandaşa örnek proje olarak sunmuştur kısaca özeti budur..Ümet kardeşim..bir az araştır geçekleri göreceksin….Sana tavsiyem gerici ve yobaz kalma bu çağda okur yazarlığnda varken…

  75. Size diyecek söz yok. Mal varlığı iyi olabilir , senin başbakanın gibi çala çala bu hale gelmedi! Peki bu mal varlığını ne yaptı? Mezara mi götürdü? Hepsini bağışladı. Senin gibi ATATÜRK Düşmanları böyle oldukça Kemalistler herzaman bir adım daha önde olacak!

  76. Siktirin gidin ya mal mal şeyler yazıyosunuz sanki başbakan bozuntusu çok az maaş alıyo adam devleti sömürüyo siz gelmişsiniz ATATÜRK’e laf atıyosunuz siz önce kendi çevrenize bakın sonra gelin burda konuşun

  77. Sayın admin,

    Gördüğüm kadarıyla bu site tamamen KARŞI DEVRİM VE KARA PROPAGANDA AMAÇLI YAPILMIŞ.

    Atatürk’ün mal varlığı konusundaki gerçekleri TBMM arşivinden elde edebileceğiniz gibi aşağıdaki linkten de öğrenebilirsiniz. “Öğrenebilirsiniz” diyorum zira kafanız basmasa da Selçuk Üniversitesince yapılmış akademik bir çalışma.
    http://www.turkiyat.selcuk.edu.tr/pdfdergi/s26/155-192.pdf

    Ama bir gerçek daha var ki onu da yazmadan edemeyeceğim;

    Atatürk’ün MAL(!) varlığını eksik yazmışsınız. Zira, o MAL varlığına bu siteyi yapanları da eklerseniz tam olacak.
    Atam diğer mal varlıklarını Türk milletine bağışlamış ama son bahsettiğim mal’ları Türk milletinin bir ferdi olarak ve atamın affına sığınarak Reddi Miras ediyorum.

    • Anlayamadığın ve de anlamak istemediğin mal varlığı TBMM kayıtlarından ve kişinin sağlığındaki kayıtlardır.kendisinin itiraz etmediğine siz MALların
      itiraz etmesine anlam veremiyorum…

  78. ATAMIZI kötülemek için herşeyi yapmış burada fakat istediği olmayacak hepsini devlete bağışladı ona rağmen neyi kendisi için kullandı acaba? Türkiye kalkınsın diye herşeyi yaptı adam ama siz nankörler bunu kabullenemiyorsunuz

    • Kimseye bir minnet borcumuz yok.olayları dedelerimiz yaşadı ve bedelini ödediler.bizim derdimiz onun bunun malı mülkünden ziyade, bir takım gerçeklerin ortaya çıkmasıdır.kimse o olayları tekrar yaşamaya imkanı yoktur amma bir Hind müslümanlarının kurtuluş savaşında gönderdikleri paraların akibetin de sormayalım mı.?

  79. BEHNUR …….. ATAMIZ SİZİN GİBİ KAHBE EVLATLARI GÖRSEYDİ ŞİMDİ KAHRINDAN …. SİZİ…NANKÖR…KURULARI SİZİ…SİZİN BEN TAAA KAHBE EVLATLARI.. BU GÜNLERİ KİME BORÇLUSUNUZ LAN ERMENİ DÖLLERİ SİZİ…. ATATÜRK OLMASAYDI ANALARINI

    EDIT:Küfür
    Sakin ol şampiyon
    Kolomb olmasaydı Amerika keşfedilemeyecekti..İşte kemalcilerin ZEKA düzeyi 🙂

  80. tayyip beyin mal varlığı belediye başkanı olmadan önce 75 m2 kasımpaşada bir evi babadan deden kalma tarla varsa onlar birde rami toptancılar sitesinde olsun 100 m2 dükkan bunu ülker grubu güzel bir paraya devren aldı akabinde oğluşuna gemicikler akrebalarından düne kadar birini biliyorum sigara alacak parası yokken şimdi 4×4 jeep e biniyor ve şu an belediye de ki temizlik şirketinin başındaymış diğer gemiciği söylemiyorum kızının güzel bir maaş ile çalışması tayyip beyi ilk tanıdığımızda doğru dürüst belediye başkanıydı cezaevine gittiğinde eşlik etmiştim dönerkende o zaman adam dı delikanlıydı ama şimdi insanları kendi insanlarını sattı hepsini sırtından vurdu şehit olan yüzlerce insanı görmemezlikten geldi müslümanım dedi herkez yedi yemeye de devam ediyor düşmanımızla kardeş oldu sözde bop başkanı terörist ile pazarlığa bile oturdu ne o artık tayyip bey bizim başbakanımız değil peki bunları yaptın hadi kendini düşünmedin senin eşin var çoluğun çocuğun var bunların hesabını siz indikten sonra sormayacaklarınımı sanıyorsun tayyip bey sen insanlara nasıl zulüm ettiysen bunlarda sana hesap soracaklar aldığının fazlasını alacaklar senden yazık eskiden olsa üzülürdüm ama zere kadar üzülmüyorum artık bencil sonradan görme brisi oldun yazı ben inançlıyım sizin gibi politika yapmıyorum ALLAH BELANIZI VERSİN SİZİN VE SİZİN YANDAŞLARINIZIN dürüst olsaydın herkes yanında olurdu ATATÜRK HER ZAMAN DÜRÜSTÜ HALKINA teröristlerle birlikte olmadı ülkesini satmadı herkez halen onun yanında sende dürüst ol bu insanlar senin yanında olsun avrupa birliğini yerim orta doğu birliğ kurun çok mecburmuyuz onlar bize mecbur ama korku işe ABD korkusu iran rusya çin neden korkmuyor sende yatırımını yap silah olarak senden de korksunlar ABD İNGİLİZLER

  81. Tayyipinki ne demeli? Ya Cami imamlığından bugüne gelen Fetullaha? Tayyip efendi ekmeği borca alırken şimdi dünyanın ilk 100 zengini listesinde boy göstermeyi nasıl başarmış acaba? Oğlunun gemicikleriyle heralde 🙂

  82. bazı şerefsizlerin mal varlığının yanında lafı bile olmaz mustafa kemal atatürk ün mal varlığının.. mustafa kemal bir ülkeyi kurtardı, sınırlarımızı çizdi, bu topraklarda yaşayan insanların başka ülkelerin sömürgesi, kölesi olmaktan kurtardı.. Onun mal varlığı türkiye cumhuriyetinin mal varlığıydı… Peki bu ülkede bürokratlık yapmış ve hala yapmakta olan karaktersiz hırsızların mal varlıkları???

  83. helal olsun Ata’ya,o bizi Yunan hizmetçisi,Ermeni kölesi,Fransız uşağı,İngiliz kulu,Amerikan…
    Sayamıyorum bile birçok millettin köleliğinden kurtardı,seni ONUN BUNUN ÇOCUĞU OLMAKTA KURTARDI.Ama hala ona hakaret ediyor suçluyorsunuz ama bakınız suçları nelerdir? http://www.youtube.com/watch?v=wsUfCxgERHE KIZA EDİT BÜYÜME %98(REEL),%101(ÜRETİM HACMİ)

  84. BAKALIM SİZİN PENTEGONLU HOCA KİME BIRAKACAKONUN DA ÇOCUKLAI YOK.BENCE VATANI AMERİKALILARA BIRAKACAK

  85. İsmail CEM‘ “Türkiye’nin Geri Kalmışlığının Tarihi”. Ismail Cem ocak 2007 de olmustu. En enteresan olan kitabini oldukten sonra yazmis. Kitabinin nesriyat tarihi 2008.
    Ataturk’un zengin oldugunu, onun devrini yasamis kimse olarak yaziyorum, hepimiz bilirdik. Zaten o mevkiye gelenlerin hepsi zengindir, varliklidir. Ataturk, alninin teriyle, en fazla para kazanan generaldi, Perapalas’ta otururdu. Kaldigi oda muze olarak duruyor. Isteyen gider gorur. Bugun hangi generalin Perapalas’ta kalmaya gucu yeter? Biri mal varligini sisirerek tekrar yazmis, digerleri birbirlerinden kopya etmisler. Bunlardan biri Zaman gazetesi muhabirinin 10 haziran 2012 de Zaman’da cikan “Ataturk’un Mal Varligi” yazisi. Ardindanda “Nasil olsa olecekti, varligini coluk cocugu olmadigi icin millete birakti” diyor. Yani bir nev’i Robin Hood olmus. .

  86. YUKARIDA UTANMADAN VARİSİ OLMADIĞINI YAZMIŞ MÜNAFIKLAR… KEMAL ATATÜRK’ÜN EVLATLIKLARI YOKMUYDU..? ÖZ BE ÖZ KARDEŞİ MAKBULE ATADAN HANIM YOKMUYDU..? HİÇ KİMSESİ OLMASA KIZ KARDEŞİ MAKBULE HANIM’A KALIRDI MAL VARLIĞI… AMA O MİLLETE,DEVLETE BAĞIŞLADI MAL VARLIĞINI .. BİR DE “KENDİSİ İÇİN İŞ BANKASINI KURDURDU” DİYE YAZMIŞLAR.. ŞU CEMAATÇI,ŞERİATÇI TAKIMI KADAR YALANCISI YOK… ARLANMAZ,UTANMAZ HERİFLER…

    • bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp demişler.bu belgeler devletin arşivinden alınmış bilgiler.burada mal varlığı değil nasıl edindiği söz konusudur.kimisi örnek olarak kurmuş diyor tamam da mülkü üzerine almadan da yapılabilr bu yatırımlar.mülkü üzerine alırsan ,o zaman nasıl edindiğini de belgelemen gerekmez mi.bu herkes için geçerli kuraldır…

  87. Atatürk’ün kendi parasıyla kurduğu 15 çiftliği var yukarıda yazılanlar bu çiftliklerin dökümü büyük oranda. Koyunlar, meyve bahçeleri, ağıllar, anbar, fabrikalar hepsi çiftliklerin içinde.Alt alta yazınca çok büyük mal varlığı gibi duruyor ama değil. Zaten 1937 yılında sağlığında hepsini halka bağışladı.

  88. Vay arkadaş ülkenin yarısını tapulamış,züğürt ağa.Erdoğan’ın oğlu ortak gemi almış diye çemkirenler hiçbir ticari faaliyeti olmayan KeMAL bunca malı nereden almış?

    • kesin naylon faturacıdır, oradan götürmüştür malı…Dinsiz gözüyle baktığınız bazıları sizden daha müslüman olabilir, dikkat edin…

    • Ulan yorum yazmayayim diyodum ama dayanamadim. Burdan yazanlara inanan gerizekalilara iki sey soruyorum. Madem sehitler kazandirdi bize vatanimizi.. peki be a.q salaklari adalari yemeni musulu misiri balkanlari ksybettigimizde nerdeydi bu sehitlerde ataturk savastayken geldiler? Ikinci soru su hersey inaniyorsun ya senin yeni ceddini ermeni yunan kopekler sikti desem bunada inancan mi? Hadi inan a.q

  89. LAN Bİ ..edit..GİDİN AMKDM MALLARI...edit.. ZIRVALAR UYDURUP KARALAMA YAPIYOSUNUZ KİME HİZMET EDİYOSUNUZ ..edit.. ÇOCUKLARI SİZİ.
    *EDIT:Küfür

  90. mezara mı götürdü hepsini bağışladı işte senin hocan gibi onun bunun zimmetine mi geçirdi de arkasından millet paylaşma kavgasına mı düştü?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s